6. bölüm · Gökyüzünün laneti

Bölüm 6

uzay Bey

1.İNTİKAMIN SOĞUK TAHTI

Artık asi yalnızca bir Alfa değildi; o, ihanetin adaletini uygulayan bir hüküm idi. Sağ kanadındaki mor-ötesi parıltı intikamın öfkesini, sol kanadındaki gökyüzü mavisi ise adaletin soğuk elini simgeliyordu. Crown'nun güçleri onun içinde duruyordu — ama asi , bu güçleri kör tüketim için kullanmadı; her bir güç parçasını adım adım yargıladı ve dönüştürdü

.
Ordular asi'ye teslim oldu; ne melekler, ne şeytanlar artık ona karşı duramıyordu. Ancak Alfa Melek yalnızca bir taht kurup hükmetmedi: o, ihanetin yarattığı boşluğu onarma yönünde soğuk adımlar attı. İnsanların acısı, dünyaların dengesi, mühürün çatlağından sızan gölgeler — hepsiyle uğraşacaktı.

Crown hapsinde çığlık attı; pişmanlık yüzüne çökmüştü. Ama asi'nin zaferi sadece güç isterken, içinde bir boşluk da vardı — asi artık aşkın hatırasını da taşımaktaydı. Bu boşluk, ileride en büyük ters köşe olabilir: çünkü gerçek nihai sınav, intikamın çalınanları geri verip vermeyeceğiydi.

Eğer asi crown'u affederse, zincirler kırılabilir ama aynı zamanda asi kendi içindeki gücü de geri verebilir — ya da daha kötüsü, affetmek yerine tüm gücü kalıcı olarak özümsüyorsa,crown sonsuza dek kaybolacaktı. Alfa Melek’in hükmü kesin görünüyordu; fakat kader, hep bildiğimiz gibi, son sözü saklıyordu.

2.ALFA'NIN KALBİNDEKİ ÇATLAK

ASİ crown cehennem ateşi hapishanesine zincirlediği günden beri orduların gözünde yenilmezdi. Ne melekler ne şeytanlar artık karşısına çıkmaya cesaret ediyordu. Alfa Melek’in kanatları gökyüzünde açıldığında, ışık ve karanlık aynı anda titriyordu.

Ama dışarıdan görülen o ihtişamın ardında, Seraphiel’in içinde sürekli bir çatlak büyüyordu. Crown'nun ihanetinin acısı ona güç vermişti, evet… fakat aynı zamanda, o ihanetin yankısı kalbinde her gece yeniden kanıyordu.

Geceleri Paris'in sırtında yıldızlara yükseldiğinde, göğün boşluğunda crown un sesini duyuyordu. Bu ses gerçekte crown un ruhundan mı, yoksa kendi zihninin kurduğu bir yanılsama mıydı, ayırt edemiyordu.

Beni affet… seni sevmeyi hiç bırakmadım…”
Bu fısıltı her seferinde öfkesini kamçılıyordu. Kendi kendine haykırıyordu:
“Sevgi, ihanete dönüşmüşse… o zaten yalandı!”Ama ertesi gece aynı ses başka bir şekilde geliyordu:
“O an sana ihanet etmedim… kendime ihanet ettim. Çünkü güç benden daha büyüktü…”

Asi sağ kanadı mor-ötesinde yanarken, sol kanadı gökyüzü mavisine çivilenmiş gibi donuyordu. Sağ kanadı intikam diye haykırıyor, sol kanadı adalet diye fısıldıyordu. Onun içindeki iki renk, iki hakikat çatışıyordu.

3.HALİSTEKİ ÇIĞLIKLAR

Crown cehennem ateşi hapishanesinde yanıyor, ama ölmeden kalıyordu. Asi her gün onun çığlıklarını hissediyordu; çünkü crown güçlerini kendi içinde taşıyordu. Crown her acı çektiğinde, o acının yankısı asi'nin kalbine vuruyordu.

Bu bazen tatmin edici bir intikam gibi hissettiriyordu:
“Evet, hisset! Bana yaptığın ihanetin ağırlığını tat!”Ama bazen de vicdanını kemiriyordu:
“Benim içimde hâlâ onun bir parçası var. Eğer o yanıyorsa, ben de yanıyorum…”

Ejderha Paris bile bunu fark etmişti. Bir gece asi ile dönüp konuştu:
“Senin içindeki ateş sadece crown'u yakmıyor, seni de kavuruyor. Alfa’nın en büyük düşmanı dışarıda değil, kendi içinde.asi sustu. Çünkü bu söz, gerçeğin ta kendisiydi.

3.ALFANIN MAHKEMESİ

Bir gün, hem melekler hem de şeytanlar asi nin önünde toplandı. Hepsi aynı soruyu sordu:
Crownu cezası ne kadar sürecek? Sonsuza dek mi?”

Asi onları susturdu. Ama o gece, kendi kendine o soruyu tekrar sordu:
“Onu gerçekten sonsuza dek hapsedebilecek miyim? Yoksa bir gün affetmeye mecbur kalacak mıyım?”
İşte bu sorunun cevabı, onun kaderini belirleyecekti.Kanatlarının rengi bile bu iç savaşı yansıtıyordu. Mor-ötesi sağ kanat ona sürekli fısıldıyordu:
“İntikam kalıcıdır. İhanet affedilmez. Crown seni zayıf bırakacak.”

Ama gökyüzü mavisi sol kanat ona başka bir şey diyordu:
“Adalet, pişmanlığı görmezden gelemez. Cezalandırmak kadar bağışlamak da ilahi bir hüküm olabilir.”Ve asi'nin kalbi bu iki sesin ortasında parçalanıyordu.

4.ÇATLAĞIN KIRILMASI

Bir gece, cehennem ateşi hapishanesinin yakınında durdu. Crown içeriden bağırıyordu, sesi acıyla doluydu ama içinde yalvarış da vardı:
Asi Bana yaptığını biliyorum! Güçlerim sende… ve ben senin içinde hâlâ yaşıyorum. Beni yok et, beni sonsuza dek bitir — ama böyle bırakma!”asi gözlerini kapadı. Çünkü ilk defa crown çığlığı ona pişmanlık gibi gelmişti. Gerçek miydi, yoksa hile mi? Bilmiyordu. Ama kalbinin derinliklerinde bir çatlak daha kırıldı.İlk defa, intikamın zafer gibi gelmediğini fark etti. Onu gerçekten tatmin etmeyen, içini kemiren bir boşluktu bu.