9. bölüm · Gerçek Ailem (Sıla)
8. BÖLÜM
Sabah yine yataktan düşerek kalktım."Ahh" Diye bağırdım acısına dayanamayarak.
Ben: Ne güzel düşmüyodym. Neden yine başladın ki. Ahhh. Çok acıdı. Kapı aniden açıldı ve içeri abim girdi. Gözlerinde anlatamadığım bi telaş vardı.
Abim: Sıla, noldu? İyi misin?
Ben: sorma yaa. Yine yataktan düştüm.
Abim: ne güzel düşmüyodun. Yine neden başladı?
Ben: ah bi bilsem.
Abim: hadi kalk yerden. Üşütüceksin. Diyip beni kaldırdı. Ve devam etti; bir yerinde bişey var mı? Bu Kuzey olayından sonra bana çok dikkat etmeye başladı. Elinden tutup yatağa oturtturdum. Ben de yanına oturdum.
Ben: abim. Ben iyiyim. Bu Kuzey olayından sonra bana çok dikkat etmeye başladın. Ben iyiyim. Gerçekten.
Abim: ya. Ya ben senin abinim. Ama sanki Doruk senin abin.
Ben: o istediği kadar çabalayabilir. Hiç kimse senin bendeki yerini dolduramaz. Tamam mı? Sen hala benim tek abimsin. Ve hep de öyle olucak. Abim bana çok mutlu bir şekilde baktı. Gözleri gülüyordu.
Abim: senin de bendeki verin öyle. Asla da değişmicek. Dediğinde benim de gülesim geldi. Abime sarıldım.
Abim: acıktın mı?
Ben: yani. Evet.
Abim: ben kahvaltıyı daha tam hazırlamadım. Malum. Birileri yere düştü. Pardon çakıldı.
Ben: ya abi yaa. Neyse. Ben sana yardım edeyim.
Mutfakta abime yardım etmeye başladım.
Abim: hastaneye geç kalmadın demi.
Ben: yoo. Alarm yüzünden düştüm.
Abim: he iyi o zaman.
Ben: sen geç mı kaldın?
Abim: yok.
Yemek yiyip işe gittim. Acile bi hasta gelmiş. Tüm doktorlar dolu olunca bana vermişler. Direk ameliyata girdim. Beni bekliyolardı. Hemen ameliyata başladım.
Acile bi hasta gelmemiş. Yani. Ben öyle biliyordum. Ama zincirleme kaza olmuş. Benim ameliyat ettiğim kişi sonradan bulunmuş. Ondan bana vermişler.
Ameliyat bitince hastanın durumu gayet iyiydi. Ameliyat 7 saat sürdü. Ben bitgin bi hal aldım. Eve dönüş için abim almaya geldi. Ben odamda gözlerimi dilendirirken abim odama geldi.
Abim: Sıla. Hadi abim. Eve gidelim artık.
Ben: offf. Abi. Şurdan şuraya gidecek halim yok.
Abim: Sıla mızmızlanma. Küçük bi çocuk değilsin artık. Hadi abim. Hadi. Diyip kolumdan nazikçe tutup kaldırdı. Arabaya gidip ön koltuğa kuruldum.
Uyandığım da yine alarm sesleri ile kalktım. Ama yine düştüm.
Ben: ağ. Yeter be. Abim yine odama geldi.
Abim: Sıla! İyi misin?
Ben: abi. Bak bu sefer o kadar acımadı. Ben iyiyim. Bu kadar endişelenmeye gerek yok. Sen alışkındın benim düşmelerime. Heh?
Abim: öyle ama. Dün de çok yorulmuştun.
Ben: ben en son arabada olduğumu hatırlıyorum.
Abim: öyleydi zaten. Arabada uyudun. Kırk kere uyan dedim. Sonra uyku sersemliği ile zorla da olsa sonunda odama gelmeyi başardın.
Yemek yiyip yine işe gittim. Dün yorgunluktan kime ameliyat yaptım diye sormadım. Bugün sorucaktım. Dün beraber ameliyat yaptığım bir hemşireyi gördüm.
Ben: Ela. Dün ameliyat yaptığımız kişi kimdi? Ben dün yorgunluktan sormayı unuttum.
Ela: Kuzey SANCAR diye biriydi galiba. Ben şok. Ben can düşmanımı mı iyileştirdim? Öyleyce baka kaldım. Ela devam etti: isterseniz bakabilirim.
Ben: gerek yok. Ben hafta ziyareti yapıcam.
Ela: peki. Diyip gitti.
Hızlıca kimi ameliyat ettiğime bakamaya gittim. Kapıyı tıklayıp içeri girdim. Karşımda. Karşımda Kuzey duruyordu.
Kuzey: vay, vay, vay. Kimleri görüyorum. Bu beni merak eden Sıla YILDIZ mı? Beni ameliyat eden, doktor olan Sıla YILDIZ mı? Benden özür dilemeye gelen Sıla YILDIZ mı? Yoksa o gün, seni öldürmek üzere olduğum için ama Doruk geldiği için öldüremediğim, senin de benden hıncını çıkarmak istediğin için gelen Sıla YİLDİZ mı? He? Hangisi gerçek Sıla YILDIZ? Bunu sana mı soralım. Yoksa ben mi söyliyim. Aaa. Senin o gün ki anların mı tramva mı kaldı yoksa. Aa. Hiç üzülmedim biliyor musun. Umarım bu sana hayatın boyunca tramva olarak kalır. Ve sana bişey diyim mi? O gün olanlar. Sana hayatın boyunca unutamayacağın bi hediye verdim o gün. Sana iyi tramvalı günler.
Kuzeyin böyle konuşması beni derinden sarstı. Ben onun böyle konuşmasına alışık değilim. Kuzey hep iyi biriydi benim gözümde. Ama şimdi... Şimdi resmen düşman olmuştuk. O benim hastam, ben onun boks torbası olmuştum. Onu nasıl tedavi edicem bilmiyorum.
Kuzey: heeey, doktor hanım. Orda mısınız? Beni duyuyor musunuz? Noldu? Dediklerim biraz koydu sanki.
Ben öylece Kuzeye bakıyordum. Kuzeyin yüzünde ise çok sinsi bi gülüş vardı. Her şey o gün beni vurması ile başladı. Ne olurdu da beni vurmasaydın. Her neyse. Kendime gelip Kuzeye doğru yavaşça ilerledim. Tedavi etmem gerek. O benim hastam. Diye içimden geçirerek ilerlemeye devam ettim.
Ben: konumuz bu değil. Seni muayene etmem gerek.
Kuzey elimden tutup beni kendine çekti.
Kuzey: peki, şuan konumuz bu olsa? Ne derdin?
Ben: konumuz bu değil. Bu konu olmicakta. Hiç bir şey demezdim. Bırak. Dedim ama bırakmadı. Devam ettim: Kuzey bırak.
Bırakmadı. Ve daha çok sıktı.
Ben: Kuzey bırak canım acımayan başladı. Kuzey. Bırakırmısın? Kapı sertçe açıldı. Arkama baktığım da Doruk gelmişti.
Ben: Doruk. Dedim sessizce. Kuzeyin balıkları Doruğa döndü.
Kuzey: vay, vay, vaayy. Kimleri görüyorum. Hoşgeldin Doruk. Eski dostum.
Doruk: ben senin dostun falan değilim. Bırak kızın kolunu. Dedi. Ama Kuzey daha çok sıktı. Yüzümde canımın acıdığına dair bi tip belirdi. Kuzey bu sefer bana baktı.
Kuzey: noldu? Canın mı acıdı? Doruk, Kuzeye doğru gelmeye başlayınca Kuzey eliyle dur işareti yaptı. Doruk ya vaIIa durdu.
Kuzey: eğer bana zarar verirsen ceza alırsın. Çünkü ben hastayım.
Doruk: bu senin eğer hasta halinse diğer halin hapishanelik olur. Diyip yanıma hızla geldi. Kuzeyin elini sertçe itti. Bileğim Kuzeyin elinden kurtulduğu için resmen dua edicekdi. Bileğimi kendime çekip elimin içine aldım. Doruk elimi çekip bileğime baktı.
Doruk: niye yardım çağırmadın?
Ben: ne?
Doruk: niye yardım çağırmadın? Dedi biraz bağırarak.
Ben: ça...
Doruk: ben gelmeseydim nolucaktı? Yine abini üzmek mı istiyorsun?
Ben: ben...
Doruk: bu konuyu abine deme. Bi daha üzülmesin. Senin yüzünden kendini suçluyor. Biliyosun, dimi?
Onaylayıcı anlamda başımı salladım.
Doruk: iyi bari bunu biliyorsun. Diyip çıktı. Ben de arkasından çıkıcaktım ama Kuzey seslendi.
Kuzey: heeey. Benim kontrolüm nolucak peki?
Ben: başka biri yapıcak. Geçmiş olmasın.
Kuzey: noldu? Doruğun hıncını benden mı çıkarıyosun? Dediğinde sinirden tavan olmuş gözlerimle Kuzeye baktım.
Ben: bi kelime daha edersen.
Kuzey: noldu? Ha? Doruğun a pardon, sevgilin kızdı diye sinirin mi çıktı? Diyince yanına gidip sert bi tokat attım. Yanağı çok acımış olmalı ki bana seni öldürücem bakışı attı.
Kuzey: bi öncekin de kurtuldun ama daha sonra seni öldürücem. Arkanı kolla. Dedi.
Ben: asıl sen arkanı kolla piç! Dedim. E artık kendime geldim yani. Şükür ki geldim. Hiç gelmeseydim nolucaktı acaba? Doruk bana niye böyle kızdı ki? Bunu eve gidince düşünücektim.
Kuzey: demek piç he? Zamanı geldiğinde görüşcez.
Ben: ay biz görüşesiye... Ölme eşşeğim ölme. Sana hapiste kolaylık dilemiyorum. Şişlenirsen görürsün gününü. Bay biç. Diyip çıktım. Doruğa baktım. Belki beni bekliyordur diye. Ama çoktan gitmiş olmalıydı. Çünkü etrafta görmüyordum.
İş biter bitmez eve gittim. Abim daha gelmemişti. Yemek yapayım dedim.
Yemeği ben yaptım yapmasına da abim hala gelmedi. Nerde? Napıyo? Kiminle? Bana her zaman derdi. Neden şimdi demedi? Başına bişey mi geldi?
3. KİŞİDEN ANLATIM:
Sıla gece bire kadar ayakta kaldı. Hala abisinin gelmesini bekliyordu. Abisini belki 30 kere aradı. Ama abisi açmadı. Ne yapacağını bilmiyordu. Sılanın gözleri dolmaya başladı. Abisinin başına kötü bişey geldi diye düşünüyordu. Kimseyi de aramıyordu. Çünkü çok geç olmuştu. Koltuğa oturmuştu. Bacaklarını kendine çekmiş, elleri ile de bacaklarına sarılmış hıçkıra hıçkıra ağliyordu. Abisine çok fazla mesaj atmış, çok fazla aramış ve hatta az kalsın polisi de arayaktı ki kapı açıldı. Hızlıca ayağa kalktı. Abisi mi? Yoksa hırsız mı?
ARKADAŞLAR BEĞENİN YORUM YAPIN VE BEĞENİN LÜTFEN. BEĞENİ SAYISINA OLUCAK. O KADAR OKUYOSUNUZ BEĞENİN BARİ. SONUÇTA BENİM DE EMEĞİM VAR.
