3. bölüm / 3
GÖLGE3. Bölüm
Bölümler 3Şu an: 3. Bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“Üvey evlat Duru…”
10 yaşıma kadar yetimhanede kalmış olmam benim suçum muydu? Kendimi bildim bileli insanların öğrenmesinden korktuğum şeyi artık tüm okul öğrenecekti.
Ayrıca bunu kim ne amaçla yazmıştı? Şuanki ailemin kendi öz ailem olmadığını okuldaki çoğu kişi bilemezdi. Sadece yakın arkadaşlarım ve şu anki ailem biliyordu. O zaman bu nasıl yayılmıştı?
Bunu yayan kişinin Melek ya da Sude olmadığına emindim. Bunu kimseye söylemezlerdi. Ama ailemin de okulumla bir bağlantısı yoktu. Böyle şeylerle ilgilenmezlerdi yani.
Zaten okulda kimseyle aramda bir sorun da yoktu. Hatta kimseyle muhattabım bile yoktu. Bunu paylaşan kişi benden nefret ediyor olmalıydı. Ama kim neden benden nefret etsin ki? Okuldaki kimseye bir zararım dokunmazdı. Belki de istemeyerek birine bir şey yapmıştım. Böyle bir şey olduğunu da sanmıyordum.
Kafam çok karışıktı.
Bunları düşünürken aşağıdan annem,
“Duru, yemek yiyeceğiz!” diye seslendi.
Onlara olayı belli etmeden birine bir şey söyleyip söylemediklerini sormalıydım.
Telefonu yatağıma fırlatıp hemen mutfağa indim.
Sofraya oturduğumuzda annem ve babam her zamanki sessizliğiyle yemeklerini yerken Aylin ve Aras birbirleriyle şakalaşıp gülüyorlardı. Ben de sessizce yemeğimi yemeye başladım. Birkaç dakika yemeğime devam ettikten sonra anneme baktım. Gergin görünüyordu ama sormalıydım.
“Anne?”
“Efendim?”
“Siz benim gerçek ailem olmadığınızı okuldan birilerine falan söylemiş olabilir misiniz?”
Annem kaşlarını çatarak,
“Biz kime neden böyle bir şey söyleyelim Duru?”
“Söylemediniz yani?” diye onaylatmak için tekrar sordum.
Babam sinirlenmiş gibi iç çekip araya girdi,
“Senin okulunla bizim ne işimiz olur sence? kendi işlerimizle uğraşıyoruz.”
Aslında haklıydı. Benimle ilgilendikleri söylenemezdi zaten. Bende onlardan böyle bir şey beklemezdim. Kafamı sallayıp ayağa kalktım.
“Afiyet olsun hepinize.” deyip odama geri çıktım.
Düşüncelerimi bir türlü susturamıyordum. Kimdi bu paylaşımı yapan? Üvey olduğumu nerden biliyordu? Masum olmadığımı söylerken neyi kastediyordu? Amacı neydi?
Benim kimseye bir şey yaptığım yoktu. Belki de sadece uyduruyordu.
Dayanamayarak telefonumu elime alıp gönderiye tekrardan girdim. Onlarca yorum gelmişti bile. Herkes alay eden veya şaşıran yorumlar yazmıştı.
Yorumları okurken aralarında farklı bir yorum gördüm.
User47892865: Duru ne yaptı ki?
Yorumun altına bir yanıt gelmişti.
GÖLGE: Yakında hepiniz onun gerçek yüzünü göreceksiniz.
Ne demeye çalıştığını anlamıyordum. Artık sinirlenmeye de başlıyordum. Şu an yapabileceğim en mantıklı şey hesabın kendisine yazmaktı. Bu durumda başka ne yapabilirdim ki?
Aklıma gelen fikirle hemen hesabın mesaj kısmına girdim.
Sadece, “Sen kimsin?” yazdım.
Birkaç dakika yanıt vermesini bekledim fakat aktif olmadı.
O sırada telefonum çaldı. Arayan Sude’ydi.
Telefonu açtığım gibi Sude,
“Duruşka’m! GÖLGE adında bir İnstagram hesabı senin hakkında gönderi paylaşmış. Melekle bize istek atmıştı ve bizde okulun itiraf sayfası diye kabul etmiştik. Paylaşımı gördün mü sen?” diye sordu.
“Gördüm,” dedim. “Şimdi hesaba yazdım ama cevap gelmedi daha. Kim olabilir bunu paylaşan?”
“İnan hiçbir fikrim yok. Ama sen sakın kendini üzme. Birlikte kimmiş bulacağız. Şimdi annem çağırıyor. Yarın okulda birlikte konuşuruz.”
“Tamam, görüşürüz balım.” deyip telefonu kapattım.
Derin bir iç çektim. Evde çok bunalmaya başlamıştım.
Dışarı yürüyüş yapmaya çıkmak için üstüme bol beyaz bir tişört ve gri bir eşofman geçirdim. Yanıma kulaklıklarımı da alıp evden çıktım. Sevdiğim şarkılardan birini açıp kendi halimde yürümeye başladım. Rüzgar yüzüme vurdukça adımlarımı biraz daha hızlandırdım. Etraf fazlasıyla ıssızdı. Hava da iyice kararmıştı. Biraz daha yürüdükten sonra bir parktaki boş banklardan birine oturdum. Çocuklar top oynuyor, gülüp eğleniyorlardı. Sessizce onları izledim.
5 yaşlarında bir çocuk koşarken yere düşünce annesi hemen yanına gidip çocuğuna sarıldı. Çocuk ağlarken bir yandan annesine sarılıyordu. Yüzümde sıcacık bir gülümsemeyle onları izlerken yanıma biri oturdu.
Kaşlarımı çatarak kulaklığımı çıkarıp yanıma döndüğümde onu gördüm.
Arın’ı.
İçimde anlamsız bir kıpırtı oluştu.
“Senin ne işin var burada?” diye şaşkınlıkla sordum.
Bu soruma karşı yine o aynı alaycı tavrıyla gülerek,
“Parkta ne işim olabilir? Gördüğün gibi oturuyorum. Hangi parkta oturduğuma da mı karışacaksın?”
“Kusura bakma. Yani ben öyle demek istemedim. Sadece seni burada gördüğüm için biraz şaşırdım.”
Bu dediğimle ifadesi değişti. Muhtemelen ters bir cevap bekliyordu ama açıkçası pek modumda değildim.
“Moralin bozuk galiba, şu GÖLGE hesabından dolayı mı?”
Gözlerimi devirdim.
“Sen de mi gördün?”
“Neredeyse tüm okul gördü Duru.”
“Sen de herkes gibi paylaşılan şeye inanıyorsun değil mi?”
Kısa bir süre sessizce gözlerime baktı. Daha sonra,
“Ben milletin düşünceleriyle bir sonuca varmam. Ama o hesap kiminse niyeti ucuz yollardan dikkat çekmek. Sen bunlara takılacak biri gibi durmuyordun.”
Sessiz kaldım. En azından inanmayan kişiler de vardı.
Bir süre ikimiz de sessizce oturduk. Daha sonra Arın yavaşça ayağa kalktı. Ellerini ceplerine atıp,
“İyi geceler Yılmaz, kendini böyle şeyler için üzme.” diyerek yanımdan uzaklaştı.
Arkasından bakarken o kafa karışıklığının yerini bir huzurun aldığını hissetmiştim. Kötü düşüncelerim artık yoktu.
Ben de ayağa kalkıp eve doğru yavaş adımlarla yürümeye başladım.
Bir süre sessizliği dinleyerek yürüdükten sonra eve gelmiştim. Cebimden anahtarımı çıkartıp eve girdim. Ellerimi yıkayıp odama çıktığım gibi üstüme pembe Hello Kitty’li pijamalarımı kendimi yatağa bıraktım.
Şu an hiçbir şey düşünmek istemiyordum. Yavaşça gözlerim kapandı. Tam kendimi uykunun kollarına bırakıyorken telefonuma gelen bildirim sesiyle anında gözlerimi açıp telefonu elime aldım.
GÖLGE hesabından mesaj gelmişti.
GÖLGE: Önemli olan benim kim olduğum değil Duru, senin kim olduğun. O sözde mükemmel “üvey” ailene de selamlarımı ilet.
Bölüm etkileşimi
