1. bölüm / 2
EFZELKarşılaşma
Bölümler 2Şu an: Karşılaşma
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kitaptaki tüm karakterler
ve olaylar tamamen hayal
ürünüdür. Gerçeklikle hiçbir
ilgisi yoktur.
Şarkılar:
Sezen Aksu:Küçüğüm
Cem Adrian:Derinlerde
Bazen hayat tamamen bitdi dediğin yerde yeniden başlar.
Ve hiçbir şey canı acımış ve intikam duygusuyla yaşayan bir kadının küllerinden yeniden doğması kadar tehlikeli değildir...
Bazı çocuklar şanssız doğar. Bazı kızlar evlendiklerinde yanar. Bazı anneler evladı için dayanır. Bazı kadınlar susarken ölür...
En büyük çaresizlik ölmek için yalvardığın zamandır.
Hayatını mahv edenlerin ayaklarına kapanıp ölmek için diz çökmek nedir bilirmisiniz...
Ama bazen öldüğünde bile rahat bırakmazlardı. Ne yaşamama izin vermezlerdi nede ölmeme. Ne yapacaktım ben. Yaşayamıyordum. Ölemiyordum. Dört duvara sığamıyor, kafamın içindeki seslerin içinde boğuluyordum.
Bir insan rüyasında öldüğünü görürken sevinirmi?
Bir insan uyandığında öldüğünün rüya olduğunu anlayıp mahvolurmu?
Bir insan mahvolurken susarmı?
Bir insan aynaya bakarken kendini görmekten korkarmı?
Bir kadının içindeki çocuk çığlık atarken,kurtarılmak için yalvarırken duymazdan gelinirmi?
Bir kadın günahsızken ona bakılan gözlerin içi öfke ve nefret olurmu?
Ben Selin. Hayatdaki en büyük eziyetlere katlanmış, en büyük işkencelerini görmüş Selin.
Hem babamdan, hem kocamdan işkence gördüm. Hayatımı mahvetmişlerdi.Eşimle mutlu olacağımı sanarken meğerse hayatımı bir felakete sürüklemiş ve ondan bile işkence görmüştüm.
Ben daha çocukken hayatım bitmişdi. Babam beni hiç sevmiyordu. Bir insan evladını neden sevmezdi?
Annemse bizi bırakıp gitmişdi. Babam hiç acımazdı bana. Döverdi,dışarı atardı. Kemiklerimi kırardı hatta. O uyuduğunda eve geçer saklanırdım. Okumama bile razı değildi. Babam beni neden sevmezdi bilmiyorum. Bu hep kafamda soru işareti olarak kalmışdı.
Şimdi geçtik hayatımın kurtulduğunu zannetdiğim ama aslında mahvolduğu yere...
Babasından şiddet gören ama sevgi görmeyen bir kızın kurtulmak için hayatını kıyamete sürüklediği yere. Bundan tam 3 yıl önce hayatımın kurtulduğunu zannetdiğim ama aslında yok olduğu, babamın evindeki yumrukları mumla aramaya başladığım gün. Bir gün işe gitmek için sabah kalkmıştım ve aynanın karşısında omuzlarıma dökülen saçlarımı taramaya başladım. Beyaz ,solgun bir tenim vardı. Solgunluk yorgunluktandı aslında. Çenemin altındada babamın vurduğu yumruğun morluğu duruyordu. Onu kapatıcıyla kapatmaya başladım. Aynaya bakamıyordum çünkü ben aynaya her baktığımda kendimi gördüğümde, yani dağılmış bir binanın enkazını gördüğümde ağlardım. Göz yaşlarımı durduramazdım. Bunu kimse bilmezdi. Aynaya 5 saniyeden fazla bakamıyordum.
Kalkıp işe gitmeye başladım. İş yerim bir fabrikaydı . O fabrikanında sahipleri çok zengin,çok güçlü bir aileydi. Merden soyadının gücüyle yapamayacakları hiçbir şey yoktu.
Bildiğim kadarıyla bu ailenin bir oğlu vardı. Göz bebeği gibiydi. Adıda Tanerdi. Fabrikaya pek uğramazdı aslında. Ama o gün, hayatımın ikinci defa çöktüğü gün gelmişti. Hep o güne lanet ederdim. Lanet olsun o güne. O fabrikaya uğradığı gün ben işden çıkıyordum. O zaman ilk defa görmüştü beni. O arabayla ben yolda yürürken arkamdan gelip önümü kesmeye çalışıyordu. Sonunda bende durup arabaya şaşkınlıkla ve birazda öfleyle bakmaya başlamıştım. Arabasından inip yanıma geldi. Elini uzatdı ve
"Ben Taner çalıştığınız fabrikanın sahibinin oğluyum yani sahibide sayılırım" dedi.
Ben de şaşkınlığımı gizleyerek karşılık verdim "memnun oldum, Selin" dedim.
Şaşkınlıkla yüzüme bakarak "Selin, güzel isimmiş" dedi.
Bende gülümseyerek "teşekkür ederim" demiştim.
Bana bakarak "eve bırakabilirim istersen" demişti.
Bende "Babam görürse kızar aslında, teşekkür ederim" deyip yoluma devam etmişdim. Arkamdan koşarak numarasını vererek heyecanla "yinede eğer birşeye ihtiyacın olursa ara demişti" hafif gülümsemeyle yanıtlayıp teşekkür anlamında başımı kıpırdatmışdım. Aslında hayatımda ilk defa biri bana böyle davranmıştı. İlk defa bir erkek bana vurmamıştı,dövmemişti,hakaret etmemişti. Arkaya baktığımda arabasını sürüp gidiyordu. Sonraki gün işe gittiğimdeyse iş yerimin önünde durup yanıma gelmişti
"kızmayacaksan birşey söyleyeceğim"dedi.
Bende onaylamak anlamında başımı kıpırdatarak "tabi buyurun Taner bey" dedim.
Bana gülümseyerek " Eğer sende istersen senin için işten izin aldım benimle beraber bir restoranda yemek yermisiniz?"
Şaşkın ve ne diyeceğini bilmeyerek "Hiç gerek yoktu ne zahmet etdiniz çok teşekkür ederim" dedim.
Oda bana bakarak
"ne zahmeti canım " dedi.
Bende daha cevap vermemiştim ve heyecanla
"bilmemki"
"lütfen" dedi.
Bende
"bilmemki şimdi,babam biraz şey.." diye kekeledim.
Sözümü kesip
"Babanın haberi var. Kendisine demiştik. Hiç merak etme"
Kaşlarımı çatıp
"Ne? Nasıl? Nasıl haberi var?"
Sırıtarak
"Ee izin aldık bir türlü"
Şakınlığımı gizlemeyerek
"Benim babam nasıl izin verdi peki" dediğimde
"İzin verdi işte" diye gülümsedi. Sonra "Geliyorsunuz o zaman dimi?"
"Bilmem, hem daha sizi pek tanımıyorumki, neden geleyim?"
"Gel ya işte, ne olacak. Tanışırız işte" diye gülümseyerek arabayı gösterdi.
Çok iyi biriydi. Belkide onunla hayatımı kurtarır babamın eziyetlerinden kurtulurdum diye düşünmüştüm ama tam tersi oldu.
Restorana geldiğimizde bana bakarak hayranlıkla
"çok güzelsin" demişti.
Bende gülümseyerek
"teşekkür ederim " demiştim.
Bana "ben aslında oyalanmayı pek sevmem. İşi uzatmayıda sevmem. Birine karşı bir şey hiss edersem ona pat diye söylerim" dedi.
Bende şaşkınlıkla yüzüne bakıyordum.
Devam ederek "Bak Selin ben seni gördüğüm anda senden çok hoşlandım. İyi bir kızsın. Hemde görüyorum kendini böyle çok harcıyosun. İşten eve, evden işe çok yorucu oluyor" dedi.
Bende "anlamadım" diyerek şaşkınlığımı gizlemedim.
Bana bakarak "uzun lafın kısası seni seviyorum" demişti.
Çok şaşırmıştım. Hemde bir o kadarda sevinmiştim. Belkide her şey bitecekti. Her şeyi arkamda bırakıp şiddetten,hayvan muamelesinden kurtulup insan gibi görülecektim. Hayatımın kurtulmasını umuyordum.
Tanere dönerek "aslında..." derken sözümü kesip "ben çok ciddiyim evlenmeyi bile düşünüyorum" dedi. O kadar çok sevinmiştimki. Belkide evlenerek hayatımı cehennemden kurtara bilirdim diye düşünerek Tanere bakıp
"ben çok şaşırdım,böyle beklemiyordum" diyerek kekeledim.
Oda masadan kalkıp diz çökerek yüzük uzattı. Ayağa kalktım ve herkes bize bakıyordu.
Taner bana bakarak
"Benimle evlenirmisin" dedi.
Bende gözlerim yaşarmış bir şekilde yüzüğe ve Tanere bakarak başımı sallayarak onayladım.
Yüzüğü bana vererek ayağa kalktı ve bana sarıldı. Herkes alkışlıyordu. Bense çok mutluydum. İşte o gün o yüzük parmağıma takıldığı gün aslında hayatım karardı.
İki hafta içerisinde nikah kıyılıp,düğün oldu. Babam zaten dünden beni göndermeye hazırdı. Para bile aldı üzerimden.
O gün nikah kıyılıp imzaların atıldığı gün benim ölüm fermanımın imzalandığı gündü. Meğerse Tanerin yangından mal kaçırır gibi benimle evlenmeyi istemesi ailesinin düzgün ve ağzı var dili yok mümkünsede yoksul ve herşeye karşı sessiz kalan bir kızla evlenmesini istemesiydi. Oda bendim.
Çünkü onlara sadece bir erkek torun ve o torunu verecek bir gelin lazımdı. Düğünün bittiği gece yukarı doğru kalkıyorduk. Kendimi çok mutlu hiss ediyordum. İçimde kelebekler uçuşuyordu,nihayet şiddetten,zorlukdan kurtulmuşdum.
İşte o an saçımdan çekildiği için arkaya doğru düşmemi hiss etdim. Taner düşmemi engelleyerek saçımdan tutarak beni bir yere götürüyordu. Şaşkınlıkla "noluyo napıyosun" dedim. Bağırarak "Sus" dedi. Korkmuştum. Ağlamaya başladım beni bir odaya götürdü ve yere attı. Başımı kaldırdığımda Tanerin babası Fikreti gördüm. Etrafımda dönerek bir şeyler söylemeye başladı.
"Sen artık bizim malımızsın. Kalk dersek kalkarsın,git dersek gidersin. Sakın kendini bu evde hanım gibi hissetme. Sadece susacaksın. Ailemi hiç biryerde alçaltmayacaksın. Oğluma oğul verecek ve onu en düzgün şekilde yetişdireceksin." Dedi. Gözyaşımı silerek bakmaya başladım. Hiç bir şey anlamamıştım. Tekrar konuşmaya başlayarak "Eğerki kaçmak,bir yerlerde ağzından bir şey kaçırmayı düşünürsen ve buna yeltenirsen o sefil canını alıp her parçanı bir yere gömerim." dedi.
Bir anda bağırarak
"Anladınmı?" diye söyledi.
Ağlayarak başımı salladım.
Sonraysa Tanere
"Çek bunu gözümün önünden" dedi.
Taner tekrardan saçımdan çekerek odadan çıkardı. Sonraysa akıla bile durgunluk verecek zulümler başladı.
Tam 3 yıl geçti. Bir oğlum vardı. Bebekti daha. Ondan önceki hamileliğimde kız olacağını öğrendikleri için daha bebek doğmadan öldürmüşlerdi onu. Dünyam başıma yıkılmıştı. O kadar acı veriyorduki . Acımı yaşamaya bile izin vermemişdiler.
Ama bu ailede bir gariplik vardı. Zenginliklerini ve güçlerini neye borçlu oldukları konusunda her zaman şaşkındım. Tabi şirket işleriyle falanda büyümüş ola bilirlerdi ama onlar hakkında bazen uyuşturucu ve insan pazarlaması iddiaları, hatta teşkilat haline geldikleri bile söyleniyordu. Hemde neden bir kız değil sadece erkek çocuk istiyorlardı.
Her gün şiddet görüyor en ufak yanlışımdaysa türlü işkencelerle bayıltana kadar eziyet ederdiler. Taner beni asla eşi olarak görmezdi. Aldatırdı,döverdi tek bir kelime bile etmeme izin vermezdiler. Sadece iş görüşmesi yaptıkları aile yemeklerinde beni insan gibi görürdüler. Bizi hep mutlu bir aile gibi gösterirdiler ama aslında o tablonun içi çok başka ve karmaşıkdı.
Tanerin annesi İdil hanımda benim gibiydi. Oda çok eziyetlere katlanmış, çok işkenceler görmüş ama oda hep susmuştu. Taneri çok seviyordu. Bana en çok dokunan onunda benim gibi bir kadın olup ve bana çok çektirmesiydi. Keşke o bana bakıp biraz kendini görüp acısaydı, en azından o biraz bana destek olsaydı. Kadın kadının en büyük düşmanıdır lafıda buna derlerdi zaten.
Bir gün bir iş görüşmesi yapacaklarmış. Onun için aile yemeği olacaktı. Onların evine misafirliğe gidecektik. Hatta iş görüşmesi yaptıkları insan bir kadındı. Adıda Belgi Ertemdi. Çok güçlü bir kadındı. Özellikle bizimkilerle iş yapmayı seçmiş ve onun evine gitmemizde çok ısrar etmişdi.
Yarın akşam onlara gidecektik. Sabah kalktığımda oğlum Güneye yemek veriyodum. Aşağı indiğimde. Mutfakdan su alacakken dışarıdan sesler duydum silah sesi geliyordu. Sanki birini vurmuşlardı. Dışarı çıkıp baktığımda sesler artmışdı. Bir merakla dışarı bakarken bahçedeki küçük evde bir adamın sanki kanlar içinde yere düştüğünü gördüm. Sonraysa arkadan saçımdan çekildiğini hiss etdim. Yere düştüm, arkamdaki Fikretdi.
Bana sinirle bakıp
"Ne işin var senin burda" dedi.
Bende korkarak
"Şey efendim sadece sesler duydum " dedim.
Sözümü tamamlamadan vurduğu tokatla yere düşdüm.
Adamlarını çağırıp kolumdan tutmalarıyla yukarı çıkardılar beni. Ateşde ısıttıkları demiri yaklaştırdılar. Ağlayıp bağırıyordum. Çığlıklarım odayı kaplamıştı. Demiri yavaş yavaş yaklaştırıyorlardı. Sıcaklığını hiss etmeye başlıyordum. Kendimi geri çektikçe saçımdan tutup beni sabitlediler. Sıcak demiri omzuma vurdukları an öyle bir çığlık atdımki öbür odadan Güneyin ağlama sesleri duyulmaya başladı.
Sonraysa Fikret yaklaşıp ter içinde kalan saçlarımdan tutup "bir daha o küçük beyninle meraklanıp, dışarı çıkıp işlerimi gözetlersen seni ateşte eritip oğlunuda harcatırım" dedi. Sonraysa sırtıma tekme atıp "kalk git çocuğunu sustur"dedi.
Ağlayarak süründüm ve aksayarak kalktım. Yüzüm ağlamaktan su içinde ve sıcaklıktan ter içindeydi. Omuzumsa yanmış ve kızarmıştı. Aksayarak odama gittim. Kapıyı kapatıp kapıya yaslanıp ağlayarak yere düşmeye başladım. Omuzumda ağrı hiss etdiğim an bağırarak kendimi öne atıp yere düştüm. Sürünerek yatağın yanına geldim ve yatağın örtüsünü çekdim. Örtüyle ağzımı kapatıp bağırdım. Çünkü eğer bağırma seslerim duyulursa, onları rahatsız edersem bunun için bile canımı daha fazla acıtırlardı. Acı içinde çığlık atıyordum. Nefesim kesiliyordu. Gözyaşlarım örtünün üzerine dökülüyordu.
Odanın kapısı çalındı ve evin hizmetli kadını
" yardımcı olayımmı "diye kapıyı açtı.
Bir şey demeden ona bakıp ağladım. Oda arkamdan omuzuma yaklaşarak birşeyler sürüyordu. Çok acıttığı için ağlıyordum. Oda sürmeye devam ediyordu. İşi bittiğinde odadan çıkmıştı.
Acıdan bayılarak odanın ortasında kalmıştım. Uyandığımda gün kararmaya başlamıştı. Yerden kalkıp Güneyin beşiğine yaklaştım. Beşikte uyuyordu. Hizmetli kadın ben bayılıp kaldığımda gelip yemek verip uyuturdu.
Aşağı inmeye korkuyordum. Gözlerine gözükmek istemiyordum. Sabahdan beride birşey yememiştim. Aşağıdan mutfakdan birşey almak istiyordum. Sessizce kapıyı aralayıp dışarı çıktım. Merdivenden inmeye başlarken karşı odadadan sesler duydum. Benden bahs ediliyordu. Yüzümü yavaşca duvara yasladım ve dinlemeye başladım. Taner ve babası konuşuyorları. Fikret Tanere
"Bu gün o karın dışarıda Şevketi öldürdüğümüzü gördü. Korumalarda kapıda değildi. Eğer yetişmeseydim belkide kaçıp gidecekti." Tanerde "Gördümü Şevketi peki?" Sonraysa Fikret "Bilmiyorum. Görmüşdür herhalde. Bu kız kaçmaya yeltenip ağzından birşey kaçırırsa başımızı belaya sokacak. Bu kadar korumamda olsa ben adımı,şerefimi riske atmak istemiyorum" Taner babasına "Ne yapalım işini bitirelimmi?" dedi. Babasıda "En azından biraz bekleyelim o işi alalım. Şüphe çekmeyelim. İlk yanlışında alırım canını onun"
Bu sözleri duyduğumda kafamdan aşağıya kaynar sular döküldü resmen. Ölmekden korkmuyordum ama bana birşey olursa Güneyide harcayacaklardı. Onun için yaşamalıydım. Kaçmalıydım bu cehennemden. Oğlumuda alıp yok olmalıydım. Ama nasıl yapacaktım bilmiyorum . Çaresizce odama gittim. Ağlamaya başladım ama ağlamanın hiçkimseye faydası olmayacakdı. İlk yanlışımda öldüreceklerdi beni. Zaten yanlışım bile olmasa birgün öldürecekler. Sessizce susup ölmemi nasıl bekleye bilirdimki. Güneyi nasıl bırakıp gide bilirdim. Eğer o olmasaydı zaten beni öldürmeleri için yalvarırdım. Hatta yalvarmışlığım bile var eskiden.
Sabah olmuşdu. Bu gece Belgi Ertemin evine gidecektik. Uyandığımda yatağımın üzerinde mavi ,tüllü biraz sade ve şık bir elbise yanındada bilekten bağlamalı mavi topuklu vardı. İdil hanım odaya girip
"Hala uyuyormusun sen be. Akşama biliyorsun gideceğiz görüşmeye. Kendini toparla yüzünü falan morluklarını kapat. Güneyide hazırla"
Bende
"Tamam efendim" diyerek onayladım.
Odadan çıkıp kapıyı hızla kapattığında korkup gözümü kırptım. Akşama kadar odadan çıkmadım.
Saat 5 civarlarında odamın kapısı çalındı ve odaya bir kadın geldi. "Merhaba Selin hanım sizi hazırlamak için gelmiştim" bende onaylamak anlamında başımı kıpırdattım. Saçımı ve makyajımı yapacaktı. Saçımı yaptıktan sonra yüzümdeki morlukları kapatmaya başladı. Belli zaten Tanerin gönderdiği. Yoksa yüzümdeki morlukları bir başkasının görmesini istemezdi. Makyajımı yaptıktan sonra üstümüde giyinip, Güneyi hazırlayıp dışarı çıktım.
Kapıya geldiğimde Taner hızla kolumdan çekip
"Sakın bu akşam yanlış birşey yapayım deme"
Bende kolumu geri çekip yüzümü ekşiterek göz devirdim.
Arabaya bindik. Geldiğimizde Belgi hanım kapıda karşılıyordu bizi. Arabanın kapısı açıldıktan sonra Taner yanıma yaklaştı ve koluma girdi.
Belgi hanıma yaklaştığımızda Belgi hanım elini uzatıp samimi bir gülümsemeyle
"Hoşgeldiniz Taner bey" dedi.
Tanerde beni gösterip
"Eşim"diye tanıtdıktan sonra Belgi hanımla görüştük. Belgi hanım bana biraz garip baktı ama samimiyetini bozmadı.
İçeri geçtiğimizde ilk önce aileler sohbet ediyorlardı. Kadına bizi öyle tanıtıyorlardıki sanırsın dünyanın en mükemmel ailesiyiz. Biraz geçtikten sonra Belgi hanım benim yanımdaki vişne suyu olan kaba uzanırken yanlışlıkla üstüme döküldü.
Ayağa kalktım. Belgi hanımda ayağa kalkarak
"Çok özür dilerim görünmez hata işte. Onunda lekesi şimdi zor gider. Gel ben sizi yukarı lavaboya götüreyim istersen. Orada üstünüzü temizlersiniz" dedi.
Fikret hemen atılarak "Yok ne zahmet ediyosunuz yardımcınız götürsün ya. Biz işden bahsediyorduk işte ne güzel bölmeyelim" dedi.
Belgi hanımda "Yok ne zahmeti hem iş kaçmıyorki" diyerek benimle geldi.
Yukarı çıktığımızda bana " Buraya geçe bilirsin canım" dedi. Kapıyı açtığımda burasının lavabo değil normal bir oda olduğu gördüm. Belgi hanım içeri geçip kolumdan tutarak kapıyı kapattı .
Omzumu açtı ve yarama baktı. Sonraysa
" Şerefsizler ne hale getirmişler seni" dedi.
Bende
"Lütfen bildiğiniz gibi değil"
"Ne bildiğim gibi değil be öldürecekler kızım bunlar birgün seni "
"Lütfen yalvarırım beni riske atıyorsunuz, burda olmamız bile hata Belgi hanım"
"Bana bak asıl hata senin hala o evde o işkenceye katlanman"
"Başka çaremmi var? Oğlum o evde . Hem kaçarsamda beni öldürürler. Oğlumuda harcarlar"
"Benim o aileyle çok büyük bir hesabım var. Hemde seni onların eline bırakmam"
"Senide harcayacaklar. Yazık etme kendine "
"Bana hiçbir şey yapamazlar. Kimki onlar? Sana çok iyi bir hayat vadediyorum. Oğlunla beraber onlardan kurtula bilirsiniz"
"Nasıl?" diye sordum şaşkınlıkla
" Onlardan kaçıp adını,soyadını,yüzünü değiştirip her şeyi ardında bırakıp onlardan intikam ala bilirsin"
"Saçmalıyorsunuz imkansız bu"
"İmkansız falan değil. Benim için çocuk oyuncağı"
"Nasıl olacak? ne zaman olucakki? nasıl kaça bilirim o evden. Orda tutsak gibiyim zaten. Evden dışarı çıkamam"
"Bu gece kaçacaksın"
"Ne? Nasıl? Hem siz bana neden yardım ediyosunuz ki?"
"Ben onlar gibi değilim Selin. Onlar gibi karaktersiz değilim. Hemen şimdi dışarıda adamlarla kaç. Onlar seni bir yere götürecekler. Uygun bir zamanda yanına gelip herşeyi ayarlayacağım"
"Ya nasıl kaçayım oğlum orda. Ben hem niye size güveneyim"
"Ya oğluna hiçbir şey yapmazlar. Zaten torunu onların. Torunlarına ne yaparlarki. Seni öldürmeleri an meselesi. Hem herşey yoluna girsin, alalım onlardan intikamımızı oğlunuda alacağız. Onların malını,mülkünü,gücünü herşeyini ellerinden alacağız. O Fikret şerefsizi bunların hepsini haketti. Oğlu Tanerde. Banada güvene bilirsin. Yemin ederim sana hiçbir zararım dokunmayacak. Seni kurtarmak, seninle birlik olup o şerefsizlerin zulmünü bitirmek istiyorum"
"Ben şimdi kaçarsam nasıl hesap vereceksin onlara.Ben en son birine gözü kapalı güvendiğimde ne hale düştüm. Sanamı güveneceğim hem"
"Bak bende bir kadınım. Ne yapabilirimki sana. Sana birşey yapacak olsam ne geçer elime? Yalvarırım inan bana. Hem sen merak etme orasını. Hadi git. Kapının önündeki adamı takib et. O seni arka kapıdan çıkaracak. Sonraysa arabaya binip kaç. Hadi git dedim. Şimdi gitmezsen çok geç olacak,çok zor olacak o evden kaçman"
Arkamı dönüp kapıya yaklaştığımda birden Belgi hanıma dönerek
"Siz omuzumdaki yarayı nerden biliyordunuz?"
Belgi hanım biraz durup
"Hepsini anlatacağım şimdi zaman yok. Bana güvene bilirsin. Hadi git lütfen"
Kafamı kıpırdatarak onaylayıp arkamı döndüm. Kapıda bir adam vardı. Bana "Buyurun" diyerek yol gösterdi. Arka kapıdan çıktık. Beni bir arabaya bindirdiler. Sonraysa arabayı sürerek gittik. Bilmiyorum ama içimde nedense öylesine bir umut vardıki sanki herşey çok güzel olacakmış gibi geldi. Ama çok telaşlıydım. Çok korkuyordum.
Belgiden
Selin gittikten sonra adamlardan birini çağırdım ve kurduğum plana göre yanımda işaret verdiğim an sessizce evi yakmasını söyledim. Böylece ev yanarken telaşla dışarı çıktığımızda Selinin evde kalıp yandığını ve böylece öldüğünü sanacaklardı. Sonrada onu ölü bilip daha fazla peşine düşmeyeceklerdi.
Aşağı indiğimde Fikret şaşkınlıkla
"İşiniz uzun sürdü heralde" dedi.
Bende cevap vererek
"Ya işte suyla biraz temizlemeye çalıştık ama vişne lekesi işte gidemiyor. Çıkarkende aksilikden eli kapının arasında kaldı. Çok kötü olmadı ama işte morardı biraz. Azıcıkda tırnağı kanadı. Sen git ben hallederim dedi. Birazdan gelir" dedim.
Oda başıyla onaylayıp sohbet etmeye başladı . 3 dakika sonra merdivenin önündeki adama konuştuğumuz gibi işaret verdim. Yukarı çıktı. Sonraysa yukarıdan duman kokusunu hiss ettiğim an adamlardan biri koşarak
"Belgi hanım ev yanıyor." Dediği an hepimiz ayağa kalktık.
Fikret
"Ne yangını?" dediğinde telaşla
"Hadi çabuk dışarı çıkalım" dedim.
Sonraysa şübhe çekmemek için telaşla "Selin yukarıda kaldı. Onuda yukarıdan getirelim" dediğimde adamım "Belgi hanım yukarısı alev almış yanıyor çıkamayız oraya. Hadi dışarıya çıkalım " dedi.
Hepimiz dışarı çıktığımızda hızla kendiğimizi evden uzaklaştırıp mahalleye koştuk. Hepsi çok korkmuştu. Bende korkmuş gibi yapıyordum. Fikret nefes nefese
"Nasıl oldu bu yangın?" diye sordu. Bende yanımdaki adama
"Nasıl yangın oldu? Nerde arıza çıktı ?" dediğimde cevap vererek
" Odanızdaki oda lambası prize bağlı kalmış. Arıza vermiş nedense. Yanmaya başladığındaysa alevden halıya falanda düşmüş. Sonraysa işte fark etmedik yavaş-yavaş koridora falanda yayıldığında karşısını alamadık."
Bende kendimi kızgın göstererek öfkeyle
"Nasıl önlem alamadınız. Siz ne işe yarıyosunuz peki?"diye bağırdığımda başını eğdi.
Sonraysa İdil ve Taner dönüp "Selin içerdemi kaldı" dediğinde telaşla "Yukarı çok kötü yanıyordu. Orda kalmış. Evede giremiyoruz nasıl çıkacak ordan " dediğimde Fikret
"O yangından Selin nasıl sağ çıkacak? " diye sorduğunda adamım gelip
"Yukarıda bir kadın cesedi bulduk. Selin hanımın cesedi yani." Dediğinde Taner şaşkınlıkla ve heyecanla "Ne demek Selinin cesedini buldunuz? Gerçekten ölmüşmü?" Diye heyecanla sorarken adamım "Malesef" diye cevap verdi. İdil hanıma yaklaşıp ağlayarak
"Başınız sağ olsun,Çok üzgünüm "
Tanerde "Belkide ölmemişdir" dedi. Fikretse Tanere dönüp
"Kız yanmış lan. O yangından nasıl sağ çıkacak" diye bağırdığında Taner Güneye bakıp donup kaldı. Fikret
"Nasıl bir iş bu ya. Hiçmi fark etmemişler. Koskoca ev yanmış be"
Bende ona bakıp
"Çok, çok üzgünüm. Gerçekten ben fark etsem önlem alırdım."
İdil hanım pek umursamamış gibiydi. Fikrete dönüp
"Burda hala kalacakmıyız" dedi. Fikrette "Ne yapacağımı biliyormuyum ben ya. Hadi Taner Güneyide al gidelim."
Tanerde babasına baktı ve "Selinin cesedi ne olacak peki baba? Burdamı kalacak?"
Fikretde "Ne yapalım cesedi alıp arabaya bindirip götürelimmi? Birazdan araba gönderip cesedi kalmışsa aldırırım. Yarında toprağa veririz" Bende
"Tekrardan çok özür dilerim. Yalvarırım affedin." Fikret gözünü devirip, umursamadan ve bir şey demeden arabaya bindi. Onlar gidene kadar arabanın arkasından baktım. Sonrada adamımı çağırıp "Selinin yerine koyacağınız cesed işini halletdinizmi?" Oda cevabında "Evet Belgi hanım, aynen emrettiğiniz gibi" dedi.
"Arabayı hazırlayın gidiyoruz". Arabaya binip yola koyulduk.
Selinden
Araba uzunca bir süre gittikten sonra bir evin karşısında durdu. Heyecanlıydım. Birazda korkuyordum. Ama içimden bir ses "iyi olacak" diyordu. Ama bir yanım hep tedirgindi. İlk defa oğlumdan bu kadar uzak kalmıştım. Acaba şimdi ne yapıyordur diye düşünmeden edemiyordum. Arabadan indikten sonra eve doğru gidiyordum. Lüks ve güzel bir evdi. Evin kapısını bir adam açtı. Uzun boylu, siyah saçlı, siyah gözleri olan genç bir adamdı. "Hoş geldiniz" deyip eve çağırdı. Eve geçtim. Evin içi siyah renkle dekore edilmişti. Salona geldiğimizde beyaz renkli bir kedi bize doğru koştu. Çok tatlı bir kediydi. Eve bakıyordum. Burasıda siyah koltuklar ve siyah renkle dekore edilmişdi.
Adam elini uzatıp
"Merhaba ben Berkin Aytunç" dedi. Bende karşılık verip
"Merhaba bende Selin" dedim.
Sonra eliyle koltuğu gösterip
"Buyurun ayakta kalmayın Selin hanım" dedi.
Oturduğumuzda kalbim yerinden çıkacakmış gibiydi. Derinden nefes alıp verdim. Hem korkuyordum, hem seviniyordum. Ama yinede heyecanlı ve tedirgindim.
Tedirgin olduğumu anlayıp Berkin bey
"Merdenler kendilerini hep olmayan şerefleriyle yüceltip, kendilerini onurlu bir adam gibi gösterdiler. Sanada zaten çok çektirmişler"
Bende kafamı kaldırıp yüzüne baktıktan sonra derinden nefes alıp
" Siz bunları nerden biliyosunuz? Yani onlar hep dışarıya kendilerini kusursuz ve mükemmel bir aile gibi gösterdiler. Herkesde onları öyle sanıyordu. Siz bu şeylerin hepsini nasıl biliyosunuz. Belgi hanım kim? Fikretle, Merdenlerle ne gibi bir hesabı var? Beni nerden tanıyo?başıma gelenleri nasıl öğrenmiş? Sen kimsin? Bunların hepsinin cevabını bilmeye hakkım var"
Berkin derin bir nefes alıp eliyle saçını karıştırmaya başladı. Sonraysa bana bakıp konuşmaya başladı "Bak Selin bazı sorularının cevabını geldiğinde Belgi hanıma sorarsın. Benim kim olduğumu merak ediyorsan Belgi Ertem sayesinde sokak serseriliğinden, karakol köşelerinden kurtulup yola gelip Türkiyenin en büyük şirketi Tuğtekin şirketinin sahibi oldum. Onun için Belgi Erteme çok şey borçluyum. Sana koşulsuz yardım etmemide o rica etti. Onun bana yaptıklarına karşı bu bile az kalır." "Sen bana nasıl yardım edeceksinki?" diye sordum. Oda bana "İntikamın ve Merdenlerden kurtulman için yeni kimliğinin alınması ve şirket ve iş alanında ilerlemen için yardımcı olacağım." Bende kafamı eğerek onayladığımda "Bunların hepsi nasıl olacak? Yüzüm nasıl değişecek? " diye sorduğumda "
Yurt dışında yüz ameliyatını yaptırıp yeni bir kimlikle buraya döneceksin" diye cevap verdi.
Biraz geçtikten sonra Berkin gelip "Sen acıkmadınmı ya? Acıktıysan pizza söyleyelim istersen" bende yavaşca "Yok teşekkür ederim. Ben bir su alayım sadece." Endişem ve korkum yüzümden okunuyordu. Berkinde bunu anlamışdı galiba. Bana bakıp "Korkuyormusun?" Dedi. Bende yüzümü ona çevirip "Yok korkmuyorum." Oda "Ellerin titriyor ama. Gözlerinde sürekli dolacakmış gibi oluyor. " Bende gözümü berkinden ayırıp kafamı eğdim. Oda salonun giriş kısmında olan 3 basamaklı merdivenden aşağı inerek yanıma oturdu. Ellerini elimin üstüne koyup titremesini durdurmaya çalışdı. Yüzümü çevirmeden gözlerimle ellerime baktım. Yüzüme bakarak "Ellerini böyle titretecek kadar ne yaşattılar sana ?" Bende kafamı kaldırıp "Mantığının bile alamayacağı zulümler. Üstüne üstlük yakında öldüreceklermiş bide " Derinden nefes alıp " Seni ölümlemi korkutuyorlardı birde?" Bende " Ben ölümden korkmuyorumki" derinden nefes alıp "Oğlum Güney ben olmasam onların elinde perişan olur" gözlerim dolmuş şekildi yukarı baktım "Şimdi ne yapıyordur acaba. Benden başkasının elindende yemek yemezki o." Sonra ağlayarak "Açtır şimdi o. Karnı acıkmışdır kesin. Ya Fikret ağlama seslerinden rahatsız olup zarar verirse ona" sonraysa ayağa kalktım ve "Ben oğluma gidiyorum. Oğluma gitmeliyim ben" diye bağırdığımda Berkin ayağa kalkıp kolumdan tutdu. "Selin dur. Sakin ol" ama ben sakinleşemiyordum. Oğlum hala ordaydı. Ya ona zarar verirlerse. Sonraysa kolumu geriye çekip "Bırak beni. Güney orda." Diye bağırıp ağladığımda Berkin beni bırakmayıp yere oturtdu. Sonraysa yüzüme bakıp "Bak Selin. Oğlun güvende. Ama sen oraya gidersen öldürürler seni." Öfkeyle bağırıp ağlayarak "Öldürsünler. Bırak öldürsünler beni." Oda bana sakince "Bak bana. Yüzüme bak Selin. Oğlunuda bir müddet sonra getireceğiz. Ama şimdi duygularınla hareket etmemelisin. Bazı.şeyleri bir müddetlik göze almalısın." Sonra "Su getirin" diye bağırdı. "Oğlum,oğlum" diye feryad ederken beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Suyu getirdiklerinde "Hadi iç. Sakinleşirsin" diyerek suyu içirmeye başladı. Belgi hanımda salona gelip beni yerde görünce "Noluyor. İyimisin Selin" doye sordu. Berkinde "Oğlu için ağlıyor" dediğinde Belgi hanımda bana doğru eğilerek "Bak Canım. Eğer şimdi bazı şeyler göze alınmazsa ilerde daha kötü olur. Şimdi eğer oraya dönersen seni hiç acımadan öldürürler. O zaman oğlun ebedi olarak sensiz kalır. Ama doğru zamanı bekleyip, her şey düzeldiğinde çocuğunla ebedi olarak birlikte ve mutlu olursunuz. Güven bana. Sana söz veriyorum her şey düzelecek canım. Bana güven. Şimdi kalk şu üstündeki elbiseyi değiştir. Yukarıda sana göre kıyafetler var. Onlardan giyine bilirsin. Sonra git elini yüzünü yıka ve rahatla. Sonra gel ne yapacağımızı konuşalım. Hadi canım" deyip Berkinle beraber kalkmama yardım ettiler. Hizmetli kadın yukarı çıkmama yardımcı oldu. Bir odanın karşısında durup "Burada üstünüzü değiştire bilirsiniz Selin hanım. Kıyafetler dolapta." kafamı kıpırdatıp teşekkür etdiğimde içeri geçtim ve kıyafetimi değiştirdim. Kot bir gömlek ve beyaz pantolon giydim.
Sonraysa banyoya gelip elimi yüzümü yıkadım. Makyajımı temizledikten sonra kısa sürelik aynaya baktım. Her zamanki gibi 5 saniyeden fazla bakmadım. Makyajım gittiği için morluklarım ve yaralarım gözüküyordu. Sonra yüzümü kurulayıp banyodan çıktım.
Berkinden
Selin yukarı çıktıktan sonra Belgi ablaya bakıp "Bu kız sonradan onların hayatına tekrardan girip, karşılarına geçtiğinde nasıl cesur olacak? Görmüyormusun kız onların ismi geçtiğinde bile titriyor" Belgi ablada bana "Ben Selini neden sana emanet ettim Berkin? Sadece yurt dışında yardım edip, şirketde ve işde tecrübe kazandır diye değil. Cesur olmayı,korkmamayı ona öğret diye sana emanet etdim Selini. Çünkü senin çok cesur ve mükemmel bir kalbin var Berkin" bende başımla onaylayıp derimden nefes aldığımda Selin aşağı inmeye başladı. Yüzündeki morluklar gözüküyordu. Gözünün altı,çenesi ve alnı mosmordu. Neler yaşatmışlar zavallı kıza. Onun yerine başkası olsaydı belkide akıl sağlığını çoktan kaybetmişdi.
Selinden
Belgi hanım bana bakıp "Hadi gel Selinciğim" deyip karşı koltukta oturdu. Bende geçip oturduktan sonra Belgi hanım konuşmaya başladı. "Evet Selin ne yapacağımızı konuşacaktık. Şimdi yarın Berkinle yurt dışına gidip yüz değiştirme,yeni kimlik falan bu işleri halletdikden sonra geri döneceksiniz. Bende hemen "Anlamıyorum ya yüz ameliyatı falan ne için? Kimliğim neden değişecek? İntikamımı almam için illa başka birimi olmalıyım?" Belgi hanım derin nefes alıp " Selin sanin bilmediğin çok şeyler var" şaşkınlıkla kaşlarımı çattım. Konuşmasına devam ederek "Merdenlerin zenginlikleri ve güçleri normal ve şirket yollarıyla değil. Onlar büyük bir teşkilat. İnsan pazarlaması,madde kaçakçılığına kadar var. Yüzlerce masum genç kızları pazarlayıp satıyorlar. Sokaklardaki serseri,kimsesiz çocuklara madde satdırıyorlar. Şubeleşmiş bunlar artık. En kötüsüde şimdiye kadar bunların pisliklerini ortaya çıkarmaya çalışan herkes canlarıyla bedel ödediler. Onlara aile içinde sadece pisliklerini sürdürecek erkek evlatlar lazım. Aynı zamanda bu çocukları doğuracak kurbanlar." Bende " Oda benim işte" dedim. Belgi hanıma "İşte bunun için o insanları bozguna uğratmak için sen bize gereklisin. Onların pisliklerini devam etdirecek erkek çocuk senin evladın Selin. Onu o cehennemde kaderine mahkum edebilirmisin? Edemezsin. Çünkü sen bir annesin. Sen o pislik insanların ailesinin içindeydin. Onları perişan edip, yaptıklarına pişman etmekte sen çok büyük bir detay olacaksın. Onların içine Selin olarak dönüp karşılarına çıkamazsın. Döndüğün an öldürürler. Onlardan sonsuza kadar kurtulman için yeni biri olarak hayatlarına girip içlerine sızacaksın. Önce kurdukları temeli darmadağın edeceğiz. Sonrada bizim devrimiz başlayacak. Biz onlardan daha güçlü olacağız." " Ne zaman geri döneceğim" diye sorduğumda Belgi hanım " 3 aya kadar iyileştikten sonra geri döneceksin. Bu sefer kendini kadere ve Merdenlere ezdirmiş Selin olmayacaksın. Merdenlerin sonunu getirecek güçlü bir iş kadını olarak Efzel Ertem olarak geri döneceksin" Bende şaşırarak "Efzel ne demek? Hiç duymamıştım o ismi? Hem neden soyadlarımız aynı? " oda "Efzel pek duyulmayan bir isim aslında ama anlamını çok beğeniyorum. Daha değerli,daha kıymetli demek. Bir kızım olsaydı onun adını kesin Efzel koyardım. Soyadlarımızında aynı olmasının sebebi benim kızım olarak yurt dışından gelmiş gibi göstereceğiz." Bende " Çok garip ya bir gecede hayatımın en büyük kararları verildi" Belgi hanım yavaşca gülümseyip ayağa kalktı ve "E hadi o zaman gidip yatın. Yarın gidiyorsunuz yurt dışına. Hadi gidin dinlenin artık. İyi geceler Berkin" dedikten sonra bana bakıp hoş ve masum bir alayla "İyi geceler Efzel" dedi. Özellikle Efzeli uzatıp dedi. Bende gülümseyip "İyi geceler" dedim.
Berkinle yukarı çıktık. Odalarımız yakındı. Odasının kapısını açmadan önce durdu. Bana bakıp "İyi geceler " dedi. Bende ona bakarak "İyi geceler" dedim. Dudaklarını kıvırarak gülümseyip odasına geçti.
Berkinden
Herkes uyumuştu. Gece yarısı gelen seslere uyandım. Aniden gözümü açtım. Ağlama sesleri geliyordu. Sırtımı kaldırıp yatakda oturup etrafa bakmaya başladım. Sonraysa yerimden kalkıp odadan çıktım. Sesler Selinin odasından geliyordu. Odasının kapısını yavaşca açıp içeri girdim. Selin "Yapma yalvarıyorum. Vurma nolur" diye ağlıyordu. Yanına gittim ve yatağın kenarına oturup "Selin, Selin. Korkma kimse yok. Onlar burda değil. Sakin ol" ama o sakinleşmiyor daha fazla ağlıyordu. Elimi yüzüne yavaşca koydum ve "Selin nolur sakin ol. Ben burdayım. Sana kimse bir şey yapamaz burda" O hala ağlayarak ve elini omzuna koyup " Dokunma omzuma. Yarası hala geçmedi. Yapma" dedi. Kıyafetini yavaşca omzundan çektim. Şerefsizler omzunu yakmışlar kızın. Kafamdan aşağı kaynar sular dökülmüştü. Yüzünü ellerimin arasına alıp " Selin kimse birşey yapmıyor sana. Sakin ol yalvarıyorum. Bak ben burdayım. Sana ne yapa bilirlerki burda?" Sakinleşemiyordu. Ağlayarak sayıklamaya devam ediyordu. Ayağa kalkdım. Elimi kafama koyup saçlarımın arasından geçirdim. Masum ve günahsız bir kadına bunları nasıl yapa bildiler. "Belgi ablayımı arasam" diye düşünürken Seline baktım. Kendini yatağa vurarak "Vurma" diye bağırıyordu. Yatağa oturdum ve Selinin yavaşca sırtını kaldırdım ve sarıldım. Kolum yanlışlıkla omzuna değdiği için canı acıdı. Hemen kolumu çekip "Çok özür dilerim" dedim. Sakinleştirmeye çalışarak "Onlar sana hiçbir şey yapamazlar. Hepimiz burdayız. Artık ellerini bile süremeyecekler sana. Yalvarıyorum sana sakinleş nolur" sakinleşmeye başlıyordu. Ağlaması durmuşdu. Sayıklamıyordu. Yanağına dökülen göz yaşlarını silmeye başladım. Sonra yavaşca sırtını yatağa koydum. Yatağın önündeki sandalyeye geçtim. Ya ben uyurken yine ağlayıp fenalaşırsa diye odada kaldım. Yüzüne bakıyordum. Yanakları göz yaşları yüzünden kızarmışdı. Nasıl günahsız bir kadına bu kadar şeyi yaşatmışlarki. Hiçmi insaf yoktu o şerefsizlerde. Birinin gözlerinin içine bakarken bile korkudan gözlerini kaçıran birine nasıl yapabildiler bu kadar şeyi aklım almıyor.
Selinden
Sabah uyanırken gözümü yavaşca açmaya başladım. Yatağın önündeki sandalyede Berkini gördüm. Orada uyuyordu. Neden orda uyumuştuki? Yavaşca yatağımdan kalkmaya başladım. Ayağa kalktığımdaki tıkırtı sesinden Berkin telaşla "İyimisin" diye uyandı. Bende "İyiyim" diye kekeleyerek söyledim. Oda hemen kendini düzeltip hızla sandalyeden kalktı. "Şey gece sayıklıyıp ağlıyordun. Bir türlü sakinleşmiyordun. Sakinleştiğindede burda uyudum. Bir şey olursa duyayım diye" bende "Normalde ben sayıklarken hiç senin gibi tepki veren olmamışdıda neyse. Beni düşündüğün için sağol" oda bana bakıp "Nasıl tepki veriyorlardıki" dediğinde "Sayıklarken seslerim öbür odadan Taner ve Fikreti rahatsız ettiğinde odaya dalıp tokat atarlardı" oda üzüntülü bir ifadeyle bakdı. Ben odadan çıkarken arkamdan "Selin" diye çağırdı. Arkaya döndüğümde "Gece sayıklarken omzunu yaktıklarını öğrendim. Çok üzgününüm " bende başımı yavaşca eğip "Sen neden üzgün olmalısınki? Onların şerefsizlikleri" "Artık onlardan korkmana,ellerinin titremesine bir neden yok. Çünkü artık sana dokunamayacaklar" bende "öyle diyorsun ama eskiler ve travmalar kolay kolay unutulmaz. Sen kendi geçmişindeki travmaları unuta bildinmi?" dediğimde yüzüme bakıb derin nefes alıp odadan çıktı. Geçmişinde çokmu kötü şeyler yaşadı acaba? Bunu ondan iyi kimse bilemezdi aslında. Belkide geçmişi onda derin yaralar bırakmışdı. Bu düşünceleri kafamdan sildikten sonra banyoya gitdim. Sonrada aşağı indim. Belgi hanım masayı hazırlıyordu. Beni gördüğünde sıcak bir gülümsemeyle "Günaydın" dedi. Bende gülümseyerek "Günaydın Belgi hanım" deyip masanın etrafındaki sandalyenin yanına gelip durdum. Belgi hanım bana bakıp samimi bir ifadeyle "Bana hanım demesende olur canım. Belgi teyze falan de. Hatta zaten kızım olarak döneceksin. Şimdiden anne diyerek provalara başlasan iyi olur" diyerek güldü. Bende karşılık vererek " Tamam Belgi teyze derim" dediğimde ikimizde gülmeye başladık. Sonraysa Berkin aşağı indi. Belgi teyze "Günaydın" dediğinde bende Berkine bakıp "günaydın" dedim. Oda önce bana bakıp gülümseyip sonrada Belgi teyzeye dönüp "Günaydın" dedi. Belgi teyze "Hadi artık bak menemen yaptım. Soğutmadan yiyelim ya. Ben çok acıktım" dediğinde ikimizde gülüp sofraya oturduk. Yemek yemeye başladık. Sonra Belgi teyze bana bakıp "Ee Selin heyecanlımısın. Pardon Efzel" bende "Bilmem. Hala tam olarak kabullenemedimde" dediğimde oda " İyi olacak iyi. Sen merak etme" dedi. Berkin " Uçağı hazırlatayım o zaman ben. Sende bavulunumu toplarsın,hazırlanırmısın biraz çabuk ol küçük hanım." deyip masadan kalktı ve "Afiyet olsun" dedi. Belgi teyze bana " Omzun nasıl Selin? Acıyormu?" Bende "Yok acımıyor ama yeri kalmış. Dün gece odada sayıklarken Berkin duyup gelmiş. Sabaha kadar başımda beklemiş hemde" Belgi teyze "Yaa demek öyle. Başında beklemiş demek" dedi. Bende "Sayıklarken omzumuda duymuş. Sabah söyledi. İlk defa bir erkek bana el kaldırıp incitmedi biliyormusun. Babam,Taner,Fikret gözümün yaşına bakmazdılar. Sayıklarken bile sesimden rahatsız olurlardı" Belgi hanımda elini elimin üstüne koyup bastırarak "Sen çok güçlü bir kadınsın. Bunu biliyormusun Selin. Bu kadar şeye katlanmış,sabretmişsin. Ama bundan sonra artık hiçbirine acımayacağız. Kim ne yaptıysa bin katını yaşatacağız. Artık ben arkandayım. Berkinde öyle. Bazen kabalık yapa bilir ama çok iyi bir kalbi var" başımı eğip gülümsedim. Sonraysa dışarıdan Berkinin sesi geldi "Hazırlanmadınmı sen hala Selin? Ağaç olduk beklemekten" dediğinde Belgi teyzeyle ikimizde güldük. Sonra "Bana müsaade o zaman. Afiyet olsun" dedim. Oda "teşekkürler" diyerek cevap verdi. Sonra yukarı çıkıp bavulumu hazırlamaya başladım. Sonraysa kot pantolon ve siyah üst giydim
Aşağı indiğimde "Ben çıkıyorum Belgi teyze " dedim Oda kalkıp "Tamam geliyorum bende" dedi. Dışarı çıktım ve kapıda bekleyen Berkini gördüm. Bana bakıp kolundaki saati göstererk "Kızım ağaç olduk burda. Biraz erken hazırlansan nolur?" Dediğinde "Sen biraz beklesen nolur peki? " dedim. Sonra uçağın yanına geldik. "Uçak seninmi" dediğimde "Ne sandın. Bundan başka daha kaç tanesi var" Bende "Vayy" dediğimde güldü. Belgi teyze yanımıza geldi ve " Dikkat edin kendinize. Berkin Selin ameliyatdan çıktığı an beni arıyorsun. Tamammı?" Berkinde "Tamam merak etme" dedi. Sonra ikimizede sarılıp "Güle güle" dedi. Uçağa binmeye hazırlandığımızda ikimizde Belgi teyzeye dönüp el salladık. Uçağa geçtik ve uçmaya başladık. Berkinle karşı karşıya oturmuştuk. Berkin bana bakıp "Yükseklikden korkmuyorsun değilmi" bende "Yo neden korkayım. Beni kendinle karıştırmayamı çalışıyorsun" dediğimde gülerek "Benim yükseklikten korkduğumumu iddia ediyorsun sen" bende " Bilmem. Nasıl anlamak istersen artık" oda "Sen gerginmisin biraz Selin? Yoksa Efzelmi diyim?" Göz devirip "Ben nasıl alışacağım ya Efzel ismine falan. Yüzüm nasıl olacak. Onu çok merak ediyorum en çok" "Gerçekten çokmu merak ediyorsun?" diye güldüğünde "Tabiki yerimde kim olsa merak ederdi" oda telefonundan bir fotoğraf gösterdi. "İşte yüzün böyle olacak "
Hemen telefona baktım. Yüz fena değildi. Güzel bir yüzdü. Ama şimdiki halimde fena değil. Berkine bakdım. Berkinde "Beğenmedinizmi yüzünüzü Efzel hanım" dediğinde "Yüz işte. Fena değil. Şimdiki halimde güzeldi zaten" Oda gülümseyip "Doğru. Şüphesiz" dediğinde "Noldu çirkinmiyim? Git bir kendine baksana aynada" "Ben sana çirkinmi dedim? Hem ne olmuş bana. Hem yakışıklıyım hem karizma. İstanbulun bütün kızları aşık bana" dediğinde "Abart sen abart. Kendini beğenmiş" ayağını ayağının üzerinden indirip "Ya sen bugün gerçekten çok gerginsin biliyormusun. Bir papatya çayımı içsen?" Ona "git sen iç" dedim. Sonra omzumda ağrı hiss etdiğim için omzumu tutup yüzümü ekşittim. Berkin "Noldu?" diye hemen sordu. Bende "Yok birşey. Omzumda hafif ağrı hiss etdim" Berkinde başını onaylamak anlamında kıpırdatdı. Biraz geçtikten sonra merakıma yenik düşüp "Berkin" dedim. Oda yüzünü bana çevirdi "Sabah geçmiş, travmalar falan dediğimde neden yüzün düştü? Yanlış birşeymi söyledim? " dediğimde iç çekip "Yo yanlış birşey söylemedin" dedi. " Ama yinede geçmişinde travmalar var. Duyarken bile görüyorum yüzün düşüyor. Düşüncelere dalıyorsun" Oda " Bilmekmi istiyorsun?" dediğinde birşey söylemeden başımı eğdim. "Ben uyuşturucu bağımlısı bir babanın çocuğuydum. 6 yaşındayken annemi gözlerimin önünde katletmişdi. Benide hiç sevmezdi. Bir günde kumar borçları falan yüzünden kendini asmıştı. Sonrada ben sokaklara düştüm. Her gün biriyle kavga edip karakola düşerdim. Bir gün Belgi hanımın arabasını çalıp kaçırmıştım. Geri getirecektim aslında. Ama polis enselediğinde yakalanmıştım. Sonrada Belgi hanım çocuk o deyip karakoldan çıkardı. Neden sokaklara düştüğümü, neden hep karakollarda olduğumu soruyordu. İşte o günden sonrada hiç yalnız bırakmadı. Serseliğide bırakmıştım. Onun sayesinde bırakmıştım. Serseriliği bıraktıktan sonra iş alanına merak sardım. Yavaş yavaş iş alanında gelişiyordum. Sonrada çok üstünde durup emek verdim. Öylede Türkiyenin en güçlü şirketlerinden birini kurdum. Anlayacağın Belgi hanım olmasaydı hala sokak serserisiydim"
Gülümseyip "Çocukluk hikayelerimiz biraz benziyor. Benimde babam hiç sevmezdi beni. 8 yaşımdan beri çalıştırıyordu beni. Sonrada lanet olsun işte Merdenlerin fabrikasında çalışırken Tanerle tanışdım zaten" Hemen ardından ciddi bir tonla "Aşıkmıydın peki Tanere" sahte bir gülümsemeyle "Hayır. Ben aşık olmayı bilmiyorum ki. 19 yaşındaydım onunla evlendiğimde. Tam 19 yaşıma kadar kendimi bildim bileli babamdan şiddet görürdüm. Dışarı atardı beni. Uyuduğunda sessizce eve girip saklanırdım. Berkinle evlenip dövülmekten kurtulurdum sandım ama hiç öyle olmadı. Daha beter günlerim başlamıştı" "Annen hayattamı?" dedi Berkin. Bende umutsuz bir ifadeyle "Bilmiyorum. Bizi bırakıp gitmişdi. Beni zalim bir adamın eline bırakıp gitmişdi" Derinden nefes alıp iç çekerek bana doğru yaklaşıp ellerini dizlerinin üstüne koyup "İşte dünya böyle bir yer. Acımasız,hain insanlarla dolu. Kimin ne olduğunu bilemessin" dedi kızgın ama sakin bir ifadeyle. Sonraysa ben uyumaya başlamıştım.
Berkinden
Selin uyumuştu. Nedensiz çok korkuyordum. Ya yine sayıklarsa,ya yine korkarsa diye içim içimi yiyordu. Neden daha dün tanıdığım bir kadına karşı bu kadar telaşlı ve endişeliydim. Gözlerinden akan yaşlar sanki beni incitiyordi. Siyah tişörtümün üzerinden kollarını boğazımdan bağladığım eşofmanımı Selinin üzerine örtdüm. Sonraysa yerime geçip Seline bakmaya başladım. Uyurken o kadar masumduki. Bunca şeyi yaşaması çok ağrıma gidiyordu. İçimde Tanere karşı, ona bunu yapan herkese karşı garip ve bitmek bilmeyen bir öfke vardı. O konuştukca benim kalbim acıyordu. Ama onunla konuşurken nedensiz kendimi mutlu ve huzurlu hiss ediyirdum. Saçları yüzüne dökülüyordu. Rahatsız olmasın diye saçlarını yüzünden çekmek istedim. Tam bu sıra yavaşca gözlerini açmaya başlıyordu. Beni gördüğünde şaşkınca baktı. Hemen geri çekilip "Şey saçın yüzüne değiyorduda. Rahatsız olma diye yüzünden çekiyordum uyandın" dedim hızla konuşup ama arada kekeleyerek. Üstündeki eşofmanı görüp "Seninmi" dedi. "Evet. Üşüme diye örtdüm üzerine" Yere bakdı ve yavaşca gözleri doluyordu. Acaba yanlış birşeymi yaptım veya söyledim. Biraz eğilerek yüzüne bakıp "Noldu?yanlış birşey söylemedim dimi?" dedim. "Yok,yok hayır. İstemsizce gözlerim doldu. Hayatımda ilk defa tanıdığım bir erkek bana el kaldırmadı biliyormusun?" dedi gülümseyerek ama gözleri dolmuş şekilde. Bu sözü o kadar dokunmuştuki. Kendimi ağlamamak için zor tutuyordum. Gözlerim dolmuştu onun bu sözünden sonra. "Sana nasıl vura bilirim. Sana nasıl elim kalkarki. Yanlış birşey bile söylemeye çekiniyorum" oda tebessüm ederek "Bana ilk kapıyı açtığında, seni ilk gördüğümde senden korkmuştum biliyormusun? Ya bana vurmaya çalışırsan sana nasıl karşı koyup ordan kaça bilirdim diye düşünüyordum" nasıl düşüne bilirdi bunu. Neler yaşamış bu kız. "Ama hiç öyle olmadı. Oğlum için gitmek isteyip ağlamaya başladığımda gözlerinin içindeki endişeyi gördüm, telaşı gördüm. Bana karşı olan üzüntünü gördüm. Ben kimsenin gözlerinde bana karşı o hissi görmedim. Belgi hanımında gözünde öyle bir samimiyet,öyle bir şevkat varki. Ben annemden,babamdan o hissi tatmamışdım. Normalde herkesin gözlerinde bana karşı tiksinti,nefret vardı. Beni gördüklerinde yüzlerini ekşitirlerdi. Taner bana baktığında dişlerini ve yumruğunu sıkardı. Saçlarımı o kadar çok çekip vururduki. Hala arkamdan biri geldiğinde korkup saçımı öne veriyorum" bunu dedikce sanki kalbime ok saplanıyordu. Söyleme be kadın dayanamıyorum. Ona bakıp "Onların gözleri çıksın. Sana nasıl öyle baka bilmiş o piçler. O Taner denen s!kik herifin yumruğunu sıktığı ellerini kırarım. Sana karşı sıktığı dişlerini sökerim o piç evladının. " Ağlamamı görmemesi için dolmuş gözlerimi kırpışdırıp arkama döndüm ve biraz uzaklaştım. Kalbimi tutdum. Sanki yerinden çıkacaktı. Ona yaptıkları acıyı kendi kalbimde hiss ediyordum. Derin nefes alıp iç çektim. Nasıl diye kendime soru sormadan dayanamıyordum. Nasıl yaptılar? Nasıl kıya bildiler? Nasıl elleri kalktı o kıza. Bunları düşündükce kafamın içindeki sesler susmuyordu.
Selinden
Berkin bu sözleri söyleyip gittiğinde kendime engel olamayıp ağlamaya başladım. Herkesin nefret etdiği bir kadına neden bu kadar yardım etmek istiyordu. Belkide sadece acıdığı içindir. Belkide sadece vicdanına söz geçiremiyordu. Çünkü kimse bana nefretten başka bir duygu besleyemezdi.
Uzun bir uçuşdan sonra güneş batmaya başlıyordu. Saat sekizi geçmişdi. Artık Amerikadaydık. Berkin "Evet Efzel hanım otele gidiyoruz. İne bilirsiniz artık. Amerikaya hoş geldiniz bu arada" dediğinde güldüm. Yüzüne bakarak koltuktan kalkıp inmeye başladım. İkimizde indiğimizde Berkin takım elbiseli birinden araba anahtarı aldı ve arabaya geçti. Bende oturduğumda "Araba seninmi? " dedim. "Evet burdada şirketim olduğu için zaten sık sık gelirdim. Bu arabayıda burda sürerdim" dedi. Arabayla birazdan otelin karşısına geldik. Oldukca lüks ve güzel bir oteldi. Berkin arabayı durdurduğunda özel olarak bir adam gelip kapısını açtı ve yabancı dilde birşeyler söyledi. Berkinde karşılık olarak "Hoşbulduk" diye cevap verdi. Sonra Berkin benim için kapıyı açtı indiğimde adam birşeyler söyledi. Anlamadığım için kaşlarımı kaldırdım. Berkin dudağının kenarını kıvırarak gülüp diğer tarafa baktı. Gülerek "Sana hoşgeldin diyor Selin"dediğinde bende "Ha tamam anladım. Hoşbulduk" . Berkinle otele gidiyorduk. Yanyana girdik Berkinle otele. Elleri ceplerinde etrafa yavaşca bakarak yürüyordu. Yürürken kulağıma eğilerek "Seni sevgilim olarak tanıtayımmı" dediğinde " Ya ne büyük şeref koskoca Berkin Aytunç beni sevgilisi olarak tanıtdı koşun a dostlar" dediğimde dişleri görünür bir şekilde güldü. Biz yürürken otelin görevli kadını geldi yanımıza. Bize bakarak yanımızdan gelip gülümseyerek yabancı bir dilde birşeyler söyledi. Berkinle otelin yukarı katına çıktık. Otelin yemek servislerinin yapıldığı yerdi. Bir masanın yanında geldik. Benim için sandalyeyi çekip
"Buyur Efzel hanım "
"Teşekkürler" gülümseyerek söyledim
Yemek yemeye başladık. Berkin
"Ee yarın büyük gün. Yeni bir kimlik,yeni bir yüz,yeni bir hayat"
"Ee görelim bakalım. Yeterki iyi olsun herşey"
"Olacak,olacak sen merak etme. Sanada ben öğreticem ha iş dünyasını. Benimle iyi geçin Efzel hanım"
"Ben bir ayak uydurayım boynuz kulağı geçer ha Berkin bey"
"Bakacağız onu zaman gösterir. Silah kullanmayıda ben öğreteceğim"
"Ne Silah kullanımı? Bana hiç bundan bahs etmediniz"
"Tabiki silah kullanmayı bilmelisin. O kadar işin içine gireceğiz. Kendini korumayı bilmelisin"
"Off hala bir çok şey var ya. Nasıl alışacağım ben Efzele?"
"Belkide hiç alışmana gerek kalmayacak. Belkide sen gerçekten Efzelsin. Ama bulunduğun ortamda Efzeli susturmuşsundur"
"Efzel Ertem" "Selin Merden"
"Efzel daha güzelmiş" dedi Berkin kaşlarını kaldırarak
"Belgi hanımın çocuğu varmı?" bir anda sordum
"Yoo Bildiğime göre hiç çocuğu yok"
"Belgi hanım kocasının işlerinin başınamı geçti yoksa babasınınmı"
Çatalı elinden bırakıp ağzındakini yerken "Aslında malk mülk babasının ama Belgi abla babasının arkadaşının oğluyla evlenmişti. Oda köklü ve güçlü bir ailedendi. Ama Efzel abla sonradan boşandı eşiyle. Eşide öldükten sonra hiçbir bağı kalmadı. Kerim Kara. Sonrada babası vefat etdikden sonra işlerin başına Belgi abla geçti"
"Anladım" diye cevab verdim kaşımı kaldırarak.
Yemeği bitirdikden sonra kalkmaya başladık. Odalarımız yanyanaydı. Berkin odasına girmeden önce "Birşey olursa söyle" dedi
"Tamam. İyi geceler" diye gülümsedim
"İyi geceler" diye oda aynı şekilde tebessüm etdi.
Uyumaya başladık. Odamda sesler duydum. Ayak sesleriydi. Gözlerimi açtığımda Taneri gördüm. Eliyle ağzımı kapatıp diğer elinde silahla beni yatağımdan kaldırdı. Omzuma eliyle basıp, dizime tekme atarak diz çöktürdü.Ağlıyordum. Başımı yapma anlamında sağa sola çevirdim. Sonrada silahın tetiğini çekti ve bağırdım. O an yatakdan dik atıldım. Hepsi rüyaymış. Korkudan ter içindeydim. Nefes nefese kalmıştım. Sağa sola baktım ve kimse yoktu. Yatağın kenarında oturup ağlamaya başladım. Gündüzleri kurtulsam bile geceleri asla rahat bırakmıyorlardı. Saçımı arkaya verip göz yaşlarımı silerek yatakdan kalktım. Odadan çıktım ve Berkinin odasının kapısının yanına geldim. Kapıyı çalmaya başladım. Berkin kapıyı açtığında gözlerimin kızardığını ve ter içinde kaldığımı gördüğünde hemen telaşla
"Noldu. İyimisin?" diye beni içeri aldı.
"Çok özür dilerim, uyandığımda Taneri gördüm. Beni vurmak istiyordu. Kabustu ama duramadım orda"
"Tamam gel" "İyimisin şimdi? Su vereyimmi?"
"Teşekkür ederim. Gerek değil. Gece gece rahatsız oldun sende benim yüzümden çok özür dilerim"
"Yok ne rahatsızlığı" "O zaman sen yatakda yatarsın. Bende yerde kıvrılırım bir tarafa"
"Yok hiç rahatsız olma sen uyu yatağında ben yere geçerim ne olacakki"
"Ya saçmalama sen geç uyu. Ölecekmiyim yerde yatarsam"
"Teşekkür ederim. Özür dilerim gerçekten"
"Kızım sende ne çok özür diledin be. Biraz azaltsanmı şu özür dileme fastını"
"Ne yapayım. Rahatsız etdiğim için özür dilemiyimmi yani?"
"Dileme kızım. Hadi iyi geceler geç yat. Yarında ameliyat günün"
Yatağa geçtiğimde Berkinde yere uzanıyordu.
"Ya üstüne birşey örtdünmü? Ya benim yüzümden üşütüp hasta olursan"
"Selin" n-yi uzatarak söyleyip "Yat uyu. Asabımı bozma" dedi
Bir şey söylemeden gözlerimi kapattım. Ama üstünede birşey örtmemişdi. Rahatsız etdim adamı gece gece resmen. Yavaşca kalkıp yatağın yanındaki dolaptan battaniye aldım. Berkine yavaşca yaklaşıp battaniyeyi üzerine örtmeye çalışırken bir anda Berkin kolumu tutdu ve kendine çekti. Göz göze gelmiştik. Şaşkınlıkla ve telaşla yüzüne baktım. Kolumu bırakıp
"Uyumadınmı kızım sen?"
"Şey ıı ben battaniye.."
"Off ne battaniyesi ya. Senden birşeyimmi istedim ben" sözümü keserek dedi.
"Ben gece gece soğuk olmasın diye"
"Birşey olmaz" biraz durup göz devirip "E yinede teşekkür ederim" "Hadi geç yat"
Yavaşca çekilmeye başladım. Battaniye ayağıma dolaştı ve yere düşerken Berkin hızla yerinden kalkıp karnımdan tutup yere düşmemi engelledi. Diğer dizimin üstüne düştüm başım Berkinin göğsüne çarptı. Kafamı kaldırdığımda Berkinin yüzünü gördüğümde çok utandım. Bana kızgınlıkla değil ama kaşlarını çatıp bakdı. Hemen kalkıp kekeleyerek ve hızla
"Ya ben şey biraz özür dilerim. Ay üzgünüm çok özür dilerim"
dediğimde
"Dikkat etsene kızım. Tamam yeter dileme özür falan artık" "Şimdi geçip yatıp uyurmusun yoksa benmi gelip götüreyim seni" bunu biraz kızgın bir ifadeyle söyledi
Hemen hızlı bir şekilde yatağa girdim. Uyumaya başlıyordum. Ama biraz gerçekten utanmışdım.
Sabah alarmın sesine uyandım. Alarm dediysemde Berkinin sesi yani. Adam alarm gibi tepemde "uyan" diye çağırıyordu. Gözlerimi açtığımda
"Hadi Efzel kalk gidiyoruz"
Gözlerimi ovup
"Nereye gidiyoruz?" Dediğimde
"Ya Sabır" "Ameliyat günün bugün Efzel hanım kalkın hadi kalkın"
Dediğinde yavaşca yatakdan kalktım. Diğer odaya geçip kıyafetlerimi aldım.
Odadan çıktım. Berkin kapıda bekliyordu. Eliyle "önden buyurun" işareti yaptı. Otelin yemek salonunda kahvaltı etdikten sonra otelden çıktık. Arabayla hastanenin önüne geldik. Önce Berkin arabanın dikiz aynasından bana bakıp derin nefes çekerek gülümseyip
"Hazırmısın Efzel hanım"
Derinden nefes alıp kısık sesle
"Hazırım" dedim
Berkin arabadan inip kapımı açtı. Berkine baktıktan sonra
"Buyurun o zaman" diye eliyle işaret etdi.
Arabadan indim ve hastaneye doğru gittim. Üstümü değiştikten sonra tekerlekli sandalyeyle ameliyathaneye giriyordum. Berkin kapının önünden bana bakıp gülümsedi ve göz kırptı. Bana çok güven veriyordu. Ameliyathaneye girdik. Ameliyat masasına uzandım. Artık Selin diye biri olmayacaktı. Efzel olarak gözlerimi açacaktım. Bir başkası olarak hayatıma devam edecektim. Susturulmuş bir kadın olarak bu masaya yatıp uyandığımdaysa tüm acılarını tüm dünyaya çığlık atabilecek bir kadın olarak uyanacaktım. Selin Merdenin hikayesi yavaşca bitiyordu. Efzel Ertemin hikayesiyse başlamak üzereydi...
Bölüm Sonu
Umarım beğenmişsinizdir. 2 yıldır üzerinde çalışıyorum. Yeni Bölüm yakında gelecek )
Bölüm etkileşimi
