GÖKTÜRK TİMİ kitap kapağı

2. bölüm / 10

BÖLÜM 2 – KESİK NEFESLER

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: BÖLÜM 2 – KESİK NEFESLER

Konvoy, sabaha karşı Kuzey Yamaç Kampı’nın beş kilometre güneyinde durdu. Altay, haritaya göz gezdirdi. Operasyon bölgesi, eski bir maden sahasıydı. Dağların arasında kalmış, yirmi yıl önce kapatılmıştı ama yer altı tünelleri hâlâ aktifti – ve düşman, bu tünelleri üs olarak kullanıyor olabilirdi.

> “Buradan sonra sessiz gidiyoruz,” dedi Altay. “Radyo kesintisi. Gerekli olmadıkça konuşmak yok.”

Yüzbaşı Umay, Fatih’in sırt çantasını kontrol etti. “Fazla yük almışsın. Patlayıcıları öne al, ağırlık merkezini dengede tut. Tünel dar olabilir.”

Fatih başıyla onayladı. İlk sahada görevi olan bir asteğmen için fazla sakindi. Ama bu sakinlik, onun cesareti mi yoksa gençliğin körlüğü müydü, kimse bilmiyordu.

Üç saat süren tırmanıştan sonra hedef bölgeye vardılar. Karların eridiği ilkbahar aylarında dağ, üstünde sessiz bir tehdit gibi dikiliyordu. Eski madenin girişine ulaştıklarında Ali göz işaretiyle durdu. Teleskopik dürbünle çevreyi taradı.

> “Termal iz yok... ama şu yamaçta hafif bir titreşim var. Sanki biri yerde sabit duruyor ama nefes alıyor gibi,” dedi.

Rıza devreye girdi. Elindeki mini dronu hazırlayıp tünele gönderdi. Tünel nemliydi, bazı yerlerde çökmeler vardı ama ilerisi karanlıktı. Ani bir sinyal kesintisiyle drone bağlantısı koptu.

> “Sinyal paraziti... Doğal değil. İçeride bir sinyal karıştırıcı var,” dedi Rıza.

Altay, telsizi çıkardı, ama Harun’un sözlerini hatırlayıp geri cebine koydu. Bu operasyon tamamen kendi omuzlarındaydı artık. Geriye dönüş yoktu.

> “Ali, sen arkada kal. Gözlemci görevinde olacaksın. Bize yukarıdan görüş sağla. Rıza ve Fatih, benimle. Umay, sen tünele ilk sen gireceksin.”

Umay başını salladı ve karanlık tünele doğru yürümeye başladı. Işıklı dürbünüyle her adımı tarıyor, parmakları tetikte bekliyordu. Tünelin ilk kırk metresi sessizdi.

Sonra bir ses...

“TIK.”

Fatih’in ayağı, toprağın altında gömülü metal bir düzeneğe değdi.

> “Mayın!” diye bağırdı Rıza.

Altay anında Fatih’in üstüne atladı ve onu yere bastırdı. Bir patlama olmadı. Altay yavaşça eğilip aygıtı inceledi.

> “İyi haber, mayın değil. Kötü haber… bu bir sinyal tetikleyici. Yerimizi öğrendiler.”

Bir anda tünel, tiz bir alarm sesiyle inledi.

Ve o an oldu.

Tünelin sonundan ilk kurşun geldi.

Umay eğilip yan duvara siper aldı, Rıza karşılık verdi. Altay, Fatih’i çekerek geriye aldı. Tünel savaşlarında zaman, nefes ve karar aynı çizgide ilerler.

Altay gözünü kapatıp düşünmedi. Harekete geçti.

> “Geri çekilin! Ali, tünel girişi açık mı?” diye bağırdı telsizden.

> “Açık ama yukarıdan biri yaklaşıyor. Tek kişi değil. En az üç gölge görüyorum.”

Üç düşman. Dışarıda. Beşi içeride.

Altay’ın gözleri Umay’a kaydı. Onunla bir an göz göze geldiler.

İlk kan dökülmek üzereydi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

19okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…