Gizemli Mektup - Sır kitap kapağı

10. bölüm / 12

Gizemli Mektup - Sır

10. Bölüm Sevgililer Günü

Vaveyla Yazarı: Elif Gamze Çekici

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 12Şu an: 10. Bölüm Sevgililer Günü

Bir an nefes alamayarak can havliyle kendimi yere attım. Gizem olduğu yerden bana bakarak

''Kızım deli misin nesin ? Ne işin var yerde ?''

''Ayı gibi üstüme çullanmasaydın burada olmazdım, senin gibi yatakta olurdum canısı.''

''Ay aşkım çok özür dilerim. Alışkanlık işte , hep böyle yatmaya alışmışım.''

''Sorun değil kuzum . Biraz insan gibi yatsan fena olmaz.'' Diyerek kahkaha atım. Gizem de bana eşlik ederek ayağa kalktı .Yüzümüzü yıkamaya banyoya doğru ilerledik. Yüzümüzü yıkayıp maskelerimizi de yüzümüze sürdükten sonra merdivenlerden aşağı inerek mutfağa geçtik.

Bizimkiler hala uyuyordu biz de onlara kahvaltı hazırlamaya karar verdik. Malum bugün sevgililer güdüydü. Buğrağdan hala tık yoktu. İçerde horul horul tayfayla beraber uyuyordu.

''Gizem şu tavayı uzatır mısın tam sağında.''

'' Al kanka.''

''Teşekkür ederim beybisii.''

''Yo are welcome.''

''Hı ? Nededin?''

''Rica ederim dedim ,cahil şey...''

''Sensin cahil bir kere ben onun o anlama geldiğini biliyordum ki.''

''Hı hı kesin öyledir.''

Biz kendi aramızda tartışırken arkadan buğra belime sarılarak boynumdan öptü.

''Benim güzeller güzeli sevgilim uyanmışta kahvaltımı hazırlıyormuş bakalım?''

''Evet yiğidim.'''

''Yiğidim? Hım hoşuma gitti. Bundan sonra bana yiğidim de .''

''Tamam yiğidim.'' diyip ,gülerek kahvaltı sofrasına kahvaltılıkları taşıdım. Domates, peynir, cızlak , mayalı... bir sürü yiyecek vardı sofrada.Masayı bir güzel donatıp bizimkileri uyandırmaya gittim.

''Heyyy uykucular haydi uyanın.''

''Huuuu huuuuuu kime diyorum ayılar kalksanıza.''

''Yenge ayıp olmuyor mu ayı mayı.?''

'' Saat kaç oldu biliyor musunuz beyfendiler?''

''Yenge tamam allasen git şu yüzündeki maskeyi yıka.''

'' Zaten yıkayacağım ben gelene kadar hepiniz kalkmış olun yoksa başınızdan aşağıya su döker öyle kaldırırım.'' Diyip , merdivenlere doğru yöneldim arkadan ''kalk kalk '' sesleri duyuyordum .Hiç bu kadar hızlı olacağını tahmin edememiştim.Yüzümü durulayıp bizimkilerin yanına indim.

''Eee beğendiniz mi bakalım sofrayı?''

''Yengemiz bize kahvaltı hazırlarda biz beğenmez miyiz?''

''Heyyy beni de unutmayın ben de yardım ettim.''

''Kraliçem senin elinden her iş gelir zaten.''

''Canımsın aşkım.''Gizem ,Aliye göz kırparak bana bakış atıp gözlerini devirdi.

Sofraya oturup kahvaltımızı yapmaya başladık.Sohbet ede ede kahvaltımızı bitirdik.Tabakları birlikte kaldırıp , bulaşık makinasına koyduk.

''Alara aşkım hadi hazırlan , seni bir yere götüreceğim.''

''Üzerime asıl bir şeyler giyeyim.''

''Salaş bir elbise giysen yeter birtanem.''

''Tamam aşkım , hemen hazırlanıp geliyorum.''

Yukarıya Usain Bolt hızında çıktım.Hemen saçımı açıp güzelce düzleştirdim. Göz rengimi belli edecek hafif bir makyaj yaptım bir yandan da giyeceğim elbiseyi kafamda tasarlıyordum.Dolabımın önüne geldim kırmızı , püsküllü bir elbise denedim bu çok gala kıyafeti gibi duruyordu , çıkarıp beyaz bir sade gösterişsiz bir elbise giydim, işte aradığım elbise buydu.Fazla oyalanmadan iki fıs parfümünden sıktıktan sonra aşağıya buğranın yanına indim o da takım elbise giymişti.

''Aşkım bana sade bir elbise giy dedin ama kendin takım elbise giymişsin:''

''Aşkım sen çuval giysen o bile yakışır sana.''

''Romantikliğin tuttuğuna göre bir şeyler çeviriyorsun demektir.''

''Hayır aşkım. Sadece seninle güzel bir gün geçirmek istiyorum o kadar.''

''Madem öyle diyorsun dediğin gibi olsun,hadi çıkalım o zaman.''

Evden çıkarken Gizeme öpücük atıp gülümsedim o da aynısını bana yapıp gülümsedi.

Arabaya bindik .Buğra yolda bana gideceğimiz yerden bahsetti, sahil kenarında benim beğeneceğim bir yere gideceğimizden, beni orada küçük bir süpriz bekliyor olacakmış. Heyecanla gittiğimiz yolu izledim dışarıda çok güzel bir hava vardı tertemiz mis gibi bir hava , derin bir nefes aldım gözlerimi kapatıp buğrayla olduğum için Allah'a şükrettim. Gözlerimi açtım, denizin kokusu burnuma gelmeye başladı bu demek oluyorduki sahile yaklaşmıştık. Buğra arabayı park edip oturduğu yerden kalktı benim kapıma doğru ilerledi kapımı açıp elini uzattı, ben de ona eşlik ederek arabadan indim. Kolunu uzattı, koluma girerek yürümeye başladım biraz ilerlediğimizde ileride küçük bir masa ve iki çift sandalye vardı. Buğra beni durdurup cebinden telefonunu çıkardı poz vermemi söyleyerek geriye dogru gitti ben de uçuşan saçlarımı tutarak poz verdim sonra koşarak yanıma geldi . Ön kamerayı açarak selfie çekti. Tekrardan koluna girdim. Bu sefer ayakkabılarımı çıkarıp eline aldı. Ne olduğunu anlamamıştım ta ki önündeki basamakta gül yapraklarını görünceye kadar. O kadar mutlu olmuştum ki buğraya bakıp kocaman gülümsedim. O da beni kamerayla çekmeye devam ediyordu. Ben ilerledikçe güller etrafımda dans ediyordu adeta. Masaya geldiğimizde buğra sandalyemi tutarak centilmenlik yaptı, daha sonra kendisi de karşıma geçerek konuşmaya başladı .

" Hayatımda önemli bir rol oynuyorsun Alara. Seni gercekten çok seviyorum , senin için yapmayacağım şey yoktur. Seni gördüğüm her an Allah'a şükrediyorum. Seni asla kaybetmek istemiyorum ya da beni bırakıp gitmeni asla."

" Aşkım ben de seni seviyorum ama neden bu kadar resmi konuşuyorsun onu anlamış değilim. " masadaki şaraptan içerken boğazıma bir yumru oturdu . Öksürmeye çalışıyordum, gözlerimden yaş geliyordu, buğra arkama geçerek boğazımdaki cismi çıkarmaya çalışıyordu iki , üç defa öksürdüğümde elime tek taş yüzük düştü ben şaşkın şaşkın buğraya bakarken.

" Aşkım sana süpriz yapmak istedim ama şaraptan lıkır lıkır içeceğin aklımın ucundan bile geçmemişti. Ben de yüzüğü bardağın içine koyup evlenme teklifi etmeyi planladım ama işler biraz karıştı gibi."

" Aşkım sen harbi delisin ya." gülerek boynuna sarıldım.

Buğra elimdeki yüzüğü alarak önümde diz çöktü ve o sihirli sözcükleri söyledi.

" Ömrüme ömür katar mısın gün ışığım?"

" Eeeevet , evettt, ve bir daha evet."

Buğra parmağıma yüzüğü takar takmaz boynuna gömüldüm , ağlayarak onu çok sevdiğimi tekrar edip duruyordum. Buğra ellerini yüzüme koyarak alnıma küçük bir buse kondurdu.

Sahilin kenarına koltuk koydurmuştu. Oraya doğru ilerdedik buğra beni kucağına aldı. Gözlerinin içi gülüyordu resmen . Koltuğa oturduğumuzda önümüzde muazzam bir görüntü vardı.

Gün batımı ve deniz . O kadar güzel bir görüntüydü ki büyülenmiştim. Kuşların sesleri, denizin gel git akıntısı, kayalıklarla vuran dalgaların sesleri , hafif bir meltemle tamamlamıyordu ortamın büyüsü. Gözlerimi kapatıp Bugranın elini sıkıca tuttum ve küçük bir buse kondurup omzuna yaslandım o kadar rahattı ki yavaş yavaş uyuklamaya başlamıştım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.