2. bölüm / 2
Gecenin Ayazı-2-
Bölümler 2Şu an: -2-
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kalbim göğsümde hızla atıyordu. Bu bir tesadüf olamazdı.
“Baba…” dedim fısıltıyla.
Ama cevap vermedi. Gözleri hâlâ ekrandaydı.
“Bu bir iftira,” dedi sonunda. Sesi netti. Kesindi.
Ne için suçlanıyorlardı?
Kim atmıştı bu iftirayı?
Ya da iftira mıydı?
“Baba, ne oluyor?” diye sordum. Sesim korkuyla titriyordu.
Tam o anda babamın telefonu çalmaya başladı.
Ardı ardına.
Durmadan.
Babam telefonu eline aldı ama açmadı. Ekrana bakıyordu sadece.
Herkesin, onun birkaç askerle gizli bir iş çevirdiğini düşündüğünü biliyordum artık.
“Baba…” dedim boğazım düğümlenerek.
“O isimlerin içinde sen yoksun değil mi?”
Bir an sustu.
Sonra başını iki elinin arasına aldı.
“Anlamıyorum hiçbir şey,” dedi kısık bir sesle.
“Bilmiyorum kızım… Kim, neden böyle bir şey yapar?”
Derin bir nefes aldı.
“Bu kadar düşmanımız varken hangisi olabilir ya. Delireceğim! "
Yanına yaklaşıp yüzüne bakmasını sağladım.
“Baba,” dedim sakin olmaya çalışarak.
“Sakin olalım. Lütfen. Ancak öyle çözeriz bunu.”
" Haklısın tamam."
Tam o anda tekrardan telefon çaldı.
Babam aramayı cevapladı ve hopörlere alarak masaya bıraktı telefonu hala sinirli bir şekilde.
Arayan kişi Ayaz Kurter'di.
"Durum ne. Neler oluyor? Anlat Kurter.Anlat!"
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Ayaz’ın sesi duyuldu. Soğukkanlı ama gergin geliyordu sesi.
“Komutanım,” dedi.
“Biz de sizinle aynı durumdayız. Yaklaşık yarım saat önce ifadeye çağrıldık.”
Kalbim yeniden hızlandı.
İfade…
“Suçlama ne?” diye sordu babam.
“Gizli belgelerin sızdırılması, Sanırım son gittiğimiz görevde yaşanan bir olay ve yüksek ihtimalle tahmin ettiğiniz kişiler atmış olabilir bu suçu üzerimize, ” dedi Ayaz net bir şekilde.
“Ve komutanım…”
Bir an duraksadı.
“Bu iş sandığımızdan daha büyük.”
Babam sinirle gözlerini kapattı.
Ben ise ilk kez şunu hissettim:
Bu sadece bir haber değildi.
Bu, hayatımızı değiştirecek bir olaydı.
Babam,"Tamam.Ben birazdan gelicem askeriyeye. Selim, Deniz, Güneyide al toplantı odasında beni bekleyin."deyip telefonu kapattı.
Sanırım bu üç isim olaydaki üç isimdi.
"Baba sakın itiraz etme bende gelicem." dedim babam bana bişey diyecekken.
"Tamam kızım, tamam canım hadi çıkalım." dedi ufak bir sistemle ama aldırış etmedim.
Gelicektim çünkü çok merak ediyordum.
Birlikte yaklaşık 15 dakika kadar sonra
varbilmiştik askeriyeye.
İçeri girdiğimizde babamla yürümeye başladık, bir kat çıkıp bu sefer daha farklı bir koridordan sağa döndüğümüzde karşımızda Toplantı odası yazan yere doğru babam yürümeye başladı ama ben durdum.
Babam bana dönüp baktı ve "Kızım sen buralardan ayrılma gezebilirsin sıkılırsan ben biraz konuşucam onlarla. Tamam mı?" dedi.
"Tamam babacım. Ben zaten evde durursam meraklanırım diye geldim. Sen endişe etme bu olayı çözün. Görüşürüz." dedim ve gülümsedim.
Babamda gülümsedi ve içeri girdi.
Kapıyı açarken yine yeşil gözlerle saniyelik göz göze gelmiştik. Adamın gözleri o kadar güzeldi ki ilk karşılaştığımızda bile sadece o gözlerin nasıl bu kadar canlı bir yeşil olabileceğini düşünmüştüm. Sanki büyülüyordu insanı.İçine çekiyordu.
Kapı kapandığında ben de biraz dolaşmak için yürümeye başladım. Bazı kişiler beni tanıdığı için kenarda köşede fısıldaşıyorlar ve bu olay Hakkında konuştuklarını duyabiliyordum.
Babama çok güveniyordum ve onun asla böyle biri olmadığını biliyordum.
Bahçeye çıkmadan önce kantin gibi bir yerden çay aldım. Plastik bardağı elimde sımsıkı tutarak bahçedeki banklardan birine oturdum.
Hava serindi ama içimdeki huzursuzluk daha ağırdı.
Çayımdan bir yudum almıştım ki arkamdan gelen sesler dikkatimi çekti.
“Bu olay sandığımızdan daha ciddiymiş diyorum sana.”
“Beşini birden yakacaklar bence. Özellikle o Albay…”
Kalbim bir anda hızlandı.
Nefesimi tuttum. Fark edilmemek için başımı hafifçe eğdim.
“Yanında Yüzbaşı da varmış. Ayaz Kurter.O da işin içindeymiş diyorlar doğru mu acaba?”
Elimdeki çay titredi sinirden. Nasıl böyle konuşabilirlerdi. Öfkeyle ayağa kalkacaktım ki,
Tam o anda sert bir ses bahçede yankılandı.
“Siz ikiniz? Hayırdır? "dedi sinirli bir sesle.
Başımı kaldırdığımda onu gördüm.
Ayaz Kurter.
Yüzü gergindi. Çenesi kilitlenmişti. Gözleri öfkeyle kararmıştı.
Az önce fısıldaşan askerlerin önünde duruyordu.
“Komutanlar hakkında böyle konuşma yetkisini kim verdi size?” dedi soğuk bir sesle.
“Üstelik daha ortada kesinleşmiş hiçbir şey yokken.”
Askerler bir anda toparlandı.Yutkundular.
“Komutanım. Biz sadece-şey...”
“Kes!" dedi Ayaz sinirle.
“Dağılın.”
Askerler başlarını eğip hızla uzaklaştılar.
Ayaz derin bir nefes aldı. Sonra başını çevirip bana baktı.
Bakışlarımız yine kesişti.
Bu sefer kaçamadım.Gözlerimi de çekemedim ondan. Benim elalarım ona onun ormanı bana bakıyordu.
Gözlerinde az önceki sertlik yoktu.
Yerini sakin bir yüz ifadesi almıştı.
Yanına doğru yürüken konuşmaya başladı,
“Şu an her şey karışık görünüyor, biliyorum ama endişelenmene gerek yok. Herşeyi düzeltmeye çalışıyoruz." dedi.
Sesi sert değildi.Galiba benim gözlerimdeki endişe ve siniri görmüştü. Ama nasıl ben kendimi hep duygusuz biri gibi görmüşümdür ve ben istemeden kimse beni okuyamaz ama sanki.. Sanki o okumuş gibi hissetmeden edemedim.
Kalbim göğsümden çıkmış gibi hissediyordum.
Abartıyor gibi hissettim ve derin bir nefes alıp sakinleştim.
"Sağ ol,” dedim.
“İnsan bazen her şeyin kontrol altında olduğunu duymak istiyor.”
Kısa bir duraksamadan sonra ekledim:
"Az önce babamın yanındaydınız. Bu kadar çabuk mu bitti toplantı? "
"Aslında sadece önemli Bir iki detay konuştuk. İki saat sonra üstlerimizle bir kere daha toplanacağız o yüzden erken bitti."
"Anladım" dedim ne diyeceğimi bilemeyerek.
Sorduğum her şeyi cevaplıyordu. Ve bunu yaparken hiç te sıkılmış benzemiyordu.
Çoğu insan benimle konuşurken sıkıcı olduğumu onu bunalttığımı söyler ve giderdi. O yüzden sadece bir arkadaşım vardı.
Çok kimse konuşmazdı benimle ama bu adam böyle cevaplayınca bir mutlu olmadım değil. İçim ısındı sanki. Tuhaftı.
Konuşma bitmiş gibiydi ama içimde garip bir huzursuzluk kalmıştı.
Her şey yolundaymış gibi davranmıştı. Fazla yolundaymış gibiydi. Acaba gerçekten babamın ve onun üzerine oynanan bu oyun gerçekten çözülüyor olabilirmimiydi?
Yanımdan uzaklaşırken bir an durdu, Ve arkasını dönüp gözlerime baktı.
“Bu arada,” dedi, sesi hâlâ sakindi,
“Yine de dediklerimi şimdilik kimseye anlatma.”
Başımı salladım.
Ancak arkasını dönüp gittiğinde fark ettim…
Bunları zaten bana söylemesine gerek yoktu.
Neden gelip içimi rahatlamıştı ki?
Bölüm etkileşimi
