13. bölüm · Geceye karışanlar

12. Bölüm:Kopmuş Temas

Lunavesa 🌙

(Eren Salar)

Kaputuna yaslanarak Zippo çakmağıyla oynuyordum. Çakmağın içinden çıkan ateş, benliğimi hatırlatıyordu. Ayın ışığı etrafta gezinir haldeydi.
“Birazdan burada olurlar.”
Sakin sesin sahibine çevirdim bakışlarımı. Vándalo rahat bir eşofman takımı giymişti, mavi gözleri her zamankinden daha yorgundu.
Yeşil Lamborghini ortama girdiğinde, tekerlek sesinden herkes bakışlarını oraya çevirdi. Aselya ve Cenk kendi aralarında konuşurken, bekledikleri arkadaşlarının geldiğini gördüklerinde konuşmayı kesmişlerdi.
Lamborghini’nin kapısı açıldığında Lavinya’nınardından Eyjah da inmişti. Kaslarım istemsizce gerildiğinde, parmaklarımın arasındaki çakmağı daha da sıkı kavradım. Lavinya ortama alışmış bir şekilde bakarken arkadaşlarını görüp onların yanına doğru yürüdü. Eyjah onun arkasından yürürken etrafa göz gezdiriyordu.
“Eren.” Vándalo soğuk sesiyle adımı söyleyince bakışlarımı üzerine çevirdim. İtalyanca konuşmaya başlaması, kimsenin konuşulanları anlamasını istemediğini gösteriyordu.
“Mi fido di te e spero che completerai questo compito rapidamente. Durante la gara sarò in fondo.”
Sana güveniyorum ve bu görevi hızlı bir şekilde tamamlayacağını umuyorum. Yarış sırasında en arkada olacağım.
Kafamdaki şapkayı düzelttim. Elini rahatlatmak istercesine omzuma koyarak hafifçe sıktı. Yarıştan görevli olan kız, elindeki başlama silahıyla yerini aldığında yarışmacıların yerleşmesi gerektiğinin işaretiydi.
İzlediklerim hareket ettiğinde ben de yerime geçtim. Yavaşça beyaz Porsche’den doğrulup sürücü koltuğuna geçtim. Vándalo kenara çekilip arabasına doğru ilerledi.
Görevli kız yerini alıp silahını daha sıkı kavradı. Ayağımı gazın üstüne yerleştirdim. Silahın sesi etrafı yardığında tüm motor sesleri ortalığı doldurdu.
Herkesin tek görevi vardı: kırmızı şeridi geçmek ve gecenin birincisi olmak.
Deviri yükseğe alıp bastığım gaza daha çok yüklendim. Dakikalar akarken teker teker arabaları geçiyordum. Vándalo’nun kırmızı Ferrari’si arkamdaydı. Ne beni geçmeye çalışıyordu ne de geride kalıyordu. Önümde sadece yeşil Lamborghini ve siyah Porsche kalmıştı.
Ayağımı biraz daha bastığım anda motor öfkeli bir hayvan gibi homurdandı. Gözlerimi önümdeki arabadan ayırmadım. Mesafe giderek kapanıyordu. Ellerim direksiyona daha da sıkı kenetlendi. Birkaç saniye sonra yanına ulaştım, sonra hiç tereddüt etmeden önüne geçtim.
Dikiz aynasına baktığımda artık sadece geride kalan yeşil Lamborghini’nin farlarını görebiliyordum. Ve önümde sadece siyah araba kalmıştı. Yanına yaklaşarak ona kasıtlı olarak vurmaya başladım. Arabalarımız yan yana geldiğinde dudaklarının arasından küfür ettiğini anlayabiliyordum.
Yarışın son bir kilometresi kalmıştı. Artık her şey serbestti.
“Üzgünüm, Lavinya." diye içimden geçti.
Yol o kadar hızlı akıyordu ki ışıklar artık bir şerit gibi görünüyordu. Son yarım kilometrede sayaç son ibreye geldi. Direksiyondaki parmaklarım sertlikten bembeyaz dönmüştü. Kırmızı şerit arabanın hızıyla koparken ters bir drift atıp durdum.

Ben kazanmıştım.

Arkamdan geldiğinde o da durdu. Kapıyı açarak dışarıya adım attım. Yarış çizgisine Vándalo hâlâ gelmemişti. Lavinya siyah arabasından çıkarken sinirli bir şekilde ellerini saçlarının arasına geçirdi. Arabasına zarar verdiğini için sinirlenmiş olmalıydı. Ona doğru yürürken kafamdaki siyah şapkayı çıkardım.
“Barmen?” Dediğinde şaşkınlıkla bana baktı. Söylediği kelimeyle hafifçe duraksar gibi oldum fakat durmadım. Aramızda dört adımlık mesafe kaldığında adımlarını durdurup yüzüme baktı.
Yavaşça elimi cebime atarak ona ait eşyayı çıkardım: telefonunu.Ona uzattığımda şaşkınlığı daha da artmıştı.
Yeşil Lamborghini çizgiye ulaştığında motorunun sesi yankılandı. İçinden Eyjah hızla çıkıp Lavinya’ya doğru sert adımlarla yürüdü. Lavinya’nın masum bakışları üzerimdeydi. Havanın sert, kasvetli esintisi onun bir bakışıyla çöl ateşi gibi yanıyordu.
Eyjah’ın bedeni yanımızda bittiğinde
“Bu şerefsizde telefonunun ne işi var, Lavin?”
Eyjah’a bakışlarımı çevirdiğimde yüzündeki tek duygu fışkırıyordu: nefret.Göz kontağını üstümden kesmeyerek
“Cevap versene!” diye bağırdı.
Lavinya bıkmış bir ifadeyle nefesini verdi.
Kalan iki arkadaşı da geldiğinde Eyjah’ın yanında durdu. Lavinya elimdeki telefonu alınca“Teşekkür ederim,” dedi. Sağ elimi onun narin eline uzatarak
“Eren.” dedim, gözleri yüzümün her zerresinde gezindi.
“Tanıştığımıza memnun oldum, Lavinya.” Ağzımdan çıkan zarif çiçeğin ismini söylediğim an duraksadım. Yakalanmış hissiyle gözlerimi kaçırıp Eyjah’a baktım. Sinirden tırnaklarını avuç içlerine batırmıştı, kemikleri belirginleşiyordu.
Eyjah tutturamadığı sinirle bize doğru yürürken, Lavinya’nın arkasındaki — ne zaman geldiğini fark etmediğim — Cenk, Lavinya’yı çekip kollarının arasına aldı.
Bakışlarım hızla ayrılan ellerimize kaydı.
Kopmuştu temasımız.
Eyjah, Lavinya’nın önüne geçerek tam karşımda durdu. Sinirle verdiği nefes sigara kokuyordu.
“Kızdan uzak dur.” derken kaşlarımı kaldırarak ona meydan okurcasına baktım.
Lavinya’yı Cenk’in kollarının arasından alarak yeşil arabasının yanına götürdü.
“Bırak beni, Eyjah!” diye söylendi Lavin.
Arkasından tam gidecekken bir beden kolumu kavradı. Yüzüne baktığımda bal rengi saçları dağılmış olan Aselya vardı.
“Seni hiç görmedim buralarda, yeni misin?” sorusuyla gözlerini kısarak beni süzdü. Omzumu silkince elini çekti. Tekrar gideceğim sırada cümlesiyle durdum.
“Peşinden gitme, onu rahat bırak.”
“Neden?” sorum ona gelmiş olucaki sert çıkan sesimle kaşlarını çattı. Araya Cenk girince sorusu pat diye suratıma yapıştı.
“Neden gidiyorsun ki?” diye sordu sarışın Cenk.
Karşımdaki kız kollarını sararak “cevap?” bakışı attı.
Onlara verecek cevabım yoktu.
Sessizce aralarından ayrılıp arabama doğru yürüdüm. Kapıyı açıp hafifçe yaslanarak beni izleyen iki bedene baktım.
“Tanıştığımıza memnun oldum.”
Birbirlerine şaşkınlıkla baktıkları sırada sürücü koltuğuna geçip motoru çalıştırdım.
Yeşil araba ortalıkta görünüyordu. Direksiyonu ana yola kırdım.
Suskunluğumun sesi yok sandılar ama içimdeki kaosun yıkımına az kalmıştı.
Cebimdeki telefon titreyince gözümü yoldan ayırmadan arayanı ekrana bağladım. Arayan Vándalo’ydu.
“Ci sei riuscito?”
Hallettin mi?
“Come sempre,” dedim.
Her zamanki gibi.
Rahat bir pozisyona geçerek içimdeki nefesi verdim. Direksiyon hakimiyetimi kesmeden düğmeye basıp camı açtım, serin hava içeriye uğrarken ruhumdaki ateşi söndürmek istiyordum fakat daha da yanıyordum. Üstelenmez bir lanet gibi. Sağ elimi direksiyona atarken diğer boşta kalan elimi Zippo çakmakğını aldım kapağıyla oynarken anladım ki ben ateşten nefret ederken ateşin ta kendisi olmuştum. Bilinmezlik bize acırken biz ağıt yakıyorduk.
Konumu Vándalonun evine doğru ayarlayıp kendimi geceye teslim ettim.