2. bölüm / 2
Dün kadar uzak2.BÖLÜM
Bölümler 2Şu an: 2.BÖLÜM
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah bağırma sesleriyle uyandım başımın ucundaki telefonumu elime alıp saate baktım saat 19:50 ben saat bir gibi felan uyumuştum ne yani bu saate kadar uyumuş muydun bir anda yan odadan bir ağlama sesi ile irkilmiştim yatakta oturur pozisyona geldim başım çatlıyordu yan odadandı abla diye ağlayan bir kız sesi o anda evimde olmadığımı o an anlamıştım bu bu lavinin sesiydi ağlıyor abla diye sayıklıyordu battaniyeyi üzerimden çok hızlı bir şekilde attım ve koşarak açık kapıdan lavinin yanına gittim yatağında oturmuş kulaklarını kapatmış ağlıyo ve sayıklıyordu "şşş"
"O gene geldi abla" anlamamıştım kim olduğunu da merak etmiyordum ama bir yanım kim diye sormak istiyordu "tamam tamam sakin" dedim ve lambayı açtım "gittimi şimdi" dedim gülümseyerek kulaklarını ve gözlerini sırayla açtı göz yaşlarını sildim "gitti evet gitti"
dedi çok mutlu bir şekilde ve bana sarıldı ardından ona karşılık verdim "sen nerden biliyorsun" bir an bir şimşek çaktı kafamda "uzun boylu siyah sülyet" "Evet" Kafamı onu anladığımı gösterecek şekilde salladım "küçükken bende görürdüm"
"Ama hep ablam gidince geliyo" biraz düşündüm "çünki o seni koyuyo bu evdeki herkes birbirini her şeyden koyuyo" mutlu olmuştu aşağıdaki sesler yükseldi "her zaman böyleler mi" düşündü ardından "çoğunlukla" dedi gülümseyerek bir an duraksamıştım herkes bu saate kadar yatarmıydı bu evde ki lavin yayağında dün benden sonra uyumuştu tüm ev "niye bu saate yataktasın? " duraksadı "saat kaç ki" "20:15" "Ne" şaşkın bir sesle duraksadı o anda aşağıdanki sesler çoğaldı arkamı döndüm "güzelim burada kal tamam mı? " bir iç çekerek "tamam" diye cevap verdi merdivenlerden aşağıya resmen uçarak inmiştimkarşılaştığm manzara hiç iyi gözükmüyordü alaz öfkeden delirmiş gibiydi ağzından köpükler fışkırıyordu ama yinede bağırmamaya çok dikkat ediyordu elzem ağlamaklı bir ses tonu ile "anlattığıma pişman etme alaz"
"lan! bide pişman diyo lan delircem he doğru düzgün anlat o zaman ki bende sakin olim sende pişman olma ne dersin ha" merdivenlerin basamağında durmuş onları izliyordum bir anda lavinin tekrar bir çığlığı geldi hemen sakin oturan yarenin yanına koştum kulağına eyildim "lavin birisini gördüğünü söyleyip ağlıyor bir bak istersen" yarenin gözleri fal taşı gibiaçıldı ve koşarak hatta uçarak lavinin yanına koştu o sırada elzeme baktım gözünden bir damla yaş gelmişti hemen yanına gittim sinirden kabaran alazı elimin tersiyle ittirdim ve elzemin göz yaşını baş parmağım ile sildim "balım iyi misin" o anda içindekileri döktü kız bana sarıldı ve ağlamaya başladı alazın yüzüne doğru döndün şaşkın bir ifadesi vardı yüzünde "ne oldu niye öyle bakıyırsun" "ağlıyo" dedi şaşkındı "e bi zahmet hani insan ya" derin bir iç çekti "tamam tamam o zaman anlat"
kafasını omzuma gömmüştü oradan kaldırdı ve bana baktı merakı bir şekilde ona bakıyordum "yaman... "
yaren merdivenlerde durmuş elzeme baka kalmıştı bize doğru gelirken "ne yaptı o piç sana" dedi öfkeli bir sesle önce yarene baktı sonra alaza ardından sağ karın boşluğunu görmemiz için yukarıya kaldırdı mos mordu alaz sinirden yanında duran duvara yumruk atmıştı ardından ceketinin kolunu sıyırdı çizimler vardı ama faça ya benziyorlardı ban şaşkınlıkla elzemin kolundaki kere bakarken alaz askılıktaki anahtarları alıp çıktı kapıyı bile kapatmaya tenezzül etmemişti yaren elzeme sarıldı "ö-özür dilerim" diye sayıklamaya başladı tam o anda lavin aşağıya indi "abla" dedi korkmuş bir ses ile elzem hemen kolunu kapattı ceketin kolunu aşağıya indirerek ardından göz yaşlarını sildi "ne oldu minnak" dedi yaren "elzem abla" dedi korkmuş bir ses ile "ne oldu niye ağlıyorsun" "düştüm minnağım" Omuz silkip mutfağa gitti iki bardak çıkarttı birine su diğerine meyve suyu koydu aşağıdaki dolap kapağından bir cips çıkarttı önce suyu alıp elzeme uzattı çok düşünceli bir çocuktu elzem teşekkür edip suyu içti cipsini ve meyve suyunu aldı merdivenlerin başındayken "ben odamda film izliycem beni rahatsız etmezseniz sevinirim" elzem güldü ve "peki hanımım" diye dalga geçti lavin yukarıya çıkunca elzeme döndüm "anlayamıyorum ne kim yaptı niye yaptı sana" elzem yarene döndü yaren tekli koltuğa oturdu ve anlatmaya başladı "yaman benim eski sevgilim alkolik ve şiddet bağımlısı bir de uyuşturucu zaten o yüzden ayrıldık bana sürekli tehtit meaajları atardı ama elzemi nerden buldu bilmiyorum" elzem şaşkın ve kızgın bir şekilde yarene baka kalmıştı "salak o tehditler her zaman mı geliyodu sana" yaren suçluluk lan kafasını salladı "kapıya bir çiçek gelmişti kurye felan yoktu bende aldım notu okudum .Kardeşlerine dikkat et. Yazıyodu birde konum vardı oraya gittim sonra... " yaren ağzı açık elzemi dinledi kalktı yerinden mutfağa gitti "ee kurabiye mi pasta mı" diye sordu elzem "pasta" dedi iç çekerek anlamaz gözlerle elzeme baktım fısıldıyarak "sinirliyken bişeyler ile uğraşır takılma kafası dağılsın"
Yarene döndüğümde karşımda bir anlığına sanki annemi görmüş gibi olmuştum annemde bana sinirlenince kek babama sinirlenince yeni tarifler başkalarına sinirlenince tuzlu kurabiyeler yapardı ama her zaman çok güzel olurdu. Bir anda aklıma alaz geldi "alaz nereye gitti"
diye sordum yaren umursamazca "muhtemelen bu sefer o şerefsizi öldürecek" elzem kafasını saalyıp ona yarene katılmıştı kanım dondu "bir insanı öldürmek o kadar kolay değil" yaren tezgahtan bana döndü ve "söz konusu kardeşler olunca herşey o kadar kolaylaşıyorki" başımdan aşağıya kaynar sular dökülmüştü hiç birşey söylemeden adama çıktım yatağa donuk bir beden ile oturdum "kardeş" beynimde yankılanan tek sesti nefesim kesilmişti camı açıp kendimi balkona atmıştım yere oturdum gözümden bir damla yaş geldi o anda aklımada o gün geldi
✧
Yatağımdan büyük bir gürültü ile sıçradım "ivan ivan kalk korkuyorum"
"uyu karina" "a-" büyük bir gürültü ile kapı açılmıştı ivan yatağından sıçradı adamın elı karanlıkta bana doğru uzanırken ivan adamın elini kendine çekti "bırak" adam iğrenç mide bulandırıcı bir gülüş atıp ivan'ın karnına bir kurşun sıktı dışarıdan siren sesleri gelirken adamlar kaçtı "ivan" ağlayarak sarıldı "ya tebya oçen lyublyu" "İvan" diye haykırmıştım abim gözlerimin önünde benim için ölmüştü.
(Rusça) seni çok seviyorum...
✧
Bu lanet anı ile nasıl yaşaya bilirdim ki "Kardeş" her zaman duyduğumda böylemi olucaktı boğulucakmıydım tam bunları düşünürken yanıma birinin oturması ile irkildim başımı sağ tarafta oturan alaka döndüm "bende severim buranın manzarasını ama olumsuz şeyler olunca ya elzem seni etkiledi yada ivan hangisi" şok olmuş bir şekilde önüme döndüm "ivan seni ilgilendirmez" "doğru ama sen ilgilendiriyor şunu beni" "babam yok ilgine de ihtiyaç yok" "ama halan var beni parçalar" kıkırdadım "merak etme elinde olsa beni parçalar bana bir şey olursa seni ödüllendirir" oda kıkırdadı "ödülleri severim" o anda bir kaç bişey geldi aklıma ve önüme döndüm "neyse senin moralim de düzelir hem bir iş görüşmemiz var hazırlan" git niye çektim tabiki nereye götürmeye çalkşıyorduki beni "anlamadım? " derin bir nefes alarak "bara gidiyoruz kızlarında bir az kafaları dağılır" baka kalmıştım çocuğa barmı içki mi ben ve içki yan yana gelemezdik bir cümlede ikimizin de adı aynı yere gelmezdi saçmaydı yada şaka ama bir dakika o benim huylarımı bilmiyor o yüzden de çok şaşırma "gidin ben ne alaka "
gene derin bir nefes aldı bu sefer sabır diler gibi "geliyorsun dedim ya hani hadi hazırlan" ağzım açık ona baka kalmıştım "ne yani sen şimdi otoriter olduğunu felanmı sandın emir verince" dedim ayağa kalktı ve başka bir sigara yaktı kokusundan çok rahatsız olmama rağmen sesimi çıkartmamaya çalıştım ama o son cümleye kadar "sinirlenince sağ kaşın havalanıyor" dedi kıkırdayarak sinirliydim sanki beni dahada çıldırtsın diye gönderilmişti. Elzem geldi bana sanki bir fare ölüsüne bakar gibi baktı "kalk kalk" kolumdan tutup içeriye fırlattı beni "geleceğimiz" kafasını iki yana salladı "geliyorsın otur hemen şuraya" makyaj masasının yanındaki pufa oturttu beni elzem ve makyaj yapmaya başladı "lavin ne olacak"
o muz silkti "yaren gelmez tıranvatik olduğu için" Tamam anlamında kafamı salladım. Makyajımı bitirdikten sonra kendi dolabının kapağını açtı "yiyahmı bordo mu" omuz silktim "kafana göre" "hımm o zaman siyah, kırmızı ruj severmisin?" "hayır" "o zaman bordo elbise sana çok yakışıcak güven bana" dedi ve bana bir elbise uzattı kendisine de siyah bir elbise çıkarttı arfından odadan çıktı elbiseyi giyinip aynaya baktım kısa ama baya bir kısa bir elbise sırt dekoltesi var aynı zamanda göğüs dekoltesi de vardı kapı tıklatıldı o anda açtım elzem elinde bir bardak su pamuklar ve bir kaç kağıt vardı "gerçek dövme yapamayız ama dekolte lerimiz çok boş o yüzden geçici dövmeler daha iyi" "gerçekten dövmemi yapıştırıcağız?" "Evet neden olmasın bak bir dekolitene bom boş" aynadan baktım gerçektende doğru söylüyordu onun elbisesi benim elbisenin siyah şekliydi sadece farkı onda kırmızı ruj vardı ama yakışmıştı onun sırtına anlamı güzel olan İngilizce bir yazı göğsünün ortasına bir gül yapıştırdık zaten bacağında bir Medusa dövmesi, kolunda kalp, ışıltı vb dövmeleri vardı gerçeklerdi benim sırtıma bir lotus çiçeği olan mükemmel bir dövme elbisenin bitiş yerinden yarısı gözüken bir Medusa dövmesi boynum ile göğsümün bir tık sağ tarafına ay ve güneş dövmesini yapıştırdık saçları düzleştirdik topuklu ayakkabıları giyip çıktık merdivenlerden inerken çok zorlandım ardından evden çıktık siyah bir porşe ile göz göze geldim arkadaki cip e bindi elzem ben peşinden gittim "a tatlım yer kalmadı alazla gel" dedi şarkıyla porş un camları açıldı "hadi" "geldim" bindim yola çok odaklanmışken bir anda güçlü bir titreme telefonumdu ekrana baktım...
Bölüm etkileşimi
