13. bölüm · Gerçek Ailem: Mardin’in Yeni Ağası
12
12. BÖLÜM — UYANDI
Gözlerimi yavaşça açtım.
İlk başta hiçbir şey anlayamadım.
Tavana bakıyordum ama nerede olduğumu çıkaramıyordum. Başım ağırdı. Kolumu hareket ettirmeye çalışınca üzerimdeki kabloları fark ettim. Yan taraftan düzenli bir cihaz sesi geliyordu.
Bir süre öylece kaldım.
Sonra dudaklarımı araladım.
“Neredeyim ben?”
Sesim o kadar zayıftı ki ben bile zor duydum.
O sırada odanın kapısı açıldı.
Hemşire içeri girdi. Yanıma gelip beni kontrol etmeye başladı. Gözlerimin açık olduğunu fark edince bir anda durdu.
“Can Bey?”
Gözlerimi ona çevirdim.
“Ben... neredeyim?”
“Hastanedesiniz.”
Birkaç saniye yüzüne baktım.
Sonra dün yaşananlar yavaş yavaş aklıma gelmeye başladı.
Karayel Konağı...
İlk kez gördüğüm insanlar...
Arabaya binişim...
Kaza...
Bir anda aklıma çocuklar geldi.
“Karan... Karen...”
Hemşire hemen sakin bir sesle konuştu.
“Yavaş olun. Çocuklarınız iyi.”
“Çocuklar nerede?”
“Şu anda sizinle değiller.”
“Peki nerede?”
Hemşire kısa bir süre durdu.
“Karayel Konağı'ndalar.”
Kaşlarımı çattım.
“Konakta mı?”
“Evet.”
“Nasıl?”
“Dadıları Alisa onları hastaneye getirmiş. Daha sonra da ayrılmış. Çocuklarınızı Karayel ailesi almış.”
Gözlerimi kapattım.
İçim biraz olsun rahatlamıştı.
“Onlara bir şey olmadı, değil mi?”
“Hayır. Bildiğim kadarıyla iyiler.”
Derin bir nefes aldım.
“Onları görmek istiyorum.”
“Önce biraz dinlenmeniz gerekiyor.”
“Peki...”
Gözlerimi kapatacakken aklıma başka bir şey geldi.
“Poyraz?”
Hemşire bana baktı.
“Poyraz Karayel?”
“Evet.”
“Tanıyor musunuz?”
Başımı hafifçe salladım.
“Kardeşim.”
Hemşire birkaç saniye şaşkınlıkla yüzüme baktı.
“Poyraz Bey şu anda burada değil.”
“Konakta mı?”
“Evet.”
Başımı yastığa yasladım.
“Onu arar mısınız?”
“Tabii.”
Hemşire odadan çıktı.
Koridorda telefonunu çıkarıp Poyraz'ı aradı.
Telefon birkaç saniye sonra açıldı.
“Poyraz Bey?”
“Buyurun.”
“Ben hastaneden arıyorum. Can Bey uyandı.”
Karşı tarafta kısa bir sessizlik oldu.
“Uyandı mı?”
“Evet. Şu an bilinci açık. Sizi sordu.”
Poyraz'ın sesi bir anda değişti.
“Can konuşabiliyor mu?”
“Evet ama hâlâ çok yorgun. Doktor birazdan kontrol edecek.”
“Tamam. Biz hemen geliyoruz.”
Telefon kapandı.
Poyraz telefonu elinde tutarken karşısındaki Asil'e baktı.
“Uyandı.”
Asil'in yüzündeki gerginlik bir anda dağıldı.
“Can mı?”
Poyraz başını salladı.
“Evet.”
Konağın salonunda bulunan diğerleri de onlara döndü.
Alaz ile Ayas sessizce birbirlerine baktı.
Karan ve Karen ise biraz ileride oturmuş, konuşulanları anlamaya çalışıyordu.
Poyraz çocuklara baktı.
“Babanız uyandı.”
Karan hemen ayağa kalktı.
“Babam mı?”
Karen da yerinden kalktı.
“Gerçekten uyandı mı?”
Poyraz başını salladı.
“Evet.”
Karan'ın yüzünde ilk kez rahatlamış bir ifade oluştu.
“Onu görebilir miyiz?”
Poyraz hafifçe gülümsedi.
“Doktor izin verirse hep birlikte gideceğiz.”
Karan ile Karen birbirlerine baktı.
İkisinin de yüzünde aynı anda küçük bir gülümseme oluştu.
Asil derin bir nefes aldı.
Sonunda bekledikleri haber gelmişti.
Can uyanmıştı.
Ama kimse bundan sonra her şeyin kolay olacağını düşünmüyordu.
Çünkü Can gözlerini açmıştı.
Şimdi asıl mesele, onun bundan sonra yaşayacaklarıydı.
---
Ben ise odada tek başıma kaldığımda gözlerimi tavana diktim.
Hâlâ kendimi tam olarak toparlayamıyordum.
Bir gün önce hayatımın hiç tanımadığım insanlarla değişeceğini öğrenmiştim.
Şimdi o insanların benim kardeşlerim olduğunu kabul etmeye çalışıyordum.
Üstelik annemle babamın yıllar önce öldüğünü öğrenmiştim.
Daha onların yüzlerini bile görmemiştim.
Seslerini hiç duymamıştım.
Bana nasıl sarıldıklarını, çocukken beni nasıl sevdiklerini, ilk kelimemi söylediklerinde yanımda olup olmadıklarını bilmiyordum.
Bunların hiçbirini öğrenme şansım olmayacaktı.
Ama bütün bunları düşünürken aklıma yine Karan ve Karen geldi.
Onların iyi olduğunu bilmek içimi rahatlatıyordu.
Tek istediğim bir an önce ayağa kalkıp çocuklarımı kucağıma almaktı.
Sonra gözlerimi kapattım.
Hayatımın geri kalanının nasıl olacağını bilmiyordum.
Kandemir olarak büyümüştüm.
Şimdi ise Karayel olduğumu öğrenmiştim.
Ama bir soyadının insanın kim olduğunu değiştirmesi gerçekten mümkün müydü, onu da bilmiyordum.
Belki de bunu zaman gösterecekti.
Şimdilik bildiğim tek şey vardı.
Ben uyanmıştım.
Ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
