3. bölüm · “Gölge Şehir: Vittori’nin Oyunu”

3

N. L. Y.

Bölüm 3: Gecenin İzinde
San Marco Mahallesi, gecenin karanlığında adeta nefes alıyordu. Dar sokaklar, eski tuğla binalar ve aralardan sızan sokak lambalarının titrek ışığıyla doluydu. Yağmur hâlâ ara ara çatıları dövüyor, su birikintileri lambaların ışığını kırıp sanki hareket eden birer yılan gibi yansıtıyordu. Burada yaşayan herkes, geceyi sadece hayatta kalmak için kullanıyordu.
Sofia “Fırtına” Bellini, uzun siyah paltosunu sıkıca sardı ve adımlarını sessizleştirmek için ayak tabanlarını dikkatle yerleştirerek sokağa çıktı. Bu gece, Vittori için bilgi toplamak zorundaydı. Ama biliyordu ki her köşe, her gölge tehlike demekti.
Sokak köşesinde, küçük bir çöp kutusunun arkasında bir adam beliriyordu: Rocco, Ferraro Çetesi’nin gözlemcilerinden biri. Sofia, sessizce arkasından yaklaştı. Rocco’nun elindeki çantada, çetenin bu geceki planlarıyla ilgili belgeler vardı.
Rocco henüz fark etmeden, Sofia onu gölge gibi izledi. Adımlarını hızlandırmadan, sessizce yanına yaklaştı ve tam çantayı alacakken Rocco dönüp bir silah doğrulttu:
“Beni mi arıyorsun, Fırtına?”
Sofia’nın gözleri, karanlıkta parladı. “Sadece seninle işim var, yanlış anlamayalım,” dedi sakin bir sesle.
Ama Rocco, silahını çekmeye devam etti. O anda, arka sokaktan bir grup Ferraro çetesi üyesi belirdi. Kısa süreli bir sessizlik oldu; sanki tüm sokak, bu anın gergin nefesini tutmuştu.
Sofia bir hareketle Rocco’nun silahını etkisiz hale getirdi ve hızla çantayı kaptı. Çeteler paniğe kapılmıştı ama Sofia, sanki gölgeyle bütünleşmiş gibiydi: hızlı, sessiz, ölümcül. Kaçarken, çetenin lideri Leonardo’nun sağ kolu Vito belirdi ve ona doğru saldırdı. Sofia hızla yan adımı attı, Vito yere düştü, nefes nefese kaldı ama hareketsiz değildi.
Sofia’nın elindeki çanta artık çok değerliydi. İçinde sadece belgeler değil, Ferraro Çetesi’nin önümüzdeki haftalık hareket planları vardı. Eğer bu bilgi Vittori’ye ulaşırsa, şehrin güç dengesi tamamen değişebilirdi.
Aynı sırada Vittori malikanesinde, Don Alessandro toplantı odasında duruyordu. Marco Ricci ve Gianni Moretti ile birlikte, şehrin dört bir yanındaki izleyicilerini konuşuyorlardı. Herkesin yüzünde bir gerginlik vardı; çünkü Sofia’dan gelecek haber, doğrudan planlarının temel taşını oluşturuyordu.
Marco Ricci, ağır adımlarla odada dolaşıyor, eliyle masaya vuruyor ve sessizce homurdanıyordu:
“Eğer Fırtına başarılı olamazsa… bu şehir, bizim kanımızla boyanacak.”
Gianni Moretti gözlerini masa üzerindeki haritaya dikti. Sokaklar, binalar ve çetelerin kontrol alanları detaylı bir şekilde işaretlenmişti.
“Ama başarılı olursa… şehrin kontrolü tamamen bizim elimize geçecek. Sadece doğru hamleleri yapmalıyız.”
Don Alessandro sessizce oturuyordu. Gözleri, şehir haritasının üzerinde ilerleyen gölgeleri izliyor gibiydi. Onun zihninde, her adım bir satranç hamlesiydi.
Tam o sırada, Sofia malikaneye geri döndü. Üzerindeki paltosu ıslaktı, saçları hafifçe dağılmıştı ama gözlerindeki kararlılık sarsılmazdı. Çantayı Don Alessandro’ya uzattı.
“Her şey burada, Don. Ferraro’nun planları… San Marco, bu gece daha tehlikeli olacak.”
Don Alessandro çantayı aldı, içine bakmadan bir kez başını salladı. “Bunu bekliyordum. Şimdi harekete geçme zamanı.”
Ve işte o an, şehirdeki gece sessizliğinin artık sona erdiği anlaşılmıştı. Vittori Ailesi ile Ferraro Çetesi arasındaki büyük oyun, kan ve ihanetle dolu bir haftaya başlamıştı.