1. bölüm / 2
DOKUNULMAZ1.bölüm
Bölümler 2Şu an: 1.bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
16.04.2008
Evde sessizlik,her an patlayacak bir gerilimle doluydu.Selinin babası Adem’in adımları koridor boyunca yankılanıyor,sanki her basışı zaten çatlak olan duvarları kıracakmış gibi gürültülüydü.Mutfakta annesi Nesrin titreyen ellerle yemek yapmaya çalışıyordu,Küçük selin henüz 7 yaşında olmasına rağmen kalbi hızlı hızlı atıyor ve nefesini tutuyordu.
“ULAN NESRİN BEN SANA DEMEDİM MİYDİBİR DAHA O GÜRHAN İTİ EVE HER HANGİ Bİ ERZAK GETİRSİN SENİ GEBERTİRİM DİYE!”
Adem eve sahip çıkmazdı,vaktinin çoğunu bu belalı sokağın az ilerisindeki kıraathanede geçirir geri kalan vaktinide kumara yatırırdı,zaten yoksulluk içinde olan Karasu ailesi için işler yolunda gitmiyordu.Bunun üzerine evin hanımı nesrin belediyeden yardım istemiş henüz 7 yaşındaki kızı seline sahip çıkmak için malzemeler istemişti.
Ancak adem malzeme getiren adamlardan hoşlanmayıp nesrinle her gün kavga eder olmuşlardı,zaten şiddete meyilli olup suç kaydı olan adem artık karısına haftalarca şiddet uygular hale gelmişti.Bir müddet sonra yoğun alkol kullanımıda eklenince artık işler hiç iyi gitmez hale gelmişti.
“İyide adem,eve para getirdiğin yok bizim henüz 7 yaşında bi kızımız var karnını doyurmam lazım.”nesrin yeniden bu savunmayı yapmıştı ademe karşı ancak adem hiç bir zaman onu dinlemezdi.
Küçük selin ise odasına kapanmış,kulaklarını kapatıp ağlıyordu.Ailesinin bu şekilde olması onu hiç ama hiç hoş etkilemiyordu
“LAN SEN BANA HALA NEYİ SAVUNUYON!”
Deyip nesrine bir tokat atmıştı,nesrinin çığlığını duyan selin bir köşeye sığınmış sıra ona gelmesin diye saklanıyordu
“Adem yalvarırım yapma,kurbanın olayım!”Nesrinin bağırış ve çığırışları boşaydı halen kendini anlatma çabaları ise tamamen zaman kaybıydı,o sıra ademin alkolünde vermiş olduğu etkiyle mutfak tezgahının üstünde duran bıçağı alıp karnına sokması bir olmuştu.
Nesrinin çığlıkları kesilmiş,zar zor nefes alır hale gelmişti.Ne yaptığını idrak eden adem ise evden ellerinde akan kanla kaçarak polise kimliği belirsiz bir şekilde ihbar etmişti olanları.Korkuyordu,korkmalıydı da ya nesrin o gün kurtulamasaydı…?
08.10.2018
Babam cezaevindeydi, ama onun eksikliği bir boşluk değil, bir gölge gibi üzerimdeydi hâlâ. Annem geceleri iki işte çalışıyor, gündüzleri evin işlerini toparlamaya çalışıyordu. Evimiz hâlâ yoksullukla boğuşuyordu kirasını ödemek zor,mutfakta yemek yapmak bir mücadele, faturaları ödemek bir savaş gibiydi. Mahalle, o küçük yaşımda öğrendiğim karanlık sırları hâlâ taşıyor, her köşe başı gölgelerle doluydu.
Okuduğum okul,belalı bir lise,sanki mahallemizin bir uzantısıydı.Koridorlar hep gergin,öğrenciler birbirini gözetiyor,her bakışın altında bir meydan okuma gizliydi. Ben? Ben hâlâ kenarda duruyordum. Kimseye güvenmiyordum çünkü çocukluğum bana güvenmenin ne kadar tehlikeli olduğunu öğretmişti.
Yine bir okul sabahı,bulutların güneşi kapattığı bir günde serin bir havada okula yürüyordum.Her ne kadar bu okula gitmek istemesemde ellerimden başka bir şey gelmediği için ayaklarım zoraki beni buraya yönlendiriyorlardı.Annem yeniden henüz hava aydınlanmadan işe gitmişti,bu yüzden bende biraz geç çıkmıştım evden.Yaklaşık 4 ders kadar geç…
Okulun bahçesine adımımı attığım gibi gözler bana dönmüştü,özelliklede eski sevgilim Arasın mavi gözleri direkt beni bulmuştu. Göz ucuyla süzdüm arası; Masmavi gözleri direkt benim yeşil gözlerime kenetlenmişti,Sarı dağınık saçları ve hemen saçlarının altınsa olan henüz yeni olduğu belli olan yara izi dün gece yeniden bir takım olaylara karıştığını gösteriyordu, çapkın bir gülüşle bana bakıyordu.
Üstünden çıkartmadığı siyah deri ceketi ve altına giydiği beyaz tişört hem kaslı kollarını ortaya çıkartırken hemde yeniden okulu iplemediğini gösteriyordu.
Gerçi bende okulu iplemiyordum
Gözlerimi ondan çekip yanındaki çetesinde göz gezdirdim;Boran ve Kutay her zamanki gibi arasın hemen arkasında dik dik bana bakıyorlardı.Özellikle boran benden asla haz etmez ilk fırsatta bana laf atardı ancak aras buna asla izin vermezdi,Kutay ise beni çok tınlamazdı aksine ben aras ile sevgili iken güzel bir arkadaşlık kurmuştuk ancak sonrasında arasla kötü biten ilişkimden sonra onunla olan arkadaşlığımda bitmişti.
Gözlerim son olarak duvara yaslanıp bana dik dik bakan Serap ve Tunça gitti,serap benim eski yakın arkadaşımdı ancak ben arasla sevgili olup onuda gruba dahil edincebir anda değişip bana yaptığı kahpeliklerin haddi hesabı yoktu,tunç ise benden sonra çeteye dahil olmuştu bu yüzden çok tanımıyordum kendisini.
Gözlerimi devirip bahçedeki tek arkadaşım olan Çisemin yanına gittim ve banka oturdum“Baya erken geldin he”deyip benimle dalga geçmişti.
“Uyuya kaldım ya”çisem bende bir haller olduğunu her zamanki gibi anlamıştı “ne oldu nesrin teyzeyle mi tartıştın yine?”kırgınlıkla gülümsedim,beni her zaman tek anlayan kişi çisem olmuştu şu hayatımda.
“Dün gece,annem yeniden işten geç geldi eve.Zaten yorgunluğun etkisiyle bana patladıgeçen gece arası bizim evin önünde görmüş ancak fırsat bulup bana söyleyememiş. Tartıştık ne söylersem söyleyeyim bana inanmıyor ve bana sürekli iş bul zengin birinin evinde işe başla belki kısmetin açılır felan deyip duruyor ya”çisem derin bir nefes alarak ofladı.
“Bu nesrin teyze ne olacak asla anlam veremiyorum,takma kafana güzelim istersen bu gece gel bizde kal”dedi ancak bu dediğini asla yapamazdım,annem babamdan dolayı çok pimpirikli bir hale gelmişti kimsenin evine kalmaya gidemiyordum.
“Yok canım sağol kalmayacağım”
Zaten öğlen arasıydı,canım bir şey yemek istemiyordu ancak sağlığım için bir şeyler atıştırmam gerekiyordu. “Kantine gidip geleceğim” dedim çiseme ardından yanından kalkıp okulun içine girdim.
Kantine geldiğim zaman sıra olduğunu görmem ile gözlerimi devirdim,tabikide bu sırayı beklemeyecektim.Kaynak yapıp bir simit bide su alıp kantinden çıkacakken biri ile çarpışmam ile onun elindeki su yere düşmüştü ve çarptığım kişiye bakınca bunun boran olduğunu gördüm
Elindeki su yere döküldüğünde, Boran’a bakıp gözlerimi devirdim.
“Kör müsün sen, önüne baksana amına koyayım!”diye bağırdı Boran.Ben de alaycı bir gülümsemeyle karşılık verdim “sen hâlâ yürümeyi öğrenememişsin demek. Merak etme, bir gün herkes kendi önüne bakmayı öğrenir bugün senin günün değilmiş.”
Boran kaşlarını çattı, sesi sert çıktı“Ne diyorsun sen be? Su döküldü işte!”
“Evet, su döküldü,” dedim, omuzlarımı hafifçe silkerek. “Ama fark ettim ki senin dikkatsizliğin su taşımaktan daha tehlikeli. Yani, bunu bana kızmak yerine kendini geliştirmek için bir ders olarak gör, tamam mı?”
“Sen…” dedi Boran, sinirli ama ne söyleyeceğini bilemez halde.
“Sen bana bak Boran,” dedim, gözlerini süzerek, “birini suçlamadan önce kendi hatanı fark et. Yoksa hayatın boyunca suyu da, fırsatları da hep yere dökmeye devam edersin. Mantıklı düşün, akıllıca hareket et. Bu kadar basit aslında.”
Boran bir an sustu, kelimeleri boğulmuş gibiydi. Ben ise hafifçe gülümseyip boranı ardımda bırakarak bahçeye çıktım.
Çisemin yanına döndüğüm gibi elimdeki şeyleri bankın üstüne koyup olanları hemen anlattım
“Şaka mı bu çocuk,salak salak neye tripleniyor acaba?”çisemde en az benim kadar sinir olmuştu “gerçekten”
Telefonumun çalan sesi ile dikkatimi çisemden çekil telefonumu elime aldım,arayan annemdi.
“Alo”
“Kızım sana çok güzel bir haberim var, bugün yeni bir yerde temizlikçi olarak çalışmaya başladım.Koskocaman bir malikanede!”
“Bunu duyduğuma çok sevindim anne”dedimSahte bir sevinçle
“Bak ben sana ne diyeceğim,dolmuşa atla gel bana burda yardımcı ol bugünlük.”
Gözlerimi devirdim annemin görmeyeceğini bilerek ardından derin bir nefes aldım zaten bugün okula geç gelmiştim “saçmalama anne olmaz öyle şey”
“Bak burda şu anda benden başka kimse yok,daha yarım saat önce adamın kızına bakan dadı kovuldu.Hem çocuğa bakıp hemde temizlik yapmakta zorlanıyorum lütfen kırma beni”
Annem zaten çok çalışıyordu,bu isteğini artık daha geri çeviremezdim “tamam anne konum at”diyebilmiştim sadece annem neşeyle telefonu kapatıp bana konum atarken çiseme döndüm “annem beni çağırıyor,galiba bugün okulu ekeceğim”
“Kızım olur mu öyle şey,zaten çok devamsızlığın var”
“Aman çisem sanki bu okulda her şey çok iyiymiş gibi bir de devamsızlığa mı dikkat edicekler allahını seversen sende,dilekçe veririm silerler yani.Hadi ben kaçtım öpüyorum seni”deyip çisemin daha bir şey demesine izin vermeden eşyalarımı alıp okul çıkışına ilerledim.
Ancak önümü arasın kesmesi ile derin bir nefes aldım,mavi gözlerini gözlerime kenetlemiş her zamanki gibi çarpık bir gülüşle bakıyordu suratıma.“Hayırdır prenses?nereye böyle”
“Sanane aras seni ne ilgilendirir?!”diye çıkıştım “Seninle ilgili her şey beni çok ilgilendirir.”klasik laflarına güldüm “çekil önümden işim var”onu ittirmeye çalıştım ancak o ellerimi elleri arasın alıp bana daha da yakınlaştı.Parfümünün kokusu ciğerlerime dolarken onu özlediğimi biliyordum ancak ondan uzak durmalıydım
12.12.2017
Sigarayı yeni yakmıştım, dumanı havaya karışırken Aras çıkageldi. Suratından belliydi yine kavga çıkacak. Ellerini cebine sokmuş, kaşları çatık… Daha ben bi’ şey demeden başladı zaten.
“Selin, sen ne yapmaya çalışıyosun ha? Beni salak yerine mi koyuyosun?” dedi, sesi titriyo sinirden.
Gözlerimi kıstım, umursamaz bir gülüş kondurdum“Hee Aras,tabii tabii… Dünya senin etrafında dönüyo ya, ben de oturup seni kandırmakla uğraşıyorum. Başka işim yok zaten.”
Aras bir adım yaklaştı, sesi yükseldi “Ben seni seviyorum kızım! Herkese rest çekiyorum senin için, sen bana ne yapıyon?Başkalarının yanında artistlik yapıyon, benimle konuşmaya gelince surat bi’ karış!”
Dudak büküp, alaycı bir şekilde kafamı salladım “Seviyo’ musun? Hadi oradan… Senin sevgin boğuyo, Aras. Sürekli sorgu, sürekli hesap… Kime baktın, kimle konuştun, niye güldün… Yoruldum lan! İnsan sevdiğine güvenmez mi?”
Aras sustu bi’ an, sonra dişlerini sıktı “Ben senin için uğraşıyorum Selin, anlamıyo musun? Herifler sana yan gözle bakmasın diye… Seni sahipleniyorum ben!”
Kahkaha attım bu sefer, sert, acı bi’ kahkaha “Sahiplenmek mi? Köpek mi bu Aras? Ben kimsenin malı değilim, senin hiç değilim. Benim adım Selin Karasu, nokta! Eğer yanında durmamı istiyorsan yanımda adam gibi duracaksın, tepemde cellat gibi dikilmeyeceksin.”
Aras yumruklarını sıktı, nefesi hızlandı, ama gözlerini kaçırmadı “Sen beni anlamıyorsun Selin…”
Derin bi’ nefes aldım, sigaradan son bi’ nefes çekip yere bastım. Sonra gözlerimin içine baktım, tokat gibi söyledim “Belki de anlamamam gerekiyo, Aras. Biz seninle aynı yolda yürüyemiyo’ruz. Ben huzur istiyorum, sen kavga… Ben aşk istiyorum, sen hesap defteri. Kusura bakma ama bu defter burda kapanıyo.”
Dudakları kıpırdadı, bi’ şey diyecek gibi oldu ama sustu. Sustukça gözleri doldu, ben de anladım ki kelimeler faydasız artık.
Arkamı döndüm, yürüdüm.O an kalbim ağzımdan çıkacak gibiydi ama belli etmedim. Mahallede büyümüşüm ben, gözyaşını kimseye göstermem.
Ama içimden dedim ki:“Bitti Aras… Biz, biz olmaktan çıktık artık.”
08.10.2018
Ellerimi tuttuğunda gözlerimin içine bakıyordu, nefesini yüzümde hissediyordum. Kalbim deli gibi atsa da belli etmedim. Sertçe elini itmeye çalıştım“Çek elini Aras.” dedim dişlerimin arasından.
O ise o bildiğim çarpık gülüşüyle daha da yakınlaştı, gözleri maviden buz kesti resmen.“Hâlâ inatçısın ha… Kaç kere dedim Selin, senden vazgeçmem diye.”
Derin bir nefes aldım, gözlerimi kısarak yüzüne baktım.”Ben de kaç kere dedim Aras, bitti diye. Anlamıyor musun? Senle bizden hiçbir bok olmaz.”
Kaşlarını çattı, sesi sertleşti“Benimle olmayacaksa kimseyle de olmaz. Başkasına bakarsan dünyayı yakarım Selin.”
İçimde bir an ürperti dolaştı ama gururuma yedirmedim, dikleştim, dudak kenarımı hafif kıvırıp alaycı bir şekilde baktım “Vay be… Hâlâ kendini merkez sanıyorsun. Uyan Aras! Sen benim dünyam falan değilsin, sadece geçmişimden kalan bir yanlıştın. Şimdi o yanlışı siliyorum.”
Sözlerim tokat gibi çarpmıştı. Yutkundu ama çenesini kaldırıp daha da sert bir bakış attı “Beni silemezsin.”
Bir kahkaha patlattım, sinirden, acıdan…“Bak Aras, sen telefon rehberimdeki gereksiz numaralar gibisin. Tek tuşla silerim, haberin bile olmaz.”
Bu lafı duyunca çenesini sıktı, gözleri karardı. Sesini alçaltıp bana doğru eğildi “Sil beni… ama başkasını eklemeye kalkarsan, o numarayı da ben silerim.”
Omuzlarımı sertçe geri çektim, gözlerimi onunkilerden ayırmadım “Tehditlerinle korktuğumu mu sanıyorsun? Ben senden çıktım Aras. Senin gölgen bile üzerime düşmeyecek.”
Elini yumruk yapıp bir an durdu, sonra arkasına bile bakmadan çekip gitti. Onun adımları uzaklaşırken ben olduğum yerde kaldım, kalbim deli gibi atıyordu ama içimden bir ses fısıldıyordu“Bu iş bitmedi, Selin… Bu iş, hiç bitmeyecek.”
Aras’la tartışmamdan sonra okulun havası bile dar gelmişti.Çantamı omzuma atıp hızlı adımlarla çıkışa yöneldim. Nefesim hızlıydı, kalbim hâlâ sinirden deli gibi atıyordu. Dolmuş durağına vardığımda, telefonumu çıkarıp kulaklığımı taktım. “Sakinleş Selin,” dedim kendi kendime, “karışma, bulaşma, sinirini içine göm.”
1 saat sonra
Bir saatlik yolculuktan sonra annemin çalıştığı malikanenin önündeydim. Devasa, yüksek duvarlarla çevrili, kameralarla izlenen bir yerdi burası. Şatafatı bile insanın gözünü kamaştırıyordu ama benim için sadece annemin ekmek kapısıydı.
Demir kapının yanındaki küçük yoldan içeri girdim, uzun taşlı yoldan yürürken çimenlerin kokusu burnuma doldu. Tam mutfak tarafına girecektim ki bahçenin diğer ucunda bir adamı gördüm. Siyah bir tişört, kolunda dövmeler, saçları hafif dağınık… Yirmilerinde gösteriyordu ama duruşu, bakışları… Ne bileyim, fazla ağırdı.
Elinde bir kamera vardı, dizlerinin üzerine çökmüş, küçük bir kız çocuğunu çekiyordu. Kız, babasının gölgesine sığınmış gibiydi kahkahaları bahçede yankılanıyordu. Belli ki o kız adamın kızıydı.
Tam arkamı dönüp geçecektim ki adam başını kaldırdı. Göz göze geldik.
“Hey,” dedi hafif kısık ama tok bir sesle. “Sen kimsin?”
Bir an donup kaldım, sonra kaşlarımı kaldırıp umursamaz bir tavırla cevap verdim“Kim olduğumdan sana ne? Burada çalışmıyorum, yanlış anlama.”
Adam hafifçe gülümsedi, kamerayı kapatıp ayağa kalktı. “Yanlış anlamadım,” dedi. “Sadece merak ettim. Bahçemde yabancı bir yüz görünce insan ister istemez soruyor.”
“Bahçende mi?” dedim, dudaklarımın kenarıyla küçümseyici bir gülümseme bırakıp. “Belli ki buraların sahibi değilsin, fazla rahat konuşuyorsun.”
Adamın dudak kenarı kıvrıldı, gözlerinde alaycı bir parıltı belirdi. “Belki de sahibiyimdir, belki de değilim. Sen karar ver.”
“Benim işim değil.” dedim, soğuk bir ses tonuyla. “Annem burada çalışıyor, ben de annemi almaya geldim, o kadar.”
Tam yürüyüp geçecektim ki küçük kız çocuğu hızla yanıma koştu. Kahverengi kocaman gözleri vardı, elinde oyuncak bir bebek tutuyordu.
“Merhaba!” dedi neşeyle, “Ben Elif!”
O an kalbim yumuşadı, dizlerimin üzerine çöküp küçük kıza gülümsedim. “Merhaba Elif, ben de Selin.”
Adam bizi izliyordu, bakışları garipti… Sanki yıllardır konuşmadığı birine bakıyormuş gibi. Bir yandan sert, bir yandan da korumacıydı. Sonra başını yana eğip şöyle dedi
“Selin, değil mi? Güzel isimmiş… Buralarda çok dolaşma ama, yollar biraz karışık.”
Bakışlarımı dikleştirdim. “Merak etme,” dedim soğuk bir tonla. “Ben yolumu kaybetmem.”
Aramızda sessiz, hafif gerilimli bir elektrik vardı. Ama fark etmeden gözlerim bir anlığına kameraya kaydı.
“Video mu çekiyorsun?” diye sordum, ilgisizmişim gibi davranarak.
Adam gülümsedi, bu kez daha içten. “Evet… anıları biriktiriyorum.”
Ben daha anlam yükleyemeden küçük Elif, babasının bacağına sarıldı. Adamın eli kızının saçlarını okşadı, gözlerinde kısacık bir hüzün belirdi ama hemen sakladı.
Elif’in sevimliliğine kısa bir gülümseme kondurup, o gizemli adamın bakışlarını arkamda hissederek mutfak kapısına yöneldim. Her adımımda topuklarımın sesi mermer zeminde yankılanıyordu, ama içimde hâlâ Aras’la yaşadığım tartışmanın kızgınlığı vardı.
Mutfak kapısını açtığımda annem,yoğun bir şekilde hazırlık yapıyordu. Tencerenin kapağını aralık bırakmış, tava içinde kızartmalar cızırdıyordu. Yorgun ama kararlı bir hali vardı, yüzünde hafif bir gülümseme vardı ama gözlerinin altındaki çizgiler yorgunluğunu ele veriyordu.
“Selin, geldin mi sonunda?” dedi, kısa ama sevecen bir sesle “Evet anne, geldim…” dedim,hafifçe omuz silkerek. “Malikâneyi geziyordum, biraz bakındım işte.”
Annem göz ucuyla bana baktı, kahverengi gözlerinde hem merak hem de hafif bir endişe vardı “Gördün mü ortamı? Büyük bir yer, değil mi?”
Ben kaşlarımı kaldırıp hafif alaycı bir tonla “Evet, evet… Çok büyük. Ama burası da senin için ekmek kapısı işte, değil mi?”
Annem küçük bir kahkaha attı, yüzündeki yorgunluğu bir an unuttu “Aynen öyle. Ama senin için güvenli mi, emin değilim.”
O anda içimden, “Anne, her yerde bana iş düşüyor, ama ben de kendi yolumdayım,” dedim. Sessizce tencereye göz attım, kokuları içimi biraz rahatlattı ama hâlâ kafamda o gizemli adam vardı.
“Anne,” dedim sonra, biraz mahcup, biraz meraklı bir sesle, “orada bir… biri vardı. Garipti, sanki… ama bana kim olduğunu söylemedi.”
Annem başını kaldırıp, hafifçe kaşlarını çattı “Kimdi o? Malikânenin sahibi olabilir mi?”
Bir kahkaha patlattım, biraz alaycı, biraz da sinirli “Eh… belki öyle… ama belli etmedi kendini, çok gizemliydi. Sanki buranın sahibi benmişim gibi davranıyordu.”
Annem dudaklarını ısırdı, sessizce başını salladı.“O zaman dikkat et Selin… Her büyük evin kendi sırları vardır.”
Ben mutfağın bir köşesine oturup, kafamı ellerimin arasına aldım. İçimde hem merak hem de sinir vardı; ama bir şey kesinleşmişti o adam sıradan biri değildi, bunu hissetmiştim
Bölüm etkileşimi
