Esir kitap kapağı

4. bölüm / 4

Esir

3 bölüm:Sadece Bir Gölge

Vaveyla Yazarı: Görkem Keskin🩵

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: 3 bölüm:Sadece Bir Gölge

Burda bu cehennemde tam 6. Saatimizdi ve o kadın Efna mıydı değil miydi halâ emin değilim.Ayağa kalkmaya çalıştım ama olmadı kalkmadım sanki o kadının öldüğünü görmek bana görünmez bir yük katmıştı.

Zar zor yerimden doğruldum etrafıma baktım son olan olaydan sonra görebildiğim kadar herkes bir arada duruyordu o adamın gelmesini bekliyordu.

"Napıcaz,Ve Efna nerde" dedi Rüya titrek bir sesle. Onun bu dediğine cevap vermek yerine telefon ekranıma baktım. Bütün gün beraber olduğumuzdan telefona bakma isteği duymamıştım bu yüzden şarjım iyidi.Saate baktım tam 00.03'dü normalde bu saatlerde yatağımda uyumam ya da eski sevgililerini düşünüp günlük beduamı ederdim ama şu an 4 duvar arası bir katil ile yanyanaydık.

Son gücümü toparlayarak ayağa kalktım ve bana yaslanan Rüya benim kalkmam ile birlikte yere çakıldı.Avmnin arka tarafına doğru yürürken çok tanıdığım soğuk bir el elimi tuttu. "Nereye" nereye mi? Bu çocuk kendini ne sanıyor "Tuvalete" dedim bezmiş bir sesle "Niye" dedi alık alık.Derin nefes verdim "Katille tavla atmaya Umut geliyon mu.Salak mısın oğlum sen" dedim sinirli bir sesle "Gidemezsin" dedi.

Derin nefes verdim "Aç ağzını" dedim bıkkınlıkla "Ne alaka" dedi birde mal gibi "Gitmeme izin vermediğine göre ağzına işiycem o zaman" dedim her an ağzına bir tane yapıştıracakmış gibi bir sesle

"İyi bizde geliyoz" dedi ayağı kalkmaya çalışırken ama omzundan yavaşca ittirdim ama işlemedi gorile.

Ayağa kalktı ve ayağı ile Anıl'ı dürttü "Biz tuvalete gidiyoz kızlar sana emanet" dedi soğuk bir sesle
Anıl ise gözlerini ovarak uykulu bir sesle cevap verdi."Siz daha yeni sevgili olmadınız mı oğlum ne tuvalete götürüyon" dedi aptal.Anıl böyle diyince istemsizce yanaklarım kızardı "Tuvaletin kapısında bekliycem salak herif" dedi Umut sinirlenmiş bir şekilde.Umut benim kolumu kavradı ve telefonunun flaşini açıp yürümeye başladık

Ee ne halt yiyeceksin akılsız Sedef bekleyemedin dimi,yarını bekleyemedin o kadının Efna mı yoksa başka birimi olduğunu illa şimdi bakıcaksın dedi sağdaki Melek.Ama takmadım

"Geldik" dedi Umut ama etrafıma baktığımda etrafta sadece kan ve organ parçaları vardı."O kadının Efna mı yoksa başka birimi olsuğunu çok merak ediyorsun dimi Sedef" dedi Umut.Ne! Nasıl? O? Nerden biliyor

"Bende merak ediyorum"Dedi Umut "Yoo nerden çıkardın onu ne alaka" dedim ama çıkan sesi ben bile tanımıyordum "Gözlerinden Sedef" dedi Umut.Ben bile kendimi bu kadar iyi tanımı yorken o bunu nasıl yapıyordu? "Sen benim gözlerimemi bakıyon lan!" Dedim sinirli değil ama sert bir sesle.Benim dediğimi takmadı sessiz kaldı ve konuyu sarma Duman ett. "Şimdi ışığı açıcam ama ne olursa olsun Bu kişi Efna yada değil o çeneni tutucaksın ve çığlık falan atmayı denemiyceksin" dedi hafif ama sert bir sesle.

Ve telefonunun flaşını açtı.O açtığı an yere doğru baktığım için kafa mı yavaşca kaldırırken dikkatimi tek birşey çekmişti etrafa yayılmış ve heryerde olan minik mor çiçekler.Nr olur ne olmaz çiçeklerin fotoğtafını çektim ve kafamı yavaş değil hızlı bir şekilde yukarı kaldırdım.

Ve

Efna değildi bu görüntüyü gördüğümde sevinmiştim ama kadının ölme stilini görünce içimde. Bir parça koptu ve bu benim en korktuğum şeyi tekrar bana hatırlattı

Her insan bir gün ölür,ve ölümünü o an nerde ve ne zaman olduğu belirler

Kadın yüzü kanlar içinde kalmıştı bacaklarından birinde baldırında bir çakı vardı ve asıldığı yerde. Aşağıdan ayakları yukarıdan elleri olucak şekilde asılmıştı.

Kadın hem sırtından hepde karnından büyük bir darbe yemişti bu yüzden diyafram ve karaciğer gibi organlar dışarıya savrulmuştu ve kadının sırtı da hala balta asılı bir şekilde duruyordu platformun yukarısına doğru çıktım ama Umut engel olmaya çalıştı "Kızım manyakmısın insene,"
Dinlemedim
"Allahın manyağı" dedi dinlemedim sadece Baltanın üzerinde yazan oyulmuş yazılara baktım

Ölüm heryerdedir her anındadır ve elbet bir gün senide bulur, bu bir

Bu yazan yazıyı görünce kalbim sıkıştı nefes alamadım zor nefes alış verişlerimde telefonumla bu yazının fotoğrafını çektim

Umut beni kucağına aldı ve herkesin bulunduğu yere götürdü

Bu adam kim ve sadece bu kadın ölmiyecekti neden bunu yapıyor derken gözlerim karardı ve Umut'un kucağında gözlerimi kapattım.

Sabah üzerime düşen bir gün ışığı ile uyandım.Yeni uyanmanın verdiği dürtü ve gözüme giren gün ışığına ile gözlerimi ovaladım.

Yattığım yumuşak zeminden kalktım.Şaşıkdım çükü en son bir AVM'de bir cinayete tanıl olmuştum ve benim kafamı koyduğum zemin yumuşacıktı.Etrafıma baktım kimse yoktu bir tek başımda Rüya dikilmiş saçlarımla oynuyordu ve beni uyanık görünce derin oh çekti."Ee iyi uyudun mu rahat mıydı yastık" dedi Rüya."Yastık mı?" Dedim uykulu bir sesle "Yastık değil benim peluşum" dedi Rüya aynı ses tonlamasıyla.

Ben yerimden tamamen doğrulurken etrafımda kimsenin olmadığını gördüm."He bu arada AVM'de hem bir doktur hemde bir savcı var,sıra sıra herkesin ifadesini olay anında kimnerde diye soruyorlar ve cesedin yanına almıyorlar." Yavaş yavaş ayılırken bizimkileri göremeyince gereksiz telaşa girdim "Umutlar nerede" dedim sesimde hafif bir telaş vardı
"Cesedin yanına almıyorlar ama onlar incelemeye gitti,benide kan tutuyor senin yanında kaldım." Dedi Rüya."İyi peki gidelim ama sen tek kalaman bizimkilere haber verelim" dedim telefon rehberini açtım ama telefonuma bir bildirim düştü

Makyajsız ölemeyiz adlı gruptan bir mesaj

Bu bildirimi görünce şaşırarak kafamı geri doğru uzattım ve gözlerimi kıstım "Bu ne lan" dedim Rüya'ya bakarak "He sen uyurken ortak sohbet Grubu açıldı" dedi Rüya en ifadesiz bir sesle "Onu anladımda makyajsız ölemeyiz ne lan" dedim garipser bir bakışla "Ben yaptım nasıl" dedi sevimli bir sesle "Güzel ama Umut nasıl kabul etti?" "Ay halâ Umut'u düşünüyo yiycem sizi ya" dedi Rüya ya sabır der gibi baktığımda ağzına fermuar çekme hareketi yaptı

Çok beklemeden grupu açtım

0543 *** ** **:Rüya savcı kalkıcak birazdan gelin artık uyandır artık şu uyuyan malı.

Bu mesajı görünce kaşlarımı çattım galiba bu numara Umut'a aitti

Pikachum💛'um:Uyandı geliyoruz ama tek tek alıyorlardır,ben napim tek.

Çay çiçeğim🫖:He yok yok Rüya'am en fazla 2 kişi alıyorlar.

Pikachum💛'um:👍🏼

Telefonu yandan kapattım ve Rüya ile kolkola girdik ama benim her yerim ağrıdığı için yavaş yavaş gittik

🪻🪻🪻
Sıra bize geldiğinde yerimize oturduk savcı elini uzattı "Savcı Gülfen Kuday" dedi ve el sıkıştık

"Siz dosyaları nerden buldunuz dedi" boş boğaz Rüya

"He yok bugün buraya çalışmaya geldim bu sebeblen bütün dosyalar ve laptopim burda, dosya ve A4leri burdan teğmin ettim.Neyse konuyu dağıtmayalım issim soy issim alabilir miyim"
Dedi savcı dosyayı açarken

"Rüya" dedi Rüya
"Sedef,memnun olduk" dedim bende güler bir tavırla
Savcı ise dudaklarını düz çizgi yaptı ve gülümsedi

Tatlı bir kadındı aslında ama biraz serti kıvırcık saçlar bir buğday ten kahve gözler güzel bir fizik ve hayatımda gördüğüm en güçlü kombin.

"İlk olarak bu ölen hanımefendi bir tanıdığınız mıydı?Yada bir yakınlığınız bir olayınız oldu mu?" Diye sordu savcı

"He yok" dedim Rüya ise sessiz kaldı

"O kadının yüzünü gördünüz mü Sedef hanım" dedi savcı

Boşluğa gelmişti nasıl düşünemezdim.Bu aptallığı nasıl yapmıştım.

"Gelirken kadının önünden geçtikte" dedim aklıma ilk geleni sallayarak ama pes etmedi

"Siz sol taraftan geldiniz kadını görmenizin çok mümkün değil" dedi savcı sorgulu bir sesle

Ne yapacağımı bilemedim kaç yıllıktı bu savcı "Bizim bir watsap grubumuz varda oradan arkadaşlar fotoğraf attılar,uzaktan kadını çekmişler oradan gördük hem gelmeden önce ben bakmıştım o yüzden" dedi Rüya benim cevap veremeyeceğimi anladığından.Savcı uzun süre gözlerini kısarak baktı sonra ikna olmasada sustu

"Peki kanla ilgili bir fobiniz varmı" dedi savcı

"Yok"
"Yok"
Dedik aynı andaAma aynı anda söylememiz savcının içine küçük değil büyük bir şüphe uyanmasına sebep oldu. Deftere 2-3 saniye daha yazdı ve deftere bakarak tekrar sordu. Ben cevap veremeyince Rüya’ya baktım. Ama oda çaresizce dudağını yerken görünce şaşkınlığımı alamadım.” Yok dedik ya savcım yani sizde ama ya” dedim abartılı bir sesle “İyi peki o zaman ayrıca. Rüya Hanım o kucağınızdaki peluş neyin nesi” dedi savcı Oda bir genç merak ediyor dedi sağdaki melek. Haklıydı oda bir gençti “O benim çocuğum” dedi Rüya “m” harfini uzatarak. Savcı Rüya’nın dediğine karşı yapmacık olmayan gayet doğal bir gülümsemesi vardı yüzünde.”Ee biz kalkalım o zaman” dedi Rüya bayram ziyaretinden kalkan teyzeler gibi.

Avmnin 1. Katını turlayıp bizimkileri ararken tekrar o ölen kadını gördük ün akşam görmüştüm ama hala o ölmüş açık gözleri ile kesişince içim bir fena oluyor o akşamı hatırlıyordum. Ayrıca şu an başka ve daha büyük bir problem vardı

Efna kayıptı

Ve ben ne olursa olsun onu bulmam lazımdı. Katda ilerlerken kızlar tuvaletinin onunde bekliyorlardı ve Anıl’ın elinde karısının yani Yağmur’un çantası vardı. Bunlar resmen çifte kumrulardı.

Rüya ile bizimkilerin yanına gidince sanki başımızda sanki hiç bela yokmuş gibi onlarla dalga geçmeye başladım

“Karının çantasını mı taşıyorsun Anıl’ım” dedim dalga geçer bir sesle “Çok istiyorsan sen taşı” dedi ve çantayı bana fırlattı ama durmadım “ Karunun çantasını taşımıyormusun, ayıp” dedim ve çantayı tekrar ona fırlattım. İşlemedi tuttu bu sefer ve hiç beklemediğim anda vurdu beni “Efna nerde?” dedi donuk bir sesle “Yok” dedim yine bende yüzümdeki tebessümü sıvazlayarak aldı o donuk bakışlarım
“Ne demek yok” dedi endişeli bir sesle “Yok işte dün bu olaylar olurken yanımdaydı sonra kadın ölürken etrafımı yokladım yoktu” dedim benim tek bir sıkıntım vardı. Korkunca hızlı konuşmaya başlıyordum ve şu an sesim cezadan bile hızlıydı. Anıl Umut’a döndü “Kardeşim o kızı bulmamız lazım.Böyle bir yerde, tek başına, yapamaz” dedi “yapamaz derken derin bir soluk verdi endişeli olduğu ses tonundan tut mimiklerinden belliydi

“İlk bir Yağmur çıksında ilk buradan çıkmayı değilde Efna’yı bulmaya çalışırız” dedi ve kapıdan içeri oğru Yağmur’a baktı ama ben önüne geçtim önüne geçsemde çok bişi olmadı ama bir şeyler yapmayı denedim “Kızlar lavabosuna bakılmaz ayıptır” dedim ve karnına bir yumruk attım ama çok işlemedi. ”Ne yapıyorsun deniz kestanesi” dedi aşağı doğru bakarak “Ayıp” dedim ama yine beni akmadı elini kaldırdı ve ya sabır der gibi geri doğru yavaş yavaş yürüdü

Yağmur ıslak ellerini seri bir şekilde aşağı yukarı sirkeleyerek gelirken yüzünde ise adeta bir şok ifadesi var. “Tuvaleteki kanları gördünüz mü” dedi Yağmur koşmamasına rağmen soluk soluğa bir sesle geldi.
Efna?
Dedim kendi kendime o kadın oradaysa bu kadın yoksa. Ani bir şekilde hızlanarak tuvalete koştum korkuyordum ya o Efna’ysa
Tuvalete girdiğimizde yukarıdaki havalandırmanın içinden bir kadın bedeni sarkıyordu kadının gövdesinin yarısı havalandırmanın içinde diğer yarısı ise dışarı sarkıyordu.
Endişe ile kadının sarktığı yerin aşağısına baktım. Bir orak vardı ve etrafında ise mor çiçekler.
Endişeli ve korkmuş gözlerle cinayete bakmaya devam ediyorduk.
Şimdii
Bu kız kimdi?
Neden öldürüldü?
KİM BU KATİL?
Telefonumu cebimden çıkarttım ve cinayetin fotoğraflarını çekmeye başladım.
İlk kadının nasıl öldüğünü sonra orak ve etrafındaki çiçekleri çektim “Gidiyoruz” dedim ani bir sinirle Rüya ve Yağmur’a bakarak.
Ve tuvaletten dışarı doğru yöneldik
Tuvaletten çıktığımızda Umut ve Anıl bizi korkar gözlerle bekliyordu “Ne oldu?” diye sordu Umut ve hiç beklemeden yüzüne kadının fotoğrafını uzattım ve aynı şok ifadesi ondada vardı.
Yürüyen merdivenlere koşmayan ama seri adımlarla ilerledim ve yavaş hareket eden mekanizmayı beklemeden 2’şer 2’şer atlayarak indim.
Savcı elindeki evrakları toparlayıp masadan kalkmadan önce yanına gittik. ”Ne oluyor” dedi savcı bize şaşkın ve korkar gözlerle.
Hiç beklemeden ve galerimi kapatmadan fotoğrafları sert bir şekilde masaya koydum. ”Kat 2 kızlar tuvaleti” dedim ve savcı fotoğrafı görünce gözleri büyüdü ve direkt evraklarını alıp merdivenlere doğru yöneldi
Yukarı çıktığımızda savcı tuvalete girmemize izin vermedi ve tuvaleti mühürlemek adına bir “Girilmesi yasaktır” adlı bir bant koymuştu
“Buraya girmek yasaktır mühürlenmiştir girenleri cezalandırmak zorunda kalacağım” dedi ve çantasını toparlayarak aşağı doğru yürümeye başladı ama Rüya yüzünden durdu
“Savcım siz ne savcısınız?” diye sordu Rüya savcı derin nefes aldı ve tekrar elini uzattı “Cinayet savcısı Gülfen Kuday, tanışırken atlamışız” dedi ve hafif başını hızlıca öne eğerek geri doğru dönüp gitti. ”Bu ne biçim bir özgüven” diye mırıldandı Anıl.
Bulunduğumuz bu lanet ortamda 2. Günümüz ve ben artık gerçek bıktım. Ellerim, ayaklarım, başım ve diğer her yerim ağrıyor sızlıyor her bir parçam buradan çıkıp sıcak yatağıma kavuşmak istiyordu. Bu derin düşüncelerimin arasından Rüya’nın dürtmesi ile sıyrıldım “Efendim.” Dedim dalgın ve soğuk bir ses tonu ile “İyi misin?” diye sordum yere bakan kafamı çenemden kavrayıp yukarı kaldırarak “O ölen kadın Efna mı?” dedim sesim de artık donukluk yoku daha çok korku ve hüzün vardı. Rüya dudaklarını düz çizgi yaptı ve kafasını yavaşça sağına yatırdı acıyordu bu halime bakışlarından belliydi “Sıkma canını bulacağız onu” dedi Rüya ümitsiz bir sesle.

“Sedef ve Rüya yokken biz bir plan yaptık” diyerek lafa girdi Umut “Ne planı” dedi Yağmur kafasını yerden kaldırıp soran gözlerle Umut’a bakarak “Bilekliklerinizin renklerine göre muhatap olacağız” dedi ve elindeki renkli poşetten bir paket çıkarttı “Bu oyuncak telsizler ile de gruplara ayrılacağız” dedi ve herkese rengine göre telsizler verdi.
“Gruptan konuşalım” diye bir fikir attı Rüya “Bunu düşündük ama burada ne kadar kalacağız daha bilmiyoruz, telefonların şarjlarını buna göre ayarlayın zaten kimseyi arayamıyoruz” dedi Umut galiba hayatında bu kadar uzun bir cümle ilk defa kurmuştu. “Ula niye kuramiyruz?” diye sordu Yağmur “Bu olayı kim yapıyorsa çok zeki camlar, kırılmaz camlar ve bizi yani içeriyi göstermeyecek şekilde tasarlanmışlar. Arayamama sebebimiz ise hatlar kesik, yani bu olay planlı” dedi Umut “Yani dışarı ile bağlantımız yok, şahane.” Dedim bıkmış bir sesle “Şimdi ilk Efna’yı bulacağız daha sonra ise buradan kaçmanın yolunu” diye devam etti Umut “Kim kim olacağız?” diye sordu Anıl “Sedef, Rüya ve ben.” Dedi
Pardon , ne alaka dedi soldaki melek “Ne alaka biz kıza gidebiliriz tropikal ayı” dedim canım meleğime katılarak “Şu an bulunduğumuz yerde 1 adet katil var ve 2 kişi öldü. Rüya, Yağmur ve senle 5 ölü elde etmeye çalışıyorsunuz herhalde” dedi dağ dinazoru ama bir yandan da haklıydı kız neşesi yapacağız derken büyük ihtimalle Allah’ımıza kavuşacaktık, ama;
Ben bacılarımla yan yana makyajsız ölemeyeceksem neden yaşıyorum ki?
Tekrar çıkışa gittiğimizde bazı insanlar camı kırmaya çalışıyor bazıları ise sadece uyumaya çalışıyordu burada 2 kişi ölmüştü ama insanlar hala uyuyabiliyordu nasıl huzurlulardı
“Şimdii” diye lafa girdi Umut ve tişörtünü yukarı kaldırarak beline sıkıştırdığı rula bir kağıt çıkardı
“Bu bir kroki, maymuncuk Rüya ve ben 1, 2, 3 ve 4. Katları alacağız Yağmur ve Anıl ise 5, 6 ve 7. Katları alacaklar”
“Plan güzel ama katlar arasında 2 kat aşağı inen bodrum, ve 1 kat yukarı çıkan çatı katı var.” Dedi Rüya krokide ellerini hem aşağı hem yukarı hareket ettirerek “O zaman oralara beraber çıkarız” diye gayet mantıklı bir cevap verdi. “Başlıyor muyuz?” dedi Anıl “Yok biraz etrafı beraber gezelim nerede ne var kim nerede biraz bilgi alalım ve acil bir duruma karşı Gülfen savcının yerini öğrenelim daha sonra devam ederiz” dedi Umut

🪻🪻

Polis sirenleri çalıyordu dışarıda ağlayan anneler, babalar, çocuklar herkes aynı şeyi bekliyor bu avm’nin içindeki esirlerin çıkmasını. “Çekilin” diyerek bağırdı 40 küsür yaşlarındaki bir teyze “Kızım orada” dedi yaşlı teyze yüzündeki acı dolu ifade ile, polisler teyzenin kollarını tutmuş hareket etmeyi bırak adım aymasını bile engelliyordu.
Baş komiserin telefonu bütün bu kıyamette çaldı, komiser telefonu bıkmış bir ifade ile cebinden aldı.
Arayan gizemli numaraydı.
“Alo” dedi komiser telefonu şakak kemiğine koydu ama koymasına geri kalmadan sesi bütün avmnin hoparlöründe yayınlanmaya başladı
“Selam komiser bey. Ben bu avmnin teknoloji uzmanıyım. Eğer burada tuttuğumuz esirlerimize dokunmaya tenezzül ederseniz avmmizi etrafına döşediğimiz bütün mayınlar patlayacaktır, bu sebeple içeriye girmeye çalışmayınız.” Dedi zarif bir kadın sesi
“Hadi oradan, bu yalanlarına kanacak değiliz.” Dedi komiser kadını takmayarak
“Emin misin?” diye cevap verdi kadın
“Sıkıyorsa yapsana seni bu ülkenin en büyük cezaevinde çürütürüm” dedi polis “Olur” dedi kadın tekrar ve kapının ilerisindeki sağ tarafındaki kaldırım yüksek bir sesle patlamaya uğradı.
Kaldırım ortadan ikiye ayrılarak kaldırım taşları etrafa saçıldı ve az önce kızı için ağlayan teyzenin ilk kafasına daha sonra ise farklı bir taş teyzenin kafasını yarmıştı.
toplum teyzeye değil amalara ve kadınlara yöneldi.
Bir adam kafasını taşa vurmuş yerde kafası kanlı bir şekilde yatarken kadın sadece 5 metre uzaklıktaki bir arabanın üstüne havaya uçmuştu diğer adam ise şu an ortalıkta gözükmüyordu.
“Ee komiser beyim. Ne düşünüyorsunuz, sizce şaka mı yapıyoruz inanmadıysanız bir adet daha patlatalım” dedi kadın sesi.
Komiser çaresizdi elinde hiçbir şey yoktu
“Ne istiyorsun” dedi komiser
“Onu ben söyleyemem” dedi kadın “He bide sen tek değilsin” dedi komiser sinirli bir şekilde “Mesaj kutuna bak komiser” dedi kadın konuyu değiştirerek. Ve telefonu kapattı
Komiser konuyu değiştirmesini anlamadan mesaj kutusunu açtı.
Komiser şok gözlerle telefon ekranına baktı.
Anne kızlık soyadı: Karaca
Baba soyadı: Sulak
T.C.:3678890****
İsim soy isim: Fırat Sulak
Eş adı: Makbule
Çocuk ismi: Sayit
Daha sayayım mı?

Diyordu mesajda ve ardından komisere 2. şok geldi. Bir fotoğraf bu fotoğraf ilk ölen kadındı.
Ve mesajın altında bir yazı yazıyordu “Şu an bütün il bu fotoğrafı görüyor.” Komiser tekrar şaşkınlıkla gökyüzüne baktı bu kadının ona attığı fotoğraftı. Korku ve hüzün varken ortamda yaşlı teyzenin sözü ortamı dahada çökertmişti
“O benim kızım!” dedi yaşlı teyze
Ne kötü dünya
🪻🪻🪻🪻
Dışarıda olan bütün olan olayları izlerken kimse bizi görmüyor duymuyordu sanki hem bedenimiz hem seslerimiz ölüme esir düşmüştü. O ölüm kadının canını çok akmıştı belki ama geride kalan insanların canı dahada yanmıştı.

Komiser o telefonda ne görmüştü? Neden

korkmuştu bu kadar

Bizi burada tutan varlık mı patlatmıştı o bombayı yaşlı teyzeye ne oluştu?

Normalde asla hiç bir şeyi düşünmezdim bana ne denilirse onu yapardım ama, bu kadarı fazlaydı bu ortam insana düşünmeyi öğretiyordu bazı şeylerin kıymetini öğretiyordu bazı şeylerin nasıl elimizde tek bir hamlede alınabileceğini öğretiyordu.

Burada insan düşünmeyi öğreniyordu. Ama biz düşünmekten fazla ölümün nasıl bir şey olduğunu öğrenmiştik. Ölümün kolay bir şey değildi bu fani dünyada herkesin öleceğini öğrenmiştik. Ama insan yatağında huzurla ölmek ister.
Bir
cani tarafından asılmak patlatılmak ya da en basitinden orak ile öldürülmek istemez.
Ama her istediğimizde olmaz.

Bu korkunç düşüncelerimden tekrar Rüya sayesinde çıkıştım. “İyi misin?” diye sordu tekrar “Çalışıyorum” diye cevapladım. Yavaş yavaş ayaklanmaya çalışırken baldırımın tam ortasında çok şiddetli bir sancı hissetim “O ne be” diye tekrar yüzümde acı dolu bir ifade ile yere oturdum.

“İyi misin?” diye sordu Rüya tekrar büyük bir telaşla “Gel yat şuraya” Diyerek devam etti.
Rüya’yı dinlemeden tekrar ayağa kalktığımda çok tanıdık bir gördüm. Dudaklarında bordo ruj keskin bir eylenir ve siyah bir kaban bu, bu
Efna’ydı

“Efna” diye bağırarak koşmaya başladım. Bacaklarımda tekrar o ağrıyı hissetim ama umursamadım.

Yaşıyordu Efna yaşıyordu.

Ben koştukça o uzaklaştı, ben bağırdıkça o sustu.

Ve en son tuvaletlerin olduğu araya girdi. Ben de peşinden gittiğimde keskin ve ıslak olan bir virajdan kayıp düştüm.

Ben düştüğümde Efna durdu arkasına dönüp bir bakış attı yüzü donuktu ifadesizdi gözleri soluktu dudak ve göz dışında makyajı akmış gözleri dolu bir şekilde bana baktı “Özür dilerim Sedef” Dedi ağlamaya yakın bir ses tonu ile ve diğer aradan koşup gözümden gözlerimden kayboldu.

Ağlamaya başladım hiç bilmediğim bir ses tonu ile ağlamaya başladım. Şu an ağlıyordum ve kendimi bile tanımıyordum, tanıyamıyordum

Umut ilk gelerek beni ıslak yerden yavaşça ilk elimden daha sonra bacaklarımı tutarak kucağına aldı. “Ne oldu?” diye sordu ama umursamadım ağlamaya devam ettim.
Efna yaşıyordu ve bana hiçbir şey demeden ortadan kaybolmuştu. Ama neden? Diye sordum

NEDEN!

NEDEN!

NEDEN!

Sadece bunu tekrarlıyordum. Artık kendi omzum bu yükleri kaldıramadığı için
kendimi istemsizce Umut’un omuzunda ağlarken buldum.
Umut bana dokunamıyor tek bir sözcük diyemiyordu tek diyebildiği “Ne oldu sana deniz kestanesi. Neden alıyorsun?” diyerek bir anne şefkati misali saçımı okşuyordu.

Kafamı omzundan kaldırdım ve tam gözlerine göz bebeklerine baktım. “B-b-ben E-e-e-Efna’yı gö-gö-gördüm” dedim ağlayarak. Kafasını hüzünlü bir şekilde sağ tarafa yatırdı.

“Sen tuvalete koşarken önünde kimse yoktu Sedef” dedi Umut “Vardı” dedim öfkeyle omzuna vurdum ama benim elim acımıştı

“Efna vardı” dedim tekrar vurarak “Yoktu Sedef” Dedi tekrar ben konuşmadan açıklama yaptı. “O bir Halüsinasyondu” Dedi yutkunarak “Değildi!” diye direttim ama olmadı.

“Efna’yı çok özledin ama beynin sana bir oyun oynuyor” dedi Umut tekrar “Ama Umut o-o konuşuyordu” Dedim boş gözlerle tekrar sorarak “Hatta, benden özür diledi” Dedim “Halüsinasyonu konuşturtmuşsun, Şu an Efna yok ve bir açıklama bekliyorsun o açıklamayıda alamadığın için gözündeki Efna senden özür diledi” Dedi Umut
Haklı olabilir miydi ki?

“Ama çok güzeldi” diye mırıldandım “Efna’yı görmek mi?” diye sordu “Evet” Diye yanıtladım.
Bizimkilerin yanına geldiğimizde Rüya ve Yağmur yan yana oturuyor Anıl ise Yağmur’un yanına geçmiş yaptıkları dedikoduyu dinlemeye çalışıyordu. Beni görünce ilk Rüya daha sonra Yağmur ve Anıl aynı anda kalkmıştı.

“İyi misin?” diye sordu Rüya bu soruyu 5. kez sorarak “Çalışıyorum” diye cevapladım tekrar.
Anıl bana ne olduğunu sorarken arkadan kızıl saçlı Rüya ile aynı fiziğe sahip ince bir sesi olan kadın geldi. “Selam Umut. Beni hatırladın mı?” diye sordu kadın. Umut buna sadece göz devirirken ben öne atıldım. “Pardon neyi oluyorsunuz acaba?” diye sordum kadın küçümser bir bakış ile bana elini uzattı “Gamze, Umut’un eski sevgilisiyim.” Dedi Gamze

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

148okunma 23beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18