5. bölüm · Geçmişin İzleri

4.BÖLÜM

İsra Buyuran

Ağaç yapraklarından akan yağmur damlalari yerde küçük bir su birikintisi neden oluyordu,gecenin karanlığı ve yağmur sesi insanı biraz da olsa huzur veriyordu,ama aynı zamanda korkuya da neden oluyordu ağzın,burnum her yerim dağılmıştı ağacın altına geçmiş kafamı toparlamaya çalışıyordum,bir anda karşıma Bir kız belirdi Sağ elinde kelepçe,sol elinde ise sopa vardı,yavaş adımlarla bana doğru yürüdü kafamı kaldırdım beynim yerimde değildi sersemlemiştim her yerim ağrıyordu birkaç saniye öylece bakıştık “ ne var niye bakıyorsun”diye sordum
“ Benimle geliyorsun”diye cevapladı
“ Sen kimsin niye senle gelmeliyim” diye soru verdim iç çekerek
“ zorluk çıkarma düş önüme”diye bağırdı
“ gelmiyorum ne yapacaksın elindeki sopayla beni mi döveceksin”
“ Gerekirse yapacağım” yerdeki dal parçasından yardım alarak ayağa kalktım alaycı bir şekilde bu boylamı diye sordum“hadi güzellik eğlence bitti git işine” yerdeki montumu almak için eğildiğimde kafama sert bir darbenin indigini hissettim…

bu kadar kolay olacağını düşünmemiştim elimdeki sopayı yavaşça bıraktım yerdeki bedene ulaşabilmek için Eğildim adamın nabzını kontrol ettim nabzı atıyordu elindeki kelepçe ile adamın elini bağladım,bedeni hızlı adımlarla arabaya doğru sürükledim,arabanın arka koltuğuna yatırdım ağzını bantlayıp oradan uzaklaştım…


Karanlık odanın her yere sinmişti,elimdeki kahveyi bu karanlıklığa dökmeden götürmeliydim çok yakındaydım görüyordum odanın kapısı aralıktı odayı aydınlatan tek şey dışarıdaki ayın ışığıydı aralıktan bakmaya başladım,Barış bey camda duruyordu bir şeyler sayıpyordu aralık olan kapıyı iki kez tıklattım dikkatini dağıtmış olmalıydım Hafif Ürkütmüş bir şekilde arkasını döndü.
“ kahvenizi getirdim Barış bey”
“ tamamdır masaya birakabilirsin”diyerek tekrar cama doğru yöneldi elimdeki tepsi yavaşça masaya bıraktım ve kapıya doğru yöneldim kapıyı aralayarak odadan çıktım,acaba kime bakıyordu kafamda binbir tane soru işareti oluşmuştu Barış beye de sormazdım beni ilgilendiren bir konu değildi fazla merak iyi değildir diyerekten boş verdim kendi işime odaklanmalıydım.

Hava gitgide sogumaya başlamıştı en azından ormanın içindeydik yani eve varmıştık,uzaktan görünüyordu güvenlikler evin giriş kapısını açıyorlardı,arabanın hızını azaltıp evin girişinden geçtim arabayı bahçeye park ettim arka kapıyı açarak bedeni tekrardan taşımaya başladı.Bedeni evin duvar kısmına doğru dayandım kapının ziline son gücümle basıyordu bir anda kapı açılıverdi.
“ sonunda açtınız”
“ hoşgeldiniz Kitana hanım bu duvardaki kişi kim?”
“Barışın tutsaklarından biri,beden çok ağır taşımamda yardımcı olur musun”kafasını evet anlamında salladı,bedeni duvardan alıp hızlıca Barışın odasına doğru ilerledik
“Koridor neden karanlık”
“Barış bey öyle istedi”diye yanıtladı sorumu,kapı aralıktı,Barış koltuğuna geçmiş kahvesini yudumluyordu
“Bana taşımamda yardımcı olduğun için sağol”
“Rica ederim” diyerek gitti,kapıyı iki kez tıklatarak içeri girdim
“Adamı getirdim Barış bey”
“Sonunda geldin Kitana gözüm yollarda kaldı”
“Üzgünüm Barış bey,adam beni uğraştırdı biraz ve bedeni taşımak zordu,bu nedenle geçiktim bir daha olmaz”
“Anlıyorum iri yapılı birini taşımak bir kadın için zor olabilir ama bir dahakine olmasın”diyerek ayağı kalktı,masasının yanında ki sandalyelerden birini ortaya çekti,ve yanına doğru gelmeye başladı
“Gel beraber şu adamı taşıyalım uyanmadan”tamam anlamıyla kafamı salladım beraber uyuyan bedeni sandalyeye oturtduk
“Kitana koltuğun yanında ki çekmeceden ipi al gel”
“Hızlıca çekmeceye doğru yöneldim ama gördüğüm tek şey dosyaydı acaba bu dosyalarda neyin nesi diye düşündüm üst çekmeceden ip yoktu alt çekmeceyi açtım tekrardan dosyalar karşıma çıktı,biraz daha karıştırırken ipi buldum çekmeceyi kapatıp ipi barışa uzattım adımı sandalyeyi sağlam bir şekilde bağladı
“ ne zaman uyanır”
“ bilmiyorum ki uzun bir süre baygındı uyanır birazdan sanırım” yüzünü kıştırarak masasına tekrardan oturdu yarım kalan kafesini içmeye başladı
“ planın ne Barış gene ne yapacaksın”
“ zamanla anlarsın”
“ hadi ama ben senin suç Ortağınım bana söylemeyecek misin?”
“ ben sana Söylemeyeceğim demedim zamanla anlarsın dedim”
“ peki sen öyle diyorsan” kahvesinin son yudumunu içerek ayağa kalktı, ortadaki bedene doğru ilerledi “ buyanacağı yok o zaman biz Uyandıralım diyerek yanağına sertçe bir tokat attı, adam ilkelere Barışa doğru baktı
“ günaydın” diyerek karşılık verdi Barış adam hala şaşkın şaşkın Barış‘a bakıyordu adamın gözlerin içine baktım korku doluydu aynı zamanda bir şey sayıklıyordu
“ ağzını açacağım ama bağırmayacaksın” diye uyardı barış adam korkuyla kafasını salladı
“ iki tane aç şunun ağzını” diye emretti adamın olduğu yere doğru yöneldim yavaşça Bantı çıkardım
“ neredeyim ben,siz kimsiniz,ne yapacaksınız bana,ne istiyorsunuz “diye Sayıklamaya başladı
“ sakin ol genç adam seni öldürmeyeceğim” adam titrek bir sesle o zaman ne yapacaksın diye sordu
“ senden bir şey yapmanı isteyeceğim o kadar”
“ ne yapacağım”
“ sana ve diğer adamları bir adres vereceğim bu adrese gidip bu fotoğraftaki adamı buraya getireceksiniz kısaca senden benim yardımcım olmanı istiyorum”
“ peki bu dediklerinizi yapmazsan,ne yapacaksınız” Barış iç çekerek adamı çözmeye başladı adam ne olduğunu anlamamış bir şekilde bir bana bir de Barışa bakıp duruyordu düş önüme diye bağırdı barış hızlı adımlarla odadan çıktılar, arkalarından gitmeye başladım karanlık koridordan hızlıca geçip asansöre bindik en alt kata indik Barış kütüphanenin olduğu odaya doğru yöneldi duvarın belirli yerlerindeki çıkıntılara basarak gizli odayı açtı kapıya doğru yöneldi içeri geçtiği emretti adama adam korkarak içeriye geçti
“ sen gel Kitana” tamam diyerek ilerledim kapıyı kapatarak arkanızdan geldi
“ neden buraya geldik” diye sordu adam, barış tutsak tuttu ve istediklerini yerine getirmeyen kişileri burada tutuyor her bir kişinin ayrı bir odası var ve her bir odanın ise bir veya iki tane güvenliği var, barış rastgele bir odaya girdi cebinden on nolu numaranın anahtarını çıkararak kapıyı açtı ve içeriye girdi adamı dürterek içeriye girmesini işaret etti yavaş adımlarla içeriye doğru ilerledi
“ eğer dediklerimi yapmazsan sonun Esat gibi olur, görüyor musun vücudundaki yara izlerini her yeri kanlar içinde,sağındaki aletlerle işkence görüyor kendisi hatta artık beni öldürün diye yalvarmaya bile başlamıştı kendisi, bedeni artık bu aletlere dayanamaz halde”Barış gülerek
“ biliyor musun Esat bugün çok iyi bir günümdeyim,Kitana bana cebindeki tabancayı ver” tabancayı çıkararak Barışa doğru uzattım
“ kurtuluyorsun” diyerek silah Esatın kafasına dayayarak tetiği çekti, kanlar yüzüne doğru fışkırdı güvenlikçiye doğru yöneldi sakince”burayı temizleyecek birini bul” diye emretti
“Kitana raftaki bezi bana verir misin” rafa doğru yöneldim bezi alarak Barış‘a uzattım yüzündeki kanı temizledi tutsak tutacağı adama doğru döndü
“ gördün mü ne yapabileceğini”diyerek adamın gözlerinin içine baktı adam korkmuş bir şekilde kafasını salladı,Barış adamın kulağına doğru eğild “ karar senin benimle mi çalışırsın yoksa esat gibi işkence mi görmek istersin” adam seninle çalışacağım diyerek cevapladı
“ ben de öyle düşünmüştüm zaten,Kitana adamı odasına elini ve ağzını bantla yarın da silah eğitimine başlayın”
“ tamamdırBarış bey”yavaş adımlarla kütüphaneden çıktık odaya doğru ilerlemeye başladık.