3. bölüm · Durum Leyla

2.Bölüm Ay ışığı🦋

Bir yazariye 1

Kıraç: Endamın yeter

**

"Kızım uyan hadi ."

"Hı ne ."

"Kime diyorum ben uyan hadi kızım Ayşe teyzenleri kahvaltıya çağırdım kalkta bana yardım ediver."
Bir gözümü açarak başımda dikilen anneme baktım ama benim daha uykum vardı hemde çok.

"uykum var anne."diyerek başımı diğer tarafa çevirerek uyumaya devam etmek istedim ama nafileydi biliyorum ki uyanana kadar annem peşimi bırakmicaktı.

"Kalk kız ne uykusu saat on bir saat sonra gelirler ."

"Off anne ya ne zaman çağırdın ki hem sen."

"Akşam telefonla arayıp çağırdım hem sen ne yapicaksin kalk, ayrıca bu üstündeki Hırka da ne sıcak değil mi hava."

"He Hırka şey Gül'ün ya ödünç verdi dün akşam bugün yikasan olur mu akşama doğru geri veririm."

"Tamam sen kirli sepetine at ben makinaya atarım hadi ben assagiya iniyorum sende gel tamam mı?"

"Tamam anne."
Annemin odamdan çıkmasıyla esneyerek üstümdeki pikeyi kenara atarak hirkayi üzerimden çıkardım burnuma yaklastirarak kokusunu içime çektim hala olduğu gibi duruyordu ne kadar güzel bir kokuydu bu akşam kesinlikle geri vermem gerekiyordu bende kalamazdı.
Hırkayı k.irli sepetine atarak elimi yüzümü güzelce yikadiktan sonra dolaptaki nar çiçeği yazlık olan albiseyi üzerime gecirdim, saçımı dağınık bir topuz yaptım hafif Güneş kremi rimel.ve allık sürerek hemen makyajimi bitirdim. Sonra komidinin üzerindeki telefonumu alarak assagiya indim.

"Günaydın babam."
Diyerek koltuktan oturan babama kollarımı dolayarak yanaklarına öpücükler biraktim.

"Günaydın kızım ."

"Ee hadi ben anneme yardıma kaciyim azar yemiyelim şimdi."

"Bence de ikimize de fırça çeker yoksa."

Babami salonda tek birakarak mutfağın yolunu tuttum, aynı sırada da telefonumdan Gül'e mesaj attım.

Kime:Gül Kuşum
Hepiniz mi geliyorsunuz.

"Anne ne yapıyım sofrayı bahçeye mi kuruca,."

"Evet kızım evet hadi sen kur hemen masa örtüsü surda ."

Kenardaki masa örtüsünü aldip bahçeye çıktığım çorbada Gül'den mesaj gelmişti.

Kimden:Gül kuşum
Abim de geliyor merak etme:)

Kime: Gül kuşum
İyi gelsin bakalim;)
Masayi hazirladiktan sonra hep beraber kahvaltiliklari masaya dizmistik her şey hazır olduğunda ise kapi sesini işittim.

"Ben kapıya bakiyım geldiler sanırım."

Hadi kuzum beraber karşılayalım."

Babam bahçede kalmış annemle ben kapıya doğru yol almıştık.

Kapıyı açtığım sırada Ayşe teyze'nin ve diğerlerinin gülen suratıyla karşılaştık buna tabiki kesinlikle Turan dahil bile degildi şöyle bir baktigimda yüzünde hiç bir ifade yoktu.

"Hoşgeldiniz komşum buyurun içeri ."

Sırayla Ayşe teyze ve Latif amcanın elini öptüm onlar içeri girdiği sırada Gül'de hemen bana baş Selami vererek içeriye geçmişti biliyorum amacı bizi yalnız bırakmaktı.

Turan'da içeri girdiği sırada kapıyı kapatıp arkamı döndüğüm sırada kollarini bağlamış bana bakıyor vaziyette gördüm gözleri sadece üstünde dolaşıyordu kiyafetimi inceleyip en son yüzüme çıkardı bakışlarını.

"Bu elbise fazla kısa değil mi?"

"Yoo gayet iyi ayrıca ben hep böyle giyiyordum.",

"Yok Yok kısa sakin böyle dışarı cikiyim falan deme.",

Şok olmuş gözlerle ona baktım ona neydi istersem bu elbiseyle dünyanın öbür ucuna giderdim.

"Öğlen kızlarla bulusucaz gayette bununla cikicam."
Dedim elbisemin eteklerini havaya kaldırıp göstererek .

"Hele bir cik."
Dedi tek kaşını havaya kaldırarak.

"Ayrıca sanane abim bana karışmıyor sende karışamazsın."
Dedim bende kollarımı bir birine bağlayarak karşısında durdum.

"Öyle bir karışırım ki ."
Diyerek üstüme üstüme gelmeye başlayınca bende el mecbur geriye birkaç adım atmıştım ki sırtım kapıya yaslandı oda başını eğerek bana daha çok yaklaştı.

"Cekilir misin?"

"Cık cekilmiyorum sen bugün bu elbiseyle disari çıkamazsın diyorum."

"Bende cikicam diyorum sen kimsin be geldiğinden beri yüzüme bakmayan adam mı söylüyor bunları."
Bunları söylediğim sırada yüzüne bir afallama gelmisti beklemiyordu, üstümden çekilmesi için kollarimla onu kenara ittim.

"Leyla bak-."
Tamam o sırada çalan kapıyla yerimden sicramistim konuşmaya o kadar dalmıştım ki duymamistim.
Kapıyı açtığımda abim karşımda ekmek posediyle duruyordu .

"Kozom ne diye acmiyorsun kapıyı.,"
Ağzındaki ekmekle beraber konuşunca şöyle bir yuzumu ekşittim ayakkabısını indirerek içeriye girdi .

"Açtım ya hemen."

"Hoşgeldin kardeşim."
Dediğinde Turan'la tokalastiktan sonra ikisi de içeriye geçmişti.

Bende bir süre kapının yanında kaldıktan sonra yanlarına bahçeye geçtim.

Masaya baktığımda sadece Turan'ın karşısındaki sandalyenin boş olduğunu gördüm hep böyle olmak zorunda mıydı? Mecburen sandalyemi çekerek masaya geçtim.

Yanımda olan Gül kulağıma eğilerek
"Kız nerdesin sen bir saat oldu ne yaptıniz canım öküz abimle."

"Ne yapicaz Bir garip davranmaya başladı yok efendim elbisem çok kisaymış bununla dışarı cikamazmişim ."

"Bunları abim mi soyledi sana harbiden bu seni kiskanmis olmasın."

"Saçmalama ne kıskanması."

"İyi peki öyle olsun."
Diyerek önüne dönerek kahvaltısına devam etmeye başladı .

"Mehmet ne diyorum hafta sonunda hep beraber iki günlüğüne tatile gitsek mi bizim yazlığa sizi de davet etmek istiyoruz.

"Olur olur geliriz valla işten güçten başımızı kaldiramadik ."

"Ben önceden ayarliyim o zaman parayı herkes de kendini ona göre ayarlar."

"Hafta sonuna kadar işleri güçleri ayarlayıp geliriz inşallah."

"Siz ne dersiniz ."

"Olur Baba bize de değişiklik olmuş olur hem ."
Annem abim ve bende bu teklifi kabul ettiğimizde göre hafta sonu hep beraber olmuş olucaktık Turan'la tatile cikma fikri hoşuma gitmişti bakışlarımı ona doğru kaldırdım tabagindaki kahvaltiliklarla ilgileniyor bir yandanda telefonuyla mesaj yazıyordu acaba kime yazıyordu diye merak etmeye başladım.
Cayimdan bir yudum alirken bakışlarım hala onun üstündeydi, birden bakışları bana dönünce çay boğazımda kalırken öksürmeye başladım Gül elimdeki bardağı yerine bırakırken ben hala öksürmeye devam ediyordum.

"Helal kızım helal ne oldu birden bire."

"Şey ben bir su alıyım mutfaktan ."
Diyerek olduğum yerden kalkarak mutfağın yolunu tuttum.

Öksürüğüm hala devam ediyordum hemen suyu aldım dolapin kapağını açarak orta boyutta bir bardak çıkararak suyu doldurup içmeye başladım biraz olsun iyi gelmiş öksürük krizin geçmişti.

"Salaksın kızım sen bir bakışıyla geldiğin hale bak ."
Kendine gel sakin ol diyerek kendime telkinde bulundum yavaş yavaş nefes alıp vermeye başladım krizden sonra boğazım ağrımaya başlamıştı.
Sonunda kendimi daha iyi hissettiğimde bardağı makineye koymuş suyunda dolaba koyarak mutfaktan çıkmak için arkamı dönmüştü ki.

Turan'ın omzunu mutfak kapısına yaslamış bir halde sırıtarak bana baktigini gördüm.

"Neden öyle bakıyorsun ayrıca burda ne işin var."

"Su içmeye geldim gıcık tuttu da sen nasil oldun."
Diyerek mutfağa adimlamis ama sesinde alaycı bir ton vardı bu halim sanki hoşuna gitmiş gibiydi.

"İyi iç ben içeri geçiyorum."
Tam yanından geçip gitmek isterken kolumdan tutmuş beni durdurmuştu.

"Ne bu asabiyet hayırdır ne oluyoruz."

"Birşey olduğu yok bırakır mısın?"
Diyerek kolumu elinden kurtarmaya çalıştım ama nafileydi kolum elinde sadece gözlerimin içine şüpheyle bakıyordu sanki ondan birşey gizliyormusum gibi bir tavir takiniyordu.

"Bırakmıyorum ."

"Bırak be ne oluyor sana bu tavirlar da ne böyle."
Kolumu sonunda kurtardigimda yanından geçip gitmeye caliatigimda hemen önüme geçerek gitmeme izin vermemişti bir kez daha denediğimde yine önüme geçmiş izin vermemişti tam o sırada tezgahın üstünde olan telefonumdan mesaj sesi geldiğinde geri giderek telefonumu elime aldım.

Kimden :Burak
Hafta sonu bir kahve içelim mi eski günleri yad ederiz hem.

Burak liseden sevdiğim bir arkadaşımdı o zamandan beri bir birimizden kopmamis sık sık olmasada gorusmeye çalışmıştık mesajına tebessüm ettim tam cevap vereceğim sırada telefonumun elimden alinmasiyla beraber afallamistım.
Telefonumu elimden alan Turan'da başkası değildi

"Bu şerefsiz kim sana böyle yazıyor ."

"Ne diyorsun be ver şu telefonumu."
Diyerek telefonumu elinden almaya çalışmıştım ama o inatla almamam için kolunu yukarı kaldırarak almamı engelliyordu

"Ver diyorum verir misin şunu."

"Hesap ver kim bu dedim sana."

"Sen kimsin de ben sana hesap vericem ver dedim."
Boyu o kadar uzundu ki telefonumu almaya çalışırken zıplamaya başlamıştım artık ama nafileydi o inatla daha da yukarı kaldırıyordu.

"Bu ite hemen böyle birşeyin imkansız olduğunu söyleyip bir daha da gorusmuyorsunuz ."
Dedi kızgın kızgın kasları catilmis sınırlı bir şekilde bana bakıyordu.

"Öyle birsey yok başka emriniz Turan bey."
Diyerek bu söylediğine karşılık bu seferde ben alayla konuştum.
Sonunda telefonu almaya çalışmamış pes etmiş bir halde kollarimi bağlayarak karşısındaki tezgaha yaslanmistim.

Oda elindeki telefonu assagiya indirerek
üstüme üstüme gelmeye başladı bu hareketinden dolayı ne kadar geriye gide bilirsem gitmiştim.
İki kolunu yanlarima koyarak beni tezgahla arasına sıkıştırmıştı ki kafamı daha da geri çektim.

"Ne yapıyorsun."
Kafasını kulağıma doğru yakınlaştırarak kesik kesik

"Başka emrim yok."
Diyerek gözlerimin içine bakmaya başlamıştı bende aynı şekilde karşılık verdim ellerim onu itmek istiyor ama yapamiyordum yeşil gözleri o kadar güzel bakıyordu ki içine çekilmiş gibiydim sanki ona kizgindim ama o benim sevdigim adamdı.

"Leyloş--"
Gül'ün mutfağa dalmasiyla beraber hemen var gücümle onu itmistim üstümden o kadar çok utanmıştım ki elimi kolumu nereye koyacagimi bilememistim. Tabi Turan bey yine rahatligindan hiç ödün vermeden mutfaktan çıkıp gitmişti.

"Ooo siz çocuk yapma işlerine başlayın derim hayırdır ne oluyor."

" Ne olucak senin bu abinin dengesiz davranışlarına alışmaya çalışıyorum ayrıca hiç komik değil."

"Ben geldiğimde hiçte öyle durmuyordunuz ama."

"Susar mısın zaten çok utanıyorum."

"Kız çen utandin mi çen."
Diyerek karşımda kahkahayla gülmeye başladı onu umursamayarak gerimde birakip bende bahçenin yolunu tuttum.

*****

Sonunda hafta sonu gelmiş tatile gitmek için herkes hazirligini tamamlamıştı tam on dakika sonra kapıda buluşup hep beraber yola koyulucaktık tek sıkıntı büyüklerin aynı arabayla bizimde Turan'ın arabasıyla gitmemizdi o günden sonra hiç karşı karşıya gelememistik, Sadece Gül'ün ve kızların laf sokmalarına maruz kalmıştım Meryem ve Zeynep'e de herşeyi anlatmıştım Zeynep olmasada Meryem'de ayni Gül gibi beni alay konusu yapmıştı.

Bavulumu odamın kapısının önüne koydum.
"Abi benim bavulumu da assagiya indirir misin?"

"Yuh yuh kızım taş mi var içinde ."
Yalandan tasiyamiyor gibi yaparak bavulumu assagiya indirmişti.

"Ya abi abartma bir kaç parça birşey."

"Bunlar bir kaç parcaysa hepsini koysan ne olurdu acaba."

"Senden yardım isteyen de kabahat ya ver
bavulumu ."diyerek bavulumu elinden almaya çalıştım ama vermeyip dış kapıya kadar çıkarmış bana gülüyordu.
Annem ve babamın da gelmesiyle beraber arabaların yanında buluşmuştuk.
Annem ve babamla vedalasmistim sanki bir daha hiç gorusmicekmişiz gibi.
"Hadi bakalım çocuklar dikkatli gelin ."
Diyen Latif amca kendi arabasına binmis onlar yola koyulmuştu.

Turan'ın arabasına bakışlarımı cevirdiginde valizlerimizi bagaja yerleştirmeye başlamışlardı bile.
Paytak adimlarla arabada oturan Gül'ün yanına ilerlemey başladım.

"Çok sıcak ya sıcak bastı bana."
Diyerek elimle yel yapmaya başladım arabanın içi ateş gibi yanıyordu kliması yok muydu ayrıca neden bu kadar sıcaktı ki.

"Yok gayet iyi sana neden bu kadar sıcak acaba."
Diyerek imayla göz kırparak konuşmuştu Gül.

"Yeter artık bak valla daha fazla dalga geçmeye devam edersen yol boyu seninle tek kelime bil etmem haberin olsun."

" Tamam trip Leyla tamam sustum."
Sonunda abimler bagasin kapısını kapatarak arabadaki yerlerini almıştı , gözlerim şoför koltuğuna binen Turan'a kaydı beyaz bir salaş gömlek ve lacivert bir kumaş pantolon giyinmişti o kadar tatli gözüküyor du ki bakislarimi ondan çekemedim.
Gözündeki Güneş gözlüğünu çıkararak torbido gözüne koydu.

Sonunda araba hareket etmeye başlamıştı abim telefonumu Bluetootha bağlamaya çalışıyor Gül ise telefonda arkadaşıyla konuşuyordu.

Birden Turan'ın bakışlarıda bana dönünce afallamis bir şekilde bakışlarımı dışarıya çevirmiştim,
Daha doğrusu onu bakarken beni yakalamış olmasına utanmıştım.

Gönlüm senden, senden vazgeçmeyecek
Korkma, içimde aşkın hiç bitmeyecek
Eğer istersen sonsuza dek sürecek
İnan bu adam hep seni sevecek
Endamın yeter
Gözlerin yeter
Uğramasın sana
Ne hüzün ne de keder

Tam o sirada arabanın içini abimin açtığı şarkı sözleri doldurmuştu Gül başını dizlerime koyarak gözlerini kapatıp uyuma pozisyona almisti bende daha fazla öne kayarak rahat bir pozisyon alarak ellerimi saçlarının üstüne koyarak gozlerimi kapatarak kendimi uykuya teslim ettim .
En son duyduğum şarkının sözleriyle tamamen karanlığa çekilmiştim.

*****

"Leyloş uyan kız uyansana bu nasıl bir uyku ya on beş dakika oldu seni uyandırmaya çalışıyorum."

"Hı ."
Diyer bir tepki verdim sadece sesleri duyuyor ama göz kapaklarimi acamiyordum.

"Ne oluyoruz ya."
Elimi Göz kapaklarimin üzerine koyarak ovalamaya biraz daha olsun uyanmaya başladım.

"Leyloş bak ben içeri geçiyorum hadi sende kalk artık."

"Off tamam ya gider misin biraz daha uyumak istiyorum."
Her ne kadar uyanmak istesemde bir türlü gözlerimi acamiyordum koltukta yan bir sekil dönüp elimi yanagimin altına koyarak biraz daha uyumak için pozisyonunu ayarlıyordum ki kolumdan tutulup cekilmem bir olmuştu.

"Uyansana kızım bu nasıl bir uyku."

"Abi napiyorsun ya sen bittin var ya."
Abim benden kaçıyor bende bahçede onu kovalıyor bir şekilde bütün bahçeyi turlamistik resmen.

"Dur abi artik ya of yoruldum."

"Sen durursan bende dururum beni kovalamayi bırak artık."

"Abi yeter artık sen yaptın neden beni uykumdan uyandırdı ki ne güzel uyuyacaktım."

"Kızım o nasıl bir uykudur insan uyur da seninki ölmek ölmek."
Abim masanın etrafında dolaşıyor bende onu kovalıyordum kaç kez masayı tavaf etmiştim hesaplayamamistim ama o kadar yorulmuştum ki nefes nefese kalmış bir durumdaydım Güneş' te çabası yakmıştı resmen beni.

Abim arkamda birisi varmış gibi sürekli bakışlarını oraya ceviriyor kaş göz işareti yapıyor tam arkama bakışlarımı çevirmiştim ki abimin koşma seslerini duyunca kızgın bir şekilde ona dönerek tam takrar kovalamaya yelteniyordum ki kolumdan cekilmemle beraber yere düşmüştüm.

Turan altimda bende şaşkın gözlerle onun üstünde duruyordum.

"Ne yaptığını sanıyorsun sen ya."

"Bir dur artık ter içinde kaldin."

"Abimle iş birliği yapıp onun kaçmasını sağladın sen bırak."

"Sakin ol yoksa bırakmıyorum hiç bir yere gidemezsin."

"Sakin mi oluyum sakin oluyum öyle mi?"
Derken yüzümü yavaş yavaş yüzüne doğru yakinlastiriyordum yaptigimdan bi haber karşımda sadece siritiyordu kusura bakma bu yaptığım için beni oldure bilirsin Turan efendi ama sende abimle iş birliği yapmasaydin.

"Birakmiyor musun?"

"Cık bırakmıyorum."demesinin ardindan yüzüne kafamı geçirerek hemen ustunden kalkip hızlı bir şekilde koşmaya başladım beni yakalarsa biterdim.

"Siktir."

"Leylaaaa."
Diye bagirmasini en son duydum içeri girerken oh olmuştu ona yardım etmicekti abime onu umursamayarak üstümü düzelterek evden içeriye girdim.

*****
Çekil kız öyle kolay değil affettirmek kendini."

Ondan ayrılarak en masum bakışımı atmaya çalıştım.

"Bana hiç öyle bakma Leyla hanım.",
Gül ve Ayşe teyzede kenarda bize gülmemek için kendilerini zor tutuyorlardı.

"anne tamam cezam neyse boyun eğmeye hazırım siz emredin yeter."

"Hadi bakalım sen ve Gül ikinizde sofrayı kurup daha sonra da bulaşıkları yikiyorsunuz bizde Ahiretligimle keyif kahvemizi iceriz yemekten sonra anlaşıldı mı?"

"Hülya Sultan burda yanan neden bende oluyorum ."

"Bozacinin şahidi şıracı kurunun yanında yaş da yanarmış hadi bakalım marş marş doğru bahçeye."

"Anlaşıldı Hülya Sultan sen iste biz herşeyi yaparız."
Diyerek ikimizde doğru el mecbur bahçenin yolunu tutmuştuk.

"Kızım senin şu uyku problemin yüzünden bende yandım ya bu nasıl hayat arkadaş."
Diye söylenen Gül'e kızgın bakışlarla dönmüştüm.

"Sus kızım hadi hadi iş başına ."
Bahçeye masanın yanına yaklastigimiz sırada babam Latif amca Abim ve Turan mangal yakmış onunla ilgileniyorlardı.

Turan o kadar yakışıklı görünüyordu ki yerimde durdum bir süre onu izledim Gül yanımdan geçip gitmişti ama ben olduğum yerde durmuş onun yaptığı her hareketi izliyordum, siyah gömleğinin kollarını yukarı katlamış ilk üç düğmesini açmıştı saçları sıcaktan iki üç tek önüne düşmüş o kadar hoş görünüyor ki saatlerce izlerdim bu halini bir eliyle mangalı yelliyor diğeriyle de sigarasını içiyordu sigara dumanini içine çekerek gökyüzünü doğru üfledi bu hareketine tebessüm ettim sanırım başkası yapsaydı tiksinirdim sigara seven bir insan değildim cunku ama şu anda bunu karşımda yapan Turan'dı ve ben ondan tiksinmek ne kelime etkileniyordum.

Benim bakışlarım hala onun üstündeyken birden bakışları bana dönünce gözlerim kocaman olmuş ne yapicagimi bilemez bir halde hemen masaya doğru depar atarak koşmaya başlamıştım.
Masaya vardığımda göz ucuyla kendisine baktım ama hala bakışları benim üstümde sırıtarak bana bakıyordu.
Bakışlarımı hemen kaçırarak işime baktım bu kaçıncı yakalanmam ya of diyerek kendi kendime kızdım.

"Kızım ne bu hal nefes nefesesin hayırdır."

"Ne sen sor ne ben anlatıyım öküz gibi abini dikizlerken kendisine birazcık yakalanmış olabilirim de ."
Diyerek baş ve işaret parmağımla o mesafeyi göstermek istemiştim.

"Rezilsin ya dikizle tabi sevdicegini dizikle ama bunu gizli gizli yap."

"Off zaten rezil oldum susar mısın?"
Hala alttan alttan bana gülmeye devam ediyordum bende kötü bakışlarımı ona göndermeye devam ediyordum.
Harbiden rezil olmuştum hem Adana kafa etmiş hemde onu dikizlerken yakalanmıştım bu durum rezillik değil de ne.

"Ben en iyisi gidip şurdan bir yerden kendimi atıyım iyi olur bak valla bu kaçıncı rezilliğim."

"Gel buraya bakiyım görüyorsun dimi şu adamı o adam daha sana köpek gibi aşık olucak o zamana kadar sakin ölüyüm falan deme."
Gül beni tam yanına çağırmış yüzümü Turan'a doğru çevirmiş ikimizinde bakışları onun üstündeydi sandalyeye oturmuş yeni sigarasini yakmakla meşguldü.

"Tamam tamam sen ne dersen o hadi şu sofrayı kuralım da yemekleri getirelim."

Sonunda biz Gül'le sofrayı kurmuş bütün yemekleri masaya dizmistik o arada da etler hala pişmeye devam ediyordu Latif amca ve babam masaya gelmiş abim ve Turan tek mangal başında kalmıştı biz masada oturmuş onları beklerken onlar pişen son etleri de masaya getirerek masadaki yerlerini almışlardı.

"Yalnız kardeşim etler bitti ben de bittim."
Diyen abim yorgun bir şekilde kendini sandalyesine bırakmıştı ama Turan dik duruşundan hiç bir ödün vermeden yerine yerleşmişti.

"Öyle biraz yorulduk tabi."diyerek kısa bir cevap vermişti.

"Hadi bakalım herkese afiyet olsun başlayalım ."
Latif amcanin konuşmasıyla beraber herkes yemeğine başlamıştı.

Yemek Faslı bittikten sonra ben annemle Ayşe teyze'ye birer kahve yapmıştım onlar bir köşeye babamlar da çay servisi yapmıştım onlarda bir köşede tavla oynuyorlardı, ben bunları yaparken Gül güç bela bahçedeki bütün bulaşıkları tek başına mutfağa taşımıştı işte annemin ceza yöntemleri de böyleydi bütün gece boyunca sadece ikimiz çalışmış ikimiz hizmet etmiştik el mecbur dediğine boyun egmekten yapicak başka hiçbir şeyimiz yoktu.
Gül
"Off kızım yeter ya ben pes ediyorum artık ben bittim bulaşıklar bitmedi ."
Diyerek kendini mutfaktaki sandalyenin üstünde atmış başını kollarının arasına alarak başını masaya yaslamıştı gerçektende çok yorulmusa benziyordu annemin bu gece bize yaptığı işkence bilerek yaptırdığı hizmetler çok feci bir şekilde ikimizi de bitirmişti.

"Tamam sen biraz dinlen ben bunları bitiririm şimdi az kaldı zaten."
Kalan bulaşıkları da makinaya koyarak lavabonun üstünü de temizledikten sonra işimiz artık tamamen bitmiş sayılırdı annem daha servis edilicek birşey istemezse kaç çay servisi istediklerini artık bir süre sonra saymayi bırakmıştım.

"Gül hadi işimiz bitti şu tatlı işini de halledelim sonra Allah rızası için odamıza cekilelim harbi yoruldum."

"Tamam tamam son bak o tatlı tabaklarına da ben dokunmam ona göre servise yardım ederim ama bak."

"Çok sağol ya tamam tamam istemez yardım falan ben hallederim en son bulaşıkları ."

Kenara koyduğum şeker parelere baktığımda swrbetini güzel bir şekilde çektiğini gördüm dolaptan birkaç tabak çıkararak spatulayla her bir tabağa ikişer tane koydum ama Turan'ın kine özellikle üç tane koymuştum sonuçta bu tatlı onun için yapıldı .
Çayları tepsisini ben tatlı tepsisini de Gül alarak tekrar bahçe yolunu tutmuştuk artık bahçeye git gel git gel yapmaktan bacaklarım sızlıyordu.

Bahçeye girdiğimiz sırada herkes takrar yemek masasında toplanmış hararetli bir sohbet icindeydi bir an bu kadar hararetli ne konuştuklarını merak etmistim açıkçası.

"Evettt tatliniz da geldi ."

"O benim kardeşim böyle şeyler yapar mıydın sen hayırdır ."

"Aşk olsun abi ne zaman sen benden tatlı istedin de ben yapmadım."
Abime kinayici bakislarimi gönderdim insanların içinde beni rezlik beceriksiz göstermek zorunda mıydı?

"Hiç bir zaman yapmadın ki kardeşim hep bir bahane uydurarak tatlı yapmaktan kaçtın yalansa yalan de."

"Off abi demek ki sen tatlı istediğin zaman müsait degilmişim abartma."
Diyerek herkese çaylarını dagittiktan sonra bende sandalyeme geçtim Gül'de tatlıları verdikten sonra hemen yanimdaki sandalyeye kurulmuştu.

Bakışlarımı hemen Turan'a cevirdim yer miydi acaba sevicek miydi ben ona bakarken onun gözleri herkesin tabağında dolaşmış en son kendi tabağına bakarken bir kaşı havaya kalkmıştı kendi tabağında üç tane olmasına şaşırmış olmalıydı anla işte be adam özür babında sabahleyin bir burun kırma meselemiz vardı ya."

"Neden Turan'ın tabağında üç tane var yemem ben bunu yalnız bende üç tane istiyorum."

Abimin bu çocukça tavrı karşısında herkes kahkaha atmaya başlamıştı.

"Abi saçmalama fark etmemişiz işte çocukluk yapma."
Abim trip atıyormuş gibi kollarını bir birine dolamış başını yan bir şekilde çevirmişti.

"Tamam abicim bekle olur mu hemen sanada getiriyim bir tane daha."
Ben masadan kalktigim sırada herkes çayına ve tatlisina başlamıştı abimin çocukça tavrı yüzünden sızlayan bacaklarıma rağmen Bir kez daha mutfağın yolunu tutmuştum.

Mutfak dolabını açtığım sırada tatlı tabaklarindan kalmamış olduğu fark ettim diğerleri de yukarı kattaydi ayaklarımı kaldırarak almaya çalıştım var gücümle kendimi kaldırmış bir parmak mesafede olan tabağı almaya çalışırken , arkamda hissettiğim nefesle beraber oldugum.yerde donmuştum bir el uzanmak istediğim tabağı alarak tezgahın üzerine koymuştu Turan'dı bu kokusundan anlamıştım ama ona dönmeye cesaretim yoktu sabah adama kafa atmıştım utanıyordum ne yazık ki."

"Teşekkür ederim."
Diyerek tabağı aldığım gibi şeker parenin yanına giderek spatulayla tabağa bir tane şeker pare koyarak amacım mutfaktan bir an önce çıkmaktı , ama tabakla beraber arkamı döner dönmez Turan'ın dibinde gormemle tabağın elimden düşmesini son anda engellemiştim.

" Rica ederim Ay ışığı ."
Der demez tabakta olan bakışlarımi gözlerine çevirmiştim bana ilk kez böyle bir hitapta bulunuyordu uzun uzun baktım yeşil gözlerine oda bana uzun uzun baktı hiç konuşmadık sadece baktık birbirimize belkide ben bakislarimdan anlasın istedim birşeyleri onu sevdiğimi ona deli olduğumu anlasın istedim belkide artık bu içindeki hasret bitsin dedim içimden kendi kendime.

"Müsade eder misin?"

"Ben Çay almaya gelmiştim bir çay verir misin koyu olsun ama."

"Ha çay tamam veriyim hemen."
Önümden çekilmesiyle beraber elimdeki tabağı tezgaha koymuş onun verdiği çay bardağına çay doldurmaya başlamıştım ellerim öyle bir titriyordu ki bunu fark etmemiş olmasını temenni ettim.

Çayını doldurdum sonra bardağı ona doğru uzattım çay bardagini alırken eli elime değmiş sonra hemen ben elimi çekerek çay bardagini ona teslim etmiştim.

Onun mutfaktan çıkışıyla beraber tuttuğum nefesimi güç bela vermiştim elimi kalbimin üzerine koyduğum zaman deli gibi atıyordu sanki kendime dolaptan soğuk bir bardak su çıkararak tek dikisti içmiştim.

Biraz daha iyi olduktan sonra tatlı tabağını alarak tekrar tekrar bahçe yolunu tuttum.

"Nerde kaldin kızım hadi ver şu tatlımı."

"Al abicim al afiyet olsun."
Tabağı abimin önüne bırakır bırakmaz hemen bende masadaki yerine tekrar geçtim.

"Ne yaptınız çifte kumrular mutfakta domates gibi olmuşsun kızım bu ne hal."
Gül kulagima eğilmiş kimsenin duymicagi bir şekilde kısık bir sesle konuşuyordu.

"Sıcaktan şey olmuştur."
Diyerek tatlı tabagima döndüm yemek istedim ama tek bir çatal dahi alamamıştım genelde de birşey yaptığım zaman hiç canım istemezdi o yüzdendi sanırım, göz ucuyla ı Turan'ın tabağına baktığımda hepsini yemiş olduğunu gördüm.
Küçük bir tebessüm peyda oldu dudaklarımda sevmişti işte bu durum hoşuma gitmişti masada dönen muhabbete ara sıra katılmıştım çoğu muhabbete sadece susmakla kalmıştım bugün gerçektende üstümde yorgunluk vardı uykum yoktu sadece kendimi cok halsiz hissediyordum.

*****

Sonunda herkes uyumak üzere odalarına dağılmıştı bende son tatlı bulaşıklarını makineye dizerek tableti de attıktan sonra makineyi çalıştırmıştım, uykumun olmadığın farkındaydım sabah zaten yeterince uykumu almıştım.
Duvardaki saate baktığımda gece bire doğru geldiğini fark ettim kendime bir Türk kahvesi yapmaya karar vermistim.
Odama çıkıp kitabımı aldıktan sonra tekrar assagiya mutfağa indim kendime bir Türk kahvesi yaptıktan sonra biraz bahçeye çıkma karar almıştım kahvemi yaptıktan sonra mutfagin ışığını da kapatarak verandaya çıkarak kahvemi ve kitabımı masaya bırakıp kenardaki pikeyi omzuma orttukten sonra rahat bir pozisyon yakalayarak keyif yapmaya başladım.
Etraf o kadar sessizce ki bana huzuru cagriştırmıştı başımı gökyüzüne kaldırarak ne kadar muazzam bir manzara olduğunu düşündüm kendi kendime , olan yıldızları saydım tam 35 tane Yıldız saymıştım olsun kutup yildizini gördüğümde parmağımı ona doğru kaldırdım.

"Sen benim yıldızımsın."
Derken yanıma birinin oturmasıyla beraber oldum kopmuştu Turan'dı neden gelmişti peki onu da mı uyku tutmamıştı.

"Korktum."

"Kusura bakma korkutmak istememiştim."
Diyerek ayaklarını masanın üzerine uzatıp yanımda rahat bir pozisyon almış daha sonra bakislarini gökyüzüne çevirmişti.

"Şey ben aslında senden özür dilemek istiyorum sabahki yaptığım şey için."diyerek kucagimdaki parmaklarimla oynamaya başladım.

"Ha şu mesele bana kafa attigin için sanırım ."
Diyerek komik birşey varmış gibi bakışlarını yüzüme çevirmiş bir halde sırıtıyordu, bakislarim yanagindaki çukurlara düştü.

"Evet sinirle oldu komik olan ne ayrıca neden gülüyorsun."
Gulmesine bir anlam verememiştim.

"Komik olan sensin komik olan senin şu tavırların ."

"Ne varmış tavirlarimda ."

"Hemen asabileşme ay ışığı sakin ol ."
Diyerek ayaklarını masadan yere indirmişti.

"Sakinim ben."
Diyerek daha çok su tavrına kizdigimin farkındaydım ama kendime de engel olamıyordum.

Birden masanın üzerindeki kitabımı almıştı.

"Hasretinden prangalar eskittim, güzel kitap okumuştum dur bakalım rast gele bir sayfa çevirelim ne çıkarsa."
Yeşil bakışlarını önce bana çevirmiş uzunca gözlerimin içine bakmıştı sonra kitabın bilinmedik bir sayfasını açmış güzel sesiyle rast gelen şiiri okumaya başlamıştı bende hem onu hemde sesini mest olmuş bir şekilde dinliyordum.

Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara,
Akan yıldıza,
Bir kibrit çöpüne varana,
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne

şiiri okuduktan sonra hiçbir şey demeden kitabı gerisin geri masaya koyarak yanımdan ayrılmıştı bende şaşırmış bir şekilde arkasindan baka kalmıştım, gidene kadar arkasından bakmış içeri girince de tekrardan bakışlarımı gökyüzüne çıkarmıştım .

Gökyüzü özellikle geceler benim için huzurun adıydı huzurdu benim için, yıldızlar kutup yıldızı benim yıldızımdı hep öyle derdim nerde görsem o benim derdim ay gecemi aydinlatandı ay ışığı.

.

.

.

. . .

"