Elzem:Son Durak kitap kapağı

7. bölüm / 8

Elzem:Son Durak

Kırılma Noktası

Vaveyla Yazarı: Duru .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: Kırılma Noktası

7. BÖLÜM: KIRILMA NOKTASI
“Kıskançlık, sessiz bir mermidir; hedefi vurup vurmadığını ancak kan aktığında anlarsın.”
Kahvaltının geri kalanı, o garip "yakışıyorsunuz" yorumunun gölgesinde geçti. Ediz, bir yandan kahvesini yudumlarken bir yandan da sanki kafasında binbir tilki dönüyormuş gibi uzaklara bakıyordu. Sessizliği bozan yine o oldu. Sesindeki o flörtöz tını gitmiş, yerini daha ciddi ve bir o kadar da sorgulayıcı bir ton almıştı.
"Gece müsait misin?" diye sordu, gözlerini doğrudan gözlerime dikerek.
Lokmam boğazımda kalır gibi oldu. Lidya’ya verdiği o "gece gelirim" sözü aklıma gelince içimdeki o patavatsız kız yine savunmaya geçti. "Değilim," dedim kestirip atarak. "Hatta hiç müsait değilim."
Ediz kaşlarını çattı, elindeki kahve fincanını tabağına sertçe bıraktı. "Ne işin var acaba?" dedi, sesi bir sorgu odasındaymışız gibi soğuklaşmıştı. "Yasmin’le yine kütüphanede tozlu raflar arasında şiir mi kovalayacaksınız?"
"Hayır Karaalp, bu sefer yanıldın," dedim, omuzlarımı dikleştirerek. "Bir erkek arkadaşımın doğum günü var. Yanlış anlama hemen; sevgilim falan değil, çocukluk arkadaşım. Yasmin’le beraber oraya gideceğiz. Eğleneceğiz, pasta keseceğiz, yani senin pek anlamadığın o normal insan aktivitelerinden birini yapacağız."
Ediz’in yüzündeki ifade bir anda değişti. O alaycı sırıtma silindi, yerini kaskatı bir öfkeye bıraktı. Çenesi kasıldı, ellerini masanın üzerinde yumruk yaptı. O an masadaki porselenlerin bile titrediğini sandım. Gözlerindeki o karanlık parıltı, ormanda silahını çıkardığı andaki kadar tehlikeliydi.
"Erkek arkadaş," diye tekrar etti, kelimeyi sanki ağzında zehirli bir şey varmış gibi telaffuz ederek. "Doğum günü... Ve sen o daracık beyaz elbiselerinden birini giyip oraya mı gideceksin?"
"Sana ne Ediz?" diye çıkıştım, sesim titrese de geri adım atmadım. "Senin gece Lidya ile 'yarım kalan işlerini' bitirme planın varsa, benim de arkadaşımın doğum gününe gitme planım var. Adaletli bir dağılım, değil mi?"
Ediz aniden masaya doğru eğildi, aramızdaki mesafeyi tehditkar bir şekilde kapattı. "Adalet benim lügatimde yok Elzem, bunu hala öğrenemedin mi?" dedi, sesi fırtına öncesi sessizlik gibiydi. "O partiye gitmeyeceksin. Hele ki bir 'erkek arkadaş' için... Benim sabrımla oynama, o doğum gününü bir cenaze törenine çevirtme bana."
İçim ürperdi. Ediz şaka yapmıyordu. O an anladım ki, Ediz Karaalp için kıskançlık sadece bir duygu değil, kontrolünü kaybettiği tek savaş meydanıydı.
"Gideceğim!" dedim, sesimi masadakilerin duyabileceği kadar yükselterek. "Kiminle nereye gideceğime sen karar veremezsin Karaalp. Sen benim ne babamsın ne de sahibim!"
Ediz yerinden bile kıpırdamadı ama bakışları öyle bir hal aldı ki, sanki masadaki o çelik bıçaklar havada süzülüp kalbime saplanacaktı. "Çok beklersin," dedi, sesi fısıltı kadar alçak ama bir balyoz kadar ağırdı. "O kapıdan adımını attığın an, o arkadaşının doğum günü mumlarını değil, senin için yaktığım ağıtları dinlersin. Beni deneme Elzem, gerçekten deneme."
"Sen tam bir zorbasın! Kendi hayatında her türlü pisliği yapıp bana gelince aslan kesiliyorsun! Nefret ediyorum senden!" diye bağırdım. Ama Ediz o kadar korkunç ve karanlık bakıyordu ki, içimi bir ürperti kapladı. Gözlerindeki o çiğ öfke, her an bir patlamaya dönüşebilirdi.
Daha fazla bu gerilimi kaldıramayacağımı fark ettim. "Tamam!" dedim hırsla. "Gitmiyorum! Lanet olsun, gitmiyorum! Ama senden gerçekten nefret ediyorum!"
Gözyaşlarımın akmasına izin vermeden sandalyemi itip ayağa kalktım. "Ben arabadayım!" diye ekleyip, restoranın o lüks ve boğucu havasından koşarak çıktım. Dışarıdaki taze havayı ciğerlerime çekerken topallayarak o siyah spor arabaya ulaştım ve kendimi sağ koltuğa attım. Kapıyı öyle bir çarptım ki araba sallandı.
Birkaç dakika sonra Ediz, restorandan ağır adımlarla çıktı. Hesabı ödemiş, dudaklarının arasına bir sigara yerleştirmişti. Omuzlarındaki o rahatlık, az önceki fırtınanın sahibi o değilmiş gibi sinir bozucuydu. Sürücü koltuğuna bindi, sigarasından derin bir nefes çekip dumanı açık camdan dışarı üfledi. Motoru tek bir hamlede kükreterek çalıştırdı.
Araba hızla yola koyulurken ikimizden de ses çıkmıyordu. Ben kollarımı göğsümde kavuşturmuş, camdan dışarı bakıyordum. Tam o sırada Ediz, vitesin üzerindeki elini yana açtı ve bakışlarını yoldan ayırmadan, "Elini elimin üstüne koy," dedi.
Şaşkınlıkla ona döndüm. "Ne?"
"Duyduğun şeyi yap Elzem. Elini, elimin üzerine koy," dedi tekrar. Sesi bu sefer emredici değil, tuhaf bir şekilde davetkar ve pürüzlüydü.
Hâlâ öfkeliydim, kalbim hâlâ kırgındı ama Ediz’in o pürüzlü sesindeki tuhaf tını, irademi bir mum gibi eritti. "Nefret ediyorum senden," diye fısıldadım ama yine de elimi yavaşça vitesin üzerindeki elinin üzerine koydum.
Parmaklarımız birleştiği an, Ediz’in kaskatı kesilmiş omuzlarının gevşediğini, derin bir nefes alarak rahatladığını fark ettim. Elimi sıkıca kavradı; sanki bırakırsam oradan uçup gidecekmişim ya da o yine o karanlık boşluğa düşecekmiş gibi... Yol boyunca tek bir kelime etmedi ama elini elimden bir an bile çekmedi.
"İlk benim eve uğrayalım," dedi, sesi artık daha durulmuştu. "Oradan bir şey almam lazım, sonra seni eve bırakırım."
Şehrin gürültüsünden tamamen kopmuş, yüksek duvarlarla çevrili, devasa ve modern bir malikanenin önünde durduk. Bahçesindeki her bir ağaç bile "servet" diye bağırıyordu. Kapılar otomatik olarak açıldı. Arabadan indik ve o devasa cam kapılardan içeri girdik.
Evin içi de dışı kadar soğuk ama büyüleyiciydi. Minimalist, koyu renklerin hakim olduğu, her köşesi lüks kokan bir yerdi. Ediz ceketini koltuğun üzerine fırlattı.
"İstediğin gibi takıl, odalara bakabilirsin. İşim kısa sürer, birazdan çıkarız," dedi ve merdivenlere yöneldi.
Ben ise şaşkınlıkla ortada kalmıştım. "Kiralık katil malikanesi de böyle oluyormuş demek," diye mırıldandım patavatsızca. Ayaklarım beni merdivenlere, o gizemli odalara doğru sürüklemeye başladı. Her kapı, Ediz Karaalp’in bilinmeyen bir yönüne açılıyor gibiydi. İlk kapıyı yavaşça araladım; burası devasa bir kütüphaneydi. Tavana kadar uzanan raflar tozlu değil, aksine çok düzenliydi.
"Vay canına, gerçekten kitap okuyor mu bu adam?" diye düşündüm. Bir sonraki odaya doğru ilerledim. Merakım, korkumun önüne geçmişti. Ediz’in mahremine, o buzdağının görünmeyen kısmına adım adım yürüyordum.
Koridorun sonundaki o ağır, füme rengi kapıyı yavaşça ittim. İçerisi Ediz gibi kokuyordu; pahalı bir parfüm, hafif tütün ve o kendine has erkeksi koku... Odanın ortasındaki devasa yatak, odayı tamamen domine ediyordu. Ayaklarımın dermanı kesilmiş gibi yatağın kenarına oturdum. Oda o kadar sessizdi ki, kendi kalp atışlarımı duyabiliyordum.
Birkaç dakika geçmemişti ki kapının eşiğinde o belirdi. Ediz, gömleğinin kollarını dirseklerine kadar katlamıştı. Adımları bir avcı kadar sessizdi. Arkamdan yaklaşıp yatağın benim oturduğum tarafına, hemen yanıma çöktü. Yatağın ağırlığıyla hafifçe ona doğru meyillendim.
Daha ne olduğunu anlayamadan, güçlü kollarını belime doladı ve beni tek bir hamlede kucağına, kendi dizlerinin üzerine çekti. Nefesim boğazımda düğümlendi, ellerimi refleksle geniş omuzlarına koydum. Gözleri, en karanlık ormanlardan bile daha derin bir siyahlıkla yüzümde gezindi.
"Gerçekten..." dedi, sesi pürüzlü ve bir o kadar da yakıcıydı. "Gerçekten benden nefret mi ediyorsun Elzem? Az önce restoranda bağırdığın o kelimeler kalbinden mi çıktı, yoksa sadece beni durdurmak için miydi?"
Yüzü yüzüme o kadar yakındı ki, kirpiklerinin her birini tek tek sayabilirdim. Kucağındaki sıcaklığı, omuzlarındaki gücü ve yaralı omzunun hafif sızısını hissederken "evet" demek her zamankinden daha zordu.
"Nefret etmek kolay değil mi?" diye fısıldadım, bakışlarımı dudaklarına kaydırıp sonra hızla gözlerine çekerek. "Çünkü seni sevmek... Seni sevmek uçurumdan aşağı bakmak gibi Ediz. Her an düşebilirim."
Ediz’in dudaklarının kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı; bu seferki sırıtmada alay yoktu, sadece saf bir sahiplenme vardı. "O zaman bırak düşelim," dedi sesi fısıltıya dönerken. "Ben seni aşağıda tutarım."
Ediz, bu itirafla birlikte kucağındaki varlığımı daha da sahiplendi. Aramızdaki o elektrikli gerginlik, odanın havasını tamamen değiştirmişti. Ediz, burnunu yavaşça burnuma sürttü; bu kadar sert bir adamın bu denli zarif ve yakıcı bir hareket yapması ruhumu sarstı. Sıcak nefesi dudaklarıma çarparken, mantığımın son kırıntılarıyla direnmeye çalıştım.
"Ediz... Eve gitmem lazım..." diye inledim, sesim bile kendi ihanetimi haykırır gibi güçsüz çıkmıştı. "Bekliyorlar... Kıyamet kopacak."
Ancak Ediz’in durmaya niyeti yoktu. "Bırak kopsun," diye fısıldadı ve bir anda dudaklarıma yapıştı.
Bu öpücük, az önceki tartışmanın tüm hırsını, iki haftalık özlemi ve o dile dökülemeyen her şeyi barındırıyordu. Ediz, beni yavaşça yatağın yumuşak zeminine bastırdı. Kollarını iki yanıma dayayarak tüm ağırlığını ellerine verdi; üzerimde koca bir gölge gibi duruyor ama bana zerre ağırlık vermiyordu. Sanki beni ezmekten korkan bir dev gibiydi.
Gözlerimi kapattığımda sadece onun kokusunu ve dudaklarının yakıcı sıcaklığını hissediyordum. Elleri yanlarımda, yatağın çarşaflarına sıkıca tutunmuştu. Öpmeye devam ederken, dünya dışarıda durmuş, zaman o odanın içinde asılı kalmıştı. Ne Yasmin, ne kuzenim Rüya, ne de teyzemin o bitmek bilmeyen dırdırı... Hiçbiri o an bu odanın eşiğinden içeri giremezdi.
Ediz geri çekilmeden, dudaklarımın üzerinde fısıldadı: "Gitmene izin verdiğimi kim söyledi Özdemir?"
Dakikalar, o yoğun tutkunun içinde birer saniye gibi akıp geçerken, odanın sessizliğini bu kez benim telefonumun o kulak tırmalayan melodisi bozdu. Ediz, dudaklarını boynumdan ağır ağır çekip, gözlerini gözlerime dikerek duraksadı. İkimiz de nefes nefeseydik.
Arayan Zelal ablamdı.
Ediz, üzerimden çekilmeden ama bana hareket alanı tanıyarak dirseklerinin üzerinde hafifçe yükseldi. Titreyen ellerimle telefonu açtım.
"Efendim abla?" dedim, sesimin titremesini engellemeye çalışarak.
"Elzem, üniversiteye geldim seni sürpriz yapıp okuldan alayım, oradan da alışverişe geçeriz diye düşündüm ama..." Ablamın sesi sorgulayıcıydı. "Danışmadaki kız senin bugün hiç gelmediğini söyledi. Neredesin sen?"
Gözlerim, hemen üzerimde beni izleyen Ediz’e takıldı. Ediz, ne diyeceğimi merak ederek tek kaşını kaldırmıştı. O an zihnimdeki kurgu yeteneği devreye girdi.
"Abla... Şey, Yasmin çok kötüleşti," dedim, yalanın içine biraz endişe katarak. "Sabah okula giderken yolda bayılacak gibi oldu. Onu hemen eve götürdüm, tansiyonu düşmüş. Şimdi başında bekliyorum, uyuyor. Yasmin’in annesi de şehir dışındaymış, onu bu halde bırakamam."
"Hadi ya, geçmiş olsun. E ne zaman gelirsin eve?"
Ediz’e baktım. Gözleriyle kapıyı işaret edip sonra yatağı gösterdi ve başıyla hafifçe, "kal" der gibi onayladı. Dudaklarını oynatarak "Yarın sabah," dedi sessizce.
Yutkundum. "Abla, Yasmin’in durumu pek iyi değil, gece ateşi falan çıkarsa diye korkuyorum. Sanırım bu gece burada kalacağım, yarın sabah erkenden gelirim eve. Teyzeme de bir şey uydurursun artık, ne olur beni yakma."
Ablam derin bir nefes verdi. "Tamam, tamam... Teyzeme 'Yasmin'de ders çalışacaklar' derim. Yarın sabah erkenden evde ol ama!"
Telefonu kapattığımda Ediz’in yüzünde o zafer kazanmış, karanlık ama bir o kadar da çekici gülümseme vardı. Telefonu elimden alıp komodinin üzerine fırlattı.
"Güzel yalandı," dedi fısıltıyla, tekrar üzerime eğilirken. "Görünüşe göre yarın sabaha kadar tamamen benimsin, Özdemir."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

95okunma 45beğeni 6yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18