Gölgenin İhaneti kitap kapağı

3. bölüm / 6

BÖLÜM 3: Yeni Düzen, Gizli İttifak ve Sabahın Ayazı

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: BÖLÜM 3: Yeni Düzen, Gizli İttifak ve Sabahın Ayazı

​BÖLÜM 3: Yeni Düzen, Gizli İttifak ve Sabahın Ayazı
​Gecenin o zehirli karanlığı yavaş yavaş yerini gri, sisli ve dondurucu bir sabaha bırakırken, binanın içindeki hava da dışarısı kadar kasvetliydi. Sığınağın kalın, kadife perdeleri dışarıdaki güneş ışığının tek bir zerresini bile içeri sızdırmıyordu. Ancak içerideki gerilim, ışığa ihtiyaç duymayacak kadar parlak ve keskin bir şekilde hissediliyordu.
​Alt katta, mutfak bölümünde Minju ve Wonhee sessizlik içinde günün ilk hazırlıklarını yapıyordu. Minju, ellerini porselen bir tepsinin üzerine koymuş, masanın tahta yüzeyine bakarak derin düşüncelere dalmıştı. Wonhee ise dolaptan çıkardığı özel mühürlü şişeleri masaya diziyor, her birinin üzerindeki eski vampir mührünü titizlikle kontrol ediyordu.
​"Bunları içmek zorunda kalacaklar," dedi Wonhee, sesinde çocuksu bir tatlılıkla ama gözlerindeki o derin ciddiyetle. "Özellikle o öfkeli olan… Jay miydi adı? Tam bir baş belası."
​Minju hafifçe gülümserken başını salladı. "Baş belası olmaları normal, Wonhee. Yıllardır Konsey’in ölüm mangalarından kaçıyorlar ve birdenbire kendilerini bizim ellerimizde, üstelik en güvendikleri kişinin ihanetiyle yüzleşmiş halde buldular. Güvenlerini kazanmak kolay olmayacak."
​"Güven kazanmak mı?" dedi Moka, elindeki haritalarla mutfağa girerken. "Biz buraya onlara arkadaşlık etmeye gelmedik. Anlaşma neyi gerektiriyorsa onu yapıyoruz. Heeseung bize o mühürlü kapının anahtarını verene kadar, bu altı vampir bizim gözetimimiz altında birer mahkumdan farksız."
​Bu sırada, üst kattaki geniş odada durum tamamen farklı bir fırtınaya gebeydi. Altı vampir, ortadaki uzun masanın etrafında halka olmuş, dışarıdan kimsenin duyamayacağı kadar alçak ama bir o kadar zehirli bir ses tonuyla durum masası kuruyordu.
​"Ona bir saniye bile daha inanmamı beklemeyin," dedi Jay, odanın içinde bir kafesteki kurt gibi sinirle adımlarken. Yumruklarını öyle bir sıkıyordu ki, tırnakları avuç içine batmak üzereydi. "Heeseung bizi sattı. Yıllardır klanın lideri olmanın verdiği o soğuk kibirle, bizzat bizim başımızı o kızların kucağına kendi elleriyle bıraktı. Onu ilk gördüğüm yerde hesapsızca boğacağım."
​"Sakin ol Jay!" dedi Jungwon, sesindeki o otoriter tonla odadaki dalgalanmayı bastırmaya çalışarak. Ancak Jungwon’un yüzündeki o sert çizgiler, onun da içeride en az Jay kadar öfkeli ve hayal kırıklığına uğramış olduğunu ele veriyordu. "Öfkeyle hareket edersek, o kızların tam da istediği şeyi yapmış oluruz. Heeseung aptal değil. Dün gece gözlerindeki o ifadeyi gördünüz mü? Orada bir plan vardı, bir zorunluluk vardı."
​Sunoo, oturduğu köşede dizlerini kendine çekmiş, elleriyle kollarını sararak hafifçe sallanıyordu. Sesindeki o kırgınlık, odadaki tüm o agresif enerjinin ortasında adeta yankılandı: "Bizi korumak istediğini söylüyor… Ama bunun bedeli bize olan güvenimizi yok etmek mi olmalıydı? Artık yüzüne baktığımda kimi göreceğimi bilmiyorum. O bizim abimizdi."
​Sunghoon, kollarını göğsünde kavuşturmuş, pencerenin demir parmaklıklarının arkasından dışarıdaki sisli sokağı inceliyordu. Yüzünde en ufak bir duygu belirtisi yoktu; zihni ise bir saat gibi tıkır tıkır çalışıyordu. "Sunoo haklı olabilir, ama duygulara kapılma lüksümüz yok," dedi Sunghoon, soğuk ve net bir sesle. "Heeseung’ın o kızlarla ne kadarlık bir anlaşma yaptığını çözmeliyiz. O kızlar normal vampirler değil. 'ILLIT' dedikleri o isim, yeraltı dünyasında bile sadece efsanelerde geçen bir klan. Onların elinde Heeseung’ı bu kadar boyun eğmeye zorlayan çok büyük bir koz olmalı."
​"Koz mu?" dedi Ni-ki, alaylı bir gülümsemeyle öne atılarak. "O halde o kozu bulur, ellerinden alır ve bu sığınaktan kafamızı dik tutarak çıkarız. O kızların kurallarına göre oynamak zorunda değiliz."
​"Ya o kızlar Heeseung'dan daha tehlikeliyse?" diye sordu Jake, sessizliğini bozarak. "Dün gece o kızın — Iroha'nın — arkamda nasıl bittiğini hissettim bile. Göz açıp kapayıncaya kadar… Normal bir vampirin hızı değildi o. Eğer o kızlar isterse, bu odadan canlı çıkamayız."
​O sırada, alt kattan gelen hafif adımların sesi merdivenlerden yukarıya doğru yayıldı. Herkes anında sus pus oldu. Kapı hafifçe tıkurdatıldı ve Moka’nın sakin sesi kapının aralığından içeri süzüldü:
​"Kahvaltı ve günlük ihtiyaçlar hazır. Aşağıda fısıldaşmaya devam edebilirsiniz ama sesiniz koridora kadar geliyor."
​Kapı tekrar kapandığında, altı vampir birbirine baktı. Jungwon derin bir nefes aldı ve kapıya doğru bir adım attı. "Gidiyoruz," dedi, sesindeki karar kesindi. "Aşağı inip kuralları dinleyeceğiz. Ama bu, boyun eğdiğimiz anlamına gelmez. Sadece oyunun kurallarını öğreniyoruz."
​Merdivenlerden inerken üzerlerindeki o gergin atmosfer, alt kattaki geniş salona adeta bir sis tabakası gibi yayıldı. Masanın etrafında toplanmış olan beş kız, onları son derece sakin bir şekilde bekliyordu. Yunah, elindeki porselen fincanı masaya bırakıp başını kaldırdı ve doğrudan Jungwon’un gözlerinin içine baktı.
​"Sonunda inebildiniz," dedi Yunah, hafif bir gülümsemeyle. "Ayakta kalmak yerine masaya oturun. Çünkü konuşmamız gereken çok şey var. Yeni düzeniniz bugünden itibaren başlıyor."
​

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

11okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…