1. bölüm / 3
Ekmek kokusu1. Bölüm
Bölümler 3Şu an: 1. Bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yanan sobanın hışırtısı , duvara vuran gölgeler ,dışarıda usul usul yağan karın sesi dolduruyordu odayı. Huzur kokuyordu cemilin uyuduğu oda . Sarı papatyaların süslediği , Yeşil yaprakları , kenarı sökülmüş annesinin özenle diktiği eski yorganı tepesine kadar cekti usulca.
Kedisi Osman ayak ucuna kıvrılmış mırıl mırıl uyuyordu.
"Cemil kalk oglum ,hadi kahvaltı yapalım. Babana ekmek götür iş yerine ."
Annesinin billur sesi doldurdu yüreğini , nasıl yumuşak tı öyle. Heleki elinde camasır yıkmaktan , sararan tırnakları ..
Yinede mis kokardı cemilin annesi.
Anlında yılların yorgunluğu , sol yanağında zayıflıktan iyice içe gömülmüş gamzesi ,kestane rengi sacları vardı Ayşe kadının.
Ayşe kadın derdi ona herkes ,eşi cuma ,konu komşu böyle seslendirdi.
Selvi boylu , incecik beli vardı Ayşe kadının. Zaten bu lakapta ince belinden gelmişti ona. Ayşe kadın genc kızken babası kazım amca bahseden topladığı fasulyeri gösterip " bak aysem tıpkı sana benziyor . İnce uzun hemde bir okadar sağlam. İncecik o dallarda salınıp duruyor. Bir yandan okadar narin ki ıkı parmagınla çıt diye kırılıyor. "
Narindi Ayşe kadın hemde kırılgan...
Kıymetli babasının selvi narin kızı....
"Cemil kalk hadi bak gıdıklicam yoksa seni "
Cemil gömüldükçe gömüldü yorganın içine, mis gibi çörek kokusu sarmış tı çoktan heryeri.
"Anne ya ,azcık daha yatsam olmazmı? Hem okulda yok bugün."
" kalk hadi hayta oğlan , bak Osman da acıkmış. Hele babanın elleri buz tutmuştur şimdi çalışmaktan. Sıcak bi çörek götürde yesin garibim."
"Karda oynarmıyım anne ?"
" oynarsın ya hayta, kalk hele"
Hayta derdi ona annesi , baba hayta sülalesi olunca ,birde ilk erkek torun olması bu lakabı vermişti küçük cemile...
Yorganı bir kenara itip doğruldu cemil , kollarımı havaya kaldıran ennesinin kucağına atladı her sabah olduğu gibi.
İncecik kollarını doladı annesi cemilin bedenine ,sardı sarmaladı ...
Annesinin hazırladığı torbayı koluna takıp cıktı cemil yola. Sabaha kadar yağan kar tüm şehri beyaza boyamış, etrafı bembeyaz bir örtü kaplamıştı adeta. Derin bir nefes aldı Cemil, içine içine cekti buz gibi soğuk havayı. Bir ara genzi yandı is kokusundan. Her evin bacasından duman tütüyor, sokak kedilerinin ayak izleri çarpıyordu gözlerine. Ağaçların dallarında birikmiş kar yığınları düşüyordu her rüzgar estiğinde.
"Oh be ne güzel ,her yer bembeyaz oldu. Hemen babamın yemeğini verip azcık kızak bineyim " diye kendi kendine konuştu Cemil.
"Hem Samet ve Emine de gelir , bide kardan adam yaptık mı .."
Kendi kendine konuşurken coktan gelmişti bile babasının calıstığı dükkana. Kapının ağzında durup öylece babasını izledi.
Elimdeki testere ile tahtanın bir kenarını kesiyor ,o bitince zımpara ile yontuyordu kalan çapakları.
Bir sanatçı edasıyla şekil veriyordu agac parçalarına. Cemil hep hayranlıkla izlerdi babasını .
Cemil in babası Servet uzun boylu ,esmer ,saçlarına tek tük aklar düşmüş genc bir adamdı. Orta okulu bitirmeden babasının yanında marangozhanede calısmaya başlamış. Zamanında okumayı çok istesede, babası;
"senın elinde meslek var ,gel hele iş ögren . Okuyunca katip mi oluvericen basımıza ."
Diyerek almıs okuldan. İçi yanmış servet beyin fakat elden ne gelir...
Cemil uzun uzun izlemiş babasını.
" baba ,ben geldim "
" hos geldin cemilim ,gel hele "
Koşup babasının boynuna sarılmış ,tozlu yanaklarını elleriyle silip öpmüş babasını doya doya.
" yemek mi getirdin sen bana bakım "
" evet baba ,annem çörek yaptı , peynirde var yanında . Cay da yapım mı sana ?"
" dur hele kerata !"diyip oksamıs altın sarısı saçlarını.
" sen okadar büyüdün mü bakim ?"
" büyüdüm tabi ,hem okula bile gidiyorum artık. Bak sana tek basıma yemek bile getiriyorum . Gecen gün sevda teyzeye yardım ettim poşet taşımaya."
Sesli bir kahkaha attı servet bey.
" benim küçük yaramazım, büyüdün de bana çay demeyeceksin ha . Kurban olurum ben senin yumuk ellerine"
Kalkıp sobanın üzerinde ki kara demlikten iki bardak cay doldurdu servet bey.
Masanın üzerine sevdiği gazete kağıtlarının eşlik ettiği bir sofra hazırladı.
Çörek ,peynir ,zeytin birde ...
İnce belli bardagı nasır tutmuş elleriyle kavradı. Çayın sıcaklığına aldırış etmeden koca bir yudum aldı servet bey. Yumuşacık ev çöreğinden bir ısırık kopardı ,çiğnedi .
Öylece onu izleyen cemile kaydı gözleri .
Cemil Yeşil bir zeytini andıran boncuk gözlerle hala babasını izliyordu.
" Ne oldu hayta oğlan ,ne bakarsın öyle. De bakalım ,senin bi derdin var "
" yok baba ne derdim olsun. Öyle seni izliyorum sadece"
" hadi hadi ye ekmeğini bakayım. Böyle ekmek bulamazsın hiç bir yerde. Ananın ekmeği başkadır hayta. "
" baba ya bişey sorcam "
" sor bakalım hayta "
" sen neden hiç fırından ekmek almıyorsun? hep annemin ekmek pişirmesini istiyorsun . "
" hele kerataya bak ,ne oldu kıyamadın mı anacığına?"
Gülümsedi servet bey . Şefkat dolu gözlerle bakakaldı cemile.
" anam her gün ekmek yapıyo , hem yoruluyo ,hemde sobada ekmek yaparken elleri yanıyor. Sana demiyor ama ben biliyorum."
" ellerimi yandı annenin "
" yok öyle cok değil ama ,dün çok agladı anam . Elim sobaya değdi dedi ."
" boğazına takılan son lokmayı yutmaya calıstı servet bey. Oğlunun üzgün halini görünce göğsüne bir taş oturmuş gibi içerledi. Yerinden kalkıp kara demlikten bir çay daha doldurdu usulca. Cemil babasının her hareketini izlerken ,bir yandan paşa çayına attığı 4 kasık sekeri karıştırıyordu.
Çayını alan servet bey iskemleyi cemilin yakınına çekip yamacına oturdu.
" Gel bakalım hayta oğlan , şöyle dizime otur da sana neden ekmeği çok sevdiğimi anlatayım " dedi....
Bölüm etkileşimi
