4. bölüm · Gerçek Ailem: Mardin’in Yeni Ağası

4

BengüKalem@ KaderSatırları

4. Bölüm — On Yıl Sonra
Mardin'e gitmeye karar verdiğim gece, uzun süre yatağın içinde dönüp durdum.
Aslında gitmek istemediğimden değildi.
Ne hissedeceğimi bilmiyordum.
On yıl önce o evden çıkıp İstanbul'a geldiğimde bir daha geri dönmeyeceğimi düşünmüştüm. O zamanlar çok gençtim. Öfkeliydim. Evde yaşananları daha fazla kaldırmak istememiştim. Annemle, babamla ve abilerimle yaptığımız o son tartışmanın ardından çantamı alıp çıkmıştım.
Kimse arkamdan gelmemişti.
Kimse beni durdurmamıştı.
Ben de zamanla onların aramamasına alışmıştım.
Okulumu bitirdim, işe girdim, kendi düzenimi kurdum.
Sonra evlendim.
Karan ve Karen doğdu.
Hayatım bir süreliğine gerçekten yoluna girmiş gibi olmuştu.
Ta ki İdil üç yıl önce çocukları alıp gidene kadar.
O günden sonra zaten evdeki sessizliğe alışmaya çalışıyordum.
Şimdi bir de on yıl önce kapattığım aile meselesi yeniden karşıma çıkmıştı.
Telefonum masanın üzerinde duruyordu.
Bir süre ekrana baktım.
Sonra arama listesinden yıllardır silmediğim ama hiç aramadığım numaralara gözüm takıldı.
Annem.
Babam.
Semih.
Cavit.
Kenan.
Parmağım ekrana gitmedi.
Aramak istemedim.
Çünkü on yıl boyunca onlar beni aramamıştı.
Ben neden şimdi arayacaktım?
Telefonu tekrar masaya bıraktım.
Sabah olduğunda Mardin'e gidecektim.
Ama Karan ve Karen'ı yanıma almayacaktım. Onlar İstanbul'da dadılarıyla kalacaktı. En azından bu meseleyi önce kendim çözmek istiyordum.
Sabah çocukları uyandırmadan evden çıktım.
Havaalanına giderken telefonum çaldı.
Bilinmeyen bir numaraydı.
Açtım.
“Can Bey?”
“Evet.”
“Size bir konuda bilgi vermem gerekiyor.”
Sesindeki ciddiyet yüzünden sustum.
“Dinliyorum.”
“Geçmişinizle ilgili bazı kayıtlar incelenmiş. Sizinle ilgili bir aile bağlantısı tespit edilmiş.”
Kaşlarımı çattım.
“Ne demek istiyorsunuz?”
“Şimdilik ayrıntı veremiyorum. Fakat bazı kişilerden kan örneği alınmış ve gerekli incelemeler yapılmış.”
“Kimlerden?”
Karşı taraf kısa bir süre sustu.
“Bu bilgiyi size daha sonra aktaracağız.”
Sinirlendim.
“Benim hayatımdan bahsediyorsunuz. Nasıl daha sonra?”
“Can Bey, lütfen sakin olun.”
Telefon kapandı.
Bir süre telefonu elimde tuttum.
Ne olduğunu anlamıyordum.
Kim kan vermişti?
Neden benimle ilgili bir araştırma yapılıyordu?
Ve en önemlisi...
Bütün bunların Mardin'le ne ilgisi vardı?
Uçağa bindiğimde cevap bulacağımı sanmıştım.
Bulamadım.
Mardin'e indiğimde hava sıcaktı.
Taksiyle şehrin içine doğru ilerlerken camdan dışarı baktım.
On yıl önce bıraktığım şehir hâlâ aynı gibi görünüyordu.
Ama ben aynı Can değildim.
Artık otuz yaşındaydım.
Bir mesleğim, çocuklarım ve kendi kurduğum bir hayatım vardı.
Yine de o şehrin yollarına girince kendimi nedense yıllar önceki halim gibi hissettim.
Konağın önünde araç durduğunda birkaç saniye inmediğim yerde kaldım.
Şoför aynadan bana baktı.
“İnecek misiniz?”
“Evet.”
Çantamı aldım.
Kapının önünde durup derin bir nefes çektim.
On yıldır görmediğim insanlarla aynı çatıya yeniden girmek kolay olmayacaktı.
Kapıyı açtım.
Avluya adım attığım anda birkaç kişi bana döndü.
İlk gördüğüm kişi annem oldu.
Zümrüt.
Saçlarına yıllar eklenmişti.
Beni görünce yüzündeki ifade değişti ama bana doğru gelmedi.
Babam Ziya da olduğu yerde kaldı.
Semih, Cavit ve Kenan ise biraz ileride duruyordu.
Hiçbiri bana sarılmadı.
Hiçbiri “Hoş geldin” demedi.
Ben de bir şey söylemedim.
Sanki on yıl hiç geçmemiş gibi herkes birbirine bakıyordu.
Sonunda Semih başını kaldırdı.
“Demek geldin.”
Sesindeki soğukluk içime oturdu.
“Evet.”
Cavit kısa bir kahkaha attı.
“On yıl sonra.”
Kenan ise hiçbir şey söylemeden bana bakıyordu.
Ben gözlerimi kaçırmadım.
“Ben de sizi özledim sanıyordum,” dedim, sesim düşündüğümden daha sakin çıkmıştı.
Semih'in yüzü sertleşti.
“Biz seni çağırmadık.”
Bu cümleyle birlikte içimde yıllardır tuttuğum o eski öfke yeniden kıpırdadı.
“Biliyorum.”
“Öyleyse neden geldin?”
Bir an cevap veremedim.
Çünkü ben de tam olarak bilmiyordum.
Sadece artık bazı şeylerin cevabını öğrenmem gerektiğini hissediyordum.
“Geçmişimle ilgili bazı şeyler öğrendim.”
Babam ilk kez konuştu.
“Her şeyi öğrenmeye hazır mısın?”
O cümleyle birlikte avluda sessizlik oldu.
Annem gözlerini benden kaçırdı.
Ben ise yıllardır küs olduğum insanlara bakarken tek bir şeyi düşündüm:
On yıl önce bu evden çıkarken geride bıraktığım hayat, meğer benim sandığımdan çok daha büyük bir hikâyenin parçasıymış.
Ama o hikâyenin tamamını henüz bilmiyordum.
Ve karşımdaki insanların bildiği şeyleri, ben daha yeni öğrenmeye başlıyordum.