6. bölüm · Gölgeler Arasında

6. Bölüm-Kurallara Uyarsan

B.LORİN 🤍

6. Bölüm-Kurallara Uyarsan
Liva hissediyordu. Karan’a haddini bildirecekti. Bu zamana kadar yaptıkları bardağı taşıran son damlaydı.
Arkadaşlarının kayboluşu…
Hiç beklemediği bir anda kendini burada bulması…
Annesinin ölümü ve Karan’ın bunu ona karşı kullanması…
Hepsi Liva için dayanılmaz bir noktaya gelmişti.
Acaba okuldakiler ne yapıyordur? diye düşündü. Varlığı çoğu zaman unutulsa da onlar ailesi gibiydi.
Düşünmeden yaslandığı duvardan doğruldu ve yürümeye başladı. Susuzluk ve açlık artık dayanılmaz hâle gelmişti.
Gözleri duvara kaydı.
Bu kez babasıyla olan bir fotoğraf gördü.
Fotoğraf yeniydi… ama anı eskiydi.
Liva babasının kucağındaydı. Babası ağlamamak için kendini tutuyordu ama gözlerinden birkaç damla yaş süzülmüştü.
Liva kendine geldiğinde gözleri dolmuştu. Fotoğrafa bakarken istemsizce gülümsedi.
Sonra birden ciddileşti. Gülümsemesini sildi, gözyaşlarını eliyle sildi.
Babasıyla yaşadıklarını unutamazdı.
Annesine ve kendisine yaşattığı acıları unutmak kolay değildi.
Ama sanki az önce hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam etti.
Bir süre ilerledikten sonra, biraz uzağında bir kapı fark etti.
İlk defa görüyordu.
Adımlarını hızlandırdı…
Sonra yavaşladı.
Ya Karan’ın oyunuyorsa?
Tam o anda bir kükreme yankılandı.
Liva arkasını döndü.
Diğerlerinden farklıydı. Önünde duran yaratık, daha önce gördüklerinin iki—üç katı büyüklüğündeydi.
Yaratık hareketlenmeden önce Liva arkasını döndü ve koşmaya başladı. Kapıyı açtı, içeri girdi.
Ve Karan’ı gördü.
Koltukta oturuyordu.
— Bir an hiç gelmeyeceksin sandım.
Karan silik görünüyordu. Sanki bu dünyayla bağı zayıflamış gibiydi.
Liva sinirle üstüne yürüdü.
— Karan, salak mısın sen? Oyuncağın mıyım ben?
— Her gün başka bir şey yaşıyorum!
Karan elindeki stres çarkını çevirdi.
Sonra bir anda duvara fırlattı. Çark parçalanarak yere düştü.
— Bana bak Liva, dedi sertçe.
— Galiba iyilikten anlamıyorsun. Ben de sana anladığın dilden konuşurum.
Liva sinirden gülerek karşılık verdi.
— Ben mi iyilikten anlamıyorum?
— Evet.
— Her gün yaratıklar tarafından kovalanan benim!
— Oyuncak gibi kullanılan benim!
— Bir de beni annemle sınayıp duruyorsun, ben mi iyilikten anlamı—
— Liva, sus!
— Susmuyorum!
Karan kükredi.
— Sana sus dedim!
— Sustur o zaman!
— Çok oluyorsun sen.
— Ben mi çok oluyorum? Asıl sen çok oluyorsun!
Karan gözlerini kapattı. Silik silueti yavaşça daha insani bir hâl aldı. Derin bir nefes aldı, gözlerini tekrar açtı.
— Liva, sus ve dinle.
Liva gözlerini devirdi.
Karan umursamadan karşıdaki kapıya yürüdü.
— İzin verirsen anlatacağım.
Liva başını salladı.
— Bu labirent levellerden oluşuyor.
— Sen şu ana kadar en basit seviyedeydin.
— Bu kapıyı geçersen daha zor bir levele geçeceksin. Sorun var mı?
— Var.
— Söyle.
— Aklına geldi mi bilmiyorum ama ben açım. Ve yorgunum.
— Yani?
— Yani dinlenmem ve yemek yemem lazım.
Karan ona bir adım yaklaştı.
— Kurallara uyarsan… neden olmasın?
Liva sinirle bağırdı.
— Karan ne saçmalıyorsun sen!
— Kızınca çok tatlı oluyorsun, biliyor musun?
— Çok komik. Hahahaha.
— Şaka olduğunu kim söyledi?
— Karan açım diyorum! Git misin sen?!
Karan’ın yüzündeki ifade aniden değişti.
Gülümsemesi silindi.
— Açlık… dedi alçak bir sesle.
— Bu labirentte seni en çok zorlayacak şey o.
Liva dondu.
— Ama merak etme, diye devam etti Karan.
— Eğer bu geceyi atlatırsan… belki sana bir ödül veririm.
— Ne ödülü?
Karan kapıya baktı.
— Gerçeğe biraz daha yaklaşmak.