1. bölüm / 2
EYLÜL1. BÖLÜM: YENİ KOMŞU
Bölümler 2Şu an: 1. BÖLÜM: YENİ KOMŞU
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Mumları sever misiniz? Onun güzel ateşinde hiç kendinizi düşünür müsünüz? Yada dalıp gider misiniz uzaklara? Bana sorarsanız ben bayılırım. Bazen ateşinde kendimi görürüm, bazen ise o ateşten bir parça olmayı düşünürüm. Hatta bu yüzden kokulu ve kokusuz olarak ikiye ayrılan bir koleksiyonum var.
Unutmadan kendimi tanıtayım. Ben Eylül Arslan,18 yaşında YKS öğrencisiyim. Herkesin gözünde soğuk ve kırıcı biriyim. Ama ben sadece bana yakın olan kişilere kendi iç dünyamı gösteririm. Bu VIP özelliğimi ise sadece özel kişiler yani Zeynep, birde siz görebiliyorsunuz.
Bugün yine mum ışığının altında uyuyakalmışken kapı tıklandı. "Kızım kalk." Bu sesin sahibi babam idi. Kafamı kaldırdığımda masamda test kitabımın üzerinde uyuyakalmıştım. İstemsizce kapıyı açıp banyoya gittim. Aynadan kendime baktım. Üstten yaptığım topuz dağılmış, gözaltlarım hafif morarmıştı. Masanın üzerine yattığım için dün yaptığım makyajım akmıştı. Maskaram akmış, nemlendiricim hafif taşmıştı. Makyaj temizleme suyunu çıkardım ve makyaj temizleme bezi ile yüzümü temizledim. Elimi yüzümü yıkayıp banyodan çıktım. Saçlarımın dağınık olması hiç umurumda değildi. Mutfağın kapısının önüne geldiğimde, "Günaydın baba, günaydın anne."
Sandalyeme oturup yemeye başladım. Babam ağzı dolu olduğu için başı ile karşılık verdi annem ise her zamanki gibi yanıt vermedi. Çok aç olmadığım için iki-üç lokma atıp kalktım. Ailem bu halime alışık olduğu için sesini çıkarmadı. Odama gidip okul kıyafetlerimi giydim. Kravatımı bağladıktan sonra saçlarımı taradım. Düzleştirmek ile hiç uğraşamayacağım için bugün dalgalı bıraktım. Hafif gündelik sade bir makyaj yaptıktan sonra telefonuma bildirim geldi.
Bacıparator: Eylül aşağıda bekliyorum.
Size bahsettiğim öz kız kardeşim gibi olan bacım Zeynep Morozova. Kendisi Rus. Benimle yaşıt ve on üç yıldır arkadaşız. Annesi ve babasını küçükken trafik kazasında kaybetti şuan babaannesi ile yaşıyor. Zeynep'te hayran olduğum özelliği asla enerjisini kaybetmemesi.
Mesajını gördükten sonra çantamı alıp evden çıktım. Aşağıya inerken bizim alt katımızda ki boş daireye mobilyaların taşındığını gördüm. Zeynep'e soran gözler ile baktım oda ellerini iki yana açıp dudaklarını bilmiyorum der gibi büktü. Çok fazla umursamadan yola çıktık. Yol çok sessiz geçti çünkü tüm dedikoduları dün bitirmiştik. Okulun kapısından içeriye girerken Zeynep sağa ben ise sola döndüm. Zeynep sayısal ben eşit ağırlık okuduğum için ayrı sınıflardaydık. İkimizin ayrıldığı tek nokta buydu. Ahırdan pardon sınıftan içeri geçip sırama oturdum. Dersin başlamasına daha on dakika vardı. Kulaklıklarımı çıkarıp taktım ve sakin bir müzik açıp dinlemeye başladım.
***
Zeynep ile caddeden sağa dönerken kolumda bir acı hissettim. Kafamı kaldırdığımda Zeynep'in bana çimdik attığını fark ettim. "N'oluyor Zeynep?" Zeynep elini kolumdan çekip konuştu "İki saattir sana sesleniyorum ama sen onu düşünüyorsun. Değerimiz iki dakikada çöp oldu." Kollarını bağlayıp bir çocuk gibi trip attı ben ise şaşkınlıktan sadece "Ne?" diyebildim. Zeynep kollarını birbirinden ayırıp telefonunu çıkardı. Bir şeyler yaptıktan sonra telefonuma bir mesaj geldi. Zeynep bana bir video atmıştı. Videoyu açıp baktım ve daha fazla şaşırdım.Videoda ben caddeden karşıya geçerken sarışın, uzun boylu bir adamın arkasından alıcı gözler ile bakıyordum.
Zeynep'e baktım. "E kanka bu benim" Zeynep tek kaşını kaldırıp, "Gerçekten mi? ben başkası sanıyordum (!)" Videoyu tekrar tekrar oynattım çünkü ben böyle bir şey hatırlamıyordum. Zeynep elimden telefonumu çekti. "Bak hâlâ bakıyor. Kızım sen aşık mı oldun?" Zeynep'e gözlerimi açarak baktım. "Salak mısın ben ilk görüşte aşık olmam. Sadece hatırlayamadığım için defalarca baktım, zaten adamın sırtı tek gözüküyor neye bakacağım." Zeynep telefonumu bana uzattı. "Emin misin canım, hem senin hayalindeki kişi ile uyuşuyor." Telefonumu sertçe çektim. "O hayaller küçükkendi Zeynep. Dış görünüşü uyabilir ama içini bilemeyiz. Hem bir daha onu göreceğim ne malum." Zeynep sırıttı. "Sen bahaneler uydur bebeğim. Hadi görüşürüz." Apartmana girdiğimizi hiç fark etmemiştim. "Görüşürüz."
Merdivenlerden yukarı çıkıp anahtarı kapının deliğine sokup çevirdim. Odama girip çantamı kenara atıp banyoya girdim. Kıyafetlerimi çıkarıp duş aldım. Havluyu vücuduma sarıp banyodan çıktım. Odama girip dolabımı açtım. Üzerime beyaz t-shirt altıma gri eşofman giyip saçımı kuruttum. Mutfağa gidip dolabı açtım. Nesquik ve süt alıp kâseye doldurup odama girip film eşliğinde yedim. Film bittikten sonra okyanus kokulu mumumu alıp yaktım. Oda okyanus kokusu ile kaplanırken ders çalışmaya başladım.
Telefonumdan saate baktım saat 20:30 idi. Normalde Zeynep ile saat 21:00 da terasta buluşuruz.
Siz:Kanka bugün terasta buluşacak mıyız?
Bacıparator: Olur.
Bu arada apartmana yeni birileri taşınmıştı ya, komşunun oğlu var onuda çağıralım mı hem tanışmış oluruz.
Biraz düşündükten sonra yazdım.
Siz:Tamam siz gelene kadar ben terası hazırlarım.
Bacıparator: Tamam o iş bende [göz kırpma emojisi]
Masadan kalkıp dolabın önüne geçtim. Kapağını açıp kıyafetlerimi gözden geçirdim. Abartılı bir şeyler giymemem lazımdı çünkü yanlış anlaşılırdı. Üstüme beyaz bir t-shirt ve hırka, altıma siyah eşofman giydim. Mutfağa gidip sıcak üç tane kahve yaptım ve dün aldığım aburcuburlar ile birlikte bez çantaya koydum. Odama gidip koleksiyonumdan küçük kokusuz mumlardan aldım ve bez çantaya attım. Terasa hızlıca çıktım. Kapıyı açtığımda içerde kimse yoktu. Bez çantayı kenara koyup armut koltukları sürükleyerek tam terasın orasına koydum. Mumları armut koltukların etrafına dizdim. Kahveleri koltukların yanına koyup aburcuburların paketlerini açtım. Mumları yakıp hazırladığım şahesere baktım. Mumların yaydığı ışık ile hoş bir ortam olmuştu.
Koltuğa oturduğum esnada kapı açıldı ve Zeynep kapıdan içeri girdi. Üzerinde yeşil kazak, altına siyah bol paça pantolon giymişti saçlarını at kuyruğu yapmıştı. Yüzündeki imalı gülümsemesi ile sol tarafımdaki koltuğa oturdu. Açık kalan kapıdan içe- bir dakika bu çocuk benim caddede baktığım çocuk mu? Telefonumu çıkarıp Zeynep'in bana attığı videoya baktım. Evet bu oydu. Gri kazak ile siyah eşofman giymişti. Sağımdaki koltuğa oturup kahvesini aldı. Ona bakarken Zeynep, "Ağzını kapat bebeğim. Hani bir daha onu göremezdin?" Ağzımı kapatıp yutkundum. Çocuk, bileğini sol dizinin üzerine yan şekilde koydu. "Hadi tanışın bakalım"
Zeynep'in sözü ile birbirimize baktık. Çocuk elini bana uzattı "Ben Atlas, 20 yaşındayım." Uzattığı elini sıkarak "Bende Eylül, 18 yaşındayım." Elimizi bir birimizden ayırdık. Kahvemi alıp yudumladım. Onu incelerken onunda beni incelediğini fark ettim. Göz göze geldik. İkimizde birbirimizin gözlerinin içine bakıyorduk. Gözlerimi tam ayıracağım sırada flaş yanıp söndü. İkimizde baktığımızda Zeynep bizim fotoğrafımızı çekmişti. Atlas tek kaşını kaldırmış Zeynep'e bakıyordu. "Zeynep, neden fotoğrafımızı çektin?" diye Zeynep'e baktım ama Zeynep o sırada telefonuna lanetler sıralıyordu. "Şey nasıl göründüğümü merak edip telefonumdan bakarken birden arka kamera size döndü ve yanlışlıkla çektim zaten hemen sildim." Dedi telefonunun ekranını göstererek. Ah seni tatlı şey beni kandırabileceğini sanıyor. "Öyle olsun."
Kahvemden tekrar yudum aldım. "Bir oyun oynayalım. Herkes sırlarını söyleyecek sonra beraber çözeceğiz." dedi Zeynep. Birden donakaldım. O gün aklıma geldi. 20 Haziran gecesi... Derin nefesler alıp verirken Atlas'ın sesi ile ona döndüm.
"Eylül kendini iyi hissetmiyorsan sadece sohbet ederiz." Kafamı iki yana salladım "İyiyim hadi oynayalım." Atlas beni biraz daha inceledikten sonra Zeynep'e döndü. "Başla bakalım." Zeynep sözün aniden ona dönmesi ile kısa bir süre afallayıp konuştu "Tamam." Biraz düşündü ve nefesini verdi. "Ben küçükken annemin saçını tutmadan yatamıyordum. Annem saçını kesip, babam ile iş seyahatine giderken vefat ettiler. Doğum günümde yatağımın üzerinde bir tutam saçlar vardı. Ve not bırakılmıştı. Notta: Buna benim sana doğum günü hediyem. İyi ki doğdun. Yazıyordu. Daha bir oyun mu yoksa annem yaşıyor mu bilmiyorum." Aysun teyze yaşıyor olabilir miydi?
"Zeynep, yarın bana o saçları ver test yapalım." Zeynep kafası ile onayladı. Ben ise gülümseyerek destek vermeye çalıştım. Oda gözünü kırparak karşılık verdi. Atlas söze başladı. "Hem arkamda durcağınıza emin değilim hemde sizi belaya sürmek istemiyorum." Kaşlarımı hafif çattım sonra geri eski haline getirdim. "Ben kimseyi yarı yolda bırakmam." Zeynep kafası ile onayladı. "Bende. Hem hayatımıza renk gelir." Atlas biaz düşüntükten sonra konuştu. "Benim babam ben beş yaşındayken bizi terk etti. Annem yoksul olduğumuzdan dedi ama ben araştırma yaptım. Bulduğum sonuçları çözüm aşamasında söylerim." Sıra bana geldiğinde telefonuma bir mesaj geldi.
Babam: Kızım eve gel artık geç oldu.
Telefonumun ekranını göstererek "Şey kaçmak gibi olmasın ama babam mesaj attı gitmeliyim." Zeynep ile Atlas ayağa kalktı "Tamam, zaten bizde atıştırmalıkları bitirmiştik." Eğilip toplamaya başladım. Giderken arkamdan Atlas bağırdı. Arkamı döndüm. Yanıma geldiğinde telefonuma aldı bir şeyler yaptıktan sonra telefonumu geri verdi. "İhtiyacın olursa ara" Zeynep'e baktığımda arkadan eliyle kalp yapıyordu. "Bir erkeğe işim düşmez ama kalsın." Atlas elimden eşyaları aldı.
Zeynep, "Ben koltukları yerleştirip geliyorum." Kafamla onayladığımda Atlas ile kapıdan çıktık. Merdivenlerden inerken ayağım takıldı. Atlas beni refleksle tuttu. Harika şimdi romantik bir şarkı çalsa mükemmel olur. "Biraz daha böyle durursan bana hayran olduğunu düşünmeye başlayacağım." Gözlerimi devirip "Egoistsin." Atlas tek kaşını kaldırarak "Öyle mi?" beni bir anda bırakınca ağzımdan çıkan çığlık ile birlikte ona tutundum tam düşecekken tekrar belimden tuttu. Birden The Platters'in 'Only You' parçası çalmaya başladı. Hay şom ağzıma. Atlas beni kendine çekerek dengemi salladı. Birlikte Zeynep'e baktık. Zeynep bizim fotoğrafımızı çekiyordu. Şarkıyı kapatıp telefonu cebine koydu. "Kulaklığa bağlı sanmıştım." Elimi alnıma vurup söylenmeye başladım. Atlas, "O yüzden kulaklığın yok ve fotoğraf çekiyorsun(!)" Zeynep dilini damağına vurdu. "Aaa düşürmüşüm, hem kendimi çekemez miyim?" Umursamadan eve doğru gittim. Atlas'ın elinden eşyaları aldım. "Teşekkür ederim." Atlas başını salladıktan sonra gitti.
Anahtar ile kapıyı açtım eşyaları koyup kapının deliğinden Zeynep'i beklemeye başladım. Babam kapının sesini duyduğundan koridora geldi. "Kızım ne yapıyorsun orada? Annen gibi milleti mi gözlüyorsun? Gel içeri." Beni anneme benzetmesi ne kadar da hoşuma gitmesede kafamı sallayıp eşyaları mutfağa bıraktıktan sonra odama gittim.
Kıyafetlerimi çıkarmadan Beyza Alkoç'un Bul Beni 2 kitabını alıp kendimi yatağa bıraktım. Yaklaşık üç saat sonra gözlerimden uyku akıyordu. Kitabı bıraktıktan sonra silah sesi duydum. Silah sesi. 20 Haziran gecesi. Hayır o geceyi hatırlamak istemiyorum. İki el daha ateş sesi duyup titreyen elimle mutfağın balkonuna gittim. Atlas yerde kanlar içinde yatıyordu. Aşağıya bakarken annem ile babamda balkona çıktı. Koşarak merdivenlerden inerken Zeynep'in sesini duydum. "Eylül n'oluyor?" Son kata gelirken, "Atlas vuruldu!"
Kapıdan çıktığımda kanı daha fazla yayılmıştı. Başını dizime koyup saçlarımı geriye doğru attım. Elim ile nabzına baktım yavaş atıyordu. Fazla kan kaybettiği için hırkamı onun en fazla kanayan bölgesine bastırdım. "Ambulans çağırın! Nabzı yavaş, fazla kan kaybediyor." Arkadan bir kadın geldi. "Oğlum! Ne oldu?" Atlas'ı yavaşça annesine bıraktım. "Bilmiyorum, geldiğimde yerdeydi."
Sonra herşey hızlı gerçekleşti. Babam benle Zeynep'i arabayla hastaneye götürdü. Annesi ise ambulansla gelmişti. Atlas'ı yoğun bakıma alırken polisler yanımıza geldi. "Eylül Arslan ve Yıldız Yıldırım bizimle karakola geliyorsunuz."
Bölüm etkileşimi
