7. bölüm · Doona:Kızılın Peşinde
Sayfa 7
“Belki sadece lazer altında görünüyordur.” dedi Nanna.
Lazeri tekrar tuttuk. Aynı sayfaya. Ama bu sefer görüntü değişmişti.
Figür yine vardı. Tanrıça gibi duran, saçsız ve renksiz olan o kadın… ama bu sefer başını hafifçe eğmişti. Daha önce öyle değildi. Eminim.
“Bunu ben mi hayal ediyorum?” dedim.
Nanna donakaldı.
“Hayır…” dedi. “O… hareket etti.”
Kalbim göğsümün içinde sertçe çarptı. Mantığım bunun imkânsız olduğunu söylüyordu ama gözlerim başka bir şey görüyordu. Kitaptaki figür, sanki her baktığımızda biraz daha farklı duruyordu. Aynı resim değildi. Aynı poz değildi.
Sanki… bizi fark ediyordu.
Bir sonraki sayfaya geçtik. Bu sefer tek bir cümle vardı. Öncekilerden daha silikti, lazeri tam ortasından tutmamız gerekiyordu.
“Beni arayanlar, beni hatırlayanlardır.”
“Bu bizimle ilgili.” dedi Nanna.
Sesini ilk kez bu kadar ciddi duydum.
“Kim bizi arıyor?” dedim.
“Yoksa…” Nanna yutkundu. “Biz mi onu arıyoruz?”
O an fark ettim: Kitapta “kızıl” kelimesi hiç geçmiyordu artık. Başta şifrelerde vardı, ama son sayfalarda tamamen yoktu. Onun yerine başka kelimeler çıkıyordu:
Kaynak.
Kayıp olan.
Hatırlayanlar.
Silinen.
Sanki kitap, bizi yavaş yavaş başka bir şeye hazırlıyordu.
Bir renkten, bir varlığa geçiyorduk.
En son sayfada, daha önce görmediğimiz bir sembol belirdi. Aynı daire ama bu sefer ortasında çok küçük bir nokta vardı. Altında tek kelime yazıyordu:
“Uyanış”
Nanna fısıldadı:
“Doona… ya kızıl geri dönmeye çalışıyorsa?”
Cevap veremedim. Çünkü içimde garip bir his vardı. Korku değildi. Merak da değildi.
Daha çok…
bir şeyin çoktan başladığını ama bizim yeni fark ettiğimizi hissetmek gibiydi.
Ve en ürkütücü düşünce şuydu:
Belki de kızıl kaybolmamıştı.
Belki sadece…
uyandırılmayı bekliyordu.
