10. bölüm · DM FELAKETİ

0.9

Nisanur Çaça

Ozan Bey’in "Yanındaki esmer arkadaşını öğrenmem uzun sürmez" tehdidinin üzerinden iki gün geçmişti. Ve ben, bu iki günü Melis’i okulda tam bir ajan gibi saklamaya çalışarak geçirmiştim.
İlk gün Melis’e zorla simsiyah bir kapüşonlu giydirip şapkasını gözlerine kadar çektirmiştim. Ama ikinci günün sonunda Melis haklı olarak isyan bayrağını çekti.
"Yeter Defne, vallahi şiştim!" dedi Melis, kütüphane merdivenlerinde şapkasını hırsla çıkarıp simsiyah saçlarını geriye atarken. "Senin bu çocukla olan aşk-nefret oyunun yüzünden okulda 90'lar mafyası gibi gezmekten bıktım! Yanımdan geçen herkes bana garip garip bakıyor. Takmıyorum artık şu şapkayı!"
"Melis yapma, gözünü seveyim," diye yalvardım. "Ozan kütüphanede ders çalışıyor. Ali’den 'esmer kız' lafını aldı zaten, seni bir görse direkt olayı çözecek!"
"Çözerse çözsün ya! Çık git karşına 'Siyherkl benim' de, kurtulalım şu çileden!"
"Asla olmaz! Paşahazretleri önce biraz daha sürünsün," dedim ve onu zorla kütüphanenin en arka masasındaki tenha köşeye sürükledim.
Kütüphaneye geçip ders kitaplarımızı açtık. Her şey sakindi... Ta ki kütüphanenin kapısı açılıp içeri Ozan girene kadar.
Kalbim anında ritmini şaşırdı. Ozan, gözleriyle etrafı tarayarak masaların arasından yürümeye başladı. Resmen esmer avına çıkmıştı dâhi dedektifimiz! Ve adımları doğrudan bizim masaya doğru geliyordu.
"Geliyor..." diye fısıldadım dehşetle. "Melis, geliyor!"
"Panik yapma salak," dedi Melis ama kendisi de gerilmişti.
Ozan bizim masaya iyice yaklaştığında yapabileceğim tek şeyi yaptım: Kalemimi bilerek yere düşürdüm ve anında masanın altına eğildim!
"Ay kalemim..." diye mırıldanarak masanın altında büzüldüm, dizlerimi göğsüme çekip nefesimi tuttum. Masanın altı karanlıktı ama Ozan’ın uzun bacaklarının masanın hemen yanında durduğunu görebiliyordum. Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki, sesini duyacak diye ödüm kopuyordu.
"Pardon, böleceğim ama..." dedi Ozan’ın o kendinden emin, derin sesi. Masanın altından sesi kulaklarıma kadar çınladı.
"Evet?" dedi Melis, sesini olabildiğince normal tutmaya çalışarak.
"Kütüphanedeki sözel bölüm kaynaklarının nerede olduğunu biliyor musun? Arkadaki raflara baktım ama bulamadım da," diye sordu Ozan.
Meğer dersle ilgili bir şey sorma bahnesiyle Melis'i süzüyordu!
Tam o sırada... Montumun cebindeki telefonum yüksek bir sesle titredi.
Bzzzz! Bzzzz!
Dehşetle gözlerimi açtım. Masanın altında öyle bir dona kaldım ki anlatamam. Cebimdeki telefon Siyherkl hesabından bildirim gelince titriyordu, çünkü Ozan tam şu anda bana mesaj atıyordu!
Ozan duraksadı. "Masanın altında biri mi var?" dedi şüpheyle.
Masanın altından hemen doğrulup kafamı yukarı çıkardım. Yüzüm büyük ihtimalle kıpkırmızıydı. Elime çaktırmadan telefonu alıp ekranı Ozan’a göstermeden kapattım.
"A-evet! Ben vardım," dedim pürüzlü bir sesle. "Kalemim düşmüştü de... Şey, annem mesaj attı sanırım, telefon titredi de kusura bakmayın."
Ozan bir an bana baktı. Gözleri yüzümde, sonra da kucağımda sımsıkı tuttuğum telefonda gezindi. Kalbim durmak üzereydi. Benim Siyherkl olduğumu anladı mı acaba diye düşünürken, Ozan hafifçe gülümsedi.
"Sorun değil," dedi sakin bir sesle. Sonra Melis’e döndü. "Kaynaklar için teşekkürler bu arada."
Ozan arkasını dönüp raflara doğru ilerlediğinde Melis’le aynı anda derin bir nefes verdik. Sırtımdan soğuk terler boşanmıştı. Hırsla telefonumu açtım.
Mesajlar

Ozandmr: Kütüphanedeyim. Esmer arkadaşını bulmama az kaldı Siyherkl. (15.10)
Siyherkl: Ateşle oynuyorsun Paşahazretleri. (15.14)
Siyherkl: Kütüphanede esmer avına çıkmışsın bakıyorum da... Ama az önce yanımdan teğet geçtin, fark edemedin bile. 😉
Ozandmr: Ne? (15.15)
Ozandmr: Şaka yapıyorsun... Az önce kütüphanedeyken yanından mı geçtim gerçekten?
Siyherkl: Evet! Burnunun dibindeydim ama sen ders kitabı sormakla meşguldün Paşahazretleri.
Ozandmr: Yanına gittiğim tek masa arkadaki masaydı...
Ozandmr: Bir dakika, o masadaki esmer kızın yanındaki arkadaşı sen miydin yoksa?!
Siyherkl: Cıkkk, yanlış tahmin! Başka masalara hiç bakmadın bile.
Siyherkl: Dedektiflik derslerine devam etmen lazım Ozan Bey, burnunun ucunu göremiyorsun.
Ozandmr: Ya sabır... İçeride bir sürü kız vardı Siyherkl!
Ozandmr: Ama en azından şu an o kütüphanede olduğunu biliyorum. Hangi masadasın, söyle de geleyim?
Siyherkl: Çok beklersin Ozan Bey. Ben esmer arkadaşımı alıp çoktan kaçtım bileeee 😎🤏🏻🕶️🙂
Ozandmr: Kaç bakalım Siyherkl, kaç...