15. bölüm · gizli hüküm
sessizliğin sonu
Masadan kalktığımda bacaklarımın titrediğini hissettim. Kerem... Benim her şeyimi emanet ettiğim, Aras'tan uzak durmam için beni sürekli uyaran o adam, yıllardır en büyük yalanı inşa ediyormuş. Aras'ın neden o sessiz koruma kalkanını ördüğünü, neden beni o "tehlikeli" dünyasından uzak tutmaya çalıştığını şimdi anlamıştım. O, beni korumak için kendi hayatını feda etmişti.
Çantamı alelacele topladım. Raporu göğsüme bastırarak ofisten dışarı çıktım. İstanbul’un akşam serinliği yüzüme çarptığında artık farklı bir kadın gibi hissediyordum; öfkeli ama bir o kadar da gözü kara.
Aras ile ilk karşılaştığımız o sahile, denizin o hırçın sesinin duyulduğu yere doğru sürdüm. Araba kullanırken gözlerimden yaşlar süzülüyordu; yıllardır kime inandığımın pişmanlığıydı bu.
Aras, her zamanki gibi denize karşı, sırtı bana dönük duruyordu. Arabadan indim. Rüzgar saçlarımı savururken ona doğru yürüdüm. O, geldiğimi biliyordu; tek bir kıpırtı yapmadan denizi izlemeye devam etti.
Yanına vardığımda durdum. Sesim, rüzgarın uğultusuna karışacak kadar kısıktı.
"Neden?" dedim, dosyanın ucunu ona doğru uzatarak. "Neden bana söylemedin? Neden yıllarca o adamın yanında, onun sana karşı oynadığı oyunları izlemekle yetindin?"
Aras yavaşça arkasına döndü. O kahverengi gözlerinde bu sefer o alaycı pırıltı yoktu; sadece yılların getirdiği derin bir yorgunluk ve ilk kez, bana karşı o saf, gizleyemediği bir şefkat vardı. "Çünkü Zeynep," dedi, sesi o kadar alçaktı ki zor duydum, "senin o adalet duyguna, o masumiyetine gölge düşürmek istemedim. Sen gerçeklerle yüzleştiğinde, dünyanı kendi ellerimle karartacağımı düşündüm.
