Evren 1 kitap kapağı

3. bölüm / 3

Evren 1

BÖLÜM 2: HAYAL BÜROSU

Vaveyla Yazarı: Ömür Kalabaş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: BÖLÜM 2: HAYAL BÜROSU

16/12/2003

Askerler terörün inine girmek için helikoptere adımını atmıştı. Hava soğuktu, güneş yerini aya bırakmıştı. Bu kış ayında terörle mücadele etmenin ne kadar zor olacağını bilselerde yüreklerinde ki vatan sevgisi onları Türkiye'nin bir avuç toprağını bile korumaya itiyordu. Başlarını kaldırıp hilale baktıkça akıllarına al bayrak geliyor, vatanı savunmak için kendinde kuvvet buluyordu.

Anneler ve babalar görevdeki aslanlarını bekliyor, eşler başını yastığa onsuz koyunca yüreğindeki hasret kavruluyordu. Askerlerin cebindeki sevgili fotoğrafı onların yüreğini yansıtıyordu.

Bu seferki görevleri teröristin elindeki Kâzım Bey'i almaktı. Kendisi bir esnaftı. Teröristin askeri o yöne çekmek istedikleri bariz bir şekilde açıktı. Askerler bunun farkındaydı fakat bir Türk'ü onlara yem edecek değillerdi. Bir Türk diğer bir Türk'ü korumakla vazifeliydi. Kanunlarında Türk'ün Türk'e ihanet etmesi yoktu ve katiyen olamazdı.

Helikopterin yere inme sesi gelmeye başladı. Askerler yavaşça toparlandılar, operasyona hazırdılar.

Terörün yeri helikopterden beş kilometre, yaklaşık bir saat yürüme mesafesiydi. Askerler, Kıdemli Üsteğmen Hasan Bekçe'nin talimatlarıyla alanın içinde hafif bir rüzgarın sessizliğiyle ilerlemeye başlamışlardı. Botları karda izini bırakıyor, silahları her yeri kontrol ediyordu.

Sonunda hedefledikleri yere ulaşmışlardı. Yedi kişilik tim farklı yönlere dağılmaya başlamıştı. Biri silahla etrafı kontrol eden düşmanın boynunu kırmış, biri terörün boğazını bıçakla kesmiş, öbürü susturucu taktığı silahıyla düşmanı vurmuştu.

Yavaşça mağaraya benzeyen yerin etrafını sardılar. Etrafta birçok terörist vardı. Birinin içeri sızması gerekecekti.

"Kim içeri sızıyor? " diye sordu Komutan Hasan. Hepsinden yaşça daha büyüktü. Dökülmeye başlayan saçlarının arasına aklar düşmüştü. Boyu ortalamaydı.

"Komutanım ben giderum, zâten bi' şehut olmak nasibimize düşmedu." dedi Karadenizli Ali Bey. "İnşallah şehutluk günü bugündur. Allah'ım sen benu bugün şehut olan kullarundan eyle. Amin. "

"Bu nasıl bir ruh hastası ya? Komutanım Allah aşkına ben gireyim içeri. Bu deli göreve değil, kendini şehit etmeye odaklanır. " Konuşan Astçavuş Bedirhan Bey'di. Kendisi aynı zamanda bomba imhacıydı.

"Ulan Bedo, bi' sus bakayum sen! Ben gireceğum içeru!" Karadenizli biraz sinirlenmişti anlaşılan.

"Karadenizli, sabrımı taşırma benim! Ben gideceğim dediysem ben gideceğim! " Ne yazıkki ikisininde rütbesi aynıydı.

Hasan Bey "Ulan, bir susun! Zaten başımıza ne geldiyse sizin kavganız yüzünden geldi. Karadenizli, sen giriyorsun, sakın bir delilik yapma! " dedi.

"Emredersuğuz Komutanum! " Bedo'ya attığı bakışlar da ayrı bir kavga sebebiydi. Bedo'nun geri döndüklerinde onu bir güzel pataklayacağının habercisiydi.

Karadenizli yavaşça ilerlemeye başladı. Bir terörün arkasından usulca yaklaştı. Daha terörist ne olduğunu anlamadan boynunun kırıldığını hissetti. Gözleri yavaşça kapandı ve bu dünyadan bir pislik daha temizlenmiş oldu.

Karadenizli arkasında bir hareketlilik hissetti. Bu bir düşmandı. Düşman olmasaydı onu ayak sesinden bile tanırdı. Hızlı ve çevik bir hareketle belindeki bıçağı kaptığı gibi arkasını döndü ve düşmanın boynuna fırlattı. "Oruspu çocuğu!" Tam isabet ettirmişti. Zaten bir Türk askerinin ıskaladığı ne zaman görülmüştü ki?

Mağaranın girişine yaklaşmıştı fakat bahçede çok fazla kişi vardı. Ön kapıdan giremeyeceği açıktı. Hemen başka bir giriş aramaya başladı. Arka tarafta bir giriş olduğunu ve sadece iki kişinin orayı koruduğunu görünce eli kulaklığına gitti. "Komutanum arka taraftan girebiluruz. Ha bu uşaklar sadece iku kişu koymuşlar. Bu bir tuzakta olabilur dikkatlu olmak gerek. "

"Karadenizli, herhangi bir şey yapmaya kalkışma bizi bekle."

"Emredersuğuz Komutanum! "

"Ateş, kendine yer bul." Ateş, keskin nişancıydı.

"Bedo sen beni takip et, kalanlar etrafı gözetlesin! "

Hepsinden aynı anda, tek bir ses çıktı. "Emredersiniz komutanım! "

Hasan Bey ve Bedo ilerlerken Karadenizli iki teröriste hızlıca yaklaşarak birinin boynunu kırdı, diğerine bıçağını fırlattı. Yine tam ön ikiden vurmuştu. Iskalama ihtimali yine sıfırdı. Hasan Bey ve Bedo , Karadenizlinin yanına geldi. Adımları sessizdi. Hasan'ın işaretiyle Hasan önde, diğerleri arkada girişten girmeye başladılar.

İçerisi bölümlere ayrılmıştı. Bir sığınak gibi. Sessizliğe ayrılmıştı her şey, her yer. Terör Türk'ün geleceğini biliyordu. Onlar için tuzakları hazırdı. Türk askerleri tabiki bunun farkındaydı. Terörist bir esnafı boşu boşuna almış olamazdı. Tuzak olduğu barizdi. Bu yüzden daha dikkatliydiler. Ayrıca arka tarafın bu kadar boş olması da hayra alamet değildi. Arka tarafı boş bırakmak aptal insanların işiydi. Teröristler zaten aptallardı da, neyse.

Hasan Bey'in el işaretleriyle bölümleri kontrol ediyorlar, silahları bir teröristi öldürmek için omuz hizasında nişan almış, bekliyordu.

"Komutanım şerefsizlerin bu kadar sessiz olması normal değil." dedi Bedo.

"Biliyorum, Bedo. Akıllarınca bize tuzak kuracaklar. Oruspu çocukları! " Hasan Bey küfür kullanmayı sevmezdi ama iş bu terör örgütüne gelince kim küfür etmeden durabilirdi ki?

Karadenizli fark ettiği şeyle seslendi. "Komutanum durun! "

Hasan Bey önündeki kapıdan geçmeden durdu. Karadenizli'ye döndü. "N'oldu? "

Karadenizli, Hasan Bey'in önüne geçti. Kapının önünde diz çöktü. Dikkatlice kapının içerde kalan kısmına baktı. "Ha bu tuzaktur da! Bomba vardur bur'da!"

Bedo Karadenizli'nin omzundan tuttu. "Hele çekilde şu bombayı imha edelim. "

Bazen onlarında iyi anlaştığı zamanlar oluyordu tabii.

Karadenizli'nin çekilmesiyle Bedo bombayı dikkatlice halletti.

"Komutanum, ha bunlar bizi hafife aliyler, da!" Karadenizli, Bedo'ya bakarak Hasan Bey'e doğru konuşmuştu. "Tüm sülalesuni s-" Hasan Bey öksürdü. Karadenizli, Komutanına döndü. Boğazını temizledi. "Pardon, Komutanum. " Öncekine göre sesi biraz kısılmıştı.

"Bomba tamam, Komutanım." Bedo'nun sesiyle Hasan Bey ve Ali Bey ona doğru döndü.

"Hadi, devam edelim. Çok oyalandık."

"Emredersiniz Komutanım! " İlerlemeye devam ettiler.

Hasan Bey kulaklığını açtı. " Giz 4, beni duyuyor musun?" Giz 4 Ateş'ti. Operasyonun adı da zaten Giz Operasyonuydu.

"Giz 1, Giz 4 dinlemede. Emredin Komutanım." Ateş'ten ses gelirken onlar hala ilerliyorlar ve bölümleri kontrol etmeye devam ediyorlardı.

"Durum ne? Bizim geldiğimizi anladıklarına dair bir işaret var mı?"

"Olumsuz Komutanım, hala kendi hallerindeler. "

"Bu işte bir iş var. Bunlar burayı boş bırakmışlar, aynı zamanda bomba da yerleştirmişler." Hasan Bey durdu. Arkadan gelen Bedo ve Karadenizli de durdu. "Bu tarafa bomba koymaları normal değil. Eğer bomba patlasaydı, bundan onlarda etkilenirdi." Hasan Bey biraz düşündü. Esir tuttukları Kâzım Bey, burada olabilirdi. Onları oraya çekmek istiyorlardı muhtemelen. Hasan Bey tekrar ilerlemeye başladı. Aynı zamanda Bedo ve Karadenizli de.

"Giz 4, yerini güncelle. Belli ki bizi tuzağa çekmeye çalışıyorlar."

"Emredersiniz komutanım!"

Bölümleri kontrol ederken Bedo'nun herkesi yerine kilitleyecek sesi geldi. "Komutanım, piç kuruları çocukları esir almışlar. Burada bir sürü çocuk var. "

"Siktir!" Hasan ve Karadenizli hemen Bedo'nun olduğu bölüme girdiler. Gerçektende ona yakın çocuk parmaklıklar arasındaydı.

Hasan Bey parmaklıklara yaklaştı. Çocuklar korkarak geri çekildiler. İki kişi hariç. Bir erkek ve bir kız. Birbirlerinin elini tutmuşlardı. Kız yaklaşık yedi yaşlarındaydı. Oğlan ise kızdan üç yaş büyük duruyordu. Kız olan heyecanla diğer çocuğu da çekiştirerek parmaklıklara yaklaştı. Yerinde zıplayarak arkadaşlarına döndü. "Korkmayın! " dedi. "Bunlar Türk askerleri, bizi kurtarmaya geldiler. " Hasan'ın yüzünde küçük bir tebessüm belirdi.

"Gel, bakalım buraya." Kız hızlıca tekrar parmaklıklara yaklaştı. Elinden tuttuğu çocuğu peşinden sürüklemeyi de unutmuyordu. Oğlan Türkler geldiği için rahatlamış ve yüzüne küçük kız gibi gülümseme kondurmuştu.

"Efendim?" dedi küçük kız.

"Adın ne senin? " dedi Hasan Bey dizlerinin üstüne çökerken.

"Rüya." dedi küçük bir tatlılıkla. "Bizi kurtarmaya geldiniz, değil mi asker? "

"Sen bizim Türk olduğumuzu nereden biliyorsun?"

Parmağını Hasan'ın omzunun aşağısındaki Türk bayrağını buldu. "Bur'dan. Türk bayrağı var. Ben de Türk'üm. " Dudağını büzdü küçük kız, gözlerine hüzün oturdu. "Babamı aldılar, asker. Onu götürdüler. Babam, 'Türkler gelip bizi kurtaracak' dedi. Korkmadım o yüzden. Sizi bekledim.Bizi kurtarmaya geldiniz, değil mi? "

Hasan kafasını salladı. "Evet, sizi kurtarmaya geldik. "

Parmağı ile bölümün girişinin yan tarafını gösterdi. "Oraya bomba koydular. Önce onu halletmeniz gerek. " Hasan'ın gözü bombanın olduğu yere değdi. Bedo'ya işaret verdi. Bedo başıyla onaylayarak bombanın yanına geldi ve işini yapmaya başladı. Hasan tekrar kıza döndü.

"Sen bunları nereden biliyorsun? "

"Babam öğretti. Ben de sizin gibi asker olacağım. Babama söyledim o da bana bunları öğretti." Oğlanı işaret etti yüzüyle. "O da asker olacak." Oğlan göz devirdi.

Hasan'ın gülümsemesi genişledi. Diğer çocuklara baktı. "Hepiniz iyisiniz değil mi?"

Hepsi başını salladı.

"Sizi buradan çıkaracağız ama biraz beklemeniz gerekiyor." Hasan ayağa kalktı.

"Bir dakika! " dedi Rüya. Hasan ona baktı. "Babamı da kurtaracak mısınız, asker? "

Hasan başını salladı. "Kurtaracağız." Karadenizli'ye baktı. "Sen burada kal. Çocuklara bak. Biri gelirse işini sessiz yap. Silah kullanmamaya özen göster."

"Emredersuğuz komutanum! " Karadenizli çocuklara yaklaştı.

Bedo'ya baktı Hasan bu sefer. Hala bombanın önündeydi. "Bitmedi mi? "

"Az kaldı komutanım. Zor bir bomba koymuşlar." Hasan bombanın üzerindeki sayaca baktı. Daha on dakika olduğunu görünce rahatladı. En azından filmlerdeki gibi son saniyeye kadar beklemeyecekti.

"Bitti komutanım. " Bedo ayağa kalktı.

Hasan başıyla çıkışı göstererek "Gidelim." dedi. Bedo ve Hasan tam çıkacakken Karadenizli'nin sesi onları durdurdu.

"Komutanum, " Hasan ve Bedo ona döndü. "Dikkatli olun, sonra kavga educek kimse kalmiy, da!"

Hasan kıkırdadı. "Merak etme, aslanım. Seni kavgasız bırakmayacağız. Sende dikkatli ol. Kendini şehit etme."

"Emredersuğuz komutanum!"

Hasan ve Bedo ilerlemeye başladılar. Hasan'ın aklı Karadenizli'de kalmıştı. Sanki bir veda konuşması gibiydi. Başını iki yana salladı. Saçmalama Hasan, saçmalama.

"Komutanım, sizce çocukları Ali'yle baş başa bırakmakta hata mı yaptık?" İkisininde silahları yine omuz hizzasına çıkmıştı.

"Neden böyle bir şey düşündün? Ali'ye güvenmiyor musun? "

"Yok komutanım, ona tabii ki çok güveniyorum. Ondan değilde..." Silahtan bir elini çekerek ensesini kaşıdı.

"Ya neyden?"

"Komutanım," Derin bir nefes aldı, silahını daha sıkı kavramıştı şimdi. "Orada ona yakın çocuk var. Bu şerefsizler çocukların başına birini koymamışlar bile. Sanki bizden birinin orada kalmasını ve onu esir almak istiyorlar."

Hasan düşündü. Bu ihtimal gerçekten doğru olabilirdi. Her ne kadar bir Türk askeri koca bir terör örgütünü yenebilecek güce sahip olsa bile çocukları bu riske atamazdı. Kulaklığını çalıştırdı. "Giz 1'den Giz 4'e, beni duyuyor musun? "

Ateş'in sesi kulağına doldu. "Giz 1, Giz 4 dinlemede. Emredin komutanım. "

"Durum ne? "

"Hala olumsuz komutanım."

"Bunlar ne planlıyor?" Tekrar kulaklığa konuştu. "Giz 1'den Giz 2'ye, beni duyuyor musun? "

Bu sefer üsteğmenin sesi kulağına geldi. "Giz 1, Giz 2 dinlemede. Emredin komutanım."

"Burada çocuklar var. Arka girişten girdikten sonra on on beşinci bölümde. Giz 6 onların yanında ama tuzak olabilir. Yanına bir kişi daha al ve Giz 6'nın yanına git."

"Emredersiniz komutanım. Giz 3 benimlesin."

Giz 3'ten ses gelmedi.

Üsteğmen tekrar seslendi. "Giz 3, beni duyuyor musun?" Hala ses yoktu.

Bu sefer Hasan seslendi. "Giz 3." Sesini yükseltmemeye dikkat ederek "Giz 3!" dedi tekrar. Fakat durum olumsuzdu. "Allah kahretsin!" Koşmaya başladılar. "Giz 4! Bir şey görebiliyor musun? "

"Olumsuz komutanım! İzniniz olursa yerimi güncelleyeceğim."

"Hemen asker, hemen! "

"Emredersiniz komutanım! "

"Aslı!" Hasan hala Aslı'ya sesleniyordu.
"Kahretsin! Kahretsin! " Bu sefer kelimeyi vurgulayarak söyledi. O an içinde bir şey koptuğunu hissetti. Aslı'yı düşündü. Kızıl saçlarını, dingin bir denizden farkı olmayan mavi gözlerini... Bir periden farksızdı. Dalgalı saçları arasında kayboluyordu Hasan. Ne zaman sinirlense onu sakinleştirecek tek kişiydi Aslı. Evet, Hasan onu deliler gibi seviyordu. Aslı bunu bilmiyordu ama o da Hasan'a aşıktı. Şimdi ise Aslı'nın ses vermeyişi Hasan'ı endişelendiriyordu. Yüreğine oturan taş onu denizin dibine çekiyordu. İşte şimdi yalnız hissetmişti. Hislerinde derin bir yalnızlık. Ama o an kulaklığından içindeki taşın daha da ağırlaşmasını sağlayan ses duyuldu.

O neşeli ses tam olarak şöyle dedi: "Komutan! Nasılsın? " Boriz. Terör örgütünün en önemli adamlarından biri.

"Lan, orospu!"

Boriz dilini birkaç kez damağına vurdu. "Ayıp oluyor, Komutan. Misafirlerimizi iyi karşılamak isterim. "

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

18okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18