3. bölüm · Gercek ask

Yazarin anlatimiyla

Elif Koyuncu

"İnsan, hayatını değiştirecek insanlarla tanıştığı günü hiçbir zaman hatırlamaz. Çünkü o gün, diğer bütün günler kadar sıradan görünür."
2009 yılının serin bir eylül sabahıydı.
Yağmur, okul bahçesindeki asfaltın üzerine usul usul düşüyordu. Çocukların kimi ağlıyor, kimi annesinin elini bırakmamak için direniyor, kimi ise yeni aldığı çantasını herkese göstermekle meşguldü.
Sınıfın en arka sırasında oturan kumral ama beyaz tenli çocuk ise sessizdi.
Adı Ege'ydi.
Kimse bilmiyordu ama bundan yalnızca birkaç ay önce başka bir eve taşınmıştı. Hayatında ilk kez "anne" ve "baba" diye sesleneceği insanlar vardı. Buna rağmen kendisini hâlâ hiçbir yere ait hissedemiyordu.
Öğretmen sınıfa girdi.
"Bugün herkes bahçeye çıkacak. Bir oyun oynayacağız." dedi.
Çocuklar ikişerli gruplar oluştururken Ege tek başına kaldı.
O sırada siyah saçlı küçük bir kız, hiç düşünmeden yanına geldi.
"Senin eşin yok galiba."
Ege başını kaldırdı.
"Yok."
"Artık var."
Küçük kız elini uzattı.
"Ben Defne."
Ege birkaç saniye durdu.
Sonra ilk kez gülümsedi.
O sırada yanlarından geçen bir çocuk ayağı taşa takılıp yere kapaklandı.
Ayağa kalkar kalkmaz,
"Ben bunu bilerek yaptım." dedi.
Defne gülmeye başladı.
"Adın ne senin?"
"Mert."
"Yalancı."
"Hayır vallahi, artistik giriş yapacaktım."
Tam o sırada top Defne'nin ayağına çarptı.
"Önünüze baksanıza!" diye bağıran çocuk Kerem'di.
Aralarındaki ilk tartışma da böyle başladı.
Son olarak, elinde resim defteriyle dolaşan bir kız yanlarına yaklaştı.
"Siz arkadaş mısınız?"
Mert cevap verdi.
"Daha beş dakikadır tanışıyoruz ama galiba öyle olacağız."
Küçük kız gülümsedi.
"Ben de gelebilir miyim?"
"Gel."
O gün okul çıkışında beşi aynı kapıdan çıktı.
Hiçbiri bunun yıllar sürecek bir dostluğun ilk günü olduğunu bilmiyordu.
Ve hiçbiri, bir gün aynı grubun ikiye bölüneceğini hayal bile edemezdi.