4. bölüm · Gerçek Ailem (Sıla)

3. Bölüm

Gece İsteeee

Whatsapp kanalıma bakın. İyi okumalar.

**************************

Uyandığım da sabah olmuştu. Ben nasıl uyuduğumu bile bilmiyorum. Normalde hiç uykum yoktu. Neyse. Berkay kapının önüne çökmüş doktorlardan haber almaya çalışıyordu. Ama sorun şu kimse yok. Gece hiçbir sıkıntı olmamıştı. Berkay'ın yanına gittim. "Bişey ister misin?" Diye sordum. "Hayır. Senin adın ne? Tanıştığımızdan beri adını bilmiyorum."

"Doruk." Dedim.

Kapıdan içeri bir hemşire girdi. "Kardeşime bişey mi oldu?" Diye sordu Berkay. "Hayır, sadece rutin kontrol yapıyoruz. Hasta gayet iyi. Birazdan uyanır. Geçmiş olsun." Diyip girdi. "Dua et Sıla iyi. Yoksa dediğim şeyi gerçekleştirirdim haberin olsun." Dedi Aysima. "Hiçde bişey yapamazdın. O kadar gücün yok." Dedi Kuzey. "Onun olmayabilir ama benim var." Diyerek araya girdi Berkay. "Bu konu sonra konuşulacak. Şuan Sıla daha önemli." Dedi Berkay.

Hemşire içeriden çıktı. "Hasta birazdan uyanır."dedi hemşire.

"Görebilir miyiz. En azından uyanırken yanında olalım. " Dedi Berkay.

"Evet ama yormayın hastayı. Dinlemesi lazım. Geçmiş olsun." Diyip gitti. "E hadi o zaman girelim daha neyi bekliyoruz." Dedi Aysima.

"Doruk sende gelsene. O kadar sen getirdin kızı." Dedi Berkay. "Sen mi Sılayı getirdin?" Dedi Aysima.

"Evet ben getirdim." Dedim.

"Çok sağol. Kuzey sen giremezsin." Dedi Aysima.

"Ya ama ben o kurşunu ona sıkmkyordum. Yanlışlıkla oldu." Dedi Kuzey.

"Lan bunun yanlışlığı mı olur. Ya kızın kalbine falan gelseydi Allah korusun ama ölebilir di." Dedim.

"Aysima doğru söylüyor. Sen giremezsin ama Doruk girebilir." Dedi Berkay.

İçeri girdik. Aysima bana sorular yağdırırken Sıla çoktan uyanmıştı.

Sıla'nın ağzından:

Gözlerimi beyaz bir tavan karşıladı. Vurulmuştum. Karnım ağrıdığını bana hatırlamak için resmen tekrar tekrar karnıma bıçak sokuyordu. Kafamı yana çevirdiğimde abim karşıladı beni. Çok korkmuş bir şekilde gözlerimin içine bakıyordu. Kafamı diğer tarafa çevirdiğimde boğuk sesler duymaya başladım. Doruk. Adını sorduğum çocuk. Ela gözlerini bana çevirdi. Bi an için göz göze geldik. "Mavişim." Dedi abim. Abim bana küçüklüğümden beri 'mavişim' diye seslenir.

"Abimm." Dedim. "Nasıl hissediyorsun? Bişeye ihtiyacın varmı? Yiyecek, içe-" Derken sustu. "Biraz canım acıyo ama dayanırım herhalde. Bişey istemiyorum. Teşekkür ederim de noldu niye bi anda yavaşlayıp sustun?" Dedim. "Balım,nasılsın?" Diye araya girdi Aysima. "İyiyim aşkım sen?" Dedim. "Beni boşver sen, ama sen iyi değilsin. Sadece öyle diyorsun. Canın çok acıyor ama demiyorsun. Çünkü ailen bunu çok değişik karşılıyordu. Sende buna alışık değilsin. Canın çok yanıyo ama diyemiyorsun. Neden? Çünkü beni yazıklarlar diye düşünüyon. beni yine eziklerler daha da zarar verirler diye düşünüyon. Ama artık böyle bişeyi düşünmene ihtiyacın yok." Dedikten sonra duraksadı. "Peki." Diyebildim sadece. "Geçmiş olsun." Dedi Doruk. Tanışma anımız aklıma geldi. "Teşekkür ederim." Dedim. Sağol anlamında başını salladı.

"Abi annemler gelmicek dimi? Bi kere sevseler bi kere kızım deseler olmicak. Bir kere babam yada annem başımı okşarsa pardon ama elleri götüne falan gircek. Neyse ben alışığım. Abi sen onlarla görüş. Benle araları bozuk bari seninle araları iyi olsun." Dedim. "Sana yapılan şey bana yapılmıştır mavişim. Ondan bana hiç laf anlatmaya çalışma ve o mavi gözlerinle bana lütfen bakışı atma. Çok tatlı görünüyorsun. Seni üzmeye kıyamıyorum." Dedi abim. "Öööfff ben sıkıldım bunaldım daraldım burda. Ne zaman eve gitcez?" Dedim. "Oha mavişim biraz sabır daha dün ameliyata girdin." Dedi abim. "Aa kim ben mi? Öyle mi olmuş yaaa?" Dedim. "Yok ebem Sıla." Dedi abim.

"Sonra küfürbaz ben oluyom. Abim etmesin o zaman. Ben de senden öğreniyorum abicin." Dedim.

"Sıla." Dedi Aysima.

"Efendim." Dedim.

"Balım sen bu küfürleri başlattın." Dedi. Ne kim ben mi Aaaaa duysa inanma. Kuru iftira.

"Ne? kim? ben mi? Aaaaa kuru istifa." Dedim. Ama karnıma giren ağrı beni yerimden oynattı. "Abi ben susadım. Sizde biraz diblenin." Dedim.

"Mavişim hatırlıyor musun. Eskiden hasta olunca da bana böyle diyordun. Gece annem karşına çıkar diye bile diyodun. Şimdi ise... " Diyip sustu.

"Evet, tam olarak öyleydi. Bi daha istemem diye düşünürken ters köşe oldum." Dedim. Kapı tıklanıldı. Açtıkar.

"Hastanın dinlenmesi gerek. Daha sonra tekrar görüşürsünüz." Dedi. Gelene baktım. Feride hoca.

"Feride hocam." Dedim

"Canım öğrencim. Herhalde ameliyatları üstünde denememizi istedin. Kalbime indi. Çok korktum. Hatta korktuk. Geçmiş olsun." Dedi.

"Teşekkürler." Dedim. "Görüşürüz abim kendine iyi bak ki hemen iyileş. Bak iyileşirsen eve de gideriz." Diyip çıktı.

Benim aklımda Doruğun gözleri kaldı. Kolumu hafifçe dürttü Feride hoca.

"Sıla, iyi misin?"

"Evet hocam iyiyim."

"Bende çıkıyorum. Çabucak iyileşirsin inşallah." Diyip oda çıktı. Yorgunluğa dayanamayıp uyumuş olmalıyım ki uyandığım da karanlık çoktan çökmüştü. Hafifçe bi doğrulayım dedim ama dikişim çok acıttı. Kapı açıldı. Gelen kişi Doruktu. "Sen ne zaman uyandın? Az önce uyuyodun." Dedi.

"Evet uyuyodum ama sürekli yatmaktan sıkıldım. Bende biraz oturayım dedim ama kimse yoktu."

"Ben geldim. Artık tek değilsin."

"Teşekkürler."

"Nasıl hissediyorsun? Bi ağrın varmı? Bişey ister misin?"

"İyiyim.bişey istemiyorum teşekkürler."

"Başına gelenler için özür dilerim.
Böyle olcağını bende bilmiyordum."

"İyide sen beni vurmadın ki." Deyip duraksadım. "Kuzey vurdu." Dedim sessiz ve sakince. Ela gözlerini gözlerimden hiç ayırmadan konuştu;
"Olsun. Ben diyim de gerisi bana kalmaz. Tekrar geçmiş olsun." Diyip çıktı. Yapçak bişi yok diye ben de yattım. Sabah kalktığımda abim çoktan uyanmış yanıma gelmişti. Odada sadece abim ve ben vardık. Gözlerime bakıyordu.

"Günaydın mavişim."

"Günaydın abim." Dedim.

"Bugün nasılsın? Ve sana bişey demem lazım."

"Daha iyiyim. Sen nasılsın? Sen ne dicektin?"

"Maviş, seni kim getirdi biliyor musun?" Hayır anlamında başımı salladım.

"Seni Doruk getirdi." Dediğinde öylece kaldım.

"Ci-ciddimisin?"

"Evet maviş. Ona bi teşekkür etmen gerek sanki."

"Haklısın." Dedim ve kapı çaldı.

"Günaydın Balım." Gelen Aysima ve Doruk.

"Günaydın aşkım." Dedim.

"Doruk, beni buraya sen getirmişsin. Her şey için teşekkür ederim." Eyvallah anlamında başını salladı. Kapı tıklandı. Doktor geldi. Kontrol yapıcakmış.

"Düşündüğümüzden çok daha hızlı iyileşiyorsun. Dikişini değiştirmemiz gerek. Mikrop kapmasın." Dedi Feride hoca. Tamam anlamında başımı salladım. Kapıya tıklandı. Giren hemşireler. "Berkay sizin çıkmanız lazım." Dedi Feride hoca. "Sıla dayanamaz ben kalayım." Dedi abim. "Ay beni ne kadar iyi tanıyosun abi yaa." Dedim. "E kızım o kadar yılımız beraber geçti. Senin damarlarında akan kanı biliyorum ben." Dediği gibi kızarmış olmalıyım ki;

"Utandın mı?" Dedi Doruk. "E birazcık." Dedim. "Peki Berkay dışında hepiniz çıkın." Dedi Feride hoca. Hiçbişey demeden çıktılar. Ne yaptıklarını bildiğim için pek de dikkatimi çekmedi. İneyi her sokup çıkardığında acısından çığlık atıyodum. Dikiş atmayı bıraktıklarında biraz rahatladım ama acısı geçmedi. Feride hoca çikinca içeri Aysima ve Doruk girdi.

"Ay Sıla ne bağırdın ya." Dedi Aysima. Sadece göz devirdim. "Aysima katılıyorum. Boşuna göz devirme." Dedi Doruk. Pardon ama bundan sizene acaba. "Aysimacım, üstünde deneme yapmamı mı istiyorsun. He öylese gel bana de. Seve seve yaparım. Hele bi çığlık at... hele bi çığlık at bak ben o zaman sana napıyom." Dedim.

"Ne abarttın be." Dedi Doruk.

"He sende üstünde deneme yapmamı istiyon. Tabi canım sevvve sevve yaparım." Dedim. "Hadi ama Sıla, hiç şaka sevemiyon." Dedi Aysima. Sadece göz devirdim. "Çıkar mısınız dinlenmek istiyom. Ha bu arada abi ben ne zaman çıkcam burdan. Hasta olup şu yatağa bağlanmaktan nefret ediyorum." Dedim. "Gidip bi sorayım. Aysima, Doruk hadi sizde çıkın dinlensin mavişim." Dedi abim. Hiçbişey demeden çıktılar. Tavanla biraz bakıştıktan sonra yorgun olduğum için gözlerim kapandı.

Uyandığımda yine boş bi tavan karşıladı beni. Şimdi odamda olsaydım büyük ihtimalle hatta 100% yere yapışmıştım. Bitmek bilmeyen uykum sonunda sona erdi. Kapı tıklanıldı ve içeri Feride hoca girdi. "Daha iyi misin?" Dedi.

"Evet sayenizde çok daha iyiyim. Ne zaman çıkıcam?"

"Ne güzel. Sizi biraz daha burada tutmalıyız. Anlarsiniz ya sağlık için."

"Tabiki anlıyorum. Ama burada yatmaktan sıkıldım ve bunaldım. Şuan çalışıyo olabilirdim. Çoktan işimi yapıyo olabilirdim. Bide ben niye hiç yemek yemiyom ama tokum?"

"Bak bende seni anlıyorum. Ama sen neden yemek yiyemediğini bilmiyor musun?" Dedi ve kapı tıklanıldı. İçeri giren bu sefer abimdi.

"Abi, ben neden hiç yemek yemiyorum?" Dedim.

"Mavişim şöyleki..." Dedi abim.

"Evet abi seni dinliyorum." Dedim.

"E ben çıkayım siz abi kardeş konuşun. Ama önce serumuna bakayım." Dedi Feride hoca. Biten serumu çıkarıp yeni bir serum taktı.

"Ee abi anlat artık." Dedim.

"Maviş şimdi şöyleki... kurşun senin karnının biraz altına geldi yani midene." Diyip durdu. Bende onaylayıcı anlamda başımı sallamakla yetindim.

"Midene geldiği için kalıcı bi hasar yok. Ama yediklerin sana dokuna bilirmiş. Ondan serumla veriyolar." Serumla derken gözleriyle serumu gösterdi. Bende çok içinde baktım. "Peki ne zaman yemek yiyebilirim?"

"Onu Feride'ye sor." Peki anlamında kafamı salladım.