9. bölüm · Dilek yıldızı
9. Bölüm-hayal kırıklığı
*BÖLÜM-9 Dilek yıldızı*
*Evde*
Ne yaparsam yapayım içimde Tunç'u aklayamıyordum,şahit aklayacak bir tarafı yoktu ama... Zeynep hala bizim için çabalıyordu. Bu üzüyordu özellikle de ona hiçbir şey anlatamamak...
Odamdan çıkmıyordum Tunç ile karşılaşacağım diye Zeynep ise benim şuan esirimdi ama durumundan memnun bir şekilde telefona bakıyordu -ki bence memnun değildi de biraz umursamazdı-
*Zeynep* : meteor yağmuru varmış bu akşam.
Mutlulukla ona döndüm,yıldızları çok sevdiğimi bildiği için bu konuyu çok sık takip ediyordu.
*Nehir* : gece çatıya izlemeye çıkalım mı nolurrrr?
*Zeynep* : benim daha iyi bir fikrim var,Tunç ile çıkman!
Zeynep birşey bilmediği için ona istemiyorum diyemezdim ki mutlaka nedenini öğrenene kadar rahat bırakmazdı,planı hiçe sayamazdım bu yüzden bahane üretmeye çalışıyordum.
*Nehir* : güzel fikirmiş,Ama o çıkmaz ki.
*Zeynep* : çıkar Emir'in söylediğine göre çıkar,bu tür olaylara çok meraklıymış.
Konuyu dağıtmak için farklı bir konuya geçiş yapıyordum. -Nehir hava yolları buyurun efendim-
*Nehir* : abim ile o kadar yakınsınız yani?
Zeynoşum açık sözlüydü benim gibi değildi bu yüzden bu konu değiştirmem tabii ki işe yaradı.tabii ben üstü kapalı bir ima yapmıştım ama o imayı havada kapmıştı.
*Zeynep* : hoşlanıyorum evet, bu yüzden görüşüp konuşuyorum.
*Nehir* : bence abim de senden hoşlanıyorrrr.
*Zeynep* : konuyu değiştirme çabanı fark etmedim sanma,iyi işti çaylak ama bu işleri kimden öğrendiğini unutuyorsun. Saat 10'da çatıda ol ben Tunç'u göndereceğim,ha bu arada muhtemelen evde ikiniz olursunuz sadece ben Emir ile kütüphaneye gidiceğim.
Of. Gerçekten ama ya plan işe yaramamıştı. Ben ise olanları Sarp'a anlatmıştım intikam için yararı olduğunu söylemişti. Bu yüzden çok sorun etmemem gerektiğini söyledi daha sonra bana 'Eğer ondan bıkarsan veya seni üzerse direk bana yaz saat kaç olursa olsun' demişti ben ise sadece mesajına kalp yapıştırmıştım ne öküzlük ama!
*Akşam saat 21.30*
Çok heyecanlıydım,elime bulaştırmaktan korktuğum için Tunç ile zamanımın hepsini geçirene kadar Sarp ile telefondan konuşacaktım gizlice Tunç'a yansıtmamam gerekiyordu. Bu ise tam benlik bir işti! Telefonu kenara bırakacak ve sadece konuştuklarımızı Sarp'a dinletecektim.
Üzerime rahat ve üşümemi engelleyecek kıyafetler giydim. Çatıya çıktığımda yıldızların ne kadar parlak olduğunu fark ettim ve resmen etkilenmiş gibi gökyüzüne bakarken Tunç'un geldiğini görmemiştim.
*Tunç* : yıldızları çok seviyorsun anlaşılan.
Yok kanka keyiften bakıyorum. Ya sabır ya sabır.
*Nehir* : beni mutlu ediyorlar huzur buluyorum gökyüzünde,gökyüzü birini hatırlatıyor bana.
Kendime itiraf edemediğim birini hatırlatıyor.
*Tunç* : anladım...
Bir süre sessizce gökyüzünü izledik,saat gelmişti hatta geçiyordu ama meteor yağmuru başlamamıştı. Saat 23.00 da başlaması gerekiyordu ama saat 23.58'di benim ise zihnim bomboştu.
*Tunç'un anlatımıyla*
Bir şekilde Nehir ile yakınlaşmam gerek,onun kıyafetlerine dinleme cihazı koyacağım,birşeyler karıştırıyor hemde benim aleyhime gibi hissediyorum.
( *The walls-chase atlantic dinleyinnn* )
*Nehir* : biliyor musun Zeynep bana hep ruh eşleri dış görünüş olarak birbirine benzer der başka kimse o benzeyişe anlam veremezmiş.Ruhları,istekleri,yaşadıkları,sevdikleri farklı olsana ikisi de birbirinin zihninin köşesinde olur rüyalarına girermiş. Evlenmeseler de arkadaş hatta düşman bile olsalar. Sarıldıklarında bir güç çıkar ve sürekli onları korurmuş. En çokta düşmanlarından.
Zeynep bunu Sarp'a anlatırken duymuştum Sarp ve Nehir'i benzetmişti Sarp ise sadece gülümsemekle yetişmişti o an zihnimde canlandığında bunu koz olarak kullanmaya karar verdim.
*Tunç* : Nehir... sarılalım mı? Belki bizim içimizde de güç vardır ha ne dersin?
Nehir ilk buruk bir tebessüm bahşetti gökyüzüne. Gözlerini kapattı sanırım bir dilek diliyordu. Daha sonra benim söylediklerimi zihninde tartmış olacak ki bana döndü
*Nehir* : Hayır.
Hayır mı? Nasıl bu kadar net söylemişti bunu beni sevmiyor muydu yani?
*Tunç* : nasıl yani
*Nehir* : yalnış anlama sadece seninle ruh eşi olduğumu düşünmüyorum ve bu anı sadece istediğim biriyle yaşamak isterken Zeynep seni yanıma yolladı aklımda o varken bunu yapamam.
Aklında biri vardı...
*Nehir'in anlatımıyla*
Cebindeki dinleme cihazını fark etmiştim. İçimden bir dilek diledim gökyüzüne 'belki Sarp yanımda değil ve sarılamıyoruz ama eğer onunla ruh eşiysek meteor yağmuru başlasın bu da bana en büyük işaret olsun' dedim ve Tunç'a cevabını vermek için döndüm,çok şaşırmıştı. Ben ise konuyu kapattığımda tekrar gökyüzüne döndük. Ben aklımda Sarp ve beni düşlediğim anda Meteor yağmuru başlamıştı bir anda sarılırken hayal etmiştim ve sanki o meteor yağmurları kalbime yağıyor ve her biri beni mutlu edecek anıya dönüşüyordu.
Tunç ile dağıldığımızda ben Sarp ile biraz daha konup kapattım. Ve kendimi derin bir uykuya teslim ettim.
*Sabah*
Sabah erkenden uyandım bu gece tatile gidecektik,bu yüzden valizimi hazırladım,canım kahvaltı etmek istemediği için biraz çay içtim. Kulaklıklarımı takıp "Efsaneler ve lanetler" adlı kitabımı okudun. Biraz zaman geçtikten sonra Tunç ve Abim geldi,eksik eşyaları vardı onlara almaya gitmişlerdi şimdi ise eve gelmiş kendilerini koltuğa atmışlardı. Zeynep ise mutfakta kendine kahvaltı hazırlıyordu.
*Akşam saat 22.00 Otobüs terminali*
Otobüs terminaline gelmiştik,Otobüs bekliyor bir yandan simit yiyorduk ben ise bazı şeyleri düşünüyor kafamda planı tartıyordum. Sıkılmaya başladığımda abime döndüm.
*Nehir* : Otobüs ne zaman gelecek?
*Emir* : birazdan gelir saati yaklaştı.
Onu başımla onaylayıp simit yemeye geri döndüm,ben simiti bitirir bitirmez Otobüs gelmişti,valizlerimizi bagaja koyduk ve 2. Kapının olduğu koltuklara oturduk orada cam biraz daha geniş olduğu için özellikle seçmiştik, tabletimi aldım kulaklığımı bağladım ve her zamanki gibi Harry potter izlemeye başladım. Bir süre sonra filmin ortalarına doğru uyku beni içine çekmeye başladı,tableti düşürmemek adına önümde duran minik masanın üzerine koydum.Gözlerimi uykuya teslime ettim.
*Emir'in anlatımıyla*
Nehir uyumuştu,Zeynep ise sıkılmış bir şekilde telefondan birşeyler izliyordu,yanımda Tunç'a baktığımda onun da uyuduğunu gördüm. Sıkılmıştım,tatile Sarp'ı çağırmaya karar vermiştim o ise hemen onaylamış arkamızdaki Otobüse binmişti. Sarp Nehir'e notları yazan kişiydi ilk zamanlar Tunç sanıyordum ve Nehir'i üzeceğini bildiğim için Nehir'e kötülüyordum daha sonra Sarp güzel uslüpla bana anlattığında onların adına sevinmiştim ama aralarında Nehir'i kullanmaya çalışan Tunç vardı. Ve Sarp Nehir'e zarar vermesinden korktuğu için Nehir'e duygularını açık edemiyordu. Ben ise onların yanyana gelince başaracağına inanıyor ve onları sürekli yan yana getirmeye çalışıyordum.
*Nehir'in anlatımıyla*
Uyandığımda Zeynep,Tunç ve Emir uyuyordu. Otobüs yarım saatlik bir molanın anonsunu verdiğinde hepsi birden uyanmış ve ayaklanmıştı ben ise uyku mahmurluğu ile mal gibi onlara ayak uydurmaya çalışıyordum.hava almak için otobüsün arkasına geçtim saat sabah 5 civarlarıydı etraf yolcuların sevdiklerine ettikleri vedalar ile titretiyor ve üşütüyordu. Hüzünlüydü,insanın içine buz tutuyordu. Kendime ay çöreği alıp tekrar arabaya dönüyordum ki Sarp'ı görmemle şaşkınca kaldım.
*Nehir* : Sarp?
*Sarp* : oooo Nehir hanım fark ettiniz mi beni ya?
*Nehir* : sende mi bizle geliyorsunnnn?
Başını evet anlamında yukarı aşağı salladığında mutlu bir şekilde el çırpıp zıpladım o ise beni sırıtarak izliyordu. Tatil ne kadar kalabalık olursa o kadar iyiydi yoksa Sarp'ı istediğimden değil yani...kesinlikle canım ben kiim Sarp kim dimi ama?
*Sarp* : Nehir biliyor musun? Ben bir kızı seviyorum ama beni görmüyor.
*Nehir* : görmesini sağlayamaz mısın? Ne kadar seviyorsun ki onu kendinden çok mu?
*Sarp* : beni aştı artık olay gökyüzüne sığmıyor sevgim.
*Nehir* : eğer kendini hazır hissedersen git söyle içinde tutman kimsenin yararına olmaz.
*Zeynep'in anlatımıyla*
Otobüse geçtiğimizde Nehir yine uyku modunu açmıştı.
Sarp'ta bizimle tatile geliyordu,gözümden ise birşey kaçmamıştı o şey ise Sarp Nehir'e fazla aşık bakıyordu,Tunç ise nefretle. Şaşkınca Sarp'ın mimiklerini izlediğimde onu izlediğimi bile fark etmeyecek şekilde Nehir'i izliyordu. Tunç'un Nehir'i üzmesindense,Nehir'in Sarp ile sevgili olup mutlu olmayı denemesini tercih edeceğim için ikisinin çöpçatanlığını kırmızı keleş yapacak!
Aklıma gelen fikir ile sırıttım benim için minik Sarp için dev bir adımdı. Sarp'a seslendim.
*Zeynep* : pişt,Sarp
*Sarp* : efendim zeyno?
*Zeynep* : Sen Nehir'in yanına gelsene ben senin yerine geçip camdan bakmak istiyorum.
Sarp şaşkınca sevindi,ben ise sadece onun görebileceği şekilde göz kırpıp onun yerine geçtim.
*Sarp'ın anlatımıyla*
Zeynep benim Nehir'e karşı anlamıştı, Ama Nehir kendini o kadar sevgiye kapatmıştı ki Tunç yüzünden beni görmüyordu bile. Hayat enerjisi ile dolu olan kız şimdi sadece intikam düşünüyordu.
Nehir'e döndüğümde huzurlu bir şekilde uyuyordu. Tunç yerine ben onunla çocukluk arkadaşı olmak isterdim o beni zorla Barbie oynatmazdı ben kendi isteğimle oynardım onunla Barbie. Ama o şansı kader Tunç'a vermişti işte.
*Otel-Nehir'in anlatımıyla*
Otele gelmiştik. İçimde bir heyecan vardı,çok mutluydum. Otele girdiğimizde ilk işimiz odalara yerleşmek oldu,ben Zeynep ile kıyafetlerimi yerleştirirken Sarp mesaj attı.
*Sarp* : plana başlıyoruz,kapı Aralık. Kapıdan herşeyi dinle,ses kaydını açmayı unutma sakın. Mesajları siliyorum bu mesajımı cevaplama.
( _Burasını Breaking dishes ile dinleyin,çok güzel uyuyorr_ )
Plaj başlıyor.Zeynep ile bizimkilerin odasında durup onları dinlemeye başladım Zeynep ise bir yandan merakla bana bakıyordu. Bir yandan da kapıyı dinliyordu.
*Sarp* : sen Nehir'i kullandın! Hem de o lanet ajan binasında üst kademeye çıkmak için!
*Tunç* : evet,çünkü bizim düşmanımızın kızıydı ne yapsaydım onunla sevgili mi olsaydım?
*Sarp* : olsaydın,olsaydın ya bu kız seni seviyordu! Nehir kimin kızı olduğunu bilmiyordu hala bilmiyor! Sadece ben biliyorum,ben!
*Tunç* : evet sadece sen biliyordun,hala da öyle olacak ömrünün son dakikalarını yaşıyorsun,kimse sen ölene kadar seni fark etmeyecek yalnız öleceksin. Tıpkı küçüklüğündeki gibi kimsesiz. Sarp Sayar artık sonun geldi. Artık bu dünyada olmayacaksın
*Sarp* : Ben olmayacaksam ilk seni bitirmem gerek değil mi arkadaşım?
Zamanı gelmişti Sarp'ın bana verdiği aletin düğmesine bastım. Her yerden,her köşeden siyah giyimli,silahlı insanlar odayı basıyordu. Tunç anlamaz gözlerle Sarp'a bakarken içeri girdim Sarp bana bakıp göz kırptı ve Tunç'a döndü.
*Sarp* : Nehir'i yem edeceğimi mi sanmıştın?
Zeynep şaşkınca bir bana bir sarp'a bakıyordu. Emir ise ne tepki vereceğini düşünüyor gibiydi.
*Emir* : sen... üvey misin?
Bu gerçek 2. Defa yüzüme tokat gibi çarpmıştı. Ama bu sefer abim tarafından olması çok kanayan ve acıtan bir yara açmıştı kalbimde.
*Nehir* : üvey olmam senin için ne ifade eder bilmiyorum ama benim için hiçbir şey ifade etmiyor abi,benim zaten hiç annem ve babam olmamıştı ki hep sen vardın hala öyle.
*Emir* : seni almaya gelecekler, sen onlar için çok şey ifade ediyorsun...
Gelen iki kişi ile herkes şaşırmıştı.
BÖLÜM SONUUUUU
