2. bölüm / 2
Dünden Kalan YarınlarBir Fotoraf Karesi
Bölümler 2Şu an: Bir Fotoraf Karesi
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Anne bu toka saçımı acıtıyor bunu çıkaralım!"
Nermin Hanım ise kızı Amara'nın bu söylediklerine gülümseyerek karşılık verdi ve ekledi;
" Kızım sen tutturmadın mı bu tokayı babam aldı bunları takacağım diye?!"
Amara çirkef bir ses tonuyla
"Ama artık takmak istemiyooruum!"
Nermin Hanım ve Amara bu şekilde kavgayı tutuşurken diğer odadan Nehir'in çığlığı yükseldi.
" BABA BURDA ÖBÜRCEK VAĞR!"
Semih Bey kızının bu çığlığını duyduğu an kızının yanına koştu.
"Ne oldu uyukucu şirinim?"
" BABİŞ BU ÖBÜRCEK BENİ YİYCEEK!"
Semih Bey kızının bu haline gülmeden edemedi.
"Bu küçücük örümcek benim Nehir kızıma ne yapabilir ya"
Bir yandan da lavaboda saçını yapan Kuzey'in sesi duyuldu.
"Baba! Saçımın sağ kısmını yapamadım. Çabuk yapmamız lazım daha Mert ile dışarı çıkıcaz!"
Peki Bilgen ailesindeki bu kargaşasının sebebi neydi?
"Kızım sende daha bayramlıklarını giymedin mi? Anan bu kadar uyumaz. Ben bu kadar uyumam sen kime çektin böyle?"
Evet Bilgen ailesindeki bu koşturmacanın sebebi bayramdı.
" Baba ben kime sesleniyorum ya!" Kuzey yeniden bağarınca Semih hızlıca kızını kucağına aldı ve oğlunun yardımına koştu.
"Vay vay vay! Kimin oğlu bu be! Yakışıklı!" Semih'in bu tepkisine gülerek karşılık verdi Kuzey.
"Baba indir şu portakal kafayıda saçımı düzelt"
Nehir kaşlarını çattı ve babası ile aynı anda konuştu.
"Nehir kızıma portakal kafalı deme"
"Bana popakal kafalı deme!"
Nehir ve Semih'in bakışlarına dayanamayıp kaşlarını çatarak konuştu Kuzey
"Tamam ya! Demedik birşey"
Semih kızını kucağından indirdi ve oğlunun saçlarını yaptı. Aynadan oğluna bakarken düşündüğü şeyleri aslında Bilgen ve Kaya aileside düşünüyordu.
Bu minik oğlan resmen babasının kopyasıydı. Duruşu,yürüyüşü hatta gülüşü bile.
Bu benzerlik bir anlığına Semih'in yüzünü gülümsetti.
Nehir bu boşluğu fırsat bildi ve koşarak bayramlıklarını giymeye gitti. Odasına girdiğinde bir yandan da en sevdiği dizinin jeneriğini söylüyordu.
" Bratz! Kimi zaman bir melek, kimi zaman çılgın bir kız!.."
Nehir dolabının kapağınına asılı olan kıyafetleri üstüne geçirdi. Fakat işin içinde saçta vardı ve işi daha da uzamıştı.
"Nehir! Hadi hızlı ol! Aral beni bekliyor!"
Diye kapının önünden bağıran kişi Amara idi. Minik kız geç kalırsa Aral tarafından popişe dayak yiyeceğini biliyordu.
Tüm aile kapıda toplanmış Nehir'i bekliyordu. Semih eşine ve çocuklarına döndü.
"Siz gidin bizde Nehir ile az sonra geliriz. Zaten karşı daire birşey olmaz"
Nermin ilk önce eşine baktı sonra Kuzey ve Amara ile birlikte kapıdan çıktılar.
Semih de Nehir kızın odasına yöneldi. Ama beklediği manzara bu değildi. Nehir sessiz sessiz ağlayarak turuncu saçlarının ucunu taramaya çalışıyordu. Çalışıyordu çünkü saçları resmen birbirine düğümlenmişti.
Semih hızlıca kızının yanına gitti ve diz çöktü.
"Kızım niye ağlıyorsun?"
Semih aynı zamanda kızının tuttuğu tarağı yavaşça elinden aldı.
"Baba olmuyor. Taranmıyor bu saç kesicem ben bunları. Hem rengide kötü abim sürekli popakal kafalı diye dalga geçiyoo"
Semih Nehir'in gözünden düşen bir kaç damla yaşı sildi.
"Bırak babacım. Ben tararım. Ayrıca sakın bir daha saçımı kesicem deme saçların çok güzel senin. O abininde bacaklarını kırarım bir daha derse"
Nehir'in masmavi gözleri adeta ışık saçıyordu. Mutluydu. Babası onun saçını okaşamıştı.
Nehir babasına düşkün bir kızdı.(Semih'te Nehir'i biraz daha fazla seviyor olabilir) Kuzey ve Amara daha çok annelerine düşkündü. Bu yüzden en çok Nehir sarsılıcaktı.
Semih kızının saçaları ile bir süre daha oyalandı. En sonunda açabilmişti. Kızına tekrar baktığında çok tatlı olduğuna yeniden kanat getirdi.
Üstünde beyaz, yakalarında çiçek işlemeli bir gömlek vardı. Üstü ile uyumlu örgü hirkanın ön kısmında hem çiçekler vardı hemde sarı ayıcık. Altında ise koyu yeşil kadife bir şort etek vardı ve sol köşesinde olan çicek detayları hırkası ile uyumluydu. Çorapları bile görülmeye değerdi. Dizine kadar gelen çoraplarında yine çiçekler ve sarı bir ayıcık vardı. Ayakkabılarıda koyu yeşil babetlerdi.
Semih kızına gülümsedi ve elini uzattı. Onalarda Kaya ailesinin evine geçtiklerinde artık o mutlu büyük aile tamamlanmıştı.
Kapıyı açan kişi Selim oldu. Ve konuştu.
"Semih, Nehir nerde kaldınız siz?"
Semih ve Nehir içeri girerken. Semih konuştu.
"Bazı uykucular geç uyandığı ve saçlarını yapamaya vakit bulamadığı için olaylara el atmam gerekti. Ama burdayız yani"
Uykucu diye bahsedilen kişi Nehir'di. Fakat o üstüne alınmamış aksine Selim'in bacağına yapışmıstı. Selim daha fazla dayanamayarak onu kucağına aldı ve yanaklarını ısırmak sureti ile öptü.
"Senin yanaklarında bal mı var acaba!"dedi Selim.
Nehir ise şen kahkahalar atyordu. Selim bir an duraksadı ve elini Semih'e uzattı.
"Öp elimi bakıyım. Büyüğünüm ben senin" dedi Selim.
"Lan yürü git!" Diyerek elini itti.
Selim bu sefer Nehir'e döndü. Nehir gözlerini kırpıştırarak ona baktı. Ortama sessizlik çöktü. Nehir babasına döndü. Şu an ne yapması gerekiyordu? O da bilmiyordu.
"Bayramın mübarak olsun Selim amca" dedi çok kısık bir sesle.
Nehir babasının hatırlatmasıyla konuştu.
"Baysamın mübaik olsun Selim amca"
Selim gülümsedi ve küçük kızı yeniden öpmeye başladı.
"Seninde bayramın mübarak olsun maviş"
Selim, Semih ve Nehir salona geçince herkes birbiri ile bayramlaştı.
Ama Selim'in gözleri iki kişiyi izliyordu.
Aral ve Amara'yı
Onlarda kendi aralarında bayramlaşıyordu. Amara Aral'a sarıldı. Aral da karşılık verdi.
"Bayramın mübarek olsunn" dedi Amara neşeli bir sesle.
"Seninde bayramın mübarek olsun"dedi Aral gülümseyerek.
Selim bu görüntüye umutpe bakıyordu. Gelecek umidu ile...
O an hiç beklenmedik bir şey oldu ama Amara bir anda Aral'ın yanağında öptü.
Aral bir an dondu. Amara ise başınıb sağ omzuna yatırıp Aral'a bakıyordu.
Arkadan bir ses ikisinin arasına girdi.
"Oğlum öpsene kızı" Selim'in sesiydi bu.
Fakat bunu Semih'te duymuştu. Bir hışımla Aral'a döndü. Aral Semih'in bakışları ile gözlerini büyüttü ve sağ sola bakmaya başladı.
"Aral sen Amara'yı mı öptün evladım"
"Yooo"
"Bana pek öyle gelmedi ama oğlum"
Bu sırada araya Selim girdi.
"Senin kızın öptü benim oğlanı. Yavrucağım orada edebi ile duruyordu"
Semih bu sefer Amara'ya döndü.
"Öptün mü kızım?"
Amara başını aşağı yukarı salladı.
"Bayramda insanlar bibirini öper babacım. Bende Aral'ı öptüm. Bir daha öpiyim mi?"
Semih bir anda öna atıldı ve hızlı hızlı konuştu.
"Evladım sakın. Sen sabah benden seni öpmiyim diye kaçmadın mı? Onu niye öptün?"
Selim ise bu görüntüyü 32 diş ile izliyordu.
Amara'nın cevabı ise beklenmedikti.
"Çünkü onu sebiyorum"
Selim kahkaha attı. Semih'in omuzları düştü. Meral ve Nermin ise gülmemek için kendilerini zor tutuyorlardı.
"Sevmek ne demek?"dedi Nehir.
"Birine karşı olan koruma isteği ve ilgi herhalde. Bende bilmiyorum"diye cevap verdi Melike.
"Bende Melike'ye katılıyorum" diye ekledi Kuzey.
"Ben senin kızını alıcam Semih!"
"Bok alırsın!"
Nehir yeniden arya girdi.
"O zaman bo-" Nehir daha konuşamadan Melike ağzını kapttı.
Her iki ailede tatlı atışmalar ile masaya oturdu.
Aral ve Amara yanyana oturmuş konuşuyorlardı.
"İyi ki erken gel dedim Amara"
"Nehir'i bekledik. Benim suçum yok"
Amara başını aşağı eğmiş dudaklarını büzmüştü. Aral derin bir nefes vermip konuştu.
"Üff Amara. Tamam bir daha ki bayrama Nehir'i erken kaldirın o zaman"
Amara duyduğu ile başını kaldırdı ve Aral'ın boynuna sarıldı.
"Biliyordum be. Zaten sen bana kıyamazsın ki!"
Aral hafif bir gülümseme ile sarilmasina karşılık verdi.
Haklıydı Amara. Kıyamazdı. Aral'ın o minicik yüreği Amara'yı bu kadar secerken nasıl kıyabilirdi?..
Dakiklar sonra yemek bitince Nehir yine bir köşede uyumuş, Melike ve Kuzey arkadaşları ile dışarı çıkmıştı
Amara ve Aral ise Semih'ten izin almaya çalışıyordu.
"Yaa baba yanımda Aral olucak zaten!"
"Babacım dışarı çıkıpta ne yapıcaksınız?"
"Melike abla ve abime neden izin verdiniz?"
"Onlar büyükler"
"Değiller 9 yaşındalar"
Semih kızı Aral ile dışarı çıkmaması için tüm bahaneleri kullanmaya çalışıyordu. Ama nafileydi.
Semih bir süre sonra kızının bu talı ifadesine dayanamamıştı. Ve asık bir suratla cevap verdi.
"İyi dikkat edin. Aral'ın yanından ayrılma"
Amara babasının yanağından öpüp kapının önünde oknu bekleyen Aral'ın yanına koştu.
Semih kızının arkasından iç çekti.
"Aral da Aral ne bu sevgi ya" diyerek dilini damağına 3 kez vurdu.
Amara ve Aral ise dışarı çıkmıştı. Amara apartmandan çıktıkları gibi Aral'ın elini tuttu. Aral Amara'ya gülümseyerek elini kavradı.
Sokakata yürümeye başladıklarında arkalarında Nermin'in onları izlediğinden habersizdi. Kızına ceket vermeye çıkmıştı ve Aral ile Amara'yı fotoraf çekicekti.
Nermin elinde bulunan fotoraf makinesi ile bıdır bıdır konuşan bu tatlı minikleri fotoraf çekti.
Bu sırada Aral ve Amara arsında hararetli bi konuşma geçiyordu.
"Aral"
"Efendim"
"Çok önemli bir sorumlarım var"
"Heh bende tam ne eksik diyordum. Sor istediğini boncuk"
"Yumurta mı tavuktan çıkıyor yoksa tavuk mu yumurtadan çıkıyor?"
Aral bir kaç saniye ciddi ciddi düşündü.
"Bence yumurta tavuktan çıkıyordur. Çünkü yumurtadan çıkan civciv"
Amara ciddi bir şekilde kafasını salladı.
"Peki beni seviyor musun?"
Aral duyduğu soru ile kaşlarını çattı.
"Bu ne saçma soru boncuk ya"
"Ya cevap ver sevmiyor musun yoksa beni?"
Aral göz ucu ile Amara'ya bakınca Amara'nın melül melül göz kırpıştırdığını gördü.
Aral'a göre bu çok saçma bir soruydu. Aral'ın Amara'yı sevmemesi demek çöllerin sel olması, dağların ovaya dönüşmesi demekti.
"Yani seviyorum biraz" dedi Aral.
Yalandı.
Aral Amara'yı bir serçenin göz yaşı kadar seviyordu.
"Ben seni ne kadar seviyorum biliyor musun?"
"Söylede bileyim"
"Hani bir keresinde bana yıldızları anlatmıştın ya. İste bende seni gökyüzündeki yıldızlar kadar seviyorum"
Aral bur anlığına bocaladı. Böyle bir cevap beklemiyordu. Ama hızlıca kendini toparladı.
"Peki ne zamana kadar seviceksin Aral?"
"Dağlar ova olur, yıldızlar yere inerse, denizlerde su kalmayıp çölerde sel olursa bellkiii seni sevmeyi bırakabilirim"
Amara hiçbir sözü anlamamıştı ama başını salladı.
"Bende öyle..."
Bu anı sadece bir fotoraf karesine sığdırılmıştı. En acısı buydu zaten. Akıp giden zamanı durduramamak. Elin ile durdurmaya çalışsan parmaklarının arasından kayıp giderdi zaman.
Fakat benim çocukluğum bu fotoraf karesinde yaşamaya decam edicekti. Ben göremeyecektim ama orada yaşadığını bilicektim.
Bu anı zihnime kurulunca burukça gülümsedim...
Bölüm etkileşimi
