15. bölüm / 18
Gökyüzü (texting)15
Bölümler 18Şu an: 15
- 1 01173 kelime
- 2 02237 kelime
- 3 03159 kelime
- 4 04265 kelime
- 5 05374 kelime
- 6 06367 kelime
- 7 07369 kelime
- 8 08454 kelime
- 9 091.171 kelime
- 10 10289 kelime
- 11 112.043 kelime
- 12 121.533 kelime
- 13 131.259 kelime
- 14 141.047 kelime
- 15 15941 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 16748 kelime
- 17 171.440 kelime
- 18 Duyuru58 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Dördüncü gün…
Nehir hâlâ kendine gelememişti. Yoğun bakımdan çıkamıyordu, doktorlar riskli olduğunu söylüyordu. Böbreği her geçen gün kötüye gidiyordu ve günlerdir korktuğumuz şey, başımıza gelmişti. Lavinia’nın böbreği iflas etmişti.
Önümüzde tek bir seçenek vardı, birimizin ona böbreğini vermesi gerekiyordu. Hepimizi yıkmıştı bu haber. Eğer bir kişinin dahi böbreği uymazsa, Nehir’i kaybedecektik. Nehir’imiz, bizi bırakıp gidecekti.
Ölümün acısını bilirdim. Bu acıyı daha çok öğrenmek istemiyorum.
Hepimiz örnekler vermiştik. Nehir’e bir şey olsun istemiyorduk. Hatta Gökhan, ne olur ne olmaz diyerek sosyal medyasından durumu paylaşmış, böbrek bağışı istemişti. Bunun işe yaramayacağını düşünmüştüm başta fakat Nehir ülkede sevilen bir ünlüydü. Pek çok kişi böbreğini bağışlamak istemişti.
Yorgun bakışlarımı hastane bahçesinde gezdirdim. Sigaramdan bir nefes çekerken yanımda duran Gökhan’a baktım. Sırtını benim gibi duvara yaslamış, sigarasını içiyordu.
Derin bir nefes alarak ona baktım. “Teşekkürler.” sesim oldukça yorgun çıkmıştı. Günlerdir adam akıllı uyuyamamıştım.
“Neden?” Dedi Gökhan anlamadan bana bakarken.
Omuzlarımı silktim. “Yardımların için. Eğer hiçbirimizin böbreği uymazsa, Nehir’e böbrek verecek bir ordu topladın. Günlerdir buradasın, herkese yardım ediyorsun.” Tek kaşımı havaya kaldırarak ona baktım. “Daha sayayım mı?”
Gökhan, sigarasından çektiği dumanı özgür bıraktı. “Teşekkür edilecek bir şey göremedim.” Ben anlamadan ona bakarken o, konuşmaya devam etti. “Bunları sen veya bir başkası teşekkür etsin diye yapmıyorum.”
Öyleyse neden yapıyordu? Nehir onun sadece rol arkadaşıydı, beraber dizi çekiyorlar o kadar. Tabii çektikleri bir film de vardı ama, o kadar da yakın değillerdi bildiğim kadarıyla.
“Neden yapıyorsun?” Diye sordum.
“Nehir için.” Gökhan bir an bile düşünmeden cevap vermişti.
Nehir için derken? Neden Nehir için ciddi bir ameliyata girip böbreğini vermek istiyor? Ya da neden bunu yapmaları için bir ordu topladı? Çok ucu açık bir cevaptı bu, bir sürü farklı anlama çıkıyor.
Gökhan, ona olan bakışlarımdan bir şeyler anlamış olmalı ki gözlerini devirdi. “Merak etme, ona âşık değilim.”
Eğer Gökhan, ona âşık olsaydı hiç şansım olmazdı. Kız olsaydım ve Gökhan gibi birisi bana âşık olsaydı, düşünmeden kabul ederdim. Lavuk gerçekten her kadın için ideal biriydi. Umarım hiçbir zaman Nehir’e âşık olmaz…
Nehir ona âşık olursa yine boku yerim. Hiçbir erkek Nehir’e hayır diyemez. Diyebilsem ben de ona evet derdim ama, diyemiyordum. Nehir, her gün ilişkisinde ne kadar çok sevildiğini duymayı hak edecek bir kızdı. Ona, onu sevdiğini söyleyemeyecek bir erkekle çıkmamalı.
Ciğerlerime hapsettiğim zehirli dumanı serbest bıraktım. “Öyleyse?” Diye sordum. Öyleyse neden bunu yapıyordu?
Gökhan sigarasını yere atıp ayağıyla ezdi. “O, benim için kız kardeş demek. Nehir hem çok yakın arkadaşım hem de kız kardeşim.” Ses tonu öylesine netti ki tartışmaya fırsat tanımıyordu. “Onunla aramda yanlış hiçbir şey geçemez. Projelerde yakın sahnelerimiz olsa da profesyonelliğimi koruyorum.”
En iyisini yapıyordu. Kavgada onu yenebilirim ama yarışamayız. Görünüş olarak da karakter olarak da yarışamazdım o herifle. Onu yenebileceğim tek yer, boks sahasıydı.
“Nehir’e böbreğini vermek konusunda emin misin?” Diye sorduğunda, anlamadan ona baktım. Neden emin olmayayım ki? Eğer Nehir’in hayatını kurtaracaksa, kalbimi söküp vermeye bile hazırım.
“Sebep?” Dedim anlamadan.
Gökhan derin bir nefes aldı. “Nehir senden çok bahsediyor, hakkında bildiklerim var.” Kaşlarını havaya kaldırarak devam etti. “Eğer böbreğini verirsen, bir daha asla boks yapamazsın. Üstüne narkoz alerjin var, narkoz seni öldürebilir.”
Hepsine hazırdım. Boksör olma hayalime her ne kadar yakın olsam da Nehir’in canı asla bundan daha değerli değildi. Hele canım, asla daha değerli değildi. Eğer öleceksem ve bunun karşılığında Allah, Nehir’in canını bağışlayacaksa seve seve yaparım.
Emin olacak ya da düşünecek bir şey yok. Nehir, kurtulacak. Umarım böbreğim uyar da verebilirim.
“Ölmeye hazırım.” Dedim hiç düşünmeden.
Gökhan, bir elini omzuma koydu. Gözlerinde öfke belirmişti. “Aşıksın lan kıza!” Diye bağırdığında, şaşkın gözlerle ona baktım. “Âşık değil misin sen şimdi Nehir’e?” Sesi neredeyse azarlar gibiydi.
Neden böyle tepki verdi? Daha beş dakika önce onu kardeşi gibi gördüğünü söylüyordu, şimdi kıskanacağı mı tuttu?
“İnkâr edip durmayı kes! Delikanlı ol biraz, eğer seviyorsan sö-“
“Nehir Aktaş’ı kıskandığınız için mi ediyorsunuz efendim?” Gökhan’ı susturan şey, tam karşımızda durup bizi çeken magazin muhabiri olmuştu.
Gökhan, elini omuzumdan çekip kadına baktı. O daha ağzını bile açamadan kadın tekrar konuşmaya başlamıştı. “Nehir Aktaş’la birlikte olduğunuz haberlerini doğruluyor musunuz?”
“Dizi aşkı gerçek mi oluyor?” Diye sordu bir başka muhabir.
“Günlerdir hastanedesiniz, insan arkadaşı için bu kadar uğraşır mı?” Dedi kadın imayla. Gökhan daha ağzını açamadan ardı ardına sorular yağdırıyorlardı.
“Nehir hanımın durumu nasıl? Böbreğe ihtiyacı olduğu doğru mu?”
“Sevgili olduğunuz doğru mu? Sadece arkadaşız derken yalan mı söylüyordunuz?”
“Kutuplar’a yeni bölüm gelmeyecek mi?”
“Dizi final mi verecek-“
“Arkadaşlar!” Gökhan, bu zamana kadar hiç yapmadığı bir şeyi yaparak onunla röportaj yapmak isteyen muhabirlere bağırmıştı. Gördüğüm kadarıyla röportaj yapmak istemiyorsa hep kibarca reddedip yoluna devam ediyordu.
Yemin ederim bu ünlülerin işi çok zor. Adım attıkları her yerde böyle muamele görüyor olmalılar, dayanılmaz.
“İnsanların acısı var! Saygı duyun biraz, biraz olsun o saçma insanda özel hayat bırakmayan boktan programlarınızı siktir edip insanlarla empati kurun!” Gökhan öfkeyle bağırmaya devam ediyordu.
Muhabirler onun öfkesini umursamadan mikrofonu bana uzattıklarında, göz bebeklerim büyüdü.
“Nehir ve Gökhan arasında bir ilişki var mı?” Diye sordu erkek muhabir.
Nehir içerde canıyla mücadele ederken bu insanlar, onun aşk hayatıyla ilgili sorular soruyordu.
Sevdiğim kız, belki de can veriyordu ve insanlar onun canını önemsemeden aşk hayatını konuşuyordu.
“Kızın sevgilisine gelip bunu mu soruyorsun sen?” Dedi Gökhan daha büyük bir öfkeyle.
O an, kendimi tutamayacağımı anlamıştım. Hiç düşünmeden adamın yakalarından tutup burnuna atabileceğim en sert kafayı indirdim.
Bu kadarı artık fazlaydı. Nehir, canıyla savaşıyordu. Kim bilir şu an ne kadar canı yanıyordu ve bu, umurlarında değildi. Tek düşündükleri hâlâ kızın özel hayatıydı. İnsan canı bu kadar değersiz olamaz, olmamalı.
Nehir magazinden her şikayet ettiğinde abarttığını düşünürdüm, şimdi ona hak veriyorum. Bu insanlarla uğraşmak mümkün değildi.
Adamın yere yığılmış halini umursamadan hastane kapısından içeriye girdim. Rahat rahat sigara bile içememiştim, zaten canım burnumda. Üstüne bir de bu tipler eklendi, böyle haftayı sikeyim. Nehir’i görmek istiyorum, bir an önce iyileşsin istiyorum. Bu kadar strese artık dayanamayacağım.
Bölüm etkileşimi
