9. bölüm · Ember Thorne/Lee Heesung

8

✨🎀Lee Byeol🎀✨

Sabah ışıkların yüzüne gelmesi ile yüzünü ekşitti. Ve yüzünü yastığa gömdü. 'Kafam çok ağrıyor. Hepsi senin suçun. Esmer vampir.' İç çektim kulağına eğildim. ''Özür dilerim.'' Saçını öpünce bana baktı. Ama sanki 'ne yapıyorsun?' gibiydi. Ardından beni yataktan aşağı itti. Ve gülmeye başladı. Ama fazlasıyla gülüyordu. 'Çok zayıfsın.' Yanıma gelip beni kaldırmak için elini uzattı. Uzattığı eli tutup üstüme çektim. ''Sana karşı ise kabul ediyorum bunu.'' Güldü ve kalkmak için direndi. ''Çok inatçısın.''

'Evet o zaman bırak beni.' Kalktı ve iç çekti. 'İşim var bugün öğlen bizim yerde şarkı söylemeye gideceğim.' Kalktım ve ona baktım. ''Nasıl?''

'Şarkıyı söylemeye gideceğim.' Kafamı salladım. ''İyi görüşürüz. Aşağıda küçük çilli.'' Yanında duran hançeri yanıma attı. 'Bir daha küçük dersen bu defa acımam.' Gülümsedi. 'Görüşürüz esmer şeytan.'

Aşağı inerken Niki ile karşılanmıştık. 'Bizim yamyam ile sevgili olmuşsun.' Güldüm. ''Yamyam da iyiymiş güzel lakap. Öyle oldu. Karmaşık biraz anlatırım.'' Güldü ve koluma vurdu. 'Öptün mü lan kızı hiç? Yapmadım demi surata bak.' Kahkaha atmaya başladı. Bende göz devirip yürümeye. Jake ve Seungmin de bize baktı. 'Kimi öptü mü hiç?' Tüm saray nasıl öğrendi diye sormak hata. 'Inha'yı. Şu beyaz saçlı kız var ya o.'

Ikiside şaşırıp bize baktılar. 'İyi ki zehirlendim neler kaçırmışız.' Jake güldü ve yürümeye devam etti. 'Nasıl oldunuz sevgili? Çok inatçı birine benziyor çünkü.'

''Öyle biri çünkü.'' Güldüm ve yürümeye devam ettim. 'Fazla belli etme ama bu kadar sevdiğini.' Hoon arkadan geldi ve omuzuma vurdu. 'Sonunda oküzlüğü bırakıp kıza iyi davrandın. Alkış.' Gerçekten alkışlamaya başladı. Digerleride aynı şekilde. 'Onu bunu geçtim de elinde neden hançer var.'

''Inha'nin unutmuş sabah.'' Sunghoon geldi ve güldü. 'Emin misin? O asla bırakmaz elindeki hançeri. Sana attı değil mi?' Kahkha atmaya devam etti. ''Hoon acaba kaçmak ister misin?'' Kafasını olumsuz anlamda salladı. 'Yok senle dalga geçmek daha hoş.'

'Ee şimdi Jay kızı öptün mü?' Şaşkınlık ile arkamı döndüm. ''Hayır. Günaydın lordum. Siz nasıl duydunuz?''

'Saray benim kulağımın tamamı sence.' Gülmeye devam etti ve elini omuzuma atıp yürümeye başladı. 'E hançeri ben veririm. Görüşürüz.' Heesung elimdeki hançeri alıp güldü. Hâlâ bir lord mu yoksa gıcık bir çocuk mu belli değildi. Gülerek Hoon'da omuzuma kolunu attı ve yürümeye devam ettik.

//Heesung//

Etrafa bakınmaya başladım. Bu hayatta en sevdiğim kandan çok sevdiğim bir şey varsa o da Jay'isinir etmektir. Inha'yı ararken dışarıda bu defa ok dışında hançer atışlarını denemesi yapıyordu. ''Günaydın Inha.'' İrkildi ve bana baktı. 'Günaydın Lordum.' Hafif eğildi ve gülümsedi. Elimdeki hançeri uzattım. ''Jay'den aldım unutmuşsun dedi. Biraz dinlen sende.'' Elimdekine şaşkınlık ile baktı. 'Evet. Olur lordum.' Gülümsedi ve yanıma oturdu. ''Geçen kavga etmişsiniz.''

'E şey... Öyle oldu ya. Cidden bazen dediklerini duymuyor.' Gülümsedi. ''E nasıl özür diledi. Merak ediyorum gerçekten.'' Bana baktı ve gülmeye başladı. ''Güldüğüne göre komikti.''

'Yani öyleydi. Gelip beni kurtardı daha doğrusu kaçırdı. Sonra da özür dileyip sevdiğini söyledi. Aslında başta korktum. Belki kendini kurtarmak için diyordur diye.' İç çekip arkasına yaslandı. 'Gerçi hâlâ korkuyorum. Sebepsiz ama korkuyorum. Yine sevdiğim biri gidecek diye sanırım.' Elimi omuzuna koydum.

''Korkunç olduğunu biliyorum. Ama inan bana Jay senden vazgeçmez. Onun öyle kaba saba olduğuna bakma. Seni sevdiği her halinden belli.'' Gülümsedi. ''İnan bana tokat atmışsın. İzi geçmemiş. Bir kaç dakika içinde geçer hatta saniye içine işlemiş.'' Kahkaha attı. 'Bu benim için uç nokta sanırım iyi dalga geçerim.' Gülmeye devam ederken sakinledi ve bana baktı.

'Bugün bizim kasabanın vampirleri anmak için festivali var. Gerçi bu defa dönüşünüzü kutlamak ve eğlence için. Şey acaba sizde gelmek ister misin?' Gülümsedi. 'İnanın bana size ihanet etmeyen kasabalardan biri. Hatta zamanında benim vampir bir arkadaşım da vardı. Sizi de davet etmek istedim saraydakiler ile birlikte. Bu sene bende gösteride yer alacağım. O yüzden sizi görmek benim için bir onur olur.' Gülümsedi ve otururken hafifçe eğildi. ''Ani oldu biraz ama kabul.'' Heyecan ile gülümsedi. 'Çok teşekkür ederim.' Bir anlığına bana sarıldı. 'Gerçekten teşekkür ederim.' Gülümsedim. ''Sorun değil o zaman git hazırlan bize yeri söylemen yeter. Ben gelirim.'' Kafasını salladı ve benden ayrıldı. 'İzniniz ile benim vaktim gelmiş.' Hızla eğilip kasabaya yürümeye başladı

Sarayın içine yürürken Jay ile göz göze geldik. 'Hançer nerde? Ve o nereye gidiyor tek başına?'

''Hayatta söylemem yerini.'' Gülmeye başlamam ile iç çekti. ''İkisinin de.''

'En doğrusu lordum.' Hoon arkadan gelip güldü. 'Cidden benim akli dengemi zorlamak için varsınız.' Jay yarı sinir yarı somurtkanlık ile bizden ayrıldı. ''Noldu buna?''

'Bilmem bir anda böyle oldu...' Hoon bana baktı. 'Acaba sizi mi kıskandı? Inha ile uzun uzun konuşmanızı falan. Birde Inha tam sana sarılırken gördü.'

''Cidden mi? Olabilir genelde kıskanç biri. Ama bu beklenmedik.'' Gülmemi tutamadım. ''Neyse artık bir şekilde konuşup hallederler bence.'' Arkamdaki Jay'i görmemiştim ama Raylie'yi kesinlikle görmüştüm. Acaba oda kıskanmış mıdır? Güldüm ve Hoon'dan ayrılıp Raylie'nin yanına geldim. Kızlar ile konuşuyordu.

''İzniniz ile arkadaşınızı alıyorum.'' Raylie'nin elini tutup yürümeye başladım. 'Nereye gidiyoruz?' Yürürken sordu.

''Burda durabilirim sanırım. Uzun zamandır konuşmadık. Konuşalım istedim.'' Yüzünde hafif burukluk ifadesi vardı. Ne kadar gizlemek istede duruyordu. ''Sor hadi.''

'O İblis Kral... yine gelir mi sence? Bu defa ne yapacağız? Askerlerin yara aldı mesela.' Biraz tereddüt etti ve kafasını yere indirdi. Elimi çenesine koyup bana bakması için kaldırdım. ''Sence sizi ona verir miyim? Beni kurtaran birine sözüm var bu yüzden isterse beni öldürsün yaşamanı sağlayacağım.'' Gülümsedim ve kulağına eğildim. ''Ne olursa olsun seni onlara vermeyeceğim. Ve beni kıskanmaman hoşuma gitti.'' Yavaşca yanağını öptüm. Ve geri çekildim. ''Şimdi hazırlanın festivale gideceğiz. Ve görüşürüz matmazel.'' Hafifçe eğildim ve odama yürümeye başladım.

//Raylie//

Öylece olduğum yerde duruyordum. O az önce beni öptü mü? YANAĞIMI MI ÖPTÜ O? BIR LORD... BENIM YANAĞIMI ÖPTÜ. HEMIDE VAMPIR LORDU. HEESUNG.

Kendimi sakinleştirmek için uğraştım ve kızlara haber vermek için gittim. ''Şey festivale gidecekmişiz sizde hazır olun dedi Lord.''

'Senin yanakların niye kızarmış?' Shu gülümseyip bana yaklaştı. 'Hemen gidelim yürü hadi.' Ryu hızla beni ittirmeye başladı. Arkada Sunghoon ve Hee-jo konuşarak yürüyorlardı. Dallia da bizden ayrı Niki ile başka bir tarafa gitmişti. Kısaca ayrılmıştık hepimiz. Yine üç kız baş başa kalıp olanları anlatırken Shu'nun bize bakyaj ve saç yapması ile geçirdik. Akşamüstü Dallia ve Hee-jo da gelmişti. Shu'nun eli yetenekliydi hepimizin makyajımızı ve saçlarımızı yapıp gülümsedi.

Festival alanına geldiğimiz gibi bir coşku ile bize bakan kasaba ile karşılaştık. Çoğu yaşlı kişi Heesung'un yanına gelip onunla konuşmaya başladılar. Bizde yanımıza gelen Inha ya baktık. 'Hoş geldiniz!' Sesinde kocaman bir neşe vardı aşırı mutlu duruyordu. Üstünde harika kırmızı bir kıyafet giyiyordu. 'Çok güzel duruyorsunuz. Sizi bir masaya oturatalım.' Gülümsedi. ''Sende çok güzel olmuşsun.'' Hafifçe eğildi ve bizi bir masaya oturttu. 'Biraz alan kullandığımız için geniş ve iç içe duruyoruz. Yani masalar sahneye biraz yakın bu yüzden.' Inha gülümserken arkadan biri daha geldi ve elini Inha'nın omuzuna koyup gülümsedi. 'Merhabalar leydiler ve beyler. Masada şarkı listeleri var. Kim hangi şarkıyı söylüyor yada dans ediyor hepsi yazıyor. Şimdiden geldiğiniz için teşekkürler.' Konuşurken elini Inha'nin omuzundan ayırmadı. İkiside sahneye doğru konuşarak gitmeye başladılar. Önümdeki listeye baktım.

Açılış şarkısı: Look At Me
- Inha
_...
-...
Wild Side:
- ...

Real Man -Inha
Bubblegum B*tch - Inha
.

...
...
Kapanış şarkısı: Suzume
-Inha
-....
-....

Güzel duruyordu. Gelenleri masalara oturtmak ve geri kalan işlere koşuşturmaca ile zaman harcadıkları belliydi. Omuzuma koyulan kol ile irkildim. Heesung yanıma oturmuş bana bakıyordu. 'Güzel bir kasabaymış.' Hapimiz aynı anda kafamızı salladık. 'Baya güzelmiş.' Sunghoon gülümsedi ve Hee-jo ya sarıldı.

'Sayın baylar ve bayanlar festivalimizin müzik eglencesinşimdi başlıyor. Lütfen yerlerinize oturunuz.' Gelen anos ile etrafa ayakta duran herkes oturmuştu. Şarkı ile sanırım ekibin tamamı çıkmıştı. Ama gözlerim Inha'nın üstündeydi. Sevimli bir halde dans ediyordu ve şarkı söylüyordu. Şarkı bittikten sonra soluklanmak için yanımıza geldi. 'Geldiğiniz için teşekkür ederim hepinize.' Deyip eğildi ve sandalyenin birine oturdu. Aşırı mutlu görünüyordu.

Bir iki şarkı sonra yine Inha ayaklanmıştı ama bu defa o söylemiyordu sadece şarkının son kısmında biri ile dans ediyorlardı. Az önce bizim masaya gelen çocuk ile. Arkadaş oldukları çok belliydi. Dans ederken kendini gülmemek için tutuyordu çünkü. Daha sonrasında Inha'nın kendi solo şarkılarına gelmişti. Kıyafeti yine değiştirmişti. Başta bize baktı ve el hareketlerine bakmamizi istedi çünkü şarkı sonuna doğru festivalde olan herkes bu el hareketini yapıyordu.

İkinci solosunda ise mikrofonu eline alıp sahneden indi ve öyle söylemeye başladı. Fazlasıyla eğleniyordu. Dışarıdan çılgın gibi duran biriydi ama yüzündeki ifade çok güzeldi. Bizim masaya geldiğinde ona en yakın olan Jake'i kaldırıp dans etti. Şarkıyı söylerken gözünü Jay'den ayırmamıştı. İnsanlar da onunla dans ediyordu. Onun bu rahatlığı çok güzeldi. 'Bu kızın tahtaları eksik diyordum ben.' Niki gelen ikinci kere gelen Inha'ya baktı. Inha Jay in yanağını öptü ve gülümseyip geri şarkı söylemeye devam etti. Ve bitince yanımıza oturdu.

'Baya yeteneklisin Inha.' Minho'nun sözleri ile Inha gülümsedi. 'Teşekkürler. Danslar kadar zoru yok ama.' Sahneye çıkan arkadaşını görünce gülümsedi. 'Bugün fazla heyecanlı umarım iyi geçer.'

'Ne?' Dallia merak ile sordu. 'Sevgilisine evlilik teklifi edecek. Tüm gün bu anı bekledik cidden.' Yüzünde kocaman bir gülümseme ile arkadaşını izlemeye devam etti. Şarkının sonuna doğru gerçekten kızın önünde eğilmiş ve evlilik teklif etmişti. Inha en önde onları alkışlıyor gibiydi. Jay de, Inha'yı izlemek ile meşguldü.

Son kapanış şarkısı için her yeri hazırlamışlardı. En aşağıda bir mikrofon ve arkalarda ise fazlaca mikrofon dizilmişti. Inha bu defa mavi bir elbise ile selam verdi. 'Bu güzel anda bizimle beraber olan herkese ve Lord Heesung'a teşekkür ederim. Bizi izleyip dinlediğiniz ve desteklerinizi esirgemediğiniz içinde. Bu şarkı benim için özel bir şarkı umarım sizin de kalbinize dokunur.' Tüm halka karşı doksan derecelik eğildi ve geri mikrofonun başına geçti. Arkada sabahtan beri şarkılarını çalan ekip ve şu zamana kadar gösteri yapan herkes dizildi. Inha en aşağıda şarkıya başlamak için bekledi herkes hazır olunca şarkıyı söylemeye başladılar.

Şarkıyı dinlerken gerçekten tüylerim ürpermişti. Arkada olan o sesler. Onun dışında Inha'nın sesi. Büyüleyici bir tondaydı. Şarkının sonlarına doğru gözlerini dolduğu her halinden belliydi. Şarkıyı bitirdikten sonra da son kez eğilip arkasını dönmüştü. Gözlerini silmesinden ve nefeslerinden ağladığı belli oluyordu. Bunu tek ben fark etmemiştim sanırım. Jay kalkıp hızla yanına gitmiş ve ona sarılmıştı. Ne ara böyle oldular bilmiyorum. Gün boyunca Inha ile konuşma fırsatım da olmamıştı.

Inha, Jay'in ona sarılması ile biraz olsun sakinlemis duruyordu. Üstünü değiştirip geri geldiğinde Shu ve ben hızla yanına gittik. ''İyi misin?''

'Evet sorun yok. Biraz duygusal boşluğuna denk geldi.' Gülümsedi ve kolumuza girdi. Ryu da yanımıza hızla geldi. 'İyi misin Çilli?' Kafasını tekrar salladı.

'İyiyim. Sadece özeldi benim için şarkı o yüzden.' Durdu ve arkamızdan gelen bizimkilere baktı. 'Size annemin öldüğünü söylemiştim ya. Ölmeden önce söylediği son şarkıydı bu.'

İçim parçalanmıştı resmen. Ama yüzümden gülümsemeyi çekmedim. Oda aynı şekilde gülümsemeye devam etti. 'Yani sorun yok. Ve sizce kıyafetlerim nasil-'

'Konu degistirmede üstüne yok.' Ryu güldü. Ve Inha'nin saçlarını okşadı. 'Ama kıyafetlerin çok güzeldi. Ve anlat bakalım Jay ile aranda noldu?' Inha duraksadı. Ve yüzü kızardı. Ve olanları anlattı. Sakince yürürken olanları anlattı ve gülümsedi. Shu, Ryu ve bende dinlerken çok mutlu olmuştum. Gerçekten birbirlerine yakışıyorlardı. Zaten yol boyunca Jay ona bakıyordu. Taşlı yoldan geçerken bir iki kere Inha takılmıştı. Ayağında topuklular vardı. Değiştirmeye vakti olmadığını söyledi. Yürürken bir iki kere bu yüzden takıldı.

Arkadan Inha'nin omuzuna dokunan el ile durdu. 'Inha'yi almam lazım bir.' Yanına çekti ve gülümsedi. Bir süre sonra Inha'yı kucağına aldı ve saraya kadar geldiler. Inha'nin yüzü epey kızarmıştı. Ve Inha yine Jay'in kucağında kalmıştı. Hatta Jay yine odasına gidiyorlardı. Heesung da bana selam verdi. Ve uyumadan eğildi ve tekrar yanağımı öptü. HERKESİN İÇİNDE. Ve gitti. Uyumadan önce bu daha rüya gibi gelmişti.

1833 Kelime

Umarım bölümü sevmişsinizdir.

En sevdiğiniz yer?

En sevdiğiniz söz?

Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın.

Inha Kiyafetleri