3. bölüm · Duvarların Öte Yanı

Bölüm 3(LARADAN)

★ ★SunaVia★ ★

Ayaz o solmuş siyah ceketiyle, sanki bütün mahallenin yükünü omuzlamış gibi arkasını dönüp giderken sokaktaki rüzgar bile buz kesti resmen. Arkasından sadece bakakaldım. Gitme diyemedim, "O dükkanı yıkan adamın kızı olmak benim suçum değil" diye bağıramadım... Sadece sustum. Avcumun içindeki gümüş bilekliği o kadar sıkı sıkıyordum ki, anneannemin hatırası resmen avcumu parçalayacaktı. Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülüp o tozlu yerlere damlarken, içimde adını koyamadığım bir şeylerin fena kırıldığını hissettim.
.
"Lara!"
.
Arkamdan gelen o aceleci adım sesleriyle bir an irkilip kendime geldim. Gözlerimi hızla silip arkama döndüğümde Berk’i gördüm. Yüzünde, az önce babamın terzi dükkanına yaptığı o gövde gösterisini uzaktan izlemiş olmanın verdiği o tuhaf, fırsatçı ifade vardı. Yanıma gelip hiç çekinmeden ellerimi tuttu.
.
"Ne işin var senin bu varoşların arasında? Kendine gel, titriyorsun resmen!" dedi, o her zamanki üstenci ama beni koruyormuş gibi duran ses tonuyla. "O serseri çocuk canını mı sıktı senin? Unuttun mu sen buraya, bu pis sokaklara ait değilsin Lara."
.
"Berk, lütfen... Gitmek istiyorum sadece," diye fısıldayabildim. Sesimin çaresizce titremesine engel olamıyordum, sanki o yüksek taş duvarlar üzerime yıkılıyordu.
.
Berk ellerimi daha sıkı kavradı. Gözlerime o iki yıl önce dünyamı tamamen değiştiren o sarsılmaz, korumacı ifadeyle baktı.
.
"Ağlama küçük prenses," dedi sesi yumuşayarak. "Unuttun mu, bundan sekiz yıl önce de bu uğursuz mahalle senin canını yakmaya çalışmıştı. Seni o karanlık ara sokakta, o adamın elinden çekip alan bendim. Sırtımdaki o derin bıçak izini senin için, seni korumak için taşıyorum ben. İki yıl önce sana her şeyi anlattığımda bana söz vermiştin; bir daha o karanlık geçmişe ve bu insanların arasına dönmeyecektik. Seni korumama izin ver, gidelim buralardan."
.
Berk bunları söylerken gözlerim boşluğa çakıldı ve zihnim beni bir anda o her şeyi başlatan uğursuz güne, sekiz yıl öncesine fırlattı.
.
Ben daha dokuz yaşındayken, babamın şirketinin arkasındaki sokaklarda bir anlık dalgınlıkla kaybolmuştum. Üzerimdeki o pahalı ilkokul kıyafetleriyle o kadar savunmasızdım ki... Tam sokağın köşesini dönecekken, iri yarı, gözleri acayip korkunç bir adam önümü kesmişti. Babamın holding sahibi zengin bir adam olduğunu bildiği için beni gözüne kestirmiş pislik. "Gel bakayım buraya, uslu durursan canın yanmaz," diyerek beni kolumdan tutup karanlık, rutubetli bir ara sokağa sürüklemeye başladı. Korkudan avazım çıktığı kadar ağlıyor, "Bırak beni! Baba! İmdat!" diye çırpınıyordum.
.
Tam o esnada, sokağın girişinde on iki yaşlarında acayip hırçın bir çocuk belirmişti. Dağınık saçları gözlerinin önüne düşmüştü ama bakışları o kadar sert ve cesurdu ki... Arkasındaki mahalle çocuklarına dönüp "Bırakın kızı lan!" diye kükremişti resmen. O çocuk ve arkadaşları adamın üzerine birer kurt gibi atılmıştı. Ben duvara sinmiş, ağlamaktan önümü bile göremeden korkuyla onları izliyordum. Arbede büyüdü, adam köşeye sıkışınca cebinden parıldayan bir bıçak çıkardı. Bıçağı sağa sola savururken, o çocuk benim önüme adeta etten bir duvar oldu. Bıçağın keskin ağzı çocuğun sırtına saplanıp derin bir yırtık açtığında, çocuk acıyla dişlerini sıktı ama asla geri adım atmadı.
.
Adam çocukların bu hırçınlığından korkup kaçtığında, sırtından kanlar sızan o çocuk önümde diz çöktü. Yüzü sokağın karanlığında gölgede kalmıştı, ağlamaktan gözlerim şiştiği için yüzünü net seçememiştim. Sadece, yerde duran gümüş bilekliğimi tozların arasından alıp titreyen elleriyle bana uzatışını hatırlıyordum. "Korkma, geçti... Ben buradayım," demişti sesi titreyerek. Birkaç dakika sonra mahalleye babamın o lüks siyah arabaları ve korumaları doluştuğunda, o sırtı kanayan çocuk beni babama teslim edip gölgelerin arasında kaybolmuştu.
.
"Lara? Orada mısın? Yürüyelim hadi."
.
Berk’in sesiyle zihnimdeki o karanlık sokak bir anda dağıldı. Karşımda duran Berk’e baktım. İki yıl önce, internetteki eski gazete arşivlerinde çıkan "Ünlü iş insanının kızı mahallede kaçırılmaktan kıl payı kurtuldu, arkasındaki isimsiz kahraman çocuk aranıyor" haberini bulup bana getiren Berk'ti. Gazetedeki tüm detayları, o ara sokağı, sırtından bıçaklanan o isimsiz çocuğu bana anlatıp sırtındaki o eski yara izini gösterdiğinde ona sarsılmaz bir minnetle bağlanmıştım. O günden beri Berk benim çocukluk kahramanımımdı, sırtındaki o iz benim yüzümdendi. Bu yüzden onun o şımarıklıklarına, pisliklerine katlanıyordum.
.
"Tamam," dedim sessizce, Berk’in beni arabaya doğru yönlendiren eline izin vererek. "Gidelim."
.
Lüks arabanın deri koltuğuna oturup kafamı cama yasladığımda, gözlerim yine o alçak taş duvara kaydı. Berk benim kahramanımdı, sırtındaki o iz benim yüzümdendi...
.
Peki o zaman neden? Neden Ayaz o solmuş ceketiyle arkasını dönüp giderken kalbim yerinden çıkacak gibi olmuştu? Neden canım, iki yıldır yanımda olan Berk'in yanındakinden bin kat daha fazla yanmıştı?
.
Arabamız mahallenin tozlu sokaklarından hızla uzaklaşırken, avcumdaki gümüş zinciri kalbime bastırdım. Ben o gün geçmişimi geri almıştım ama o duvarların öte yanındaki hırçın çocuğun gözlerindeki o samimi adaleti, başlamadan kaybetmiştim.

Spoiler:berk yalancı ve çıkarcı bir karakter(anlayana)