2. bölüm · Doona:Kızılın Peşinde
Sayfa 2
“Saçma bir konu bu.” dedi sonunda.
Ama sesi, eskisi kadar emin çıkmamıştı.
O gece yatağıma uzandığımda uyuyamadım. Gözlerimi kapattıkça aklıma hep aynı şey geliyordu: olmayan bir renk. Var olması gereken ama yokmuş gibi davranılan bir şey.
Telefonumu alıp arama motoruna yazdım:
“Kızıl saç RaiLand”
Sonuç: 0 kayıt bulundu.
Bu daha çok sinirimi bozdu. Sanki sistem bilinçli olarak bir şeyi saklıyordu. Başka kelimeler denedim:
“Yasak renk”
“Unutulmuş saç rengi”
“Tarihte kızıl”
Bazı eski forumlar çıktı. Yorumlar silinmişti. Başlıklar vardı ama içerik yoktu. Sanki birileri konuşmuş, sonra hepsi birden susturulmuş gibiydi.
Kalbim garip bir şekilde hızlandı.
“Bu kadar basit bir şey nasıl bu kadar yok olabilir?” diye fısıldadım kendi kendime.
RaiLand’de her şey kayda geçerdi. Doğan herkes, aldığı ilk nefes bile arşivlenirdi. Saç rengi özellikle… Çünkü kimlik kartlarında ilk yazan şey oydu. İsimden bile önce.
Ama kızıl yoktu.
Sanki hiç var olmamıştı.
Ya da… var olmuştu da silinmişti.
Ertesi gün okulda bunu fark etmemek imkânsız hale geldi. Normalde dikkat etmediğim her şeye bakmaya başladım. Sınıfa girerken kapının önünde duran öğretmenimizin saçları, açık griydi; neredeyse beyaz. Yan sıradaki kızın saçı lavanta moru, arka sıradaki çocuğunki metalik maviydi.
Hepsi eşsizdi.
Ama hepsi aynı şekilde eksikti.
Ders boyunca defterime tek bir şey yazdım:
Kızıl yok.
Kızıl neden yok?
Kim fark etti?
Zil çaldığında Nanna’ya baktım. O da bana bakıyordu. Sanki ikimiz de aynı şeyi düşünüyorduk ama söylemeye cesaret edemiyorduk.
“Doona…” dedi tereddütle.
“Dün gece anneme sordum.”
Kalbim bir an duracak gibi oldu.
“Ne sordun?”
“‘Hiç kızıl saçlı biri gördün mü?’ dedim.”
“Ne dedi?”
Nanna yutkundu.
“Bana garip garip baktı.
Sonra ‘Böyle sorular sormayı bırak’ dedi.”
İşte o an anladım:
Bu sadece benim kafama takılan bir şey değildi.
Bu, insanların bilinçli olarak konuşmadığı bir şeydi.
Ve en korkuncu şuydu:
RaiLand’de herkes her renge alışmıştı.
Ama bazı renklere asla izin verilmemişti.
Ben henüz bilmiyordum ama içimde bir his vardı:
Bu soruyu sorduğum anda, artık geri dönüş yoktu.
Kızılın peşine düşmüştüm.
Ve bazı renkler…
bulunmak istemezdi.O gün dersler bittikten sonra eve yürürken her zamankinden daha yavaş adım attığımı fark ettim. Normalde kulaklığımı takar, dünyayı kapatırdım. Ama şimdi sanki kulaklarım değil, gözlerim açıktı. İnsanlara bakıyordum. Bilinçli olarak. İlk kez.
