2. bölüm / 4
Esir1 bölüm:Hayat kısa
Bölümler 4Şu an: 1 bölüm:Hayat kısa
- 1 Esir:Giriş2.135 kelime
- 2 1 bölüm:Hayat kısa2.859 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 2.Bölüm:Küçük Çaplı Felaket5.047 kelime
- 4 3 bölüm:Sadece Bir Gölge3.245 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sene 13.08.2007
Yetimhanede gözlerini açtı Umut etrafına bakındı burayı yetimhane gibi değilde geçici bir ev gibi görüyordu, çünkü annesin son söylediği sözler hala dün gibi aklındaydı
Yanına geleceğini, sadece beklemesi gerektiğini söylüyordu
Yapılan baskından sonra Umut 40-45 dakika arası orada kalmaya devam etmişti en son gazinoya polisler girmişti ama onlar gelene kadar ölmeyen tek kişi Umut'tu. Daha sonra bu olay gazatede yayınlandı fakat Umut'un okuma yazması yoktu haber ise haddinden fazla can yakıyordu
"İstanbul'daki ünlü gazino baskına uğradı ismi belirsiz 23 kişi ve şarkıları ile bilinen Filiz Öztürk hayatını kaybetti, kayıblarımızı ve sanatçımızı hürmet ile anıyoruz"
"Gazinoya yapılan baskındaki suçlular bulunamadı polis hâlâ onları bulma umudu ile çalışmaları sürdürüyor"
"Şarkıları ile bilinen sanatçı Filiz Öztürk gazinoda yapılan baskında hayatını kaybetti"
"Yapılan gazino baskını sosyal medyada gündem haline geldi,idaalara göre gazinodan
2 yaşındaki bir çocuk sağ çıkarıldı"
Ve bugün Umut'un yanına annesi ve babası olmadan ilk doğum günüydü.Çocuk o anlamaz bir şeyden derdi herkes ama Umut anlıyordu annesinin bir daha gelmeyeceğini
Babasının gelmeyeceğini anlayabiliyordu
Ama bir ümit yine annesinin sözlerine inanıyordu anneler yalan söylemezdiki diyimi
Işıklar kesildi yandan fısıltılar rahatlıkla duyuluyordu havada 4 küçük ateş parçacığı geziyordu
Daha sonra ışıklar açıldı yurt müdürü 10-15 çocuk ve Umut'un adını bilmediği pek çok kişi vardı korkmuştu ilk gazinodaki an aklına geldi
"Oturupta sen ağlama"
"Yüreğim sen dağlama"
"Vay vay"
Işıkların kapanmasıyla 1 el ateş sesi geldi ve şarkı durdu herkes sessizdi yüzlerinden şaşkın ve korkmuş oldukları çok belliydi.Arkadan acı dolu bir sesle bir çığlık koptu"Ali,Alim"diyerek kadın kanlı ellerini saçına geçirdi
Bunları hatırladı bir an Umut irkildi ama hemen toparlandı mutluydu çünkü hem ne kadar inanmasada annesi gelceğine dair söz vermişti ve bugün onun doğum günüydü ve doğum gününe sürpriz bir misafirde vardı teyzesi.
Derya Şener
Umut teyzesini gördüğünde ona doğru koştu kucağına atladı"deyziş anniş geldi"
Derya zorla gülümsemeye çalıştı gülümseyemedi yapamadı güçlü kalması lazımdı çünkü Ahu olsa güçlü kalmasını isterdi
Bir damla yaş süzüldü sağ gözünden
"Deyze dayak mı yedi" dedi Umut adını bildiği öğretmene dönerek.çünkü gözünün altı mos mordu günlerdir bir damla uyku uyuyamıyordu kirpikleri hep ıslakdı.sürekli ağlıyor ablasının resmine bakıyordu yasını tutuyor şiirler yazıyordu ama Umut'u görmek birazda olsa onu rahatlatmıştı
Burukça gülümsedi usul bir şekilde Umut'a sarıldı
Ve eve doğru yol aldılar
Umut o akşam gerçeği öğrendi teyzesi söylemişti ona. öldüklerinden beri tek damla göz yaşı dökmeyen Umut o akşam ağlamasını durduramadı en son koltuğun üstünde ağlamaktan harab olmuş bir şekilde uyuya kaldı
######################
SENE 2026 AĞUSTOS AYI
Yattığım yerden kalkarak derin bir nefes verdim odam hala dağınıktı ve okulların açılmasına 1 hafta vardı "sedef"diye harfleri uzatarak beni çağıran anneme oflayarak "efendim"diyerek seslendim ama beni karşılayan tek ses
Sessizlikti
"Efendim"dedim tekrar bir ümitle ama yine
Sessizlik
Bu sefer gitmicektim dibine kadar
"Ne var "diye böğürdüm bu sefer
"Anneye ne denmez hem kardeşin uyuyor böğürme evde"diyerek günlük sabah kahvaltımı azar ile yiyerek üstünde peluş oyuncak olan terliğimi giydim mutfağa doğru adımlarımı hızlandırdım annemi gördüm kumral saçlarını arkadan topuz yapmış kahvaltı hazırlıyordu boş gözlerle ona bakıyordum ki kafasını hesap sorar gibi sağ sola salladı "çağırdın ya"bunu diyince kaşları kalktı hee der gibi bi ifade vardı "bugün mahhalleye yeni bir çocuk taşınıyor
Aysel Eymen amcana boşanma davası açmış
Bitcoin düşmüş
Zehra üniversite 3.sınıf ya hani"
"Ee"
"Fatıma teyzenin oğlu ile evlenmiş ve üniversiteyi bırakmış" nefes alıp verdi ve devam etti
"Anıl seni çağırıyor"
"Neden" diye bir soru sordum sorduğum soru
Mantıklı olsa gerek cevabını da verdi
"Bir yere gidecekmişsiniz"
"Nereye gidecekmişiz"
"Ne bilim sormadım ki"
"Kim kocaya kaçmış kim evlenmiş elime sayıyorsun ama" önce bir süzdü sonra ise topuzunu çözüp saçlarını geri savurdu "iyi o zaman bu daha yanıma gelme anne ne olmuş ne bitmiş diye" tehtit büyüktü "iyi tamam be sen de çok alıngansın" diyerek odama doğru çekildim ama şaka Maka Zehra'dan da beklemezdim
Ne edepli bir mahalle be diyerek telefonumu elime aldım üzerinde "aynı kandan mışız" yazan kişiyi aradım
"Alo" dedim
"Alo" diyerek cevap verdi
"Nereye"
"AVM "
"Neden"
"Sıkıldım"
"Kim kim"
"Sen ben Yağmur Rüya bide mahalleye yeni gelen çocuk"
"O ne alaka"
"Ortaokul arkadaşım"
"Olabilir"
"Ayıp Sedef"
" İyi ve Allah Allah bugünde herkes çok edepli rolü yapıyor. Tamam"
"Tamam"
"Saat kaç"
"12 dakikaya aşağıda ol"
"17 dakikaya ordayım"
"Tamam"
Sohbetimiz klasikti boş laf yapmayı sevmezdim oda öyleydi dolabımı açtım sakince çünkü benim clean girl kızları gibi bir hayatım yoktu dolap her an "bana müsade" deyip başıma yıkılacak gibi hissediyordum üstüme boğazlı mor bir kazak üstüne hırka altına siyah bir pantolon ile evden çıktım ayağıma uğurlu siyah botlarımı giydim en son anneme "Ben gidiyorum" diye böğürdüm oda uyuyan kardeşimi takmayarak
"Çöpleri at" diye karşılık verdi ayakkabılığın sağ köşesindeki çöpü elime bağlar şekilde doladım ve 2'şer 2şer atlayarak merdivenleri inmeye başladım ki durdum biz 4.üncü kattaydık 2. katta oturan bir şahıs vardı
Gökdeniz
Kapılarından bağırma sesleri geliyordu kapıya doğru uzandım
Gökdeniz 7 aylık bir sevgilisi vardı adı da Efna'ydı
"Nasıl Efna, nasıl nasıl" diye bağrıyordu Gökdeniz Efna ise sesi soluğu çıkmıyordu "Ya nasıl aldatırsın ya" diye bağırdı Gökdeniz
Mesele belliydi. Yutkundum Efna'yı tanıyordum sonuçta yapmazdı bence "Yeter" diye bağırdı Efna.
İçimden bir müzik çaldı Şebnem Ferah'tan mayın tarlası.
2 el ateş sesi geldi içeriden yutkundum yüzümde artık şaşkın bir ifade yoktu şaşkınlık yerine endişe kuşanmıştı yüzüm
Ateş sesi ile karşı komşu Zeynep teyzemde çıktı üstünde "Nolayi gı" der gibi bir tişört vardı elinde ise bir tabak çekirdek üst kattan Beril teyzemde geldi bir aşağı kattan Mustafa abide geldi Zeynep teyze ağzını açtı "Has s-" cümlesinin devamını getirmedi Beril teyzem ağzını kapatmıştı çünkü
kimsenin sesi çıkmıyordu herkesin suratı endişeliydi Efna'yı herkes severdi ama
Gökdeniz
Kapı açıldı kan yok ölü yok Efna sadece havaya silah ile ateş etmişti "Sen beni ezemezsin Gökdeniz, ben seni ezerim bir yanlış anlamadan dolayı tepeme çıkmaya çalışma o tepeyi bir taraflarına montelerim he yok monteler deyip çıkacaksan burada senide o çağırdığın kadını da katlar çeyiz niyetine dizerim"
Dim dik duruyordu Efna Gökdenizin karşısında Siyah çizmeleri ve siyah kabanı ile
Esenyurt kızı olduğunu çok belli ediyordu
Gökdeniz hareket etmeye çalıştı kapıya doğru ilerlemeye çalıştı ama hareket edemedi Efna ona o Efan'ya bakıyordu
Yutkundu Gökdeniz, yutkunma sesi buraya kadar geldi
Yumuşamaya başlamıştı ortam ki Efna elini kaldırıp okkalı bir tokat yapıştırana kadar
Gözleri büyüdü herkesin hem tokattan hem de kapıyı açan sarışın ,kahverengi bornozlu bir abladan dolayı
Biz kavgayı izlemekten kapının nasıl açıldığını
unutmuştuk
Etrafıma baktım Mehmet amca sinirliydi Beril teyzem de kıza yapışmamak için kendini zor tutuyordu Zeynep teyzem ise evinden bir tabure getirmiş bacak bacak üstüne atmış çekirdek çitliyordu
"Bura da damı Zeynep teyze ya" der gibi bir bakış attım Zeynep teyzem ise sadece omuz silkti
Küçümser bir ifade belirdi Efna'nın gözlerinde derin nefes aldı
"Sen busun Gökdeniz ve hep böyle kalacaksın"
Efna her bir cümlesinde kan ve öfke kusmaya devam ediyordu
Ellerini 2 parmak yapıp Gökdeniz'İn anlına 2 kere vurdu
"Bir daha ararsan bu mermileri tavanda değil başka taraflarında bulursun"
Efna dışarı doğru ilerledi herkes Gökdeniz'e baktı
Bir damla göz yaşı döküldü gözünden Mustafa abi yanına gitti.
Yüzünde tükürdü bu onun "Allah belanı versin"
demesiydi
Sarışın kız dışarı doğru çıkmaya çalıştı ki beril ablam benim çöpü kavradığım gibi kızın saçına yapıştı "sen kim mahallenin kızının sevdiğine bulaşmak kim lan"diyerek kızı karabasan gibi kavradı
Aşağı doğru koştum Efna'yı görmek için
Aynadan kendine bakıyor kabanının içinden
Kırmızı boğazlısını düzeltiyor siyah kotunu sirkeliyor silahının namlusunu temizliyordu
Dimdik duruyordu güçlüydü yüzünde hala tiksinir bir ifade vardı
Cebinden maskarasını çıkartıp makyajını düzeltti
"Makyajsız daha güzelsin" diyerek bir adım attım yüzünde hafif bir gülümseme belirdi
"He yok bugün ki Star parçam beni aldatan şahısı şutlamak"
Bende burukça gülümsedim son kalan 6 merdiveni yavaş yavaş indim
"Nasıl yapıyorsun Efna" diye bir soru yönelttim
Bordo rujunu tazelerken "Neyi canım?"
Gülümsedim "böyle dimdik durmayı" yüzünde buruk bir tebessüm belirdi "insan..."
"Bazı şeyleri erken kaybedince, böyle şeref yoksunu insanlara üzülmüyor" yüzündeki tebessüm soldu
"Annem hapiste babam mezarda, tutunacak bir dal olmayınca bende kendime tutundum.
Bırakmaya da niyetim yok"
"Neden, insan bazen güçlü olsa bile tutunacak bir dal, bir kişi arar"
"Mesela Sedef" yeşil gözleri bana baktı "ben"
Dedim "ne zaman istersen" bu dediğim gülümset di onu kaşları çatıldı aniden ellerime baktı
"Çöp tutuyordun, o nerde" "yuh be kadın onu nerden gördün" diyerek çıkıştı sağdaki melek
Bu sefer gülümsemem büyüdü "Ait olduğu yerde" diyerek cevap verdim
Çatan kaşları indi gülümsedi aydınlandım aniden "ana ben. Anıl. buluşcaktık beni bekliyordur şimdi"
Dedim olduğum yerden ayağa kalkıyordum ki duraksadım
"Sende gelsene" yok dercesine kaşlarını kaldırdı ayağı kalktım "hadi hadi gelirsin" dedim
Kolundan çekiştirerek
Dayanamadı en son "e iyi hadi" dedi kalkarak yüzüme Zafer dolu bir gülüş kuşandım
Kapıya doğru kol kola ilerledik. Demir kapıyı açtığımda anıl şükür ve der gibi kollarını açtı
Yanına gittik tek gözümü kısarak sağ sola salladım "Ee seni mi bekliyeceğiz ya yarım saat"
Tek kaşı havaya kalktı "Ben ne yapıyorum kuzen" diyerek sitem etti bana "sonra anlatırım"
Diyerek es geçtim bu sitemini
Yürümeye başladık beraber 1. Durağımız
6 ev uzaklıktaki Rüya'ydı
###################
Hazırlanmaya çalışıyordu Rüya üstüne sarı bir tişört ile siyah bir eşofman giymişti ve her zamanki gibi siyah hırkasını geçirmişti üstüne.
Buzdolabına doğru ilerledi kapağını açmıştı bu yaz ayında açılan serin buz dolabı soğukluğu yüzüne çok güzel vurmuştu
Üst tezgahlara baktı yemek yoktu aslından dolap 2-3 kahvaltılık dışında boştu Rüya'nın annesi olmadığı için her akşam yemeğini babasının AVM sinden yiyorlardı
dank etti birden Rüya'ya zaten arkadaşları ile
Babasının AVM sine gidiyorlardı
Ters duran telefonunu alıp ekrana baktı
SEDEF ÇİÇEĞİM🪻
+4 mesaj;
-Pikaçum biz geliyoruz
-hazırsın değil
-Alo
-Rüya öldün mü?
İstemsizce gülümsedi Rüya bu mesajlar karşılığında
-Geliyorum sedefim💗💗
-Şükran abee🙃
Bu sefer böğürerek kahkaha attı rüya. Saçlarını at kuyruğu yapıp sarı lastik tokasını kafasına geçirdi telefonunu çantasına
Atıp kapıya doğru ilerlerken telefonu titremeye başladı
Çantadan çıkartı telefonunu Rüya arayan babasıydı geçmişe daldı Rüya babasının ilk telefon aldığı zamana
"Baba ben ne yapacaksın bunu" diyerek kafasını kaşıyordu Rüya babası gülümsedi suratına karşı kucağına aldı Rüya'yı derin nefes verdi
"Şimdi sen bu telefonu tehlikedeyken arıyorsun şu kablolu telefon kısmına basıp beni arıyorsun" yere bıraktı Rüya'yı parmaklarını şıklatarak 2 eli ile "Okey ?"dercesine hareket yaptı Rüya ise kafasını sallayarak onayladı
Düşüncelerini susturdu Rüya telefonunu açtı
-alo kızım geliyorsunuz dimi
-Evet
-Kim kim geliyorsunuz
-Ben Sedef Anıl Yağmur Umut ve 1 sürpriz isim varmış
-Kimmiş ki o?
-Bilmiyorum ki bende sürprizmiş
-Tamam kim olduğunu görünce yaz tamam mı kuzum
-tamamdır
-Ben Yiğit amcama söyledim sizi arkadan alacak avmye tamam mı
-tamamdır
Kapattı telefonu Rüya annesi ölmüştü ama babası hem anne hem de baba rolü oynuyordu ona
Kapıya doğru ilerledi Rüya Spor ayakkabılarını giydi
Merdivenleri sıra sıra atlayarak aşağı indi indiğinde onu bekleyen ve meyve vermiş 3 isim vardı
Sedef
Anıl
Efna
######################
Demir kapının açılması ile Efna'nın gözlerinde
"Şükür" dercesine bir ifade belirdi. Ellerimi yumruk yapıp belime koydum yüzüme de yalandan bir sinir koydum
"Nerde kaldın pikaçum" dedim yalandan sinirle
O ise dudaklarını düz çizgi yaparak hızla göz kırpıştırdı
"Babam aradı sedef çiçeğim" diyerek küçük adımlarla bana doğru geldi ben ise kollarımı pelikan gibi açarak elimle "gel gel" yaptım ve onu da sol kolumun arasına aldım
Anıl'ın itirazı sonucu direkt yürümeye yani Yağmurların evine doğru yola çıktık
Yolda masum masum yürürken kolumun hafifçe dürtüldüğünü hissettim
Kolumu çekiştiren Rüya'ydı kaşlarını kaldırarak Efna'yı işaret etti "sonra anlatırım" diyerek onu da sorusunu pas geçtim
Yağmurun evi 12 dakika falan uzaktaydı benim ise bu yokuşu çıkacak enerjim yoktu
Anıl'a baktım ben Anıl'a bakarken onunda bana bakrığını fark ettim ikimizde istemiyoduk bu yokuşu çıkmak ama çıkmak zorundaydık.
"Sedef" diye seslendi Rüya yüzünde yağcılık yapacağı çok belliydi
"Efendim pokemonum" dedim bende aynı yüz ifadesi ile "şu bakkala gidelim, lütfen" dedi lütfen kelimesinin harflerini uzatarak
"Oy ben sana kıyamam pokemonum benim" dedim ama bir yandan da onaylama için Efna ve Anıl'a bakıyordum
Anıl samimi bir tebessümle gülümsedi Efna ise tırnaklarına bakmak için meşguldü
Efan'ya baktım benim ona baktığımı gören Efna gözünü 2 saniyelik kısarak başını sağ sola hızlıca salladı "Efendim Sedef" dedi yumuşak bir sesle
Rüya'nın kolunu bırakıp Efna'nın koluna yapıştım "sende gelsene" dedim harfleri uzatıp en masum sesimi kuşanıp
Tek kaşı kalktı "bakkala mı Sedef" dedi garipser bir sesle
"Hee" dedim yine o ise “Yok” demeden en tatlı bulduğum suratımı kuşandım
"Sedef" ikaz etti yapmamam için ama ben yine de yaptım kaşları havaya kalktı yanağımı sıkıp "senin şu suratına katlanamıyorum"
Pis bir sırıtış attım "katlanama diye yapıyorum zaten" dedim tatlı bir sırıtış aldım suratıma
Nefes verdi "çok tatlı olduğun için dua et Sedef, iyi geleyim"
Bunu duyunca Zafer dolu bir gülüşle Efna'nın etrafında döndüm
Anıl'a baktım ima ama şakacı bir ses tonuyla
"Sen gelme, beta" diyerek arkamı döndüm
Bakkala doğru ilerlerken Anıl'ın ağız dolu "sen gelme beta" diyerek beni taklit ettiğini duydum
Duyduğum an sinirli ama tatlı bir yüz ifadesiyle arkamı döndüm tek kaşımı havaya kaldırdım "Oğlum seni döverim bak çok kaşınıyorsun" oda benim gibi imalı bir şekilde "Evet, kaşınıyorum gel de kaşı" "ş" harflerini üstüne basar gibi söylediği için istemsizce kahkaha attım.
Etrafıma bakındığımda Efna ve Rüya bakkala girmişlerdi bile hemen peşlerinden gidip onlara adım gibi bulaşmalıyım
Bakkala giridiğim de sadece Rüya vardı oysaki ben Efna'yı göremeyince Efna'da girdi sanmıştım sorgular gözlerle Rüya'ya baktığımda olayı anlamış olcak ki kafasını dışarıdaki tabelaya doğru çevirerek oraya bakmamı işaret etti.
Baktığımda tabelanın üstünde yazana gerçekten bayılacaktım kapının üstünde kocaman "Efnalar giremez" yazıyodu çaresizce Rüya'ya baktım "şıçtık Rüya" dedim çaresizce koşarak dışarı çıktığım Efna'yı zikir matik ile görmeyi beklemiyordum
Yanına gittim "sakin" dedim sakince gözlerim elindeki tesbihe kaydı "napıyorsun lan" dedim garipser gözle "sabır çekiyorum" dedi sakince
Onayladım bu dediğini en azından etrafın anasını ağlatmıyordu
Aniden ayağa kalktı cebinden rujunu çıkartarak sakince rujunu tazeleyip bana doğru uzattı "canım şunu tutarmısın" dedi
Korkar bir bakışla "neden" dedim o ise sadece belini kıtlattı. buruk bir gülüşle "sakın, Efna"
Yavaş adımlarla dükkana girerken kolundan tuttum ama beni de kendiyle bakkala sokuyordu.
İçeri girdi Efna Rüya bana bakarken sadece elimle ağzıma fermuar çeker gibi sustum
Gökdeniz'in babası Rüstem amca boş bir sinirle Efna'ya baktı "dışardaki yazıyı görmedin herhalde" diyerek yükseldi Efna'ya.
Efna ise tabelayı yukardan alarak ikiye böldü
"Bu var ya Rüstem amca" dedi kendinden emin bir şekilde "bu tabelayla ilk sana okuma yazma öğreten adama söveceksin, sonra ise ben sana sildirdiğim bu okuma yazma bilgisini başka tarafların ile sana tekrar öğreteceğim" dedi sakin bir ses tonuyla
"Nasıl olacakmış o" dedi Rüstem amca Rüya korkak bir ses tonuyla "Rüstem amca eceline yürüyosun" dedi Rüya çok tedbirli bir ses tonu vardı "Yok Rüyacım o eceline değil. eceli ona yürüyor" diyerek kasanın oraya yavaş adımlarla yürümeye başladı
Elini kaldırdı Rüstem amca "sakın" diye uyardı
Efna ise bilgisayarı açtı tuşlara basarak okumaya başladı
"Yaşlı kundaklamak ve şiddet uygulamak günahmış. "Üzülür bir ifade ile bilgisayarı kapatarak kırdığı tabeladan tekrar sivri parça alarak bilgisayarın ekranına geçirdi
Rüya ise arkadan bağırdı "Rüstem amca çekirdek alıyorum he yazarsın bunu veririm sonra" Efna sırttı kasanın önünden bir çakmak alarak "Benim kini de yaz ve Rüstemim"dedi küçümser bir sesle sonra ise eline veresiye defterini alarak Rüya'ya seslendi
"Rüya'cım a AA ben varken sen paramı ödicen" diyerek aynı anda veresiye defterini ateşe verdi
"Sağ ol ablam"dedi Rüya ise bunu dediği an kolunu dürttüm omuz silkti "ne yapayım sarıyor ama" diyerek aldığı çekirdekten bana da uzattı
Ben ise hala Efna'nın ne yapacağını düşünüyordum ki bir dahaki hamlede geldi
Kasadan çıkarak cips reyonunun önüne geldi
"Ya Rüstem amca ben sana hep ne derim. bunları biraz ucuz sat ya" diyerek cips reyonunu devirdi sonra ise Rüstem amcanın
Yanına gidiyordu ki bir kol onu tuttu ve arkada kelepçe bağlar gibi kollarını sardı gelen Gökdeniz ve yeni sevgilisiydi
Efna sesi tanımış olacak ki ayağı ile çelme takarak Gökdeniz'in geri savrulmasına sebep oldu
Geri tökezleyen Gökdeniz'e sağlam bir yumruk indirerek daha girdi "yetmedi herhalde Tokat Gökdeniz bekle şu babanı indirim senide halledeceğiz" diyerek bakkalın dışına doğru ilerledi ama tek bir şeyle peşinde aynı anda sürüklediği Rüstem amca ve cips reyonu ile Rüstem amca daha defterin acısını çıkartamamışken Efna tarafından dışarı fırlatıldı
Efna cips reyonunun 2 eli ile kavrayarak yukarı kaldırdı ve bakkalın koca camına doğru fırlattı bunu yaparken ben tutamamıştım çünkü arada yanlışlıkla beni de indirebilirdi
Cam tuz buz oldu ben korkar gözlerle bakarken içerde uslu uslu oturan Gökdeniz ve Yeni sevgilisini görünce gülmeden edemedim
Sanki Efna'dan gelecek dayağı bekliyorlardı cam Tuzla buz olmuşken Efna kendine yettirememiş olacak ki biraz düşündü o düşünürken ben Rüya'ya baktım o ise bana baktı ve gülmemizi tutamadık
Efna derin nefes verdi "yok ya, ben sana fiziksel hasar vermek istiyorum" diyerek tahtanın yarısını da Rüstem Amcanın kafasında kırdı
Ben hemen araya girişmeye çalıştım ama Efna izin vermedi benim elimi tutup "Sedefim gidip şu sarışın objeyi bana getirir misin canım" dedi ben sesli yutkunurken gözlerimi kıstım "Sakın" diyerek araya girdim ama sözümü kesti
"Getirecek misin ben mi getirim. ha eğer ben getirirsen günü AVM değil hastanede kapatırız" Rüya sesli kahkaha attı ama Efna'nın bakışı ile susup benimle beraber kadını getirmek zorunda kaldı
İçeri girdiğimizde Gökdeniz babasının halini görmüş olmasa gerek sakince oturuyordu ben ve Rüya kadını almak için atıldığımızda
Gökdeniz hareket geçti "sakın" dedi Rüya ise tek kaşını kaldırarak bana söz bırakmadı
Dışarı çıktığımızda Efna elinde 4 çivi ve çekiç ile bekliyordu "selam "dedi tatlı bir sesle Efna
Ses gelmeyince Efna bizden alıp kızın saçına yapıştı "Selamın aleyküm moruk" dedi bu sefer sert bir sesle "A-aleyküm -s-selam "dedi titrek bir sesle Efna ise direkt konuya girdi
"Sana Bir şey yapmicam sinirim geçmedi Gökdeniz’ ide vuramıyorum silahım apartmanda çünkü bu yüzden seni stres topu olarak kullanacağım, he yok istemiyorsan seni katlar bu bakkalda satarım. Tabi bir bakkal kalırsa"
Rüya kahkaha atarken bir yandan çekirdek çitliyordu bende istemsizce gülümser bir halde çekirdek çitliyordum. Kız ses çıkartmayınca kızı ağaca doğru ittirdi.
Kız ağaca yaslandı Efna is
Bölüm etkileşimi
