Formanın bedeli kitap kapağı

3. bölüm / 3

2.bölüm: o gün başladı herşey

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: 2.bölüm: o gün başladı herşey

Annem ve babam yanım da çığlık atıyordu. Fakat bir sorun vardı. Kafaları yoktu. Evin içine aniden yüzü gözükmeyen bir adam girdi ve benimde başımı kesmeye başladı. Korku içinde çığlık atarak yerimden sıçradım. Etrafa bakındım hastanedeydim. Yanımda Mustafa vardı. “Ben neden buradayım çok kötü bir rüya gördüm. Annem ve babam ölüyordu hem de kafaları kesilerek.” Mustafa üzgün bir ifade ile başını salladı. “Maalesef rüya değil arda gerçek ne olur kendini daha fazla yıpratma tamam mı?” Sanırım gerçekten bitmişti. En çok üzüldüğün nokta bana sürekli senden bir bok olmaz diyorlardı bunu onlara söylemem lazımdı. Her ne kadar sevmesem bile ailem oldukları için üzülmüştüm. Kendim ayakta tutabilmek için bana yaptıklarını aklıma getirdim. Bu durumda üzüntüm en aza iniyordu. Ardan saatler geçmiş ve hastaneden çıkmıştık taksiye bindiğimiz de Mustafa’nın telefonu çalıyordu. “Alo kimsiniz?” “merhaba Ebrar hanım yiğit beyin yakını mısınız?” Anlamaz gözlerle “Evet çocuklarıyım neden?” Kadın anında “ Başınız sağ olsun” dedi ve Mustafa bilin bakalım ne yaptı. Telefonu yüzlerine kapattı. “Bak biliyorum neden bunu yaptın diyeceksin şöyle ki ben annem ve babamı küçükken kaybettim. Bu da 9. Ailem pek üzülecek tarafları yok benimle hiç ilgilenmediler.” Bunu daha yeni öğreniyordum. “Tek bir şey soracağım nerede kalacağız” dedim. Mustafa gayet

11

sakin bir ses ile “Benim öz ailem bana ev bırakmıştı borsada bize 50 yıl yetecek kadar para da var bence gerisi kolay.” “Teşekkür ederim Mustafa her zaman yanımda olduğun için” dedim ve taksiden indik ve evin kapısına açtım. İçeri girdiğimde tuhaflık vardı. “Duvarlar donuktu, hava sessizdi... Ama ben burada suskunluğun arkasında ki çığlıkları duydum.”

Artık bir annem ve babam yoktu…

Gözyaşları içinde Mustafa’ ya seslendim. “Hadi gidelim daha fazla burada durmak istemiyorum.” Her zaman olduğu gibi Mustafa diretmedi ve tamam anlamında kafasını salladı. Ve işte o an gelmişti yeni bir hayata atılacaktım. O gün başlamıştı her şey.

Evin kapısını kapatırken içime istemsizce bir hüzün doldu demek yolun sonuna gelmiştik. Aslında son değildi ve asla son olmayacaktı. Kapı kapandığında bazı şeylerin değiştiğini anlamıştım. Artık söylenecek tek bir şey vardı Elveda sözüm biter bitmez kapıyı kapattım. Ve bitmişti 17 sene geçirdiğim bu ev artık benim evim değildi. Arkamı döndüğümde Mustafa bir arabanın içinden bana sesleniyordu. “Arda gel hadi evimize gidelim.” Anlamsız gözlerle baktım ve bu araba kimin dercesine başımı salladım. Elbette Mustafa hemen anlamıştı. “AAA! Pardon söylemeyi unuttum bu araba benim ehliyetim olduğu içinde kullanabiliyorum. Hadi atla evimize gidelim.” Hiçbir şey demeden arabaya bindim ve yola çıktık. Mustafa sandığımın aksine daha iyi kullanıyordu. Ev ise buralara fazla yakındı sadece 20 dakika içinde evi önüne geldik. 3 kat asansör ile çıktık ve kapının önünde Mustafa bir konuşma yaptı.

Evet arda yeni bir başlangıca hazır mısın? Açıkçası bende eve daha önce hiç girmedim ilk kez seninle gireceğim o zaman hazırsan açıyorum kapıyı.” Dedi ve dairenin içene girdik. Dilim tutulmuştu. Dehşet derece büyük bir yerdi burası. Her ne kadar sevinsem de içimi karamsarlık kaplamıştı. Üzülünce Mustafa yanıma geldi ve konuşmaya başladı. “Cesaret bazen seçtiklerin değil vazgeçtiklerindir çünkü vazgeçmekte bazen zaferdir... Bunu sakın unutma olur mu?” Kendimi tutamadım ve ağlamaya başladım tıpkı her zaman ki olduğu gibi çünkü Elinden bir şey gelmeyince anlarsın elinden gelen tek şeyin ağlamak olduğunu…

Sadece ağlamak istiyordum. Yine tabi ki de Mustafa gelmişti bu sefer destek istemiyordum ağlamak şuan için en iyi çözümdü. "Mustafa lütfen beni yalnız bırak kusura bakma ama sadece ağlamak istiyorum ne olur beni anla" hemen bir köşeye geçtim. Tüm anılarım gözümün önüne gelirken yapabildiğim tek şey ağlamaktı. Akan göz yaşımın üstünde anılarımın bir tanesi geldi. Birgün parkta herkes beni voleybolu sevdiğim için dışlanmıştı. O zaman bile yapabildiğim tek şey ağlamaktı. Ağladığımı gören babam yanıma gelmişti ve bana sordu. "Neden ağlıyosun hemen söyle bana." Sadece gözlerinin içine bakıp voleybol topunu işaret etmiştim babam anlamıştı ve hemen o çocukların yanına gidip benimle dalga geçenleri azarlamıştı.

Şimdi neden dalga geçenleri dediğimi merak etmişsinizdir. Benimle tüm çocuklar dalga geçmemişti aksine benimle birlikte oynaylarda vardı. Babam bilmediği için onların yanına gidince elimden sadece ağlamak gelmediğini fark etmiştim. Babamın yanına aniden gidip ona bağırmıştım.

"Baba dur onlar bir şey yapmadı aksine benimle beraber oynadılar." Babama bağırınca yüzüme bir tokat indirdi ve hemen ardından bağırmaya başladı.

"Salak çocuk biz sen şurada üzülme diye elin sıpasına bağırıyorum sende gelmiş bana bağırıyorsun nankör." Demişti. Göz yaşımda bu anı görünce hem sevinmiştim hemde babama sinirlenmiştim. Aklımdan tekrar geçti. O an fark etmiştim elimden gelenin tek şeyin ağlamak olduğunu yine bunu yapmaya çalışmıştım. Ama zihnimde ki düşünceler buna izin vermiyordu. Akan göz yaşlarımdan bir damla daha yüzümden kayıp yere düştüğünde tekrar bir anı canlandı.

İlkokul da Mustafa ile yine voleybol oynarken zorbalanmıştık. Yine ve yine ben ağlıyordum. Mustafa bu hareketlere maruz kalmamış gibi kavga etmeye gitmişti. Hocalar geldiğinde Mustafa kavga ettiği için tutanak yemişti bunu bana söylediğinde tahmin edin ben ne yapmıştım

Doğru bildiniz ağlamıştım. Bir daha bir daha derken hava kararmıştı ve ben hâlâ ağlıyordum. Odanın kapısına bir sürü yemek ve not gelmişti. Ağlamaktan yorgun düşmüştüm. Ama açlığım bu hissi de bastırıyordu. Ağlamayı bir kenara bıraktım ve yemek yemeğe başladım ve bir yandan da yazdığı notları okumaya başladım.

"Arda bu halinde yanına gelmek istemedim o yüzden bu not ile yemeği göndermek istedim üzüldüğünü biliyorum ama yapabileceğimiz bir şey yok ne olur kendini fazla yıpratma beni düşünmüyorsan bile kendini düşün seni seviyorum he zaman arkandayım."

Yüzüme ufak değil kocaman bir tebessüm yerleşmişti notları okurken gözlerim kapanıyordu fazla gücüm olmadığı için akışını gözlerime bıraktım ve etraf tamamen karanlığa büründü. Sabah güneşin gözüme vurması ile gözlerimi araladım. Başımda Mustafa bekliyordu. Yerimden sıçradım ve "neden başımda bekliyorsun beni korkuttun."dedim. Mustafa beklemeden yanıtladı.

"Seni uyandırmaya geldim kahvaltı hazırladım." Cümlesi biter bitmez burnuma menemen kokusu gelmişti. Sevinçten garip çıkan sesimle Mustafa'ya bir soru daha sordum. "Menemen mi yaptınn?" Evet anlamında kafa sallayınca pijamalarım ile hemen mutfağa koştum ve tamda tahmin ettiğim gibi sofrada menemen vardı. Saygıdan ötürü Mustafa'yı bekledim arkadan tanıdık bir ses geldi " beni beklemene gerek yok başla sen geliyorum." Ekmeğini aldım ve tavada ki yemeğe bandırdım. Ve arkamdan Mustafa geldi ve masaya oturdu. Saatler sonra Mustafa bana seslendi arda hadi bugün okul yok ama antrenman var bahçede biraz araştırma yapalım. Ne dersin." Evet deresine baktım ama bakışla değil sözlü olarak söylemek istedim. "Buda sorumu evet derim ve koşmaz uçarım." Bahçeye gittik ve tamamen kaskatı kesilmiştim. Çünkü burası sadece bir bahçe değildi voleybol sahası bile vardı. Kombinim buraya göre gayet uyumluydu. Üstümde antreman formam altımda antrenman şortum bacağımda dizlik vardı. Çorabım ise Beyaz Nike uzundu beklemeden sahaya daldım. Mustafa geldiğinde biraz ısınma yaptık sonra ise pas çalıştık Mustafa bana pas atıyor ve bende attığı topa zıplayıp smaç vuruyordum. En sonunda ise maç yaptık. Maç biter bitmez ikimizde duşa girdik. Merak etmeyin 4 tane banyo vardı bu evde. Saate baktığımda şok geçirmiştim çünkü antrenmana son 15 dakika kalmıştı. Mustafa "panik yapma araba ile beş dakikada gideriz" dedi ve arabaya bindik yolda en sevdiğim sanatçı olan Emirhan Çakaldan cuma açtım ve bağıra bağıra söylemeye başladım.

O zamanlar bana geliyo' dun sıradan

neler olduğunu anlamadan geçti zaman

"Arkadaşız" dedin çocuklara gülü satan

Gülmedim o gün yine girdim üzgün yatağa

...

Derken en sevdiğim yer gelince daha da bağırmaya başladım

Cuma ,cuma,cuma,cuma,cuma

Seni görünce benim hep güler yüzüm (grr,rah)

Wow inanma bebeğim ona buna sen takıl bana Güzel hava,ey

Sözler ağzımdan birbir çıkarken araba durdu. Ne Oldu diye etrafıma bakarken soldumuzda okulun Spor salonu vardı. Hemen içeri girdik ve herkes bana "hoş geldin KAPTAAANNN" diye bağırıyordu. Hızlıca konuşmaya başladım "öncelikle beklettiysem hepinizden özür dilerim bugün kondisyon çalışacağız maça çok az kaldı" dedim ve hemen kondisyona başladık. Her harekette kalbim daha fazla çarpıyordu. Aradan saatler geçmişti. Nefessiz kalan sesim ile bağırmaya başladım. "Bugün ki antrenman bitmiştir baya yoğun çalıştık hemen eve gidin ve dinlenmenize bakın yarın daha sıkı çalışacağız görüşürüz." Sözüm biter bitmez içi buz ile dolan suyu tek dikişte bitirdim ve arabaya bindik. Mustafa da fazlasıyla yorulmuştu. Arabayı o kadar hızlı sürdü ki ne zaman geldiğimizi bile anlamamıştım. Eve girer girmez banyoya koştum. Üzerimi çıkarttığımda Akan sıcak suda bekledim sadece. Sıcak su beni gevşettiğinde her ne kadar istemesem bile suyu kapattım ve üstümü giydim. Yorgunluk yemek yememe bile fırsat vermemişti. Yatağıma uzandım kafamı yastığa koydum ve gözlerimi kapatıp uykuya daldım. Sabah uyanır uyanmaz saate baktım ya 12 idi antrenmana 5 dakika vardı hâlâ her tarafım ağrıdığı için gitmekten vazgeçtim ve alpereni aradım.

"Kanka ben bugün antrenmana gelemeyeceğim aşırı yorgunum bugün takım sende ne istersen onu yaptır" Alperen anlayış ile yanıtladı. "Tabi kanka istemen Yeter biraz boşluklu çalıştırırım dün çok yorucuydu sende güzelce dinlen." "Sana kalmış görüşürüz" dedim ve telefonu kapattım. Ardından mutfağa gittim Mustafa henüz uyanmanmamıştı. Bende ona sürpriz yapmak isedim ve dolaptan hazır partisi çıkarttım ve kızgın yağın içine attım. Bir yandanda ocağa çay koymuştum ve onu demliyordum. Sofrayı hazırladığım da Mustafa'nın yanına gittim ve onu uyandırmaya çalıştım. "Kanka hadi kalk patates kızartması yaptım ve yanına da çay hemen kalk hızlıca yiyelim ve markete gidelim evde bir şey yok" dedim ve sofraya geçtim. Ağzıma yağdan kızarmış bir patates parçası attım. (Nefis) Gerçekten çok güzel olmuştu. Mustafa sofraya geldiğinde konuşmaya başladım. "Yiyecek pek bir şey kalmamış yemekten sonra markete gitsek çok iyi olur." Dedim Mustafa ise çok geçmeden yanıtladı:,

"Olur da erkenden gidelim fazla kalabalık olmadan gitmek daha iyi olur" demişti. Ardından telefonuma ZORBA KAŞARLAR GÜÇLÜ YAŞARLAR grubundan bir mesaj geldi.

Alperen: Arkadaşlar bugün Arda Yok bilginize takımı ben yöneteceğim bilginize.

Demişti belli ki bu grup bizim takım grubuydu. Çok geçmeden Mustafa bana döndü ve "sana da bu mesaj geldi mi?" Dedi. Bende her zamanki halimle evet anlamında başını yukarı ve aşağı doğru salladım. İkimizinde yemek ihtiyacı bitince masadan kalktım ve tezgaha ilerledim. Elime yumurta tavasını aldım ve bol köpüklü suda yıkadım ve ardından bulaşık Makinesine koydum. Sonra bir tabak aldım yıkadım ve bulaşık makinesine koydum derken ardan saatler geçmişti.

Saatler sonra

"OHH! sonunda evin işi bitti ama bende bittim." Mustafa anında cevap verdi. "Keşke kendini yormasaydın ikimiz alışverişten sonra yapardık." Bende hemen söze geçtim. "Boş ver hadi alışverişe gidelim." Dedim ve üstümü değiştirmeye giyinme odasına gittim. Altıma siyah baggy pantolon giydim. Üstümede Polo yaka beyaz sade bir tişört giydim. Mustafa ise benimkiyle birebir aynı giyinmişti. Mustafa kredini kartını aldıktan sonra arabaya bindik. Tabi ki de şarkı açtık ve şarkı bu sefer Emirhan Çakaldan doyamadım'dı son ses giderken en sevdiğim yer gelince bağırarak söylemeye başladım.

"Üstüme yakışıyo' lanet fame

Vermiyo'm akşam yemeğine date

Club'te parlıyo'm, güneş gibi shine

Bebeğim, önümde sadece shake

Parlıyo' her şeyim

(Shake it, shake it) Evet, özel chain

(Sh-sh-sh-shake it, shake it) Designer her şeyim

(Shake it, shake it) Bebeğim, gerçeğim

Bol koydum, bol koydum, doyamadım

Her gece doldurdum, doldurdum, doyamadım

Ateşi harladım, körükle koşturdum hep

Yine de istedi canım, ah, doyamadım

Bol koydum, bol koydum, doyamadım

Her gece doldurdum, doldurdum, doyamadım

Ateşi harladım, körükle koşturdum hep

Yine de istedi canım, ah, doyamadım."

Mustafa'nın sesi ile şarkı bitmiş ve araba durmuştu. Ve tanıdık bir ses geldi. "Ardacım geldik in hadi seni bekliyorum." Şarkı söylerken zaman aşırı hızlı geçmişti. Arabadan indim ve toptancı ya girdim. İlk gözüme çarpan kısım makarna kısmıydı. "Mustafa makarna alalım akşama yaparım yeriz" tamam anlamında başını salladı. Sepete çeşit çeşit makarna koydum. Fiyonk, kelebek, düdük, çubuk. Her makarnadan 2 paket aldım. Mustafa bana Side eye attı ve "bu kadar makarnayı ne yapacaksın?" Dedi. Bende her zamanki samimiyetimle konuşmaya başladım"yiyeceğiz tabi ki makarna favorim benim he bide unutmadan noodle alalım." Kendine 5'li körili noodle aldım ve Mustafa'ya döndüm."sen neli seviyorsun ona göre alayım" hiç bir şey demeden aynı noodle'den sepete attı. Koşarak içecek reonua gittim ve hemen 2,5 litrelik 5 tane kola aldım. Ardından hem sade mende limonlu ve mandilanalı soda attım. Yiyecek bittiğinde detarjan kısmına gittim duş Jeli ve şampuan aldım. Derken arabaya bindik. İlk yaptığım şey son ses şarkı açıp söylemek oldu bu sefer ki ise bitmez ümitlerim. En sevdiklerimden bir tanesi idi beklemeden söylemeye başladım.

Üstüme yakışıyo' lanet fameVermiyo'm akşam yemeğine dateClub'te parlıyo'm, güneş gibi shineBebeğim, önümde sadece shake

Parlıyo' her şeyim(Shake it, shake it) Evet, özel chain(Sh-sh-sh-shake it, shake it) Designer her şeyim(Shake it, shake it) Bebeğim, gerçeğim

Bol koydum, bol koydum, doyamadımHer gece doldurdum, doldurdum, doyamadımAteşi harladım, körükle koşturdum hepYine de istedi canım, ah, doyamadım

Bol koydum, bol koydum, doyamadımHer gece doldurdum, doldurdum, doyamadımAteşi harladım, körükle koşturdum hepYine de istedi canım, ah, doyamadım

Yeniden eve gelmiştik. Ama bir sorun vardı bu kadar poşeti kim çıkaracaktı? Ortaklaşa poşeti aldık ve içeri girdik. Sırada ilk evimizin eşyalarını dizmek vardı. Buz dolabını açtım içi boştu. Elime gelen dolaba girecek ürünleri sıra sıra yerleştirmeye başladım. Elime en son gelen şey bal olmuştu. Ben buzdolabını yerleştirirken Mustafa da abur cubur dolabını yerleştiriyordu. İşim bitince seslendim. "Benim işim bitti senin ki de bittiyse film gecesi yapalım ne dersin" sözüm biter bitmez yanına gittim. Mustafa döndü ve "sen film seç bende Mısır patlatıyım." Tamam anlamında göz kırptım ve hemen film seçmeye başladım. Arkadaşımın önerisi üzerine culpa mia açtım. Dakikalar sonra Mustafa geldi ve filmi izlemeye başladık. Bazı yerlerde ikimizde krize giriyorduk. Derken daha film bitmeden Mustafa uyuya kaldı seslendim. "Kalk hadi yerine yat" ses yoktu filmi kapattım ve yerime yattım günler günleri kovaladı ve işte o gün gelmişti. Erkenden yatacaktım. Çünkü yarın maç vardı. Vitaminlerimi yuttum ve yatağa yatıp yarının heyecanı ile uykuya daldım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

18okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…