10. bölüm · Eylül Rüzgarları Ve Elif
10. Bölüm Evdeki Huzur ve Gizli Sevgi
Açelya’nın evinde saatlerce süren o derin dertleşmenin ardından, Elif için gitme vakti gelmişti. Evden çıkmak için antreye yürüdüklerinde ikisinin de yüzünde günlerdir uğradıkları ihanetlerin gölgesinden eser kalmamıştı; içlerini dökmenin verdiği o hafiflikle gülümsüyorlardı.
Açelya dış kapıyı açtı, Elif’i sevgiyle kapıdan uğurlarken gözlerinin içi parlıyordu. "Bugün bana o kadar iyi geldin ki Elif, anlatamam," dedi neşeyle. "En yakın zamanda yine buluşuyoruz, tamam mı? Bize geliriz yine, hatta sonra sizde de toplanırız. Bu iş burada bitmedi, artık hep beraberiz!"
Elif içtenlikle başını salladı. "Benim için de çok güzeldi Açelya. Kesinlikle yine yapalım," diyerek el salladı ve merdivenlerden indi. Sokakta yürürken eylül rüzgarı tenine çarpıyordu ama bu kez içini üşütmüyordu. Uzun zaman sonra ilk kez okula ve insanlara karşı içinde bir umut kırıntısı vardı.
Eve varıp anahtarla kapıyı açtığında, içeriden gelen o tanıdık, huzurlu yemek kokusu onu karşıladı. Montunu asıp salona geçtiğinde annesi mutfaktan çıkmış, sofrayı kuruyordu. Elif’i neşeli görünce yüzünde kocaman bir tebessüm açtı.
"Hoş geldin güzel kızım," dedi annesi, elindeki tabakları masaya bırakırken merakla sordu. "Ee, ne yaptın bugün bakayım? Yüzün gülüyor, hayırdır inşallah?"
Elif çantasını koltuğun kenarına bırakıp annesine sarıldı. "Hoş buldum anneciğim. Çok iyiyim, gerçekten çok mutluyum bugün. Edebiyat projesi için grup olduğumuz kız var ya, Açelya... Bugün okul çıkışı onun evine gittik. Oturduk, ödev yaptık, saatlerce sohbet ettik. Çok tatlı, çok kafa bir kız. Uzun zaman sonra okulda gerçekten kendim gibi hissettim."
Annesi kızının bu mutluluğuna içtenlikle sevindi, saçlarını okşadı. "Çok şükür annem, senin adına çok sevindim. Bak, ben sana dememiş miydim her şey yoluna girecek diye?"
"Neyse annecim, ben üstümü değiştirip odama geçeyim," dedi Elif neşeyle merdivenlere yönelirken. "Biraz arkadaşımla konuşacağım, yemek hazır olunca seslenirsin bana."
Odasına girer girmez kapıyı kapattı, çantasını yatağın üzerine fırlatıp hızla rahat ev kıyafetlerini giydi. Kalbi heyecanla, sıcacık bir hisle çarpmaya başlamıştı bile. Bahsettiği o "arkadaşı" aslında annesinin henüz bilmediği, tam 3 yıldır hayatında olan, her derdini, her sevincini paylaştığı sevgilisi Bilal'di. Ortaokuldan beri birbirlerinin ellerini hiç bırakmamışlardı.
Yatağına yüzüstü uzanıp hemen telefonunu eline aldı ve Bilal’in numarasını tuşladı. Telefon daha ikinci tonda açıldı.
"Selam güzelim," dedi Bilal, sesindeki o her zamanki huzur veren tonla. "Sesini duymak ne güzel. Nasıl geçti günün, nasılsın?"
Elif, telefonun ucundaki o tanıdık sesi duyunca yüzünde güller açtı, yastığına sarılarak romantik ve sevgi dolu bir sesle cevap verdi: "Seni duyunca çok daha iyi oldum sevgilim... Bugün o kadar güzel ve hafiflemiş hissediyorum ki. Okulda canımı sıkan o malum insanları, Nisa’yı falan tamamen unuttum. Açelya ile harika vakit geçirdik, aramızdaki her şey tamamen çözüldü. Ama tabii ki günün en güzel anı, eve gelip senin sesini duyduğum şu an..."
Bilal telefonda hafifçe güldü, Elif’in bu tatlı hallerine bayılıyordu. "Sen hep böyle mutlu ol Elif, inan senin neşen bana da yetiyor. O sınıftakiler senin ne kadar özel biri olduğunu anlayamayacak kadar körler, onlara sıkma canını..."
İkili, sanki asırlardır birbirlerini görmemiş gibi büyük bir özlemle, aralarındaki o 3 yıllık sarsılmaz sevginin sıcaklığıyla saatlerce konuştular. Bilal ona gün içinde ne yaptığını anlattı, Elif ona Açelya’nın evindeki o sıcak çikolatalı sohbetin detaylarını verdi. Zamanın nasıl aktığını ikisi de fark etmedi.
Aşağıdan annesinin "Elif, kızım! Yemek hazır, hadi soğutma!" diye seslenmesiyle Elif istemeyerek de olsa toparlandı. "Aşkım, annem çağırıyor, yemeğe inmem lazım," dedi telefona doğru fısıldayarak. "Sonra yine konuşuruz, öpüyorum çok."
"Afiyet olsun sevgilim, dikkat et kendine," diyen Bilal’le telefonu kapattı.
Elif aşağı inip yemeğini tabağına doldurdu, masaya oturduğunda telefonunu hemen karşısına sabitledi. Kulaklıklarını takıp bir yandan yemeğini yerken, bir yandan da telefondan uzun zamandır merak ettiği o filmi izlemeye başladı. Yemek yeme ritüeli onun için tam bir keyif seansına dönüşmüştü.
Yemeği bitip masayı toplamaya yardım ettikten sonra tekrar odasının güvenli limanına çekildi. Çalışma masasına oturdu, edebiyat ödevinin eksik kalan kısımlarını ve diğer derslerin ödevlerini titizlikle tamamladı. Defterlerini kapatıp çantasına yerleştirdiğinde artık günün tüm yorgunluğu üzerindeydi.
Kendini yatağın yumuşaklığına bıraktı. Lambayı kapatıp sadece telefonun ışığıyla baş başa kaldı. Telefonunu yatay konumdan dikey konuma getirip TikTok’u açtı. Akışta yukarı kaydıra kaydıra komik videoları izlemeye, editlere bakıp kendi kendine gülümsemeye başladı. Okulun o gergin dünyasından uzakta, Bilal'in sevgisi ve Açelya'nın yeni dostluğuyla sarılı bir şekilde, huzurla uykuya dalmak üzereydi.
