7. bölüm / 10
GÖKTÜRK TİMİBÖLÜM 7 – YARA VE AĞIRLIK
Bölümler 10Şu an: BÖLÜM 7 – YARA VE AĞIRLIK
- 1 BAŞLANGIÇ – GÖLGE OPERASYONU281 kelime
- 2 BÖLÜM 2 – KESİK NEFESLER389 kelime
- 3 BÖLÜM 3 – İLK KAN434 kelime
- 4 BÖLÜM 4 – ZAMANIN NABZI509 kelime
- 5 BÖLÜM 5 – HAYALE GÖMÜLENLER365 kelime
- 6 BÖLÜM 6 – GÖLGENİN KALBİ519 kelime
- 7 BÖLÜM 7 – YARA VE AĞIRLIK395 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 BÖLÜM 8 – ASİL PLANIN GÖLGESİNDE211 kelime
- 9 BÖLÜM 9 – ZORLUK VE DAYANIKLILIK: EĞİTİM SAHNESİ283 kelime
- 10 BÖLÜM 10 – EĞİTİMİN İÇİNDEKİ DİYALOGLAR192 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bir hafta sonra – Ankara, Özel Kuvvetler Rehabilitasyon Tesisi
Altay, hastane bahçesindeki taş bankta oturuyordu. Ellerini dizlerine koymuş, başı hafif eğikti. Sessizdi.
Ona bakan biri, sadece dinlenen bir subay sanabilirdi. Ama içindeki fırtınayı sadece biri anlayabilirdi: Umay.
Adımlarını duymadı ama kokusunu tanıdı.
Arkasını dönmeden konuştu:
> “Kaç kere ölümden döndüm bilmiyorum... ama seni gördüğüm an gerçekten yaşıyor gibi hissettim.”
Umay arkasında durdu, cevap vermedi. Sonra usulca yanına oturdu.
> “Senin ölmene izin veremezdim,” dedi. “Ama kendimi kaybetmeme izin verdim. O tünelde seni gördüğüm an… emir-komuta zinciri falan kalmadı.”
Altay, göz ucuyla ona baktı.
> “Peki… hâlâ bir zincirin içinde miyiz, Umay? Yoksa bu artık başka bir şey mi?”
Umay suskun kaldı. Gözlerini çimenlere dikti.
> “Yıllardır seni izledim. Yan yana savaşırken... her şeyi düşündüm, her şeyi bastırdım. Ama şimdi? Şimdi seni kaybettiğimi sandığım an anladım… aslında seni çoktan içime almışım.”
Altay, başını eğdi. Sesi daha yumuşaktı şimdi.
> “Ben hâlâ tam olarak geri dönemedim. Kafamın içinde karanlık bir yankı var. Ama senin sesin… senin varlığın... o yankıyı bastırıyor.”
Umay başını çevirdi. Göz göze geldiler. Bu, iki asker arasındaki bir bakış değildi artık. Bu, yıllarca bastırılmış duyguların, savaşın ortasında filizlenen bir şeyin dürüst ifadesiydi.
> “Bir gün bitecek mi bu savaş, Altay?” diye sordu Umay.
“Belki… ama biz başlarsak, bir şey gerçekten başlayabilir.”
Altay elini yavaşça Umay’ın elinin üzerine koydu.
Titrek, kararsız bir dokunuş... ama gerçekti.
---
GECE – AYNI TESİSTE
Altay kabuslar içindeydi.
Gözleri kapalı, dudakları kıpırdıyordu:
> “Rıza... konteyner... kırmızı ışık… yaktılar bizi... bizi yaktılar…”
Aniden yerinden doğruldu. Nefes nefese. Ter içindeydi.
Kapı hafif aralandı. Umay sessizce içeri girdi.
> “Rüyanda yine oradaydın, değil mi?”
Altay başını eğdi.
> “Onlar hâlâ içimde. Ama sen… sen kapı gibi duruyorsun o karanlığın önünde.”
Umay yatağın kenarına oturdu.
> “Uyuyamıyorsan… ben buradayım. Beklerim.”
Altay hafifçe gülümsedi.
> “Bu görevde… ilk defa bir şeyleri birlikte beklemeyi sevdim.”
O gece, savaş sessizdi.
Ve Altay, ilk kez karanlığı yenmiş gibi hissetti.
Çünkü yanında onunla savaşan biri vardı. Sadece bir asker değil.
Umay.
---
SON – BİR BAŞLANGIÇ
Ertesi sabah, Harun odasında onları bekliyordu.
Elinde yeni bir dosya.
> “Rahatladığınız yeter. Gölge’nin yeni planı ellerimize ulaştı.
‘Asil Plan’ dedikleri şey... tüm orduyu hedef alıyor.
Bu kez sadece bir biyolojik silah değil... bu, içeriden bir yıkım.”
Altay dosyayı aldı.
Umay’la göz göze geldi.
> “Yanımda mısın?”
“Her zamankinden daha fazla.”
Altay:
> “O zaman bu defa... birlikte hem savaşı hem geleceği kazanacağız.”
Bölüm etkileşimi
