Gecenin Karanfili kitap kapağı

2. bölüm / 5

Gecenin Karanfili

Bölüm2 NEFES MESAFESİ

Vaveyla Yazarı: Tuana'm 29

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: Bölüm2 NEFES MESAFESİ

Çaresizlik nasıl duyguydu?
Yedi yaşımdaydım. Günlerden bir gün babamla piknik yapmaya gitmiştik. Uçurtma uçurmuştuk, oyunlar oyanmıştık. En güzel günlerimden biriydi. İçimde kelebelek uçuşuyor yüzümdeki gülümseme silinmiyordu. Babamın işi yüzünden pek vakit geçiremiyorduk ama o gün çok güzel vakit geçirmiştik.
Ta ki o ana kadar…
Geri dönüyorduk, arabada çok sevdiğim Kırmızı Balık şarkısı çalıyordu, eşlik ediyorduk:
“Kırmızı balık kaç kaç kırmızı balık kaç kaç…”
Şarkı, silah sesleri ile bozuldu. Babam eğilmemi söyledi. Arka ve ön koltuğun arasına girdim. Ellerimi başıma koyup eğildim. Silah sesleri devam ediyordu. Her bir silah sesi kulağımda yankılanıyordu.
Çaresizlik, hiç bir şey yapmadan durmak mıydı?
Silah sesleri sustu.
“Baba!” Diye bağırdım.
Ses gelmedi.
Tekrar bağırdım.
Yine gelmedi.
Tekrar, tekrar bağırdım.
Ve yine gelmedi…

Dayanamadım. Sıkıştığım yerden kalktım ve arabadan indim.
Tekrar “Baba!” Diye bağırdım. Hayır, bu bir çığlıktı.
Babamın yerde kanlar içinde görmem yüzündeydi, bu çığlık.
O günden sonra bir daha asla Kırmızı Balık şarkısını dinleyemedim. Dinleyemiyordum, her zaman o silah sesleri ve çığlıklarım karışıyordu. Şarkının içine.
Evet çaresizlik hiç bir şey yapmadan durmaktı. Hayır çaresizlik; çaresiz olmamak için yaptığımız şeylerdi.
Çaresizlikten bağırmak.
Çaresizlikten göz göre göre sessiz kalmak.
Çaresizlikten katlanmak.
Çaresizlikten ihanet etmek.
Çaresizlikten cinayet işlemekti, çaresizlik.
Bazıları hayat kurtarırdı, bazıları ise hayatı cehenneme çevirirdi.
O gün hiç bir şey yapamadım… Bağırmak dışında.
O gün bağırışlarım kurtarmıştı babamı. Bir tarla çalışanı sesimi duyup gelmişti.
Şimdi de bağırırsam kurtulur muydum?
Sanmıyorum.

“Elindeki silahı indirir misin?” Dedi. Ateşli ailesinin patronu, Demir Ateş.
Bir şey diyemedim, silahı da indirmedim. Gözümden bir yaş aktı ama umursamadım.
“Biraz daha burada durursan, polis gelecek ve babanı işfa edeceksin.” Bana doğru doğrulttuğu silahı indirdi, beline yerleştirdi.
Evet, dediği doğruydu. Polisler beni görürse babamın baskın yaptığını kanıtlamış. Bu bir plandı. Demir Ateş tarafından kurulan plandı. Plan babamı ifşalamak değildi peki neydi?
Silahı yavaşça yere doğru indirdim.
Ben çaresizlikten sessiz kaldım.
Demir Ateş’e doğru yürüdüm, önünde durdum. Boyu benden on-on beş santim uzundu. Ela gözleri üzerimden ayrılmıyordu. Omuz attım ama kımılmadı bile. Benim omzum acımıştı, fark ettirmemeye çalıştım.
Odadan dışarı çıktım. Hızlıca merdivenden indim ve arka kapıdan çıktım. Polislerin sesini duydum. Arkama bakmadan ağaçlıkların olduğu yöne ilerledim.
Nereye gittiğim hakkında hiç bir fikrim yoktu.
İlerlemeye devam ettim.
Arka cebimden telefonu aldım.
“Senin telefon diye… çekmiyor, oof.” Diye mırıldandım.
Tekrar arka cebime yerleştirdim. Arkama döndüm, yürümeye devam ederken. Ağaçlıktan başka bir şey yoktu hava kararmak üzereydi. Önüme dönerken bir vücuda çarptığımı hissettim.

Hayır!
Yine Demir Ateş karşımdaydı. Aramızda nefes mesafesi dâhi yoktu.
Geri çekildim, silahımı elime aldım. Ona doğrulttum.
Bana bakarak gülümsedi.
“Sen neden karşıma çıkıyorsun?” Stresten terlemiştim.
Sorumu cevaplamadı. Elimdeki silahı göstererek:
“Sen onu kullanmayı biliyor musun?” Dedi, küçümseyici bakışlarıyla.
“Biliyorum! Mesela senin sol kolundan vurabilirim.”
Kaşlarını kaldırdı. “İnanayım mı?”
Demesiyle beraber sol koluna ateş ettim. Ben ne yapmıştım? Bir mafyayı vurmuştum. Yüzünü buruşturdu, sağ eliyle kolunu tuttu.
“Söyle bakayım, biliyor muyum?” Dedim.
Bana şaşkınlıkla bakakaldı.
“Manyak mısın kızım sen?”
Sağ tarafa doğru koşmaya başladım. Bir adam karşıma çıktı, sol tarafa dönerken başka bir adam. Arkama döndüğümde bir adam daha vardı.
Demir Ateş’in adamlarıydı.
Kaçışım yoktu. Etrafım sarılmıştı.
“Ne istiyorsun benden!” Diye bağırdım, ona doğru ilerlerken.
“Kolumun hesabını,”
“Sen dua et kafandan vurmadım.” Dedim sinirle.
“Teşekkür ederim… Kafamdan vurmadığın için,” dedi. “Tutun kızı gidiyoruz.”

Etrafımdaki adamlara baktım, kolumdan tuttular. Sağ tarafımdaki elimdeki silahı aldı.
“Demir Ateş! Adamlarına söyle, ellerini üstümden çeksin!”
Kanayan koluna baktım ve tekrardan yüzüne döndüm.
Gözlerini kıstı.
“Gidiyoruz.” Arkasına döndü.
Adamlar kolumu çekiştirmeye başladı. Sağ tarafımdakine yüzüne yumruk geçirdim, sol tarafımdaki kolumdan tutmaya çalışırken erkekliğine tekme attım, atmamla beraber ensemde silah namlusu hissetmem bir oldu.
Nefes verdim.
Yumruk attığım adamın burnu kanamıştı. Demir Ateş beni izliyordu.
“Belli ki işimiz zor.” Dedi, gülerek. Arkadaki adama kaş göz yaptı.
“Noluyor.” Dememle beraber, boynumda acı hissettim. Karanlığın içine gömüldüm.

Yazar.
Berkay, Emirhan ve birkaç adam evin bahçesinde bekliyorlardı. Hepsi çok endişeliydi. Boran Bey’in kızı Karanfil Arslan’ı koruyamamışlardı.
Boran Bey evden dışarı çıktı.
“Ne demek? Karanfil yok.” Diye, bağırdı adamlara. Yüzü korku ve sinir oluşturuyordu.
Berkay, başını eğmiş, yere bakıyordu. Kendini suçluyordu.
“Berkay, bana bak!” Dedi ve Berkay’ın yanına gitti.
Berkay, yavaşça doğruldu. Boran Bey ile göz göze geldi.
Boran Bey, elinin tersi ile Berkay’ın yüzüne yapıştırdı. Berkay’ın yüzü sağa döndü. Boran Bey tekrardan tokat attı. Berkay’ın dudağı kanadı.
“Ben sana kızımı ne pahasına olsun koruyacaksın, demedim mi?” Emirhan’a döndü.
“Demedim mi!” Sert sesi, sinir ile daha da sert çıkmasına neden oluyordu.
Emirhan “Dediniz.” Yüzü kıpkırmızı olmuştu.
“Siz ne yaptınız.? Aşağlık köpekler!” dedi Boran. “Birde utanmadan önümde duruyorsunuz. Yıkılın önümden. Kızımı bulmadan yanıma gelmeyin!”
Herkes dağılmaya başladı. Berkay ve Emirhan içeri girdiler ve odalarına gittiler.
Berkay odaya girer girmez kendi yatağının örtüsünü yere attı. Duvarı yumruklamaya başladı.
“Berkay!” dedi “Sakin ol! Bulacağız, şu an sakin oturup düşünmeliyiz.” Sesi tam tersini söylüyordu.
Berkay yumruklamaya devam etti. Parmakları kanamaya başladı. “Bile bile tuzağa gittik. Ben bunu nasıl düşünemedim?” Yumruklamayı bıraktı, yere oturdu. Kanayan dudağını eliyle sildi.
“Şimdi ne yapmalıyız.” Dedi, Emirhan. Berkay’ın yanına oturdu.
“Ya Karanfil’e zarar verirse.”
“Sadece Boran Bey’i kızdırmak istiyor bence.” Emirhan parmağını şıklattı. “Evet, mantıklı düşün.”
Berkay of çekti.

Karanfil Arslan.
Ben yedi yaşımda değildim, ben çaresiz değildim. Ben bile bile tuzağa düşen ve bunun bedelini ödeyen kızdım. Bu bir aptalıktı, içimizde hain olmasına rağmen plan yapmak. Benim suçumdu. Hasan’ın ölmesi benim yüzümdendi.
Gözlerimi araladım. Rutubet kokusu öksürmeme neden oldu. Hareket etmeye çalıştım. Edemiyordum, Sandalyeye elim ve ayağım bağlanmıştı. Bir odanın içindeydim, her yer karanlıktı.
“Çıkarın beni buradan!” Diye bağırmaya başladım.
Ses gelmedi.
“Size söylüyorum.” Ellerimi çözmeye çalıştım, sıkı bağlanmıştı.
“Söyleyin o patronuza gücü anca kadınlara mı yetiyor?”
“Söyleyin o patronuza….” Kapı açıldı, sözüm yarıda kalmıştı. Işığı açıldığında gözlerimi kıstım. Demir Ateş gelmişti, kolunu sarmıştı. Siyah tşört ve siyah pantolon vardı üstünde. Bu soğukta tşört giymek aptallıktı. Kazağım olmasına rağmen içim titriyordu, oda soğuktu. Belki de üşümeyi seviyordu.
“Evet dinliyorum.” Dedi, karşımdaki sandelyeye oturdu.
“Senin kadar pislik biri görmedim.” Dedim. “Çöz beni!”
“Ne güzel senin için ilk olur.”
Göz devirdim. Nefes alıp verdim. Bana bakmaya devam ediyordu. Bana neden böyle bakıyordu? Yıllarca beklediği birini bulmuş gibi bakıyordu. Gözlerinde özlem vardı. Peki Neden?
“Beni neden burada tutuyorsun?” diye sordum.
“Merak etme sana zarar vermeyeceğim.”
“Lan, gerizekalı neden kaçırdın beni o zaman?”
Güldü, bu gülme içtendi gözleri kısıldı gamzeleri ortaya çıktı. İçimde bir şeylerin olduğunu hissettim.
“Lan falan ağzına yakışmıyor.”
Ayağa kalktı. Arkama geçti, ellerimi çözmeye başladı.
“Kaçmaya falan çalışma, her yerde adamım var.” Ellerim çözdüğünde bileklerimi ovuşturdum. Sonra ayaklarımı çözmeye başladım. Demir kapıda beni bekliyordu.
Ayaklarımı çözdüm, ayağa kalktım. Demir ilerlemeye başladı, arkasından ilerdedim. Merdivenden çıktık. Bir dağ eviydi, şömine yakılmıştı yanlarında iki koltuk vardı. Mutfak ve salon iç içeydi.
“Geç otur. Isınırsın.” dedi. Tezgahın başına gitti. Bende koltukların birinde oturdum. Bacaklarımı kendime çektim.
“Menemen yapacağım. Sever misin?” dedi.
Şu an ben ne yaşıyordum. Mafya lideri bana menemen mi yapacaktı. Bu düşünce gülmeme neden oldu.
“Soğansız olsun.” dedim. Gülememin arasından.
“Menemen dediğin soğanlı olur.” Bana döndü.
“Gerçekten bunu benle mi tartışacaksın?”
“Neden olmasın.” dedi önüne dönerek. Domates ve biberleri yıkamaya başladı. Şaşkınlıkla izliyordum. “Gel yardım et.” Dediğinde ayağa kalktım yanına gittim.
“Şimdi…” Dedim. “Beni bayıltıp kaçıran biriyle menemen mi yapacağım?”
Yıkadığı dometes ve biberleri önüme koydu. “Çok soru soruyorsun. Ellerini yıka, doğramaya başla.”
Şu an kaçırıldığım için ağlamam gerekirken ben gülümsüyordum.
Ellerimi yıkadım, kesme tahtasını aldım ve domatesi doğramaya başladım. Demir, tavayı ocağa koydu; yağını döktükten sonra bana döndü.
“Eee..” dedi. “Çok yavaşsın.” Gülümsedi.
“Öyle mi?” dedim. “Sen yap o zaman.”
Geri çekildim. Elimdeki bıçağı aldı. Biberleride doğradıktan sonra tavaya boşalttı.
“Kolun…Çok acıyor mu?” Dedim.
“Hayır.” Dedi. “Silahı güzel kullanıyorsun ama dövüşmen çok kötü.”
Elime tahta kaşığını verdi. Domates ve biberleri karıştırmaya başladım.
“Sen öyle san.” Dedim. “Elektirik vererek beni durdurdun. Hatırlatıyım.”
Güldü.
Karıştırmaya devam ettim. Yüzüm bir an düştü Babam, Berkay, Sedat ve Emirhan.
Şu an ne yapıyorlardı? Benim için çok endişeli olmalılardı. Berkay kendini suçlamaması için umut ettim. Hiç kimsenin suçu yoktu. Benim suçumdu, ama ben burada tanımadığım bir mafya ile menemen yapıyordum. Elime göz yaşım döküldü. Demir bana döndü. Gözlerimi hemen sildim. Hiç bir şey demedi. Sadece önümüze odaklanmıştık.
“Ben lavaboya gideceğim.” Demir, ilerdeki kapıyı göstererek:
“Orası, İnşallah bir plan kurmuyorsundur.”
Umursamadım. Hiç kaçma niyetim yoktu. Bahsettiği kapıya ilerledim. İçeri girdiğimde aynada kendimle karşılaştım. Elimi yıkadım. Yüzüme su serptim. Neden garip hissediyordum? Ona karşı istemsiz güven vardı.
Güven, insanın en büyük zaarfıydı. Güvenmek insanın yapabileceği en iyi ve kötü duyguydu. Ve ben ona güvenmemeliydim. Önümde Hasan’ı vurmuştu. Gözümü kapattım. Derin nefes alıp verdim. Gözlerimi tekrar açtım. Başım acıyordu, sıkı bağlamıştım.Elim saçıma gitti, saçımı açık bıraktım, omuzlarına dökülen saçlarımı düzeltim. Gür ve uzun olan saçlarımı düzeltmek epeyce zordu.
Lavabodan çıktığımda.
“Hazır her şey, gelebilirsin?” Dedi.
“İnşallah zehirlenmeyiz!”
Güldü. Mutfak masasına ilerledim, oturdum. Ekmeği dilimledi ve iki, üç dilimi bana uzattı.
“Bakalım el lezzetin nasıl?” Menemenden bir lokma ağzıma aldım. Aslında yemek istemedim ama çok acıkmıştım. Gerçekten çok güzeldi. Soğanlı yapmıştı. Masaya oturdu, beni izlemeye başladı.
“Hmm…” Başımı aşağı doğru salladım. Ağzımı bitirdim. “Güzel ama soğansız yapsaydın daha güzel olurdu.”
“Menemen soğanlı olur.” Bir lokma aldı, “Hmm… Çok güzel yapışım.”
Kahkaha attım, oda güldü. Sanki yıllarca tanışıyor gibiydik. Neden böyle bir his verdiğini anlamadım. Ben hiç bir şey anlamamıştım. Menemenimizi yedik.
“Bir şey soracağım.” Arkama yaslandım. Perçemlerimi arkaya doğru attım.
“Sorabilirsin.” Ayağa kalktı, dolapta olan kırmızı şarabı tezgaha koydu. Kendisine bir bardak doldurdu. “İster misin?” Dediğinde hayır anlamda kafamı salladım. Şöminenin başına geçti.
Bende ayağa kalktım. Koltuğa oturdum.
“Tam olarak neden beni kaçırdığını söyler misin?”
“Nedeni… Beni vurduğun için.” Şarabından bir yudum daha aldı.
“Buna inanayım mı peki?” Diye sordum. Ayaklarımı kendime çektim.
“O senin tercihin.” Karşımda ki koltuğa oturdu.
“Benim tercihim…” Düşünmüş gibi yaptım. “Kullanıyorum o zaman, inanmadım. Gerçek sebebini söyler misin?”
“Neden? Hem senin gibi akıllı kız, bunu söylemeyeceğimi bilir.”
Göz devirdim. “Babamla ne derdin var?”
“Bir derdim yok.” Şarabından bir yudum aldı.
“Öyle mi peki neden yasa dışı belgeleri aldın?”
“Canım istediği için,”
“Plan kurup neden beni kaçırdın?”
“Canım istediği için,”
“Ne diyorsun be! Sen ne biçim insansın?”
“Bilmem.” Diyerek güldü.
“Benimle mi eğleniyorsun?” Evet, gerçekten eğleniyordu.Bana hiç bir şey anlatmayacağı belliydi. Hem dediği gibi neden anlatsın ki? Aptallaşmıştım. Benim bilmediğim bir sürü konu var gibi hissediyordum.
“Olabilir.” Dedi. Ve şarabını kafaya dikti. Ayağa kalktı. Tekrar bardağını doldurdu.
“Benim hakkımda ne biliyorsun?” Diye sordum arkasından. Tekrar koltuğa oturduğunda.
“Bir çok şey.”
“Ne mesela?” Dedim. “Ne kadar tanıyorsun beni?”
“Adın Karanfil Arslan. Baban en güçlü mafyalardan biri. Annen sen doğarken ölmüş. Yirmi dört yaşındasın. Edebiyat fakültesinden mezunsun Berkay diye biri var. Onunla fazlaca yakınsın. Yanında biri daha vardı. Neydi adı…” Şaşkınlıkla onu dinliyordum. “Emirhan, evet Emirhandı. Çok da arkadaşın yok.”
“Sen bu kadar şeyi nereden biliyorsun?” Benim hakkımda bu kadar şey bilmesi normal değildi. Ben onun hakkında sadece adı Demir Ateş ve babamın düşmanı olduğunu biliyordum.
“O bende kalsın. Zamanı gelince öğrenirsin.” Ne demek istediğini anlamadım. Ben neyin içine düşmüştüm ya da ben zaten bunun içinde miydim?
Sustum. Ne yapacağımı bilmiyordum. Kaçmaya çalışsam… İmkânsızdı. Ayakkabımın arasında çakı vardı. Çakı ile bir şey yapacağımı sanmıyordum. Gözlerim doldu, hayır ağlamayacaktım. Demir karşımda şarabını içmeye devam ediyordu. Ben ise şöminenin ateşini izliyordum. Kafamı omzuma koydum.
Ben mafya kızı olarak değil de. Normal bir ailenin kızı olsaydım. Hayatımda ne değişirdi. Belki de çok şey.
Belki zengin olamayacaktım ama huzur ve güven içinde olacaktım. Hayır, Karanfil babanı suçlamaya çalışma.

Yazar.

Karanfil derin düşünceler ile uykuya dalmıştı. Demir uyuduğunu fark ettiğinde bardağını yere bıraktı. Karanfil’i kucağına aldı ve içerdeki odaya bıraktı, üstünü örttü. Karanfil yorgana sarıldı. Saçları yatağa dökülmüştü. Onun güzel yüzüne baktı, Demir. Birkaç saniye sonra daldığının farkına varmasıyla dışarı çıktı. Tekrar oturdu koltuğa yatacak yer yoktu. Demir’inde uyuma niyeti yoktu.
Karanfil ve Demir düşman değildi.
Boran Arslan ve Kadir Ateş düşmandı. Karanfil doğduğunda Demir altı yaşındaydı.
O gün…Kadir, Demir’e Arslan ailesini yok edeceksin diye öğütlemişti. Demir bunu yapmak istemedi. Kadir Ateş’in baskıları, Demir Ateş’i bu yola sürüklemişti.

05.12.2018
Arslanları takip etmeye başladı tarih. Aynı zamanda Karanfil’i görüp aşık olduğu tarih. O da bir Arslandı ama Demir ona zarar veremezdi. Arslanları takip görevi bir anda Karanfil Arslan’ı takip etmeye dönmüştü.
Demir Ateş aşık olmuştu.
Demir Ateş daha önce tatmamış duygularla yüzleşiyordu.
Demir Ateş babasının düşmanı olan kızına aşık olmuştu.
Bu bir imkânsızdı.
Demir’in Karanfil’i takip ettiği sıradan bir gün. Hava soğuktu, yerde kar yoktu ama soğuk rüzgarı İstanbul’a yetiyordu. Karanfil, üniversitesine gidiyordu. Sıkı sıkı giyinmişti. Üşümeyi sevmezdi. Birkaç arkadaşı geldi, yanına. Konuşmaya başladılar. Demir arkasına döndüğünde hiç istemediği bir durumla karşılaştı. Kadir Ateş’in adamları…
Öğrenmişti Kadir Ateş ve Demir’e cehennemi yaşatmıştı.
Demir Ateş vazgeçmedi.
Demir Ateş kalbinin sesini dinledi.
Demir Ateş aşk duygusunu bırakmak istemedi.

Uyuyamadı. Karanfil’i düşündü. Demir Ateş, Karanfil’e aşıktı. Ama Karanfil belki de Demir’den nefret ediyordu. Bugün Karanfil, Demir’i vurmuştu. Demir’in hoşuna gitmişti. Ama bu Karanfil’in nefret duyduğunun kanıtıydı. Bu düşünce Demir’in kalbini sızlatıyordu.

Karanfil Arslan.
Silah, benim kaderim miydi?
Silahlar içinde doğmak. Silahlarla uyanıp uyumak. Silahlar benim merkezindeydi. İnsanlar kalplerine sevgiyi koyar, ben ise namluyu koydum.
Ben yedi yaşımda değildim.
Korkmuyordum.
Belki de korkuyordum. Sadece alışmıştım.
Silah sesleriyle uyandım, Babam beni bulmuş olmalıydı. Üstümdeki yorganı attım. Koltukda uykuya dalmış ve Demir beni buraya getirmiş olmalıydı. Ayılacak zamanım yoktu. Pencereye doğru ilerledim, pencereyi açtım. Dışardaki soğuk yüzüme vurdu, rüzgar perçemlerimi savurdu. Çok yüksek değildi, cam pervazını tuttum ve atladım. Yerden zorluklarla kalktım. Arkamdan,
“Karanfil!” Sesini duydum. Demir olmalıydı. Muhtemel evin arka kısmındaydım. Ağaçlıklara doğru ilerledim. Kolumda bir el hissettim bu beni durdurdu arkama baktığımda Berkay olduğunu gördüm. Düşünmeden sarıldı, karşılık verdim. Beni boğucak şekilde sarılıyordu.
“Sana bir şey olacak diye çok korktum. Karanfil.”
“Özür dilerim.” Diyebildim. Geri çekildim, saçlarımı geriye attı. Avuçlarını yüzüme yerleştirdi.
“Asıl ben özür dilerim.” Gözlerimin içine bakıyordu. “Sana bir şey yaptı mı?” Dediğinde başımı sağa sola salladım, tekrar sarıldık.
Arkadan adam geldiğini gördüm. Silahını bize doğru yöneltti.
“Berkay!”
Bağırmamla önüne geçmem bir oldu.
Kurşunlar sıkıldı.
Ve Yine Bağırmıştım.
Çaresizlikten bağırmak, bu sefer kimseyi kurtaramamıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

7okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18