2. bölüm · Eve dönen karanlık

Eve dönen karanlık

İroşş 💖

Okulun koridoru sabah kalabalığıyla uğuldamaya başladığında, Deren içindeki sıkıntıyı bastırmaya çalışarak adımlarını hızlandırdı. Kimseye karışmak istemiyor, göz göze gelmemek için başını önüne eğiyordu. İnsan kalabalığı her zaman tedirgin etmişti onu. Sessizdi, kendi kabuğunda güvende hissederdi.

Tam o sırada…

Koridorun sonundan biri geliyordu.
Yürüyüşü bile gürültü çıkarıyordu sanki.

Ferit Yılmaz.

Okulun herkes tarafından bilinen ama kimsenin tam anlamıyla tanıyamadığı çocuk.
Gülerdi, şakalaşırdı, herkesle konuşurdu ama bazılarına sadece bir bakışı bile yeterdi: Korku yayardı.
Ferit herkesle dosttu ama kimse ona gerçekten yaklaşamazdı.

Deren başını kaldırdığında göz göze geldiler.

Bir anlığına zaman durdu.
Bu tanıdık hissi ikisi de fark etti, ama açıklayamadılar.

Ferit’in kaşları hafifçe çatıldı; yüzündeki oyunbaz ifade ciddileşti.
Deren’in kalbinde bir şey kıpırdadı — tanımadığı ama yabancısı olmadığı bir his.

O kadar kalabalığın içinde sadece ikisi kalmış gibiydi.

Ferit bir adım yaklaştı.

> “Deren… değil mi?”

Deren şaşkındı.
Onun adını nereden biliyordu?

> “Evet… ama sen nasıl—”

Ferit hafifçe güldü, ama gülüşü sıcaklıktan çok tanıdıklık taşıyordu.
Sanki yıllardır görüşmemiş iki çocuktular.

> “Unuttun mu? Biz… eskiden arkadaş sayılırdık.”

Deren’in zihni bulanık bir anıya dokundu.
Çocukluk.
Mahallede koşan iki küçük çocuk.
Araya giren birileri.
Kopuş.

İçine saplanan bir acı oldu ama sebebini hatırlayamadı.

Deren bir şey söylemek istedi ama kelimeler boğazına düğümlendi.

Tam o sırada kalabalık içlerinden geçmeye başladı. Yaren,Nehir, Emir ve Sarp yanlarından geçerken:

> “Ferit yine yeni birini bulmuş galiba.”
“Deren’i tanıyor muymuş?”
“Deren kimseyle konuşmazdı normalde…”

Fısıltılar çoğalırken Ferit onların hiçbirini dinlemiyordu.
Gözleri sadece Deren’deydi.

> “Seni yeniden görmek… garip,” dedi Ferit.
“Garip ama… doğru hissettiriyor.”

Deren kaçmakla kalmak arasında kaldı.
İçindeki korkular, geçmiş travmaları, yeni insanlara alışmakta zorlanışı… hepsi bir anda yeniden canlandı. Ama Ferit’in bakışında başka bir şey vardı:
Yıllardır kaybolmuş bir bağın izleri.

Deren dudaklarını araladı.

> “Ferit… biz neden kopmuştuk?”

Ferit’in yüzünde gölgelik bir ifade belirdi.
O soruda geçmişin acısı saklıydı ama anlatmanın zamanı değildi.

> “Bir gün anlatırım,” dedi.
“Ama önce… tekrar tanışalım.”

Deren gözlerini kaçırdı.
Kalbi hızlandı.
Sanki küçükken kopan ip yeniden düğümleniyordu.

Ferit elini uzattı.

> “Ben Ferit Yılmaz.”

Deren hafif bir tebessümle, çekingen ama kararlı şekilde elini uzattı.

> “Deren.”

Ve o an, hikâyenin ilk kapısı açıldı.