5. bölüm · GÖLGELER VE YALANLAR

Bölüm 5

Gece Aleyna 🖤

Baba OLMAK

Ateş büyüdükçe, evin havası da değişiyordu. Karan, eskiden o sert, konuşmayı sevmeyen adam, şimdi oğlunun odasında saatlerce vakit geçiriyor, onunla oynuyordu.

Bir akşam, Lara salonda onları izliyordu. Ateş, Karan'ın sırtına binmiş "at oynuyor", Karan da homurdanarak onu taşıyordu.

Karan: "Yavaş ol oğlum, düşeceksin!"

Ateş: "Düşmem! Babam var ya!"

Lara gülerek yanlarına geldi.

Lara: "Şuna bak... Daha dün gibi kucağında küçücüktü, şimdi kocaman oldu."

Karan: (Ateş'i yavaşça yere indirdi ve Lara'nın belinden sarıldı) "Hepsi senin sayende. Bana bu aileyi sen verdin, güzelim. Ben bu hayatta en büyük zaferi düşmanlarımı yendiğimde değil, sizi kazandığımda aldım."

Lara: "Ama hala çok korumacısın biliyorsun değil mi? Ateş okula gidecek, arkadaşları olacak..."

Karan: "Asla! Daha çok küçük! Okulda kimse ona vurmayacak değil mi? Vururlarsa ben gelirim hepsinin babasını bulurum!"

Lara: "Karan ya! Çocuk sosyalleşecek! Sen de biraz rahatla artık."

Karan: "Rahatlayamam ki... Sizin bir tüyünüz dahi kırılsa, benim dünyam yıkılır."

KISKANÇLIK YENİ BİR BOYUT

Ateş 5 yaşına geldiğinde, çok yakışıklı ve zeki bir çocuk olmuştu. Herkes ona hayrandı. Özellikle de komşularının kızı...

Bir gün bahçede oynuyorlardı. Küçük kız, Ateş'e yanaşıp yanağından öptü.

Bunu gören Karan, kahvesini bırakıp hemen ayağa kalktı.

Karan: "HAYIRRR! Oğlum! Sen ne yapıyorsun öyle!"

Koştu, Ateş'i aldı, yanağını sildi.

Ateş: "Ne oldu baba? Elif öptü beni, arkadaşız."

Karan: "Arkadaş falan olma! Erkek adam öpülmez, öpmez! Hele ki daha bebekken! Sen benim oğlumsun, kalbin sadece ailen için atacak!"

Lara kahkahalarla gülüyordu.

Lara: "Karan yeter ama! Çocuklar işte! Sen ne kadar kıskançsın ya! Hem oğlundan da mı kıskanıyorsun?"

Karan: "Kıskanırım! Her şeyimi kıskanırım! Ateş benim mirasım, sen benim hayatım... Kimseyle paylaşamam!"

O an anlıyordu Lara; Karan'ın sevgisi hiçbir zaman azalmayacaktı, tam tersi her geçen gün daha da büyüyecekti.

YILLAR SONRA... GEÇMİŞLE YÜZLEŞME

Aradan 15 yıl geçti...

Ateş, 20 yaşında yakışıklı bir genç adam olmuştu. Annesinden aldığı güzelliğe, babasından aldığı o asil ve sert duruş eklenmişti. Adeta genç Karan'dı.

Ama bir gün, kapıları çalındı. Geçmişten gelen bir ziyaretçi... Karan'ın yıllar önce affettiği ama unutmadığı bir akrabası, torununu görmeye geldi. Asıl niyeti ise Ateş'i kendi tarafına çekmek, eski düzeni geri getirmekti.

Adam, Ateş'le konuşmaya başladı.

Adam: "Baban eskiden çok güçlüydü oğlum. Şimdi yumuşadı, evcimen oldu. Ama senin kanında savaş var. Neden bu gücü kullanmıyorsun?"

Ateş, babasını çok seviyordu ama gençlik ateşiyle merak da ediyordu. Bunu babasına sordu.

O akşam yemekte, Ateş konuyu açtı.

Ateş: "Baba... Eskiden gerçekten çok korkulan bir adam mıydın? Neden bıraktın her şeyi?"

Hava anında ağırlaştı. Karan'ın bakışları sertleşti, masaya vurdu.

Karan: "Kim söyledi sana bunları? Kim konuştu seninle?"

Ateş: "Sadece sordum! Kanımızda var olan gücü neden saklıyoruz?"

Karan: (Ayağa kalktı, sesi tüm eve yankılandı) "DİNLE BENİ OĞLUM! O güç, güç değil! O bir lanet! Ben o karanlıkta boğuldum, annenin sayesinde kurtuldum! Senin o ellere kan bulaşmasın diye her şeyi bıraktım! Benim adım lekeliyken, senin adın temiz kalsın istedim!"

Lara elini Karan'ın koluna koydu. "Sakin ol..." dedi.

Karan: (Sesi yumuşadı ama gözleri doluydu) "Benim en büyük başarım senin temiz bir hayat yaşaman, Ateş. Lütfen... benim geçmişimi merak etme, kendi geleceğini kur."

Ateş: (Anladı, utandı) "Özür dilerim baba. Haklısın. Ben sadece senin gibi güçlü olmak istedim."

Karan: "Güçlü olmak silah taşımak değil oğlum. Aileni korumak, dürüst olmak ve sevmek... Asıl güç bu."

Ve sarıldılar. Baba oğul arasındaki bağ daha da güçlendi.

ATEŞ'İN AŞKI

Zaman su gibi akıyordu. Ateş, mimarlık okuyordu. Tıpkı annesi gibi... Ve bir gün okulda bir kızla tanıştı. Adı Zeynep'ti.

Zeynep, çok güzel ama bir o kadar da cesur bir kızdı. Ateş, ona ilk görüşte vuruldu. Ama işi zordu çünkü... Karan gibi bir babası vardı!

Ateş, kızı ailesiyle tanıştırmaya karar verdi.

Akşam yemeği hazırlandı. Zeynep gelince, Karan'ın o sert bakışlarıyla karşılaştı. Karan, kızı baştan aşağı süzdü.

Karan: "Demek sen benim oğlumu kafaya takan kızsın?"

Zeynep korkmadı, dimdik durdu.

Zeynep: "Evet, Bay Karan. Ateş'i çok seviyorum. Ve ondan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğim."

Lara, Karan'ın kolunu çimdikledi. "Yapma..." dedi.

Karan: "Hmm... Cesurmuş. Hoşuma gitti. Ama bilmeni isterim ki, benim oğlum çok kıymetlidir. Onu üzecek olursan, ben sadece ismiyle yetinmem..."

Lara: "KARAN!"

Karan: "Tamam tamam, şaka yapıyorum. Gel kızım otur. Hoş geldin."

O gece fark ettiler ki... Tarih tekerrür ediyordu. Tıpkı yıllar önce Lara ve Karan gibi, Ateş ve Zeynep de birbirlerine aşıktılar ve bu aşk için savaşmaya hazırlardı.

SONSUZLUĞA DOĞRU

Yıllar geçti, Karan ve Lara yaşlandılar. Saçlarına aklar düştü ama sevgileri hiç yaşlanmadı. Hala birbirlerine aynı bakıyorlar, hala aynı tutkuyla seviyorlardı.

Bir gün, torunları da oldu. Ateş ve Zeynep'in bir kızı oldu. Adını Lara koydular.

Karan, küçük Lara'yı kucağına aldığında, yıllar öncesine gitti. Aynı gözler, aynı gülümseme...

Karan: (Eski Lara'ya baktı) "Gördün mü? Bizim aşkımız nesiller boyu sürecek. Bizim hikayemiz hiç bitmeyecek."

Lara: "Bitmez... Çünkü biz birbirimize yazılmışız. İlk başta korku vardı aramızda, sonra nefret, sonra yavaş yavaş... öyle bir sevgi ki, dünyaya bedel."

Karan: "Seni seviyorum, benim güzel kızım. İlk günkü gibi, son gün kadar..."

Lara: "Ben de seni seviyorum, adamım. Karanlığım ve aydınlığım..."

Ve günbatımında, elleri birbirine kenetlenmiş, yan yana oturdular.

Hikaye burada bitmiyor... Çünkü aşk, gerçek aşk, insanın kalbi durduğunda bile devam eder. Onların hikayesi, çocuklarında, torunlarında sonsuza kadar yaşayacaktı.