GÖLGEDEKİ YEMİN kitap kapağı

3. bölüm / 3

GÖLGEDEKİ YEMİN

2. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Tuba Maral

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: 2. Bölüm

Ablamın mezarına gelmemizin ardından 2 saat geçmişti. Mezarını temizlemiş hatta lale ekmiş ve bir tanede rüzgar gülü koymuştuk. Annemlerde gelmişti onlarla beraber 2 saat boyunca durduk, ardından annemler giderken "Hüma sende git hem kahvaltı et hemde kafeyi aç geleceğim ben sonra"
"Ama abla.." "Ablam lütfen" "Peki abla" annemler uzaklaşınca ablam ile konuşmaya başladım.
"Ablam seni o kadar çok özledim ki... yavaş yavaş kokunu unutmaya başladım. Sesini, o okyanus gözlerini, o tatlı yüzünü ve giydiğin elbiseleri, pofuduk ev terliklerini" diyip güldüm. "Hatırlıyor musun. Bir kere evdeyken ev terliklerin ve pijamam ile Aras abiye yakalanmıştın" kahkaha attım. "Sonra o kadar utanmıştın ki. Bir süre bakarken utanmıştın Aras abiden" "Bazen diyorum ki keşke o gün bu şerefsiz ile evlenmeseydin keşke olmasaydı bu düğün." dediğimde rüzgar gülü dönmeye başladı.
"Bu bir evet demek mi?" iki kez üst üste döndü.
Güldüm "Keşke Aras abi ile evlenseydin." Rüzgar gülü hızlı hızlı 4-5 defa döndü. Uyanmıştı kıkırdadım. "Tamam tamam sustum." dedim uzata uzata.
Biraz daha ablamın mezarında kaldıktan sonra ilk eve gidip üstümü değiştirdim sonra kafeye gittim.
Kafe bugün biraz durgundu, çok fazla kişi yoktu fakat saat daha 10 olduğu için ve pazar olduğu için normaldi. Biz yine her zaman ki gibi güzel bir şekilde müşteriler ile ilgilendik. Saat 12 olmuştu ve kafe yavaş yavaş dolmaya başladı. Biz Hüma ile sohbet ederken biri boğazını temizledi. Hüma ile o adama baktığımız zaman bu kişinin Toprak olduğunu gördük bir dakika NE Toprak mı!? o neden geldi buraya ne için of off. Ömer'i görünce gülümsedim o da aynı gülümseme ile "Naber Nazo"
"İyidir Ömer senden" "Takma ismime ne oldu gücendim bak" güldüm "Getirme beni oraya çekerim kulağını" "Ne yaptım ben ya" boğazımı temizledim o ve Kenan ne için olduğunu anlamış ve suratları düşmüştü. "Neyse ne alıcaksınız?" herkes ne istediğini söyledi Ömer ve Kenan almalarına rağmen toprak gittikten sonra benimle konuşmak için bekliyorlardı. Toprak ne istediğini söylerken fısıltı ile ondan önce ne diyeceğini diyordum, yani tahmin yapıyordum. "Başka bir şey ister misiniz?" "Çay" "Yandan siparişlerinizi alabilirsiniz." Toprak yana geçti ve Kenan ve Ömer gelip "Özür dileriz" "Neden özür diliyorsunuz?" "Abimi getirdik çünkü" "Ve onunla kavgalı olmanıza rağmen" "Sorun yok bana sataşmasın yeter." "Şey bide bugün dışarı çıkalım mı kafeyi kapattıktan sonra?" biraz düşündüm ve Hüma'ya baktım. Hüma kafasını olumlu salladı. "Peki geliriz ama efe de gelsin" "Olur gelsin"
Onlar yerlerine geçti bende yerime oturdum. Biz Hüma ile sohbet ediyorduk fakat bir anda bütün müşteriler koşarak çıkmaya başladı. Toprakların masasına döndüğüm zaman toprağın güldüğünü gördüm hemen gittim. "Müşterilerimizin siz mi çıkartınız?" "Nazom valla biz bir sey yapmadık." "Kim yaptı o zaman Ömer?" "Şey..." derin bir nefes aldım.
"Şey ne Ömer?" "Abim yaptı" dedi Kenan. Ömer ona öyle bir bakış attı ki resmen öldürecek gibi bakıyordu. Toprağa döndüğüm zaman yüzünde bir sırıtış vardı. Yaptığının o da farkındaydı. "Toprak!"
"Ne" dedi sırıtırken. "Neden yaptın?" "Ben yapmadım ki" hakaret etmemek için zor duruyordum. "Toprak delirtme insanı! neden yaptın?" "Keyfim ve kahyam istedi" "Senin keyfine de kahyana da başlatma gerizekalı! Senin yüzünden müşterilerim gitti" kahkaha attı. "Gerizekalı çık kafemden!" "hayır neden çıkıyormuşum" Allah'ım delirmeme ramak kalmıştı. "Çık dedim sana!" diye bağırdım "abi hadi çıkalım" Toprak dilini damağına vurarak 'tck' sesini çıkardı.
"Çıkmayacağım" "Sabır" diye bağırdım gerçekten sınıyordu beni ve bu hiç hoşuma gitmiyordu. "Toprak tekrar diyorum çık kafemden!" "Çıkmazsam ne yaparsın yine ablanın mezarına gidip beni mi şikayet edersin?" bunu der demez bir tokat attım. Gözlerim dolmuştu, ama aglamamam lazımdı. Kendimi tutamadığımı gozumden süzülen bir yaş ile fark ettim. Hüma ve Ömer yanıma geldi Kenan ise abisine "Abi dediklerini kulağın duyuyor mu?"
"Ne demişim" Bilmemezlikten gelerek sinirimi daha da bozmuştu. Toprağın üstüne atladım, kafasına ve vücuduna vurmaya başladım. Ömer Kenan ve onların arkadaşları ağızları açık bizi izliyorlardı. "Toprak siktir git" dedim başlarda sinirli ama şimdi hüzünlü çıkan bir sesim ile "Hay-" "Toprak yeter siktir git defol!" hala direniyordu. "Sana bir şey diyeyim mi toprak?" kafasını salladı "Söyle" "O kadar nefret ediyorum ki senden bu nefretim senin yüzünü gördüğüm zaman yüzüne kusacak ve seni öldürecek kadar büyük." "Hatta şuan beni durduracak biri yok" dedikten sonra yüzüne bir yumruk daha attım. " Dua et yanımda kesici alet yok" dedikten sonra bir tane daha vurdum fakat biri içeri geldi ve çığlık attı " NAZ NE YAPIYORSUN! BIRAK SEVGİLİMİ!" o kişiye döndüğüm zaman onun Tuğçe olduğunu gördüm. Sesindeki iğrenç tondan anlamalıydım. "Şimdi mi aklına sevgilin olduğu geldi her gün başka bir erkekle AVM'Ye giderken öyle düşünmüyordun" dediğimde kaskatı kesildi. "Şimdi burdan siktir olup gitmezseniz kötü olucak" "Ne yaparsın nazcık? polisi mi ararsın aa" güldü " Çok ayıp" "Hayır Tuğçe mesela senin ailene bu gerçekleri söylerim." "Belkide abine" "Abime söyleyemezsin" evet söylerdim "Nedenmiş" "O burada değil çünkü" dedi ve güldü. Fakat unuttuğu bir şey vardı abisi ile arkadaştım. "Ah Tuğçe, bazen sana acıyorum" anlamayan gözlerle bana baktı. "Abin ile çok yakın arkadaş olduğumuzu nasıl bilmezsin" "İnanmami beklemiyorsun her halde." "İstersen arayabilirim" "Ara" Tuğçe'nin abisini yani Aras abiyi aramak için telefonumu kasanın oradan alıp geldim ve aradım. "Efendim Nazo" "Aras kargo naber?" Aras kargo dememin sebebi eskiden ne istersem yanda neye ihtiyacım olursa -ki tek bana değil- hemen getirirdi. "İyi Nazo senden naber?" "İyi bende" "Ya sana bir şey demek için aradım," "Müsait misin?" "Müsaitim nazo ne oldu?" " Tuğçe ikidir benim kafeme gelip olay çıkartıyor. İlk geldiğinde ben hallettim ama şimdi sevgilisi ile gitmiyor kafemden" "Hangi sevgilisi?" diyince herkes Tuğçe'ye baktı. "Toprak" "He şu yakın olduğun toprak" "Eskiden yakın olduğum " "Yanındaysa versene telefonu Tuğçe'ye " "Duyuyor seni" Aras abi Tuğçe'yi fena azarlamıştı. İyide olmuştu yalan söyleyemem. Aras abi buraya geleceğini belirtip telefonu kapatmıştı. Aras abi kafeye girdiğinde derin bir sessizlik olmuştu Tuğçe'nin ölüm sessizliği. Aras abi büyük adımlar ile Tuğçe'nin yanına geldi. "Tuğçe! ne yaptın yine? bide bu kaçıncı sevgilin kızım her gün başka biri ile tanışıyorum." bu sözleri duyduktan sonra toprağın kasları havalandı. Öylemi demek ister gibiydi, "Abi! onlar normal arkadaşım!" "Bana öyle demiyordun?"
"Abi yalan söyleme" "Tuğçe isim gücüm yokmuş gibi şimdi senin doğru yanlışlarını konuşmayacağım." "Ama ab.." demeden Aras abi onu dışarıya çıkartmaya başlamıştı bile. Tuğçe hala onların sevgilisi olmadığını savunuyordu abisine onların sesleri kafeden çıktıktan sonra kesilmişti. Toprak ne olduğunu daha kavrayamadan kardeşleri onu dışarı sürüklemeye çalıştı. Çalıştı diyorum çünkü 3 kişinin gücü ile ittitirilmesine rağmen bir gram bile yerinden kıpırdamadı. En sonunda Ömer bıkkınlıkla konuştu. "Abi yeter artık çıkaralım." Toprak bıkkınlıkla ofladı. "Burada müşteri değil miyim? kalacağım" saatine baktı ve " Hem daha kapanmasına var." bende saate baktım ve acaba benimle dalga geçiyor mu diye düşündüm çünkü saat 19.55 i gösteriyordu "Dalgamı geçiyorsun sen? sat 19.55 kapanacak şimdi kafe." Toprak etrafına baktı. "Ben kapattığınızı görmüyorum" kasanın oraya gittim ve çantam ile ceketimi aldım sonra Hüma ile dışarı çıktık. Kapıyı kilitleyip kepenkleri kapattım ve arabama bindim. Hüma da sağ koltuğa oturduğunda eve doğru sürmeye başladım.

💫

Eve gelmemizin üstünden 6 saat geçmişti. Ev halkı uyurken -ben dahil- bir anda kapımızı alcakli bir şekilde çalmaya başladı. Koşar adımlarla aşağıya indim ve kapıyı açtım. Gelen Topraktı. Bir saniye, kepenkleri nasıl açmıştı? dudaklarım konuşmak için aralanırken ben daha sözüme başlamadan "Kepenkleri kırdım." dedi net bir şekilde dudaklarım şaşkınlıkla aralandı. "Ne yaptın ne yaptın?" "Kırdım."
derin bir nefes aldım. "Niye geldin?" "Niye gelmeyeyim" "Toprak saat sabahın dördü neden buradasın?" Allah'a şükür bu adam ile aynı evde kalmıyordum. "Kepenkleri kırdığım için parasını verecektim." "Sabah verseydin" "Sabah zaten" elimi başıma atıp ovuşturmaya başladım. "Sabah kafeyi açtığım zaman verseydin." "Kızım gideceğim şimdi nasıl vereyim o saatte" başım çatlamak üzereydi, bedenim ise istemsizce titriyordu. "İyimisin?" kafamı onaylar şekilde salladım. "İyi ver parayı" Toprak bana 40 bin TL verdi "40 bin çok" "Camları da kırdım" Ağzım mümkünmüş gibi biraz daha açıldı. "Ruh hastası manyak!" Toprak her zamanki yaptığı sırıtışı koydu yüzüne. "Ya içeriye hırsız girerse? Bunu düşünmedin mi!" hızla odamdan arabamın anahtarını aldım. Üstüme bir hırka giyip kapıyı kapatıp hızla kafeye sürdüm. 5 dakika sonra kafedeydim ve toprakta burdaydi bir saniye o az önce bizim evin oradaydı, nasıl geldi buraya?
Onu boşverip kafemin önüne geldim fakat gördüğüm manzara ile şok oldum.
Camlar tuzla buz olmuştu. Hemen içine girdim ve her hangi bir zarar var mı diye baktım. Masalar sandalyeler hepsi kırılmıştı. Koşarak toprağın yanına gidip ona tokat attım attığım tokat ile kafası biraz sola edilmişti. "Gerizekalı! Neden yaptın bunu?" "Çıkmak için" "Arka kapı açıktı zaten! biraz baksaydınız bulursunuz!" Toprağın yüzünde bir mimik bile yoktu. "Ki yıllar önceki olayda tek birisini dinledikten sonra senin gözünde artık her ne konumdaysam artık. Benim bunu yapacağımı bile akıl etmemiş olman hiç şaşırtıcı değil."

💫

9 yıl önce
~ Naz Karaca
Bugün doğum günümdü yani 4 Aralık. Üstümde toz pembe çiçekleri olan bir elbise vardı. Saçlarım dalgalı, makyajım ise hafifti. Bugün çok heyecanlıydım çünkü Toprak bana özel bir hediyesi olduğunu söylemişti. Dün meraktan uyuyamamıştım. Hemen aşağıya indim ve annemin yanına gittim, benim pastami yapıyordu. Anneme sarıldım. "Günaydın" dedim harfleri uzatarak. "Günaydın güzelim" "Çok heyecanlıyım." annem güldü. Birazcık annemle sohbet ettikten sonra babamın yanına gittim. Babamın yanına gittim, işi olmadığı zamanlarda gazete okumaya bayılırdı.
"babam" dedim uzatarak. gazateyi yanında bulunan sehpaya koydu ve kollarını iki yana açtı. Hemen sarıldım. "kızım" dedi benim gibi uzatarak söyledi.
Biz babamla konuşmaya başladık. Tam babam bana alacağı hediyelerden bahsediyordu ki kapı çaldı. Koşarak kapıyı açtım. Şerife teyze ile Süleyman amcam gelmişti. " Aman da aman şu doğum günü kızının güzelliğine bak Süleyman."
"Maşallah nazar değmesin." ikisinin bu konuşmasına güldüm ardından "hoşgeldiniz " dedim uzatarak. "hoşbulduk kızım." onların geçebilmesi için kenara geçtim. Onlar içeriye geçtiğinde Topraği gördüm. Tuğçe ile el ele tutuluyordu. Toprak bir önceki doğum günümde ilk gelen ve ilk kutlayan olurdu ama bugün ne ilk kutlayan ne de ilk gelen olmuştu. Tuğçe'nin yüzünde bir sırıtış vardı. "Hoşgeldiniz." "Hoşbulduk" dedi toprak soğuk bir sesle. Onlar içeri geçtikten sonra kapıyı kapattım. Toprağın bu hareketlerinden sonra yüzüm düşmüştü. Annemin yanına mutfağa gittim. "Anne biz Tuğçe'yi çağırmış mıydık?" "Hayır güzelim neden?" "Şey şuan kendisi içeride oturuyorda." "Nasıl?" "Evet anne hatta toprak ile gelmişler." annem ıslak olan elini kuruladı ve önlüğünü çıkartıp içeri gitti, bende peşinden gittim.
Annem Tuğçe'ye bir şeyler demişti tabi ben kapının eşiğinde durduğum için duymuyordum. Tuğçe annem ne dediyse kızarmıştı. Tuğçe koşarak dışarı çıkarken Toprak'ta Tuğçe'nin peşine takıldı, tam dışarı çıkarken benim kapı eşiğinde olduğumu gördü, bana yıllarca sevgiyle bakan toprak şuan nefret ile bakıyordu. Gözlerinin siyahlığı benim ürpermeme neden olmuştu. O gün kendime bir söz vermiştim. Ne yapıp ne edip Tuğçe'nin kötü niyetli biri olduğunu kanıtlamak için, fakat bu sürecin nefret ve intikam arzusu ile olacağını ben bile tahmin edememiştim.

~Toprak Demirkan

Tuğçe evden çıktığı gibi peşinden gitmiştim. Nazın doğum günü partisinden önce benim yanıma ağlayarak gelip naz'ın onu sırf benimle yakın olduğu için istemediğini söylemiş ve ona vurmuştu. İlk başta inanmadım çünkü naz her ne olursa olsun hiç birine kin veya nefret duygusu beslemezdi. Ancak Tuğçe'nin yüzünde hafif bir kırmızı bir el izi gördüğüm zaman bunu yaptığına emin olmuştum.
"Güzelim sen git hazırlan beraber gidelim seni benim yanımda gördüğünde bir şey diyemez."
"Ama Toprak ya beni tekrardan kovarsa?"
"Kovamaz sevgilim."
"Emin misin, çünkü bugün sabah hiç öyle demiyordu."
"Eminim, merak etme hiç bir şey yapmamaz. Sen şimdi git hazırlan ben seni bekliyorum"
Tuğçe yanağımdan öptü.
" Beş dakika içinde gelirim." dedi yanımdan ayrıldı.
"Oğlum! hazır mısın?"
"Ben hazırım anne ama Tuğçe'yi bekliyorum"
"Tuğçe mi?"
"Evet anne Tuğçe"
"Oğlum ailesinin izni olmazsa götüremeyiz."
"İzin almıştır Tuğçe."
"İyi, peki oğlum"
Tuğçe yaklaşık 10 dakika sonra gelmişti ve beraber Naz'ın evlerine gelmemiz ile kalkmamız bir olmuştu."

~Şimdiki zaman

Toprak ve kardesleri ne demek istediğimi anlamıştı, fakat Toprağın arkadaşları sanırım timdekiler hiç bir sey anlamamıştı. Onlar boş boş bize bakarken ben yine konuşmaya başladım.
"Toprak arkadaşlarını da, al defol git gözümün önünden!"
"gitmezsem ne olur?" artık sabrımı taşırmıştı.
"Ananın a-" tam küfür edecekken kendimi tuttum..
"Ömer! şu abini alıp gidin lütfen"
Ömer bana döndü. Onun yüzündeki ifade kaç saattir denediğini ve yapamadığını belirten bir bıkkınlıkla bakıyordu. Aklıma gelen fikir ile sırıttım.
"Ömer sizin garajın anahtarı varmı sende?"
"bende yok valla abla"
"Kenan sende?"
Kenan bana doğru anahtarı attı büyük ihtimalle ne yapacağımı anlamıştı.
"Neden anahtarı istedin Naz?" sırıtarak konuştum.
"Az sonra görürsün." arabama binip hızla Toprakların kaldığı eve geldim ve Toprağın çok sevdiği moturunu aldım, anahtarı çok çaba sarf etmeden bulmuştum her zamanki Toprak hep ya paspasın ya da tekerleğin arasına koyuyordu. Onu benim evimin yıllardır tek bir adım bile atamadığım evimin garajına koyduktan sonra kafenin oraya geri gittim.
Kafeye gelir gelmez hümayi aradım 5. çalışta açtı.
"Efendim abla."
"Hüma efeyi ve abimleri al kafeye gel."
"Nolduki?"
"Birileri bizim kafeyi tuzla buz etti." dedim toprağa ters ters bakarak.
"Ne kim?
"Sen dediğimi yap."
"Tama geliriz bir kaç dakikaya."
"Bekliyorum."
telefonu kapattıktan sonra Toprağa döndüm.
"Madem hiç biriniz gitmiyorsunuz bize yardım edeceksiniz o zaman." dediğimde Toprak dışında herkes birbirine baktı ve of nidaları yükselmeye başladı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

4okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18