ERAYTEL EVRENİ kitap kapağı

2. bölüm / 2

ERAYTEL EVRENİ

2. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Kayıp Ada

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: 2. Bölüm

16 yıl sonra
Lora 22 yaşındayken;
Sarayın sessiz koridorlarında tüllü kabarık elbisemi tutarak ilerledim. Dadım Seralin ise arkamdan benimle birlikte geliyordu. Eskiden bu koridorlarda giderken koşardım ama artık Seralin yaşlandığı için bana yetişemiyordu. Bu yüzden yürümeyi tercih ediyorum.
"Prenses Lora, nereye gidiyoruz? Biraz aceleniz var galiba." dedi Seralin arkamdan, yorulmuş bir sesle. Hızlı mı yürümüştüm? Ya da fazla mı yürümüştük? Neden sesi yorgun çıkmıştı.
Bir anda durup arkamı döndüm.
"Yoruldun mu Seralin? İstersen biraz durup dinlenebilirsin. Ben herhangi başka bir Ert ile gidebilirim." dedim ona gülümseyerek.
"Yok, aslında yorulmadım. Sadece nereye gittiğimizi merak etmiştim." dedi nazik sesiyle.
"Kasabaya inmeyi planlıyorum. Ama sen biraz yorgun gibisin. Sen git biraz dinlen. Ben başka bir Ert'le gidebilirim." dedim gülerek ve koşmaya başladım.
"Lora, nereye? Prenses Lora." Diye seslendi arkamdan ona baktım ve gülümsedim.
"Ben gidiyorum." dedim ve koşmaya devam ettim.
Koştum ve biraz daha koştum en sonunda babamın odasına ulaşmıştım.
Kapıyı tık tıklamadan, kapı koluna asıldım ve kapıyı açtım.
İçeride hiç kimse yoktu. Büyük ihtimalle bahçedeydi.
Merdivenlere doğru yöneldim. Merdivenin girişinde duran Ert Raven'a selam verdim.
"Günaydın, Raven." dedim gülerek.
İnmeye başladım ve arkamdan
"Günaydın Prenses Lora." dedi kocaman bir neşeyle.
Birinci kata gelmiştim. Zemin kata gitmek için hızla merdivenlerden indim.
"Birinci basamak."
"İkinci."
"Üçüncü."
"Dördüncü."
"Beşinci.".... diye devam etti.
Zemin kata geldiğimde bahçeye doğru koştum.
Sarayın kapısından çıkıp bahçeye geldiğimde, yanında birkaç, zırh giymiş Ert'lerle konuşan babamı gördüm.
Galiba biraz ciddi bir şeyler konuşuyorlardı çünkü her zaman gülen yüzlü olan yüzünde bile apaçık anlaşılan bir sinir vardı. Az biraz tahmin edebiliyorum neden bu kadar sinirli olduğunu.
Karşı Krallığın, Prensi Lucas'dan dolayı o ahmak benden hoşlandığını söylüyor. Ama hepimiz bunun yalan olduğunun farkındayız. O ahmak sadece iki krallığında, Kralı olmak istiyor. Bir kaç gün önceki Krallıklar arasındaki uzlaşma yapılması için düzenlenen davette benimle evlenmek istediğini söyledi. Babam bu teklif üzerine sinirlendi ve davetten hızlı bir şekilde çıktık. Babam kararı bana bıraksa bile bende reddederdim.
O ahmakla evlenmektense hayatımın sonuna kadar bekar kalırım daha iyi. Ancak böyle toplu bir davette böyle bir teklif yaptığı için dedikodular neredeyse tüm diyarda yayılmıştı.
Ama hayla vazgeçmemiş galiba çünkü biz yarın akşamki baloya çağırmıştı.
Babamın yanına doğru koştum. Yanına geldiğimi görünce Ert'leri dinlemeyi bırakıp, bana döndü ve gülümsedi.
"Bir problem mi var kızım? Genelde bu saatlerde sarayda dolaşmak yerine kasabada olursun." dedi gülerek.
"Bir problem yok baba ama kasabaya inebilir miyim?" dedim.
"Tabii ki ama dadın Seralin nerede? Tek başına gidersen tehlikeli olur." dedi.
"Evet, biliyorum bu yüzden buradayım. Benimle gelebilecek biri var mı? Dadım Seralin biraz yorgun da." dedim gülerek.
"Elbette ama bir dakika bekle senle gelecek birini bulayım." dedi ve yanındaki Ert'lere döndü.
En son bir şeyler söyledikten sonra aralarında en uzun boylu olan Ert ile bana döndü.
Zırhının kaskı yoktu. Hafif dalgalı siyah saçları ve saçlarına uyum sağlayan güneş ışığından dolayı lacivert gibi gözüken siyah gözleri vardı. Ya da gerçekten lacivert olabilirdi. En fazla 23 yaşında gibi gözüküyordu, belkide yaşıtda olabilirdik.
"Bu Ashir, Lora. En sadık Ert'lerden biridir." dedi babam gülerek. Ashir'in omzuna hafifçe vurarak.
O da babama baktı ve hafifçe sırıttı. Sonra bana baktı.
Gözleri öyle bir bakıyorduki. Sanki beni delip geçecek gibiydi. Ama gülümsediği için çokta delici değildi bakışları.
"Ashir sana yardımcı olacaktır." dedi babam. "Kızımı iyi koru Ashir." dedi babam gülerek.
"Elbette, efendim. Prensesi iyi koruyacağım." dedi Ashir samimi bir sesle.
"Bu kadar resmi konuşmana gerek yok. Sonuçta hepimiz birer insanız. O yüzden çok resmi olma hele ki böyle etrafımızda başka insan yokken." dedi babam.
"Lora'yla da fazla resmi konuşma o da hiç sevmez insanların onunla resmi konuşmasını." Diye ekledi Babam gülerek.
Ashir ise konuşmak yerine kafa sallamakla yetindi.
"Öyleyse artık gidebilir miyim baba?"
"Görüşürüz öyleyse." dedim babam Ert'lere doğru uzaklaşarak.
Arkamı döndüm ve bahçenin çıkış kapısına yöneldim.
"Atla gitmeyecek miyiz prenses?" dedi Ashir. Sesi gerçekten çok güzeldi.
Doğru, evet atla gidecektik. Buradan kasabaya kadar yürümeye kalkışırsam, yürürken yolda yorgunluktan bayılabilirim.
"Aa, evet at ile gideceğiz. Pardon ben bir karıştırdım." dedim arkamı dönerek.
Bu tavrıma karşı güldü.
"Komik miydi?" dedim gülerek.
"Yani, galiba evet prenses." dedi gülmeye devam ederken.
"O zaman bu tür şeyleri daha çok yapmalıyım. Gülmek her zaman iyidir." dedim.
Arkamızı dönüp atların olduğu yere doğru yürümeye başladık.
*****
"Bak bu siyah at çok güzel kesinlikle bunu almalıyım değil mi Ashir?" dedim atın iplerini tutarak.
"Beğendiyseniz, Elbette alın prenses." dedi.
"Çok fazla siz ekini kullanıyorsun farkında mısın? Etrafta kimse yokken resmi olmana gerek yok." dedim gülümseyerek.
"O eki kullanınca içim rahat ediyor prenses." dedi hafifçe sırıtarak.
"Bilmem farkında mısın ama prenses kelimesini de çok kullanıyorsun." dedim.
"Evet farkındayım, prenses kelimesini kullanıyorum çünkü hoşuma gidiyor." dedi.
"Tamam anlıyorum. O zaman sadece prenses de olur mu? Siz eki rahatsız edici." dedim yüzümü ekşiterek.
"Sen nasıl istersen prenses." dedi sırıtmaya devam ederek.
"Bu atı alacağım." dedim siyah atın iplerini çekerek.
"Bende bunu." dedi Ashir, ahırdaki en beyaz atı alarak.
Bende ki atta çok fazla siyahtı. Yan yana gelince güzel duracaklarına eminim.
Atın üstüne kabarık elbisem yüzünden çıkmakta zorlandım. Ve evet daha doğrusu çıkamıyordum.
"Bekle prenses." dedi ve yanıma geldi Ashir.
Etrafına bakındı. Ve bir iki basamaklı bir merdiveni gözüne kestirdi. Gidip aldı ve getirip atın önüne koydu. Basamakların yanına gelip bana çıkmam için elini uzattı. Elini tuttum ve basamaklardan çıktım ve ata binebildim.
O da gidip kendi seçtiği atına bindi ve ahırın çıkış kapısına yöneldik.
Atın iplerinden tutarak ona yön verdim ve yola koyulduk.
"Bir şey sorabilir miyim sana Ashir?" dedim ona bakarak, atın üstündeyken birine bakmak zordu Elbette ama yine de yanıma dönüp ona baktım.
"Tabii ki de bildiğim bir şeyse cevap veririm." dedi.
"Kaç yaşındasın sen?" dedim.
"Sorun bu mu cidden prenses." dedi gülerek.
"Evet ve cevabını alayım lütfen." dedim.
"23 yaşındayım. Neden sordunuz?" dedi.
"Doğru tahmin etmişim." dedim kendi kendime mırıldanarak.
"Hiç merak etmiştim. Öylesine." dedim gülümseyerek.
Kafasını aşağı yukarı salladı ve yola devam ettik.
Kasabaya yaklaşmıştık. Kasabadan çocuk sesleri geliyordu. Büyük ihtimalle çocuklar dışarıda oyun oynuyorlardı.
Kasabanın içine girdiğimiz için attan inmeye çalıştım. Ama elbiseden dolayı inemedim.
Ashir kendi atından indi ve yanıma yaklaştı. Elini uzattı.
"Atla ben seni tutacağım." dedi.
"Hayır bence beni tutamazsın. Buradan atlarsam bir yerlerimi kırarım." dedim onun uzattığı eline bakarak ve sonra yüzüne baktım.
"Boşuna bu kadar eğitim almadık her halde değil mi? Ayrıca özel güçlerimin olduğunu unutuyorsun." dedi bana sırıtarak.
Doğru Ert'lerin özel güçleri vardı.
"Evet. Tamam doğru özel güçlerin var."
"Evet, özel güçlerim var prenses. Yani attan atlasan bile asla düşmezsin." dedi.
Elimle onun elini tuttum. Diğer elini de bana uzattı. O eline de tutup attan atladım.
"Bak bir yerlerin kırılmadı ve düşmedin." dedi.
Ona bakıp gülümsedim ve elbisemin üstüne gelen çamuru elimle temizlemeye çalıştım.
"O çamur lekesi öyle çıkmaz." dedi ve eliyle ilerdeki çeşmeyi gösterdi.
"Her neyse çok önemli değil. Saraya geri dönünce temizlerim. Zaten küçük bir leke." dedim.
Evet bayağı küçük bir lekeydi, neredeyse görünmüyor.
"Sen öyle diyorsan öyledir prenses." dedi kafasıyla beni onaylayarak.
Ona gülümsedim o da bana kasabanın merkezine giden yolu işaret etti.
Birlikte yürümeye başlamadan önce bir kaç adım ötemizde duran ağaca atların iplerini bağladı. Ve hemen arkamdan geldi.
Birlikte merkeze kadar yürüdük. En sonunda bir fırına vardık. Adam büyük ihtimalle sabahtan beri ekmekleri yapmak için uğraşıyordu.
"Günaydın." dedim fırında ki adama el sallayarak.
Ashir arkamdan fısıldadı.
"Neredeyse öğlen oldu." dedi.
"Olsun, güneş hayla var sonuçta." dedim ona.
"Günaydın, Prenses Lora." dedi fırındaki adamda gülümseyerek.
"Sadece gülümse, o zaman herkes mutlu olur tamam mı?" dedim ona mırıldanarak.
"Tamam öyleyse." dedi ve adama sırıttı.
Kolundan tuttum ve onu ilerlettim.
"Sırıtmakla gülümsemek aynı şey değildir. Sen sırıtıyorsun." dedim.
"Ne farkları varki ikisinde de gülümsüyorum işte." dedi.
"Çok farkları var. Sırıtırken ister, istemez bir üstten bakıyormuş gibi oluyorsun. Sen ne düşünürsen düşün bakarken samimi olsan bile sırtında her insanda sinsi durur. Ama gülümsersen samimiyetini daha net bir şekilde belli etmiş olursun anladın mı?" dedim.
"Anlıyorum, ama ben aslında üstten bakmak istememiştim. Sadece gülümsemeye çalışmıştım." dedi.
"Biliyorum, zaten ama diğer insanlar bunu böyle algılayamayabilir." dedim.
"Beni tanımıyorsun ki nereden biliyorsun üstten bakmaya çalışmadığımı?" dedi tek kaşını kaldırarak.
"Ert'le genelde iyi kalpli olurlar. Yani hepiniz öylesiniz aslında zaten bu yüzden Ert'siniz, ülkeyi koruyabilecek kadar iyi kalpli olduğunuz için ana tabii savaş vakti bu şekilde sırıtmak en iyisi hem onları korkutmuş olursunuz. İnsanlar kendine üstten bakan kişilerden korkar." dedim.
"Diğer prensesler gibi şımarık değilsin anlaşılan."
"Hayır, aslında bayağı şımarık bir prensesim hatta istediğim olmayınca ağlarım. Bu yüzden saraydaki lakabım Sulu Göz'dür. Belki duymuşsundur." dedim.
"Evet, duymuştum ama şımarık değilsin." dedi.
"Şımarık olmayabilirim ama aslına bakarsan diğer prenseslerde şımarık değillerdir. Ben şımarık olan bir prens tanıyorum. Emin ol ondan daha şımarık ve saygısız birini göremezsin." dedim.
"Prens Lucas mı?" dedi şaşkın bir şekilde.
"Evet, tabii ki de o, ondan daha şımarık ve saygısız bir prens yok bu diyarda emin ol." dedim
"Onunla evleneceğini sanıyordum." dedi şaşkın bir şekilde.
"Ben mi? Asla onunla evlenmem." dedim.
"Neden ki çevresindeki bütün kızlar ondan hoşlanıyor. Ve yakışıklılığından bahsediyor." dedi.
"Yakışıklı olması, karaktersiz olduğu gerçeğini değiştirmez. Ayrıca benden hoşlanmıyor bile." dedim.
"Peki ya Kral seni destekliyor mu?" dedi.
"Evet, zaten o da benim hoşlandığım biriyle evlenmemi istiyor. Hatta onun için evlilik teklifini bile ben sunmalıymışım babam öyle dedi." dedim gülerek.
Gülerek yürümeye devam ediyorduk. Aramızdaki çalılıklardan birinde bir çıtırtı sesi geldi ve biri hareketlendi.
"Şu anda güvende değilsin prenses." dedi Ashir etrafına delici bakışlar atarak, kaşları çatıldı ve eli kınının içindeki kılıcına gitti.
"Farkettim." dedim ona bakarak.
Çalılıklara doğru bir adım attı.
"Çık oradan." Diye bağırdı.
Bir hareketlilik daha oldu ve çalışıkların içinden biri yükseldi.
Her şey o kadar hızlı oldu ki Ashir bir anda kılıcını çekti ve çalışıktan çıkan kişiye doğru tuttu.
"Prens Lucas." Diye şaşkın bir şekilde bağırdım.
"Merhaba, prenses Lora." dedi Lucas.
"Prens Lucas burada ne işiniz var?" dedi Ashir şaşkın bir şekilde.
Lucas önce, Ashir'i baştan aşağı süzdü ve ardından küçümser bir ifade yerleştirdi yüzüne.
"Bir Ert bana hesap mı soruyor?" dedi tek kaşını kaldırarak.
"Evet, soruyor. Çünkü biz bu diyarı onlar koruyor. Ve emin ol burada senden daha fazla söz hakkıma sahipler." dedim sinirli bir şekilde.
"Sakin ol Lora." dedi küçümser tavırlarını devam ettirerek.
"Senli, benli konuşma." dedim ona.
Burnundan güldü ve bu gülüş bir kahkahaya dönüştü.
En sonunda durdu ve bana bakarak.
"Ben mi senle sizli bizli konuşacağım? Delirmiş olmalısın yakında seninle evleneceğiz." dedi.
Ne ahmak ama....
"Asla öyle bir şey olmayacak." dedim sinirle.
"Yakında iki diyarında Kralı olduğumda göreceksin." dedi.
"Babam buna asla izin vermez." dedim.
"Bu kadar emin olma istersen Lara." dedi. İsmimi bile unutan bir insanla evlenmek mi...Yok daha neler.
"Lora. İsmi Lora." Diye düzeltti onu Ashir.
Bunu bekliyor muydum?
Kesinlikle hayır.
"Aaa bana bak sen kendini bir şey mi zannediyorsun şu ortam da." dedi Lucas küçümser bir şekilde Ashir'e.
"Hayır, ben bir şey değilim zaten. Ben bir Ert'im prens Lucas. Bu diyarda sizden bile daha üstün olan bir Ert." dedi Ashir. Bu cümleleri söylerken meydan okur gibi bir tavrı vardı, ve sırıtıyordu Prens Lucas'a bakarak.
"Ashir'in de dediği gibi burda senden daha üst rütbe şimdi burada istenmiyorsun git buradan." dedim Lucas'a.
İlk başta bir şey söyleyecek gibi oldu ancak sonra Ashir tekrar kılıcını ona doğrultup burnunun dibinde tuttuğun da sustu.
Ashir kılıcını kınına yerleştirdi ve bana döndü.
"Şimdi ne yapacaksın?" dedim Lucas'a.
"Beni mi merak ediyorsun." dedi bana gülerek.
"Hayır sadece diyarımda ölürsen, leşinin bu topraklarda kalmasını hiç ama hiç istemem." dedim sırıtarak.
"Saraya." dedi.
"Benim sarayıma mı?" dedim şaşkın bir şekilde.
"Kendi diyarıma ışınlanamayacağıma göre." dedi.
Doğru onun özel güçleri yoktu.
"Ay çok yazık ne kadar üzüldüm bilemezsin. Senin özel güçlerin yoktu değil mi?" dedim.
"Sen şimdi yanına seni koruyabilecek birini de almamışsındır." Diye ekledim.
"İhtiyacım yok çünkü." dedi ve saray yolunun tam tersine ilerlemeye başladı.
"Yanlış yöndesin. Tam tersi gideceksiniz prens Lucas." dedi Ashir gülerek.
Lucas bir anlığına duraksadı ve sarayın olduğu yöne döndü ve yürümeye başladı.
Arkasından ona güldük gerçekten rezil bir karaktere sahipti. Hatta bir karaktere bile sahip değildi.
"Cidden, söylediğin kadar karaktersizmiş bu prens Lucas." dedi Ashir.
"Değil mi? Böyle bir ahmakla evlenmek mi asla!" dedim.
"Keşke sihir güçlerimizi günlük hayatta kullanabilsek. O zaman çok rahat bir şekilde onu kendi diyarına fırlatarak gönderebilirdim." dedim.
"Evet öyle olsaydı iyi olurdu. Ancak bazı insanlar bu güçleri yanlış yerlerde kullanabiliyor." dedi Ashir. Haklıydı. Zindanda olan çoğu insan gücünü kötüye kullandığı için oradaydı.
"Fazla haklısın Ashir." dedim.
"Tabii ki de prenses." dedi Ashir.
Ve yürümeye başladık.
Öylesine yürüdük. Amaçsızca. Bugün onun hakkında bir şey farketmiştim cidden sakin bir insandı hatta fazla sakin biriydi.
"Nereye daldın sen böyle Lora." dedi Ashir galiba ismimi ilk defa tek kullanıyordu.
"Pardon yani Prenses Lora." Diye düzeltti kendini.
"Boşver sadece Lora dersen daha güzel olur." dedim gülümseyerek.
"Annemin ismi..." Diye mırıldandım. "Lara'ydı..." dedim.
Galiba bunu duymamıştı emin değilim.
"Biliyorum." dedi Ashir.
Duymuştu.
Bir anda başından beri yere baktığımı farkettim ve irkilerek ona döndüm.
"Ha, ne diyordun?" dedim.
"Bir şey demiyorum. Sadece sana cevap verdim." dedi Ashir.
"Ha öyle mi? Tamam."
"Aa bak çocuklar." dedim bağırarak.
Yanlarına doğru ilerledim.
"Merhaba, bugün ne yapıyorsunuz çocuklar?" dedim önümde duran 6 çocuğa aslında isimlerini söylemişlerdi ancak isim hafızam berbat olduğu için unutmuştum.
"Merhaba prenses Lora." dedi içlerinden bir çocuk.
"Prenses Lora değil, ben sizin ablanızım." dedim çocuğa küçücük bir çocuk benim neden prenses olduğumu bilmek zorundaydı ki?
"Tamam, bundan sonra sen bizim ablamızsın." dedi çocuk.
Gülümsedim ve onlara el sallayarak Ashir yanına döndüm.
"Bence artık Saraya geri dönmeliyiz." dedi Ashir.
Evet dönmeliydik çünkü hava kararmıştı.
"Evet, hadi gidelim." dedim ve Saraya doğru ilerlemeye başladık.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

123okunma 12beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18