EMİR VE KALP kitap kapağı

1. bölüm / 4

EMİR VE KALP

1-Tanımadığım Bir His

Vaveyla Yazarı: ne istiyorsun bekir

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: 1-Tanımadığım Bir His

Alarmım sabah 05.30’a ayarlıydı ama yine her zamanki gibi ondan birkaç dakika önce uyandım ve gözlerimi açtığım anda koğuşun loş ışığıyla karşılaştım; içeride derin bir sessizlik vardı, sadece birkaç kişinin düzenli nefes alışverişi duyuluyordu ve bu sessizlik aslında benim için günün en kısa süren ama en değerli anlarından biriydi çünkü birkaç dakika sonra her şey hızlanacak, komutlar verilecek, adımlar senkronize olacak ve herkes kendi görevine odaklanacaktı. Yatağımda birkaç saniye daha hareketsiz kaldım, tavana bakarken içimde tuhaf bir his olduğunu fark ettim; bu hisi tarif etmek zordu çünkü ne tam anlamıyla bir huzursuzluktu ne de heyecan, daha çok yaklaşan bir şeyin habercisi gibiydi ve bu tarz hislere pek önem vermemeye çalışsam da bazen içgüdülerimin beni yanıltmadığını da biliyordum. Sonunda battaniyeyi üzerimden atıp kalktım, ayaklarımın soğuk zemine değmesiyle birlikte tamamen kendime geldim ve dolabımı açarak üniformamı çıkardım; her zamanki gibi en küçük detaya kadar kusursuz olmasına dikkat ederek giyindim çünkü burada disiplin sadece verilen emirleri yerine getirmekle sınırlı değildi, aynı zamanda insanın kendine gösterdiği özenle de doğrudan bağlantılıydı.

Aynanın karşısına geçtiğimde birkaç saniye boyunca kendime baktım, saçlarımı sıkı bir topuz haline getirirken yüzümdeki ifadeyi inceledim ve yıllar içinde ne kadar değiştiğimi bir kez daha fark ettim; eskiden daha rahat bakan, daha az düşünen ve olayları bu kadar derin analiz etmeyen biriydim ama şimdi aynada gördüğüm kişi daha kontrollü, daha mesafeli ve duygularını gerektiğinde tamamen yok sayabilen biriydi. Bu değişim beni rahatsız etmiyordu çünkü bu meslek bunu gerektiriyordu ama o sabah aynaya baktığımda içimde hâlâ o tarif edemediğim his vardı ve ne kadar kendimi toparlamaya çalışsam da zihnimin bir köşesinde kalmaya devam ediyordu. “Saçmalıyorsun Nur,” diye mırıldandım kendi kendime, “bugün de diğer günler gibi olacak,” diyerek düşüncelerimi bastırmaya çalıştım ama içimdeki ses bu konuda pek ikna olmuş gibi değildi.

Koğuştan çıkıp avluya indiğimde hava keskin bir soğukla yüzüme çarptı ve nefesim buhar olup havaya karıştı; sabah içtimasına hazırlanan askerler çoktan yerlerini almaya başlamıştı, komut sesleri yavaş yavaş yükseliyor, ayak sesleri düzenli bir ritim oluşturuyordu ve bu manzara bana her zaman bir güven hissi veriyordu çünkü burada her şey belirli bir sistemin içinde ilerliyordu ve bu sistemin dışına çıkmak neredeyse imkânsızdı. Bu düzenin bir parçası olmak bana her zaman doğru gelmişti ama bazen de bu düzenin içinde fazla sıkıştığımı hissettiğim anlar oluyordu, özellikle de kendime düşünmek için fırsat verdiğimde ve o sabah tam olarak böyle bir andı çünkü içimdeki o belirsiz his hâlâ devam ediyordu. Etrafı gözden geçirirken kışlanın giriş kapısından içeri giren askeri araç dikkatimi çekti çünkü bu saatlerde giriş çıkış pek olmazdı ve bu durum ister istemez merak uyandırıyordu.

Araç durduğunda gözlerim istemsizce oraya kaydı ve kapı açıldığında içinden inen kişiyi gördüğüm an yüzümde hafif bir gülümseme oluştu çünkü onu tanımamak mümkün değildi; Naz, yani benim kuzenim, çocukluğumun en büyük parçası ve bu kışlada bana kendimi en yakın hissettiren insanlardan biri. Yanıma doğru yürürken yüzündeki o rahat ve kendinden emin ifade hiç değişmemişti ve bu da onu diğerlerinden ayıran en belirgin özelliklerden biriydi çünkü bu kışlanın içinde bile o hâlâ kendisi olmayı başarabiliyordu. Yanıma geldiğinde kollarımı bağlayarak ona baktım ve “Geç kaldın yine,” dedim, o da her zamanki gibi gözlerini hafifçe devirdi ve “Geç kalmadım, sadece herkesin girişinden daha dikkat çekici bir giriş yaptım,” diye cevap verdi, ben de başımı iki yana sallayarak “Aynı şey,” dedim ama ikimiz de bunun aslında alışkanlık haline gelmiş bir konuşma olduğunu biliyorduk.

Naz’la olan ilişkim sadece kuzenlikten ibaret değildi çünkü biz birlikte büyümüştük, birlikte tartışmıştık, birlikte hayal kurmuştuk ve en önemlisi birbirimizi her koşulda anlamayı öğrenmiştik; bu yüzden onun yanında olmak bana her zaman farklı bir rahatlık veriyordu. Bana dikkatlice baktıktan sonra “Bugün bir tuhafsın,” dediğinde kaşlarımı hafifçe çattım ve “Ne gibi?” diye sordum, o da omuz silkerek “Bilmiyorum, yüzünden belli… kafanın içinde bir şeyler dönüyor,” dedi ve bu beni kısa bir süreliğine susturdu çünkü aslında haklıydı ama bunu kabul etmek istemiyordum. “Sadece normal bir gün,” diye geçiştirmeye çalıştım ama o bakışını üzerimden çekmedi ve “Senin ‘normal’ dediğin şeyler genelde normal olmuyor,” dediğinde içimden ona hak verdim ama bunu dışarı yansıtmadım.

Kısa bir sohbetten sonra revirin arkasındaki küçük alana geçip kahve içmeye karar verdik çünkü bu bizim rutinlerimizden biriydi ve günün en sakin anlarından birini oluşturuyordu; Naz termosundan kahveyi doldurup bana uzattığında sıcaklık avuçlarımı ısıttı ve bir yudum aldım, birkaç saniye sessiz kaldık ama bu sessizlik rahatsız edici değildi çünkü birbirimizin yanında susabilmek de bizim ilişkimizin bir parçasıydı. Bir süre sonra Naz bana dönüp “Nur, hiç düşündün mü? Başka bir hayatımız olsaydı nasıl olurdu?” diye sorduğunda kaşlarımı hafifçe kaldırdım ve “Ne demek istiyorsun?” diye karşılık verdim, o da biraz düşünerek “Yani… sabah kalkıp işe giden, akşam eve dönen, hafta sonu plan yapan insanlar gibi,” dedi ve bu soru beni beklemediğim bir şekilde düşündürdü çünkü ben hiçbir zaman alternatif bir hayat üzerine kafa yormamıştım.

“Bilmiyorum,” dedim bir süre sonra, “biz bunu seçtik, bu bizim hayatımız,” dediğimde Naz hafifçe gülümsedi ama gözlerinde başka bir ifade vardı ve “Evet, seçtik… ama insan bazen seçmediği şeyleri de merak ediyor,” dediğinde bu sözler içimde bir yere dokundu çünkü aslında ben de zaman zaman bunu düşünüyordum ama bunu kendime bile itiraf etmiyordum. Tam o sırada bir asker yanımıza gelip beni çağırdı ve bu durum benim için bir kaçış oldu çünkü o sorunun cevabını kendime bile tam olarak verememiştim. “Komutan çağırıyor,” dediğinde başımı sallayıp “Geliyorum,” dedim ve Naz’a dönerek “Sonra konuşuruz,” dedim, o da “Kaçma,” diyerek hafifçe gülümsedi ama ben cevap vermeden oradan ayrıldım.

Komutanlık binasına doğru yürürken içimdeki o garip his tekrar kendini göstermeye başladı ve bu sefer daha belirgindi çünkü artık sadece bir his değil, aynı zamanda bir beklentiye dönüşmüştü; kapıyı çalıp içeri girdiğimde komutanın karşısında yalnız olmadığımı fark ettim ve gözlerim otomatik olarak odadaki diğer kişiye kaydı, Selçuk Bozkurt. Onu ilk gördüğüm an dikkatimi çeken şey sadece fiziksel görünüşü değildi ama yine de bunu inkâr edemem; yaklaşık bir doksan boyundaydı, geniş omuzlu ve fit bir vücuda sahipti, kumral saçları kısa kesilmişti ve yüz hatları oldukça belirgindi, ancak onu asıl farklı kılan şey bakışlarıydı çünkü gözlerinde sakin ama aynı zamanda dikkatli bir ifade vardı ve bu da onun sıradan biri olmadığını gösteriyordu. Ben içeri girdiğimde doğrudan bana bakması kısa bir anlık gerilim yarattı ama bunu belli etmemeye çalıştım.

Komutan konuşmaya başladığında birkaç saniye boyunca söylediklerine tam olarak odaklanamadım çünkü dikkatimin bir kısmı sürekli Selçuk’un üzerindeydi ama kısa sürede kendimi toparladım ve verilen görevi dikkatle dinledim; birlikte çalışacağımız söylendiğinde başımı sallayarak “Emredersiniz komutanım,” dedim ve Selçuk’a kısa bir bakış attım, o ise hafifçe gülümseyerek “Memnun oldum,” dedi, ben de mesafemi koruyarak “Görevimiz bu,” diye karşılık verdim. Toplantıdan çıktıktan sonra kısa bir süre birlikte yürümek zorunda kaldık ve bu sırada bana dönüp “Her zaman bu kadar mesafeli misin?” diye sorduğunda ona bakmadan “Gerektiği kadar,” dedim, o da hafifçe gülümseyerek “Yani evet,” dedi ve bu beni biraz rahatsız etti çünkü beni bu kadar hızlı analiz etmesi alışık olduğum bir durum değildi.

Akşamüstü eğitim sahasında tekrar karşılaştığımızda bu sefer konuşmamız tamamen işle ilgiliydi ama yine de aramızdaki o garip gerilim hissediliyordu; bir noktada söylediklerine tam olarak odaklanamadım ve o bunu fark ederek “Dinlemiyorsun,” dedi, ben de hemen “Dinliyorum,” diye karşılık verdim ama o başını hafifçe sallayarak “Hayır,” dediğinde kısa bir sessizlik oldu ve bu sessizlikte onun beni çözmeye çalıştığını açıkça hissedebiliyordum. Günün sonunda Naz’ı tekrar gördüğümde bana bakar bakmaz “Anlat,” dedi ve ben de kısa bir tereddütten sonra “Yeni biri geldi,” dedim, o da hemen “Yakışıklı mı?” diye sorduğunda gözlerimi devirdim ama cevap vermemem aslında yeterli olmuştu çünkü gülümseyerek “Tamam, anladım,” dedi. Ona Selçuk’un farklı biri olduğunu söylediğimde ise bu sefer ciddileşerek “Dikkatini dağıtan biri senin için tehlikelidir,” dedi ve bu sözler gün boyunca hissettiğim o garip hissin aslında ne olduğunu anlamama neden oldu çünkü ilk defa… gerçekten dikkatimin dağıldığını hissediyordum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

64okunma 6beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18