8. bölüm · Esir

Kalbimdeki fırtına

Rukiye Şaylı

Öylece sandalyede oturuyordum gözlerimde gerçek anlamda akacak yaş kalmamıştı beynim bu yaşadıklarımı idrak edemiyordu Ali Asaf'ın ihanetini kabul etmiyordu gerçekten ona nasıl kanmıştım beni kendine o kadar çok bağlamıştı ki onsuz yaşamayı düşünemeyecek kadar hepsi babam yüzündendi o da tıpkı Ali Asaf gibi elleriyle annemi bu adamın eline vermişti yıllarca annemin katili olarak görüldüm sırf doğdum diye yıllarca katil gözüyle baktılar annem hep derdi benim katilim sen değilsin diye doğruymuş annemin katili babam benim katilim ise kocam olacaktı Ali Asaf'a tüm kalbim ile inanmıştım en kötüsü onu ailem olarak görmüştüm Ali Asaftan bu ihaneti asla beklemezdim babasının dediği gibi onun beni sevdiğini düşünecek kadar saf ve aptaldım beni kaçırdığı gün babamın ses etmemesinin nedeni de buydu o da en başından beri biliyordu beni öldüreceklerini hangisine üzülmem gerektiğini bilmiyordum kocamın beni kandırıp öldürmesi için babasına mı vermesine babamın beni öldüreceklerini bildiği halde beni onlara vermesine mi yoksa tıpkı benim gibi annemin katili kocamın babası olduğuna mı her şey bir yapboz gibi tek tek yerine oturuyordu Ali Asaf'ın parçası o kadar kuvvetliydi ki yerine oturtmak çok zordu onu kabullenmem lazımdı ama kalbim bunu yapmazdı biran bile düşünmeden yapamıyordum dudaklarım kurumuştu gözlerim o kadar ruhsuz bakıyordu ki herşeyden sakındığım adamın bana bunları yaptığı akıl almazdı bir uçuruma sürüklendim ya arkamı dönüp atlayıp ölücektim yada önümdekiler beni öldüreceklerdi Ali Asaf beynimden çıkmıyordu aklıma geldikçe kafamı yere vurmak istiyordum Ali Asaf'ın bana söylediği iltifatlar aklıma gelince çığlığı bastım sandalye ile birlikte kendimi yere attım çığlık çığlığaydım bana dokunuşu öpüşü sevmesi kelimeleri aklıma geldikçe beni nasıl kandırdığını düşünüyordum hiç mi sevmedi kanaması duran kaşım daha fazla kanamaya başlamıştı artık kimsem yoktu gözlerim tekrar doldu kapının açıldığını gördüm ve hızlı adımlarla gelen birinin sesini "asya" dedi endişeli bir sesle bunu diyen Ali Asaftı sesini nereden duysam tanırım midem kasıldı yanıma gelip beni yerden kaldırdı kanayan kaşıma bakmak için eliyle dokunacaktı ki direk kafamı çektim bana bir daha dokunsun istemiyordum bu sefer ben onun yüzüne bakmak istemiyordum onu bir daha görmek dahi istemiyordum sahi beni öldüreceklerdi bir daha kimseyi göremezdim görmeye değer kimsem yoktu zaten "asya lütfen beni dinle" dedi neyin açıklamasını yapmayı düşünüyordu beni öldürmesi için babasına vermesini mi yoksa seviyormuş gibi yapıp sevmediğini mi ona bakmıyordum çenemi tutup kendine çevirince hızla kafamı çektim konuşmayacağım anlayınca ayağa kalkıp odadan çıktı deli gibi ağlamaya başladım hıçkıra hıçkıra tekrar odaya gelince sustum elinde ilk yardım çantası ile gelmişti zorla da olsa kaşıma pansuman yapacağını bildiğim için ses etmedim yanıma gelip diz çöktü tentürdiyotu kaşıma bastırınca canım yandığı için geriye çekildim endişe ile baktı "çok acıdı mı" dedi şaka mı yapıyordu beni öldürmeleri için babasına getirdi ve şimdi de çok acıdı mı diyordu ciddi olmazdı demi pansumanı bitirdikten sonra yanımdan kalktı yürürken biran arkasına döndü ve "özür dilerim" dedi özür mü diliyormuş bana yaptıkları için sadece bir özür mü diliyordu öldürülmek için geldiğim yerde kaşıma pansuman yapılmış olması bir tek bana mı komik geliyordu uyudum mu yoksa bayıldım mı bilmiyorum ama gözlerimi açtığımda karşımda beni izleyen Ali Asaf'la karşılaştım bunu asla beklemezdim emin olup tam bir şekilde gözlerimi açtığımda gerçekten oydu beni görünce ayağa kalktı ve masada duran yemeği yanıma getirdi sağlam bir kahkaha atabilirdim önüme diz çöktü ve ağzımda duran bezi çıkarttı derin bir nefes aldım artık konuşabilirdim ve istediğim zaman bağırabilirdim el ve ayak bileklerimin bağlı olması beni hâlâ sinir ediyordu gözlerimi ona kilitledim beni nasıl kandırdığını merak ediyordum olduğumuz duruma dönüp bi bakınca göz yaşlarımı tutamadım başımı eğdim elini çeneme götürüp başımı kaldırdı parmakları ile göz yaşlarımı sildi "asya lütfen ağlama her şeye dayanırım ama ağlamana dayanamam bana bunu yapma" dedi hayretler içinde ona baktım "sana benim ölümümü izletecekler Ali Asaf ne dayanmasından bahsediyorsun sen kendi ellerin ile beni ölüme getirdin beni kandırdın sevgime hiçe saydın baban haklıydı ben çok aptaldım sana kandım en kötüsü ne biliyor musun sana ailem dedim sana güvendim yıllarca baban yüzünden katilmişim gibi davrandılar hemde doğdum diye" bağırırken benim sözümü bölerek "o piç baban yüzünden bir daha babamı suçlama" diye bağırdı irkildim Ali Asaf bana bağırmıştı her şeyden çok sevdiğim kocam bana bağırmıştı keşke tek yaptığı bu olsa tekrar yeşillerine baktım ama bu sefer sevgiyle değil acıyla "senden ve o babandan nefret ediyorum" dedim bunu benden duymayı beklemiyordu bende beklemiyordum bir gün ona senden nefret ediyorum diyeceğimi asla beklemezdim kollarını aniden boynuma doladı onun kokusunu alınca derin bir nefes aldım sanki tüm gün ihtiyacım olan şeyim buymuş gibi...

Diğer bölümde görüşmek üzere 💖💞