3. bölüm / 3
Gölgelerin Efendisi(2)
Bölümler 3Şu an: (2)
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kutay Tekin
Dakikalardır karşımdaki çözdüğüm şifrenin sonucunun gösterdiği adresle bakışıyordum. Bu ya bir oyundu ya da Serap hanımla dün yaptığım konuşma sonunda aklıma gelen küçük ihtimal doğruydu. Dün sabahın erken saatlerinde Serap Parlak’la Yalın hakkında dikkat çekmeyen bir bilgi yakalayabilirim umuduyla iletişime geçmiştim. Elde tutulur pek bir şey yoktu Kenan beyin de söylediği gibi insanlara karşı soğuk biri olduğunu asansöre bile yanında en fazla bir kişi varken bindiğini söylemişti Serap.
Son anda Serap Yalın’ın değerli taşlara ve aksesuarlara olan tutkusundan bahsetmişti. Eğitim sürecinde kullanmadığı için kimse fark etmese de Serap Yalın’ın tüm kıymetli aksesuarlara ayrıca tutkusu olduğunu boş zamanlarda onlar hakkında araştıma yaptığına şahit olduğunu söylemişti. Hatta birkaç tane nereden bulduğunu sorguladı takılar olmuş oda onların replika olduğunu söyleyerek onu geçiştirmiş.
Bunları söylediğinde aklıma ilk gelen buraya geldiğim günden beri kaldığım otelin bu akşamki etkinliğiydi. Maskeli balo ve ardından geçekleşecek olan açık arttırmanın gözdesi olan kristal taşlarla işlemeli çok nadide bir parça olan aleksandrit taşından damla model bir kolyeydi.
Bildiğim kadarıyla tüm katılımcılar iş dünyasının seçkin insanlarından ve oteldeki müşterilerden ibaretti. Böyle bir programa Yalın Çelik’in kendine riske ederek katılacağını sanmıyordum. Ayrıca söz konusu olan kolyenin başlangıç fiyatının bile milyon dolarlardan başlayacağını tahmin edebiliyordum. Bu tür etkinliklerde katılımcılar arasında gerçekleşen güç mücadelesi, eserlerin gerçek değerlerinin katlarca üstüne çıkılması demekti.
Bu durumu Yalın’ın göze alacağını düşünmemiştim fakat hemen o günün akşamında teşkilatın sistemindeki bir hareketlilik dikkatimi çekmişti. Tüm güvenlik ağının aksine benim hakkımdaki sistemini kendim için ayrıyeten kordinatlar oluşturarak güvenlik duvarını güçlendiriyordum. Birkaç dakika sonrasında benim bilgilerime erişim sağlamak için birileri sisteme sızmaya çalışmıştı. Sonrasında saniyeler içerisinde saldırıyı yapanın ID adresini bizzat bulamasam da sistemine sızmayı başarmıştım. Ne kadar kendi için çok gizli algoritmalar oluşturmuş olsa da, kullandığı dil Yalın’ın daha önce teşkilata karşı gerçekleştirdiği siber saldırıdakine benziyordu.
Sonuç olarak tahminimce Yalın’la iletişim kurmayı başarmıştım. Kafamda çok fazla cevaplanması gereken soru olsa da şu anki odağım ona çok yaklaşmış olduğumdu. Tam olarak şu saniyede onunla aramda yalnızca duvarlar vardı, aynı havayı soluyorduk eğer kendisi bir şekilde beni kandırmadıysa şu an aynı oteldeydik. Ve bu gece o kolye için balo ya katılacakken ben de onun için hazır olacaktım. Yalın’a cevap verme gereği duymadım.
Muhtemelen oteldeki açık artırmaya katılabilmek için bir gecelik yer ayırtmıştı. Oda numarasını öğrenmek için hemen otelin kayıt sisteminde ismini taratmıştım fakat sonuç yoktu. Farklı isimle kayıt yaptırmış olmalıydı bulunmak istemeyen kim olsa aynı şeyi yapardı.
Ne olursa olsun bu gece o çekiliş için orada olacaktı burada olmayı göze alabildiğine göre çekilişe teklif koyabilecek kadar meblağsı da olmalıydı. Kazanabileceğine hiç ihtimal vermiyordum yüzlerce milyarder bu gece burada olacaktı, tek başına hayata tutunmaya çalışan birinin sınırları olurdu Yalın gibi biri bu gece buradan kolay kolay başarılı çıkamazdı. Belki de gecenin sonunda onu alan dan çalmayı planlıyordu, Kenan bey saha görevlerinde iyi olduğunu söylemişti bu yeteneğini kendi lehine kullanmak isteyebilirdi.
Gecenin başlamasına saatler kalmıştı ve ben Yalın Çelik’e sadece üç gün içerisinde yaklaşmayı başarmıştım. Odamda oturduğum koltuktan kalkıp duşa girdim. Bu gece ona ulaşıp bu kovalamaca oyununa son verecektim. Üzerime davete yakışır şıklıkta siyah bir takım giydim. Yanıma herhangi ters bir duruma karşı bir şırınga ilaç almıştım.
Arkaya doğru saçlarıma şeklini verip odama bu akşam takabilmem için gönderilen siyah maskeyi gözlerimin üstüne yerleştirdim. Bu şekilde dışardan gelen ve tanınmak istenmeyen kişilerin kendini gizleyebilmesi amaçlanmıştı. Otelin balo salonuna gitmek üzere odamdan çıktım saat sekizde başlayacak olan etkinliğe yirmi dakikadan az kalmıştı.
Asansör önümde durduğunda boştu içeri geçtiğimde kapanmasına ramak kala araya giren krem renkli naif topuklu ayakkabılara çevrildi başım, kapının tekrardan aralanması üzerine geriye çekilen ayakla bakışlarım bu cüretkâr kişiye kaydı. Karşımda zümrüt yeşili derin yırtmaçlı elbisesiyle duran kişiyle yutkundum. Kapının açılmasının ardından asansöre bindi.
Elbisenin etekleri yerlere kadar uzanıyordu yırtmaç yeterli değilmiş gibi göğüs dekoltesi de oldukça cüretkardı. Omuzlarındaki siyah dalgalı saçları ve beyaz tenindeki tezatlıkla muhteşem bir uyum içerisindeydi. Elbisedeki yakut taş detayları göz alıcıydı adeta balonun kraliçesi benim nidaları yankılandı asansörde.
Yüzündeki siyah maske benim düz maskemin aksine çevresi dantellerle şekillendirilmiş, minik çiçek detayları vardı üzerinde elbisenin rengine uyum sağlayan yakut taşlardan ufak işlemeler vardı. Tek kelimeyle nefes kesici bir görüntüydü.
Asansör balo salonun olduğu kata geldiğinde açılan kapıdan çıkan kızın arkasında kalmıştım. Aynadaki aksime kaşlarımı çattım şimdi ne yeri nede zamanıydı. Balo salonun girişine geldiğimde güvenliklere, ismimi verip içeri geçtim. İçerisi şimdiden kalabalıklaşmaya başlamıştı. İnsanlar ayakta birbirileriyle sahte iletişim kurmakla meşgullerdi.
Sessizce bir köşedeki boş masanın başına geçip ikramlık içeceklerden birini elime alıp yudumlamaya başladım. Bir taraftan da gözlerimle etrafı tarıyordum, Yalın buralarda bir yerlerde olmalıydı ama nerede herkesin yüzünde maskeleri vardı erkekler benim gibi sade düz maskelerin arkasındayken kadınlar her zaman olduğu gibi elbiseleri ile uyum içerisinde gösterişi zirvesinde yaşıyorlardı.
Balo başlayalı yarım saat olmuştu insanlar kendi hallerinde ikramların tadını çıkarıp müzik eşliğinde muhabbet ediyorlardı. Geçen dakikalara rağmen dikkat çeken kimse yoktu. Birkaç kişi selam vermek için masama gelmişti çok kısa sürmüştü gelen kişilerin hepsi katılımcı olan milyarderlerden birini arayan otelde tesadüfü konaklayan yüzsüz insanlardı.
Benim de otelin müşterisi olmam ve pek konuşkan olmamam sebebiyle kendilerine yeni avlar aramak için masamdan ayrılıyorlardı. Gece sakin bir şekilde ilerliyordu. Herkesin maskeli olduğu bir baloda Yalın’ı hemen bulmayı hedeflemiyordum zaten. Sonunda herkesin beklediği an gelmişti bir çok katılımcı balo salonundan geçiş olan açık arttırmanın gerçekleşeceği salona geçmiş ve ellerine aldıkları numara yazılı tabelaları ile yerlerine oturmuşlardı.
Bende arkalarda bir yere geçip insanları gözlemlemeye devam ettim. O sırada önlerde oturan yeşil elbiseli hanfendiye kaydı balışlarım. Otelin müşterilerinden katılımcılar diğer müşterilere göre daha az yoğunluktaydı, sıradan bir müşteri buraya sadece eserlere göz atmak için gelirdi eğer gerçek bir servete sahip değilse. Aklımda Yalın’ın da böyle bir profil ile burada olacağı vardı fakat yüzlerce kişi içerisinde şüphe duyduğum ilk kişinin maskesine asılamazdım. Bu gerçek avımı kaçırmama sebep olurdu.
Karşımda sıradan eserler çıkıyordu, dikkat çekmemek için bazı eserlere teklif sunuyordum. Sırada çok eski bir koleksiyonun parçası olan ince işçilikle işlenmiş tarihi bir heykel vardı. Koleksiyonerler tekliflerini yaparken sessizliğimi korudum. Gerçekten milyonların havada dans ettiği bir geceydi. Birçok kişi benim gibi sonda ki eşsiz parçayı bekliyordu.
Sunucunun tekrar konuşması kafamı sahneye çevirdim. “Merakla beklenen o andayız değerli katılımcılar ve şimdide karşınızda tarihi ile kıymetlenen anlamı ile tüm kadınların büyülü rüyası olan o eşsiz parça ‘İki yüzlü güzellik’” sözlerinin ardın kenarı çekilmişti. Arkasından cam bir çerçeve içerisinde yeşil ve kırmızı tonlarında parıltısı bu mesafeden anlaşılan eşsiz parça girmişti. Kolyedeki pırlantalar bile tek başına çok kıymetliydi. Açılışı iki milyon dan başlatmışlardı.
Önlerden mavi elbiseli bir hanfendi üç milyon diye atılınca dikkatimi o yöne çevirdim. Sarı ve uzun saçları aldatıcı olabilirdi hemen ardından teklifler hız kesmeden devam etti. Elimdeki seksen iki yazan tabelayı kaldırıp altı buçuk milyon diye teklifimi sundum, hemen ardım dan bir beyefendi yedi milyom demişti bir süre daha devam eden güç gösterisinde rakam yirmi milyona çıkmıştı ve alıcılar son kozlarını oynuyorlardı.
Kadınların hiç teklif vermemiş olması benim için işleri sıkıntıya sokuyordu Yalın’ın burada olduğuna emindim fakat hiç hareketlilik yoktu. “Son teklif yirmi iki milyon kapatıyorum” sözünü kulağıma çalınmasıyla iki sıra sağımda oturan adamın dudaklarındaki kazanmış lığın verdiği memnuniyet vardı ki ön sıralarda oturan biri bir anda “yirmi beş milyon” diyerek çıtayı yükseltti.
Bakışlarım sesin sahibi olan asansörde de karşılaştığım kadına döndü, dudak uçuklatıcı bir rakamdı ve bir an bile düşünülmeden artırmıştı. Elimdeki rakamı kaldırım “yirmi altı milyon” dedim. Başlar anlık bana döndü. Saatlerdir süren tekliflere hiç katılmamış kişilerdik ve haliyle dikkatler üzerimize toplanmıştı.
Karşımdaki kişi Yalın’sa böyle rakamlar söyleyebiliyor olması şaşırtıcıydı. Yüzünü göremiyordum, teklifime karşı o arkasını dönmemişti. “Otuz milyon” anlık sıçramalarıyla herkes şaşırmıştı. Madem büyük oynuyordu, bizde kurallara uyardık. “Otuz beş milyon”
“Otuz altı”
“Otuz yedi”
“Otuz sekiz”
Tek kalemde yaptığımız artışlar herkesiz şaşırtıyordu. Son olarak “kırk milyon” dedim. Ne kadar kıymetli olursa olsun değerinin çok çok üstüne çıkmıştık. Ardımdan yeni bir teklif gelmedi. Sanırım maksimum limitine ulaşmıştık hanımefendinin. Satış gerçekleşmişti gecenin sonunda elimde kırk milyon ödediğim kıymetli bir parça vardı.
Günün anlam içerikli konuşmaları üzerine herkes balo salonuna geri dönmüştü. Hafif bir parça dans müzici çalıyordu. Hışımla çıkışa doğru ilerleyen kızın önünü kestim. Karşında durduğum kişi bakışlarını hızla yüzüme çıkardı. Karşımdaki yeşil harelerle yutkundum. Yalın tam karşımdaydı emindim böyle bakışlar herkesin sahip olabileceği bir şey değildi.
Elimi karşıma uzatım “Lütfen bu dansı bana lütfedin” diyerek önünde reverans yaptım. Beni tanımasına imkân yoktu, onun burada bulacağım ihtimal dahi vermediğine emindim. Bir süre elim ve bakışlarım arasında gidip geldi.
“Ne cüretle bana böyle bir teklif yapabiliyorsunuz?” bu bir soru değildi. Kaybettiği için gözlerinde bir öfke belirtisi aradım ama yoktu bu gözler de öfkeden çok küçümseme vardı. “Cebimde ki az önce teslim aldığım kolyeyi çıkararak karşısında durdum. “Sadece basit bir dans bunun size çok yakışacağına eminim.”
bakışları ucundaki taşta durduğunda anlıkta olsa parladığına yemin ederdim fakat kanıtlayamazdım. Elini saçlarına götürüp yana çekip arkasını dönünce cevabımı almıştım. Elimdeki kolyenin kopçasını açarak boynundan geçirip arkasında taktım. Tenine herhangi bir temasta bulunmamak için özellikle dikkatliydim.
Saçlarını özenle kolyenin altına gelen yerini kaldırdığımda boynundaki dövme dikkatimi çekti minimal bir kelebek dövmesiydi sol omzunda boynunun hemen çaprazında bulunan kelebeğin bir kanadı kopmuş geriye doğru savrulmuş şekildeydi. Bir an boş bulunup baş parmağımı dolandırdığımda, ateşe dokunmuş gibi hızla benden bir adım uzaklaşıp tekrar bana döndü.
Hiçbir şey söylememişti, bende sormamıştım ikimizde birbirimiz için yabancıydık. Elini bana uzattığında amacı sadece sözünü yerine getirmekti. “Galiba teşekkür etmekten yoksunsunuz?”
Bana göz devirdi. “Benim için teşekkür edecek bir şey yok ortada bir anlaşma yaptık kolyeye karşı bir dans fazlası yok. Ayrıca siz benden sonra teklif vermemiş olsaydınız zaten ben almış olacaktım.”
Bakışları uzattığı elini işaret edince bende elini tutup ortadaki boş alana ilerlettim. Sağ elini elime aldım diğer elimde belindeydi. Birden değişen müzikle kaşlarını çattığına emindim. “Tango bilmiyorum” yalan söylüyordu.
“Müzikten tanıyacak kadar biliyor olman yeterli bana ayak uydur.” Sözlerime gözlerini devirdi bir anda hareketleri hızlandı adımları ile adeta etrafımda dönüyordu. Birbirimizden ayrılıp tekrar bir araya geliyorduk adımlarımız adede ta senkronize olmuştu. Elini ortada tuttuğumda çevremde bir tur attı hemen ardından kendisini döndürüp kucağıma çektim. Bir eli elimde diğeri omzumu bulduğunda ayağı ayağımdaydı.
Ardından tekrar geri gitmişti. Adımlarıma uy demişken tamamen ben ona uyum sağlıyordum bilinmeyen bir şekilde tamamen uyum içerisindeydik. Adımlarımız tekrar hızlandı birbirimizden koptuk adımları çok naif bir o kadarda kışkırtıcıydı. Tekrar ortada dördümüzde finalde onu kendime doru çektim kucağımda geriye doğru eğilmişti.
Bir elim yırtmacından dolayı açıkta kalan bacağındaydı. Müziğin sonlanması ile derin bir alkış tufanı koptu. “Kaldırsana beni ne yapıyorsun” sözleri söyleyen Yalın henüz hiçbir şey yapamadan bacağındaki elimi çekip önceden cebime koyduğum şırıngayı hızla çıkarıp boynuna vurdum.
“Beş dakika içerisinde bayılacaksın sorunsuzca buradan çıkacağız.” Afallamıştı bu kadar kişinin içinde dikkat çekmemek için balo salonundan onu yönlendirerek çıkartmama ses çıkarmamıştı.
“Beni kandırdın.”
“Senin de yaptığın gibi.”
İlacın etkisi ile vücudunun ağırlığını üzerimde hissetmeye başlamıştım. Asansörün önüne gelmiştik içindeki insanların çıkmasıyla içeriye geçtik. Kolunu anlık karnıma geçirmesi ile iki büklüm oldum, bayılmak üzere olan birinden beklemediğim bir hamle olduğu için boşluğuma gelmişti. Asansörde karşıma geçti. “Çılgın olduğun kadarda deliymişsin iki dakika içerisinde kendinden geçecek olmana rağmen bu daracık alanda ne yapmaya çalışıyorsun.
“Yakalandıysamda bir savaş vermiş olmayı tercih ederim, kimsin?” Asansörü durdurdu ayağından çıkardığı bıçakla üzerime atıldı. İlaç etkisinde olmasına rağmen oldukça hızlı hareket ediyordu. Ayağıyla savurmaya çalıştığı tekme boşluğa savrulmuştu. Bıçağıyla boğazıma doğru yaptığı hamleyi havada yakaladım. Benim ona zarar veremeyeceğim fikri onu kontrolsüzce saldırmaya itiyordu. Elini arkasına hapsedip sırtını duvara yasladım.
Alnında boncuk boncuk terler oluşmuştu, hızlanan nefesleri kaşlarımı çatmama sebep oldu. İlaca karşı alerjik reaksiyon göstermiyordur umarım. Bakışları kayıyordu bir anda kayan bedenini yakalayıp kucağıma aldım. Asansörü tekrar çalıştırdım kaldığım kata gelince açılan kapılardan hemen geçtim. Balo bahanesiyle etrafta kimse yoktu. Odama geçip Yalın’ı yatağın üzerine bıraktım.
Telefonumu alıp Kenan beyi aradım, “Kenan bey Yalın’a ulaştım kaldığım otele acil doktor .”
“Kutay ciddi bir durum mu var?”
“Her şeyi daha sonra anlatacağım, merak etmeyin ciddi bir mesele yok.”
Sözlerimle telefonu kapattım. Yatağa bıraktığım kızın yanına gittim yüzündeki maskeyi dikkatlice çıkardım. Ardından ayakkabılarını çıkararak daha rahat bir pozisyona gelmesini sağladım. Yüzü uyurken melekleri kıskandıracak kadar saf ve masumdu fakat bu yanıltıcıydı. Gözlerim boynundaki kolyeye kaydı üzerindeki elbise ile harika bir bütün oluşturmuştu. Baloya bu gecenin sonun da o kolyeyi alacakmış gibi uyumlu bir kombin le katılmıştı.
Aklım hala o kadar parayı nasıl teklif edebildiğini sorguluyordu. Ailesinden hiçbir bağlantısı kalmamıştı onlardan bir haberdar olduğunu düşünürsem herhangi bir miras da söz konusu değildi. Her yerde Kandemir ve teşkilat peşindeydi yani onca süreç boyunca yakalanmamasının tek sebebi pek göz önünde olmaması olmalıydı.
Fakat Yalın sanılanın aksine bir aksesuara milyonlar teklif edebilecek durumdaydı. “Kim bilir daha neler saklıyorsun ufaklık.” Fısıltım odada kayboldu. Aldığı ilacın etkisinin yarına kadar geçmesinin imkânı yoktu. Gözlerini açtığında kendini Kenan beyin karşısında tesisin sorgu odasında bulmak onu hiç mutlu etmeyecekti.
Yerimden kalktım kendime bir bardak su doldurup yudumladım. Görevim bu saatten sonra bitmiş olmalıydı fakat görünenin aksine içimden bir ses her şey şimdi başlıyor diyordu. Çalan kapıyla düşüncelerimi bir kenara ittim doktor gelmiş olmalıydı. Kapıyı açtım. Karşımda yirmilerinde genç sarışın biri vardı. “İyi akşamlar Kutay Bey beni Kenan Bey gönderdi.” Başımla onaylayıp içeriye davet ettim.
Doktoru Yalın’ın yanına ilerlettim, kullandığım ilacın kutusunu çekmeceden çıkarıp kıza uzattım. “İlaca maruz kaldıktan dört dakika sonra titreme ve panikleme gibi tepkiler gösterdi hemen ardından kendinden geçti. Başka herhangi bir alerjik reaksiyon göstermedi. Gerekli kontrolleri yapman yeterli olacaktır.” Sözlerimle hemen çantasını yatağın yanındaki koltuğa bırakıp içinden birkaç ilaç ve kontrol amaçlı kullanılan araçlarını çıkarmıştı.
Onu işini yapması için orada bırakıp eşyalarımı alıp duşa girdim sandığım kadar yorucu bir gün geçirmemiştim. Yalın’ın dün gece benim sistemime erişim sağlama çabası olmasaydı belki de hala kendisinin bir açığını arıyor olacaktım fakat onun hatası ve sandığının aksine sistemime eriştiğinde kendisine ulaşabilmiş olmamla, her şey bir anda son bulmuştu.
Yalın’ı teslim ettikten sonra, Kuzgunun peşinde olan ekibe katılmak için Kenan beyle görüşmeyi planlıyordum. Madem ülkeme döndün artık ciddi bir işle meşgul olmak istiyordum.
Bölüm etkileşimi
