6. bölüm · GÖLGELER VE YALANLAR
Bölüm 6
ATEŞ VE ZEYNEP - YENİ BİR HİKAYE
Ateş ve Zeynep'in aşkı gün geçtikçe büyüyordu. Tıpkı annesi ve babası gibi, onlar da birbirleri için yaratılmışlardı. Ama Ateş, babasının izinden gitmemeye yeminli olsa da, kanı gereği çok korumacı ve kıskançtı.
Bir gün üniversite koridorlarında bir grup genç, Zeynep'le dalga geçmeye kalktı. Ateş bunu görünce, gözleri anında karardı. Hızla yanlarına gitti ve tek bir hareketle hepsini yere serdi.
Zeynep: "Ateş! Dur yapma! Okuldan atılacağız!"
Ateş: (Nefes nefese, elleri yumruk halinde) "Sana laf söyletmem ben! Kim olursa olsun, ağzını açtırmam! Anladın mı?"
Zeynep: "Anladım ama... senin de baban gibi olduğunun farkında mısın?"
Ateş sustu. Evet, farkındaydı. İçinde o ateş, o güç vardı. Ama söz vermişti kendine; asla annesi ve babasının yaşadığı zorlukları yaşamayacaktı.
KARAN'IN HAKKI
Ateş, Zeynep'i ailesine daha sık getiriyordu. Bir akşam hepsi birlikte bahçede otururlarken, Karan Ateş'i yanına çağırdı.
Karan: "Oğlum, gel bir konuşalım."
Yan yana oturdular.
Karan: "Bak... Senin benden farklı olmanı istedim. Kanundur, oğul babaya benzer. Ama benim geçmişimdeki kötülükleri alma, sadece gücünü al."
Ateş: "Baba... Ben Zeynep'i çok seviyorum. Onun için her şeyi yaparım. Ama senin gibi olmak istemiyorum."
Karan: "Benim gibi olmak kötü değil ki oğlum. Ben kötüydüm çünkü seçeneğim yoktu. Sen iyi bir adamsın, sevgiyle büyüdün. Senin korumacılığın benimki gibi korkudan değil, sevgiden olsun. O zaman asla yanlış yapmazsın."
Ateş: "Peki baba... Sence Zeynep benimle mutlu olur mu? Annemin seninle olduğu gibi?"
Karan: (Gülümseyip omzuna vurdu) "Olur oğlum. Çünkü sen benim oğlumsun. Ve annen bana neler öğrettiyse, ben de sana onu öğrettim. Sevgiyi, saygıyı..."
BEKLENMEDİK TEHLİKE
Her şey yolunda gidiyordu derken, geçmişin hayaletleri bir kez daha ortaya çıktı. Bu sefer hedef Karan değil, Ateş'ti.
Karan'ın yıllar önce yıktığı bir çetenin kalanları, intikam için Ateş ve Zeynep'i takip ediyorlardı.
Bir gece, Ateş Zeynep'i evine bırakırken yolları kesildi. Etrafları sarıldı.
Adam: "Baban bizim canımızı yaktı, şimdi sıra sende!"
Ateş Zeynep'i arkasına aldı.
Ateş: "Sakın ona dokunmayın! İşiniz benimle!"
Savaş başladı. Ateş genç ve güçlüydü ama sayıca çok azdı. Dayanmaya çalışıyordu ama zorlanıyordu. Zeynep korkuyla bağırıyordu.
Tam bir adam Ateş'e silah doğrulttuğunda, aniden sesler duyuldu.
"ATEŞ! GERİ DUR!"
Karan ve adamları gelmişti! Karan, yine o eski günlerdeki gibi gözü kara, öfkeli bir şekilde ortalığa girdi.
Karan: "SİZ KİMSİNİZ LAN! BENİM OĞLUMA DOKUNMAYA KİMİN CESARETİ YETER!"
O an her şey bitti. Karan'ın varlığı bile herkesi dize getirmeye yetmişti. Düşmanlar etkisiz hale getirildi.
BABA VE OĞUL
Tehlike geçtikten sonra, gece lambalarının altında baba ve oğul yüzleşti.
Karan: (Ateş'in omuzlarını tuttu) "İyi misin oğlum? Zeynep iyi mi?"
Ateş: "İyiyiz baba... Sen geldin ya."
Karan: "Nereye gidersen git, ne yaparsan yap, ben her zaman arkandayım. Unutma ki, sen benim kanımsın, canımsın."
Ateş: "Baba... Özür dilerim. Başımı belaya soktum."
Karan: "Hayır oğlum. Korumayı öğrendin, sevgini göstermeyi öğrendin. Bundan sonra daha güçlü olacaksın. Artık bu bayrağı sen taşıyacaksın, ama temiz tutacaksın."
Sarıldılar. O an Ateş anladı ki; babası onun sadece babası değil, aynı zamanda en büyük kahramanıydı.
DÜĞÜN GÜNÜ
Aradan bir yıl geçti...
Artık hiçbir tehlike kalmamıştı. Ateş ve Zeynep için en güzel gün gelmişti.
Malikane, muhteşem bir şekilde süslenmişti. Her yer çiçekler ve ışıklar içindeydi.
Lara, kızlığını çıkarmış, hala çok güzeldi. Karan'ın yanında duruyordu.
Lara: "Şuna bak... Küçücüktü, şimdi evleniyor."
Karan: "Gözlerim doluyor bebeğim. Oğlum adam oldu. Ama biz hala aynıyız, değil mi?"
Lara: "Hep aynı kalacağız."
Ve müzik başladı... Ateş, Zeynep'i bekliyordu. Zeynep gelinliği içinde bir melek gibiydi.
Nikah anı geldi.
Görevli: "Sevmek, saymak ve ölene kadar ayrılmamak üzere söz veriyor musunuz?"
Ateş: "Evet. Söz veriyorum. Tıpkı babamın anneme olduğu gibi..."
Zeynep: "Ben de söz veriyorum."
Herkes alkışladı. Karan ve Lara birbirlerine baktılar, gözleriyle "Seni seviyorum" dediler.
SONSUZLUĞA YOLCULUK
Yıllar hızla akıp gitti...
Karan ve Lara artık yaşlanmışlardı. Saçları bembeyaz olmuş, yüzlerinde hayatın izleri vardı ama sevgileri hiç değişmemişti.
Bir akşam, yine o bildik bahçede, ikisi yan yana oturmuşlar denize bakıyorlardı. Elleri birbirine kenetlenmişti.
Karan: "Hatırlıyor musun Lara? İlk gün bana 'gideceğim' demiştin de izin vermemiştim."
Lara: (Gülümsedi, sesi yorgun ama mutluydu) "Hatırlıyorum... Eğer izin vermeseydin, bu kadar mutlu olamayacaktım."
Karan: "Benim karanlık dünyamı aydınlattın. Sen olmasan ben hala bir canavardım. Sen benim her şeyim oldun."
Lara: "Sen de benim kalkanım oldun, sığınağım oldun..."
Konuşmaları yavaşladı. Rüzgar hafiften esiyordu. İkisi de gözlerini kapattı, huzur içinde birbirlerine yaslandılar.
Sanki aynı anda, sonsuz bir uykuya dalmışlardı. Hiç ayrılmamak üzere...
HİKAYE DEVAM EDİYOR
Mezarlıkta iki isim yan yana yazıyordu:
KARAN & LARA
"Aşklarıyla karanlığı aydınlatanlar..."
Ama hikaye bitmemişti.
Çünkü Ateş vardı, Zeynep vardı ve onların çocukları vardı.
Ateş, bir gün küçük kızını kucağına alıp, büyük resmin önüne götürdü. Resimde genç Karan ve Lara gülümsüyordu.
Ateş: "Bak kızım... Bunlar büyük baba ve büyük anne. Onların hikayesi korkuyla başladı, ama sonsuz aşkla bitti. Unutma, gerçek aşk her engeli aşar, her karanlığı yıkar."
Ve o günden sonra, bu hikaye nesilden nesile anlatıldı.
