2. bölüm / 4
Gölgelerin Yükselişi1. Bölüm
Bölümler 4Şu an: 1. Bölüm
- 1 ~GİRİŞ~332 kelime
- 2 1. Bölüm1.668 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 2.Bölüm517 kelime
- 4 3. Bölüm1.992 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
~Her Şeyin Başlangıcı~
1. Bölüm
Alarmım her zamanki gibi beni okula kaldırmak için deli gibi çalıyordu. Bugün uyanıp da okula hiç gidesim yoktu. Elimi uzatıp alarmı kapatmayı denedim ama bir türlü yetişemiyordum. Neden okular bu kadar erken başlamak zorundaydı?
Bugün çok uykum vardı çünkü dün okuldan gelişimle beraber bugün olan matematik sınavına çalışmıştım. Ne kadar matematik bilsem de o kadar çok konu vardı ki, hiçbiri yetişmiyordu.
Acaba liseye geçtiğimde napıcaktım hiç bir fikrim yoktu. Sadece son sınav olduğu için sevinebiliyordum. Düşüncelere daldığımı fark ederek kendimi var gücümle yataktan kaldırdım.
Hiç bir yer göremiyordum. Koyu kahverengi saçlarım yüzümü ve boğazıma adeta beni boğmak istiyormuş gibi dolanmışlardı. Bana kalsa şimdiye kadar saçlarımı çoktan kesmiştim ama annem saçlarımı örmesini, saçlarımı sevmeyi çok seviyordu bu yüzden anneme saçlarımı kesme konusunu bile açmamıştım. Üzülmesini istemiyordum.
Düşüncelerden sıyrılıp zar zor yürüyerek banyoya doğru yol aldım. Yüzümü güzelce soğuk su serptim. Soğuk su iyi gelmişti. Son olarak yüzümü kurulayarak aynaya baktım. Gerçekten çok kötü görünüyordum. Koyu kahverengi saçlarım karışmışlardı kahve rengi gözlerimin içi uykusuzluktan kızarmıştı. Daha fazla bu görüntüye dayanamayarak banyodan hızlı adımlarla odama doğru ilerledim.
Her zamanki gibi düz gri rengi olan minik kısa okul eteğimi okul eteğimin üstünede okul gömleğimi geçirip mutfağa sakin adımlarla ilerledim. Muhtemelen annem çoktan uyanıp bana yemek yapmaya başlamıştı. Mutfaktan mis gibi kokular geliyordu. Tahmin ettiğim gibi annem uyanmış, marifetlerini çoktan göstermeye başlamıştı. Annem her zamanki gibi tezgahın önünde gökten düşmüş bir melek gibi duruyordu.Benimkine kıyasla tam tersi olan açık sarı saçları belinden aşağı düşüyordu mavi gözlerinin içinde adeta binlerce yıldız parıldıyordu. Her zaman annemin genlerine ne kadar çekmek isterdim o güneş gibi olan saçlarına. Gökyüzündeki bütün yıldızları içine toplamış gibi olan gözlerine...
Yanına sakin adımlarla ilerledim. Benim geldiğimi fark etmiş olmalı ki benden tarafa yüzünü dönerek her zaman yüzünü aydınlatan gülümsemesiyle "günaydın" deyip yanağımdan öptü. Ben de aynısını tekrarlayıp "günaydın" dedim. Annem yemeği göstererek "hazır neredeyse bitmek üzere" dedi ona kafa sallayıp masaya oturdum yemeğe bakmama gerek bile yoktu kokusundan çoktan kaşarlı yumurtalı kıyma yaptığını anlamıştım bile.
Kokusu bütün mutfağı sarmıştı. Annem bir kaç dakika sonra yemeği önüme koydu. İştahla yemeğe baktım sanırım birazcık yemek yemesini seviyordum! İştahla yemeğimi yerken bir yandan da telefondan saate baktım son 10 dakikam kalmıştı. Hızlı hızlı yemeğimi yiyerek dişlerimi fırçalamak için lavaboya koştum hemen fırçaladıktan sonra karışam saçlarımı tarayarak kenarlarından çıkmamasını dikkat ederek topladım. Telefondaki saate tekrar baktım son 3 dakikam kalmıştı koşarak annemin yanağına minik bir öpücük kondurdup ayakkabılarımı alarak kapıya doğru ilerledim. Tam çıkacakken annem arkamdan seslendi "dikkatli ol Lena" anneme kafa sallayarak evden koşrak çıktım.
Saate bir kez daha baktım son 2 dakikam kalmıştı. Koşmak zorundaydım çünkü burası fakir ve çoğunlukla kimsenin olmadığı bir mahalle olduğundan bizim olduğumuz mahalleye durak yapmayı bile düsünmemişlerdi.
Var gücümle koşmaya başladım. Artık bacaklarımı hissetmiyordum. Ama tam zamanında yetişmiştim arabaya hızlı adımlarla binerek nefesimi düzenlemeye çalışarak koltuklardan birine oturdum.
...
Okula sonunda varmıştım. Benimle aynı otobüste okula gelen arkadaşım olmadığından hiç beklemeden hızlı adımlarla sınıfa çıktım. Muhtemelen matematikle alakası olmayanlar bile matematik sınavına çalışıyordu. Sınav 3. ders olacaktı.
Sınıfa sonunda varmıştım. Tahmin ettiğim gibi herkes sınava çalışıyordu. Çantamı sırama koyarak diğer arkadaşlarımla günaydınlaştıktan sonra Nora, Emy, Emer'ın toplandığı sıraya doğru ileledim. Hepsi bir soruya deli gibi odaklanmış beni bile fark etmemişlerdi. Noranın yanında durdum. Beni anca öyle fark edebilmişti. Bana dönerek "günaydın" dedi. Ember da aynısını tekrarladı ama Emy'den ses bile çıkmıyordu muhtemelen soruya çok odaklanmış olduğundandı. Nora ve Ember'a bende aynı şekilde karşılık verdim. Nora hiç iyi bir durum halinde olmadığı belliydi Ember'ın da ondan bir farkı yoktu. En son Nora açık kahve rengi perçemlerini geriye savurarak sabrının sonuna gelmiş gibi " bu hoca bu iki soruyu nasıl çözmüşdü hiç bir şey hatırlamıyorum" diye soludu. Ember'da Noraya katıldığını göstererek hem başını sallıyordu hem de Nora'nın belini pışpışlıyordu. Nora bana doğru dönerek "Lena sen biliyor musuunn" diye sordu. Tam olumsuz anlamda kafama iki yana salıycaktım ki Emy birden bağırdı "soruların cevabını buldum" hepimiz aniden ona odaklanmıştık. Daha çok dibimize sokularak soruları teker teker anlatmaya başladı.
Geriye kalan zamanlarımızda hocalardan izin isteyerek ilk 2 ders boyunca sınava çalıştık. 3. ders zili çoktan çalmıştı sadece hocanın gelip de sınavları dağıtmasını bekliyorduk. Hoca içeri girdi ve sınav başladı. Bu sorular neydi lan böyle. Şuan herkesin götünden terler aktığına yemin edebilirdim ama kanıtlayamazdım.
...
Sınav bitmişti herkes sus pus olmuştu tek bir kişi bile ağzını açmıyordu haklılardı da hoca çok zor sormuştu ve son iki ders matematikçinin dersiydi!! En son bu sesizleğe dayanamayarak ortaya fikir attım " hadi yemek yiyelim kantine ya da yemekhaneye gidelim" herkes kantine gitmeye karar verdiğinde hep beraber aşağı kantine yemek yemeye indik en azından kafamız dağılırdı zaten ben gerçekten bayağı bir acıkmıştım. Beyin çalıştırmak insanı çok acıktırıyordu.
Karnımızı doyurduk, derslere girdik böylelikle zaman su gibi geçti. Taki son iki derse kadar. Hoca çoktan yoklamayı alıp sınavları okumaya başlamıştı. İlk olarak Emy geldi kağıtlar sıraya göre okunmuyordu. Hoca rastgele okuyordu ilk Emy gelmiştiki hoca Emy'i yanına çağırdı. En azından diğerleri notlarımızı duymayacaktı. Bir süre sonra hoca birden bağırdı. "Emy 75" hoca notları bu sefer sesli olarak mı söylüyordu. Gözlerim fal taşı gibi açıldı. Emy bile 75 aldıysa bizim durumumuzu düşünemiyordum. Hoca bugün belliki pek keyfinde değildi.
Sıra sıra önüne gelen kağıtları sahiplerini yanına çağırarak okumaya devam etti. "Ember 60" ... "Nora 50"... son olarak benim kağıdım kalmıştı. Hoca beni yanına çağırdı koşar adımlarla hocanın yanına gittim. Ben gidene kadar 15 puanlık olan bir soruya çoktan bir çizgi atmıştı bile adam işleme bile puan vermiyordu. Bir yandan cevap kağıdına bakıyordum bir yandanda sınav kağıdıma. İki tanede 10 puanlıklardan yanlışım çıkmıştı. 65 aldım. "Lena 65" yine de çok kötü değildi hatta böyle bir sınava göre yine de iyi almıştım. En azından hepimiz geçmiştik ona sevinmemiz gerekiyordu. Böylelikle okul bitti Emy, Nora ve Ember' a görüşürüz dedikten sonra yorgun adımlarla okul otobüsüne doğru ilerledim. Bugün gerçekten yorulmuştum. Ne kadar beyin çalıştırsam da sanki fiziki güç harcamış gibi hissediyordum. Tabii uykusuzluğun da etkisi vardı buna. Otobüste koltuklardan birine oturarak eve bir an önce gitmek için bekledim
...
Neredeyse durağa gelmiştim. Aklıma aniden 1 hafta sonra annem ile babamın gösterdiği derslerden sınav olacağım geldi. Derin bir iç çektim. Bu sınavlara ne gerek vardı ki sanki büyüyünce büyük bir şirketin sahibi olacakmışım gibi davranıyorlardı. Gerçekten çok saçmaydı. Eğer sınavları geçemesem de annem ceza olarak benle 1 diğer sınava kadar konuşmuyordu. Babamda aynısını yapıyordu. Bu benim için çok büyük bir cezaydı. Bu yüzden elimden geldiğince yapmaya çalışıyordum.
Otobüs durdu. Durağa gelmiştim. Hızlıca çantamı elimi alarak otobüsten indim. Bir an önce eve gitmek istiyordum. Tam ileiyordum ki yanımda bana dik dik bakan orta yaşlarda kirli sakalı iri yarı bir adamın olduğunu fark ettim. Leş gibi içki kokuyordu. Adamı takmayarak ilerliyordum ki adam birden bana dönerek "çikolata ister misin?" diye rahatsız edici bir sırıtışla sordu. Rahatsız olduğumu belli etmek için yüzümü buruşturarak "hayır teşekkür ederim" dedim. Adam bir kez daha ısrar etti "hadi ama tadı gerçekten çok güzel" hiç cevap vermeden uzaklaşıcaktım ki beni kolumdan sıkı sıkı tutu. Daha fazla ısrar etmeye başladı ne kadar kolumu kurtarmaya çalışsamda kurtaramıyordum. Annem hiçbir zaman yabancılardan bir şey almamam için beni uyarmıştı. Ama bu adam çikolatayı almasam pek gideceğe benzemiyordu. Son bir kez daha kolumu kurtarmayı denedim ama kurtarmıyordum. Başka çarem yoktu. Adamın bana uzattığı çikolatayı hızlıca elinden aldım. Çikolatayı alışımla adamın kolumu bırakışı bir oldu. Yüzünde daha rahatsız edici bir sırıtış oluşmuştu. Hızlıca oradan uzaklaştım.
Bir an önce eve gitmek istiyordum. Hızlıca koşar adımlarla evin yolunu tutum. Sanki izleniyormuş gibi hissediyorumdum çaktırmadan arkama baktığımda gözlerim fal taşı gibi açıldı bu o duraktaki adamdı beni aramızda beş metrelik mesafeyle takip ediyordu adımlarımı daha da hızlandırdım. Adam daha fazla yaklaşmaya başlamıştı. En son dayanamadım ve var gücüm varsa koşmaya başladım oda benimle beraber koşmaya başladı yüzün her yerime terden stresten saçlarım yapışmaya başlamıştı. Gözlerimden yaşlar süzülürken avazımın çıktığı kadar bağırdım. "Lütfen biri yardım etsin" "lütfen" adam birden arkadan saçlarımdan tutarak beni kendine çekip ağzımı nefes alamayacağım şekilde kapattı. Adamın eline dişlerimi var gücümle geçirdim. Adam birden bağırarak elini çekti. Son var gücümle kaçtım koşarak uzaklaştım. Adamda arkamdan tekrar geliyordu tekrar avazımın çıktığı kadar bağırdım "lütfen biri yardım etsin" "yardım edin" göz yaşlarımdan artık etrafı göremiyordum. adam kozunu oynayarak tekrar saçıma yapıştı ve benim kafamı aniden çok sert bir şeye çarptı. Sanki beynim deprem oluyormuş gibi sallandı. Kafamdan aşağı bir şey sızdı hissedebiliyordum. Artık gücüm kalmamıştı artık bacaklarımı hissetmiyordum. Her yer kararıyor,etrafta minik minik yuvarlak şeklinde karartılar görüyordum. Tüm gücümün bittiğini hissettim.
O an beynimde babamın sesi bir şimşek misali yankılandı "her zaman bir ışık vardır. Önemli olan ışığın olduğu yeri bulmaktır." Adam dibime kadar yaklaşmıştı. Karartıların arasından o iğrenç sırıtışını görüyordum. O sırıtışını o kadar çok bozmak istedim ki ölmesini diledim. Son bir umutla avazımın çıktığı kadar bağırdım. Göklerdeki ve yerlerdeki bütün varlıkların beni duyması için bağırdım. Göz yaşımla kanımın karışıp bir yağmur damlası misali yere düştüğünü hissettim.
"LÜFEN BENİ DUYAN BİRİ BANA YARDIM ETSİN"
Bağırışımla beraber yer aniden deprem gibi sallanmaya başlamıştı. Sanki yeryüzü ayrılarak parçalara ayrılıyordu. Gökyüzünün maviliği adeta benim için ağlıyormuşçasına simsiyah oldu. Yıldızlar aniden beni korumak istiyorlarmış gibi etrafımda toplandı. Üzerimde parıldadıklarına yemin edebilirdim. Aniden tüm vücuduma bir dalga çarptı. Ne olduğunu anlayamadan birden yıldızların parlaklığı bedenime çarpıp beni öldürürmüşçesine yakmaya başlamıştı. Etim sanki bin parçaya bölünüp tekrar birleşiyordu. Aldığım nefes artık ciğerlerimi tıkıyordu. Kemiklerimin parçalandığını hissediyordum. Her uzulvum sanki tek tek kırılıyor ve tekrar birleşiyordu.Her yerim küle dönüşene kadar alev alacak sandım. Acıyı iliklerime kadar hissediyordum. Bu benim sonum diye düşündüm. Ölürken bile olsa bu benim sonumda olsa adamın gözlerine meydan okuyormuş gibi bakmak istedim. Adamın yüzüne döndüğümde şok geçirdim bu kesinlikle benim sonum değildi...
Adamda benimle aynı olayları görüyormuş gibi kaskatı tahta gibi donmuştu. Aniden her şey büyük bir şok patlamasıyla kayıp gitti o şok dalgasıyla beraber adamda sanki bir kan çuvalıymış gibi parçalara dağılarak patladı. Her yerde kan vardı. Her yer kan gölüne dönmüştü. Saçlarıma bile o adamın pis kanı bulaşmıştı. Annemin çok sevdiği saçlarıma...
Ama bu nasıl olabilirdi? Nasıl böyle doğaüstü bir olay gerçekleşebilirdi ve ben bunu nasıl yapmıştım? Tekrar adamın olmayan cesedine bakıp orada dondum kaldım. Beynimi hissetmiyordum. Kanın demirimsi kokusu sürekli burnuma çarpıyordu. Oracıkta midemde ne varsa boşaltmak istiyordum. En son dayanamayarak kanlarla dolu olan yere eğilip miydemde ne varsa boşaltım.
O ölmüştü...
Ben bir insan öldürmüştüm.
Bölüm etkileşimi
