3. bölüm / 4
DerdimBölüm3”Sıcak Çikolata”
Bölümler 4Şu an: Bölüm3”Sıcak Çikolata”
- 1 Bölüm1”Ocera”1.489 kelime
- 2 Bölüm2”Nakil Öğrenci”328 kelime
- 3 Bölüm3”Sıcak Çikolata”1.636 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 Bölüm4”Kırgınlık”1.557 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölümü okurken dinleyebileceğiniz şarkı:
•Şebnem Ferah-Bu aşk fazla sana
Öncelikle hikayemi beğenmeniz,okumanız benim için çok değerli olabildiğince sizlere güzel bir hikaye sunmaya çalışıyorum bir iki kelime yanlışlarım olabilir desteklerinizi bekliyorum teşekkür ederim iyi okumalar💗
Kumral uzun boylu,çekici biridi olduğu içinde dikkat çekiyordu tabiki.Fısıldaşmalar duyuyordum kızlar Egemen hakkında konuşuyordu.
Egemen okul forması bol kravatı,çok uğraşılmamış saçı ve tek kolunda çantasıyla içeri girdiğinde edebiyat dersimiz bölünmüştü ve hoca gülümseyerek
-Gel Egemen
dedi.Edebiyat hocamızı çok seviyordum diğer hocalara göre çok çok sakin anlayışlı biriydi.Diğer hocalar gibi bizi şikayet etmez,göz yumardı.Çok iyi biriydi ve şu ana kadar bir öğrencisini sınıfta bıraktığını görmemiştim.Herkes dersinde sürekli uyurdu çünkü biraz yavaş ve sakin konuştuğu için herkesin uykusu gelirdi ama çoğu da bu yüzden değil uyumamıza için verdiği için uyurdu.Ben uykum olsa bile dayanmaya çalışıp kendini kötü hissetmemesini sağlardım.
-Evet çocuklar bu yeni arkadaşınız artık aynı sınıf arkadaşısınız
dedi Egemen’i göstererek.Egemen gülümsedi.Gülüşü çok güzel ve tatlıydı.Sıra sıra herkese bakarken bir anda sıra bana gelmişti ve bakışlarımız birbirini buldu.Normalde utanıp hemen gözlerimi kaçırırdım ama bu sefer böyle yapmak istemiyordum.Kendimi zorlamak zorluklarımın üstüne gitmek istiyordum.Bakışmamız git gide derinleşiyor sanki ruhuma bakıyor gibi hissediyordum.Gözlerine dalmıştım ve bu bakışmamızı hocamız bozdu.
-Senanın yanına geçebilirsin canım
Egemen-Tamamdır hocam
Egemen bana göz kırpıp senanın yanına benim de önüme oturdu.Ne göz mü kırpmıştı.Bir SaniyeEgemenYaniOkuldaki crushum..BanaGözMü KırptıRüyada mıydım Hayır olmasın Olur muydu ki
Emir omzumu dürttü ve daldığım yerden ayrıldım.
Rüyada değilmişim demek kigerçekmiş..
Emir-Uyan geldik
Emir’e öldürücü bakışlar attıktan sonra burnuma gelen parfüm kokusunun yönünü takip ettim.Sağ tarafıma döndüm sağımda Emir olduğu için Emir'in parfümü kokuyordu ama gelen koku bu değildi.Sola döndüğümde bir koku yoktu. Önüme döndüğümde ise o kokunun önümden geldiğini, yani Egemenden geldiğini anlamıştım. O kadar güzel kokuyordu ki... Bir anda burnuma o koku geldi.
İlk başta hafifti, sanki rüzgârın ucuna takılmış ince bir nota gibi… ama sonra yavaş yavaş yayıldı. Her nefeste biraz daha belirginleşti, biraz daha derinleşti. Sanki hava, sadece o kokuyla doluydu.
Bir anda içimde bir rahatlama hissettim — omuzlarım gevşedi, düşüncelerim sustu. O koku ne kadar güzelse, ben de o kadar hafifledim. Sanki her şey bir anlığına yumuşadı; zaman bile kokunun ritmine uymuş gibiydi.
Egemen geldiğinden beri bütün kızlar onun hakkında konuşuyordu.Egemen de de biraz bir götü kalkmışlık sezmiştim hiç sevmezdim böyle insanları ve biraz soğutmuştu kendinden.Sonra bizde ders boyunca hiç kimse birbiriyle konuşmadı. Ama o gün teneffüslerde falan böyle ufak konuşmalarımız olmuştu ama dünkü kadar çok hevesli ve eğlenceli hissedememiştim çünkü çok yorgundum dün geç yattığım için. Ama yine de güzel bir histi. Uykum olduğu için okulda da zaten çoğu zaman uyudum. Daha sonra son derse geldik.Son dersin son 15 dakikasında Emir’in sesine uyandım.Gözlerimi açmaya çalıştım açmakta zorlanıyordum bir 5 saniye kendime gelmeye çalıştım.Emir’in omzundaydım.Hoca da yoktu Emir’e döndüm.
-Ben ne ara omzuna yattım ya?
Emir-Yüzün kıpkırmızı olmuştu izden bende başını omzuma koydum.
-Sen beni düşünür müydün ya
Sonra omzunu hafif çekti ve
Emir-Teşekkür edeceğine ne diyorsun ya
-Teşekkür ederiz
dedim gülerek.Herkes çantasını çoktan toplamıştı bir tek benim kitaplarım duruyordu masada.Hemen çantamı topladım ve önümde egemenle konuşan senayı gördüm baya iyi anlaşmışlardı demek ki.Çantamı toplamıştım ve Emir’e döndüm
-Ne konuşuyorlar
dedim.
Emir-Bilmem son 4-5 derstir böyleler.
-Allah Allah
Emir-Evet de Egemende bir gariplik var
-Ne gibi
Emir-Kızlar falan beğeniyor diye hareketleri bir değişti.
-Ne yapıyor ki?
Emir-Eskisi gibi değil beni sinir ediyor.
-İki kız görünce değişti.Tabi ben daha dün tanıştım ama bilemiyorum artık
Emir-Sena’ya iyi ama belli ki
-Fazlasıyla
Pek umrumda olmamıştı ama Senayla yakın olmaları garibime gitmişti.Telefonumu çıkarttım ve saçlarımı düzelttim.Üşümüştüm çünkü kaç saattir uyuyordum.Kollarımı ısıtmaya çalıştım.Emir görmüş olmalıydı ki
Emir-Al hırkamı giy
dedi ve nike tech fleece siyah hırkasını verdi.Emir benden çok uzundu o yüzden biraz bol olmuştu giydim ve şapkamı da kapattım ellerim içinde kayboluyordu.Ayağa kalkıp giydim ve Emir gülmeye başladı.
Emir-Seneye de giyersin
-Ahahahah manyak
Beraber gülmeye başladık.Dersin bitmesine 2 dakşka kalmıştı çantamızı alıp ayağa kalktık.Egemenle sena da kalkmıştı.Sena hepimize dönerek
Sena-Ne yapıyoruz bugün?
Egemen – Bilmem, ben zaten daha yeni geldim, siz ne yapıyorsanız oraya gelirim.
Emir – Yine Melisa’nın canı nereye isterse oraya gidiyoruz galiba.
Ben – Benim mi? Ne alaka ya, siz karar veriyorsunuz genelde.
Sena – Hadi oradan, geçen sefer sırf senin yüzünden sahile gitmiştik hatırlatırım.
Ben – Sahil kötü müydü peki?
Sena – Yok, güzeldi ama rüzgardan ağzıma kum girmişti.
Emir – Senin ağzın zaten hiç boş kalmıyor ki Sena, ne fark eder.
Bir anda hepimiz güldük.Sınıftaki herkes çıkmıştı, sadece biz kalmıştık.Egemen, çantasını tek koluna taktı yine o rahat tavrıyla.Işıktan mıydı bilmiyorum ama yüzündeki o sıcak gülümseme beni biraz daha çekiyordu kendine.Göz göze geldik, bu sefer kaçırdım bakışımı.O gülümserken yanaklarımın yandığını hissediyordum.
Sena – Cidden gidiyor muyuz yoksa herkes yine evine mi dağılacak?
Emir – Bence bir kahve içelim, hava da güzel zaten.
Ben – Hava mı güzel? Donuyorum ben, görmüyor musun üstümde senin hırkan var.
Egemen – Soğuksa arabayla geçelim, ben getiririm sizi.
Ben – Araban mı var senin?
Egemen – Hm, ehliyetim yok tabii ama abimin arabasını bazen alıyorum, o da okulda değil bugün.
Sena – Harika! O zaman karar verildi. Kahve, Egemen’in arabasıyla.
Emir – Hadi bakalım, yeni çocuk hemen planın merkezinde ha.
Emir bunu söylerken ses tonu biraz sertti, sanki şaka yapıyormuş gibi ama altında hafif bir kıskançlık vardı.
Ben fark ettim, ama belli etmemeye çalıştım.
Egemen sadece gülüp, “Merak etme abi, senin yerini almam,” dedi.
Ama nasıl dedi biliyor musun?
Böyle yarı ciddi, yarı meydan okuyan bir şekilde.
Emir’in kaşları hafif kalktı.
O an ortamda garip bir sessizlik oldu.
Ben hemen araya girdim,
— Tamam hadi hadi, uzatmayın. Çıkalım yoksa hoca gelir.
Sınıftan çıktık, koridor kalabalıktı.
Sena önden yürüyordu, Egemen yanına yetişti.
Emir’le ben arkada kaldık.
Bir süre sessiz yürüdük.
Sonra Emir hafifçe eğildi,
— Cidden hoşlanıyor musun ondan?
— Ne?
— Egemen’den diyorum.
Bir anda kalbim hızlandı.
— Nereden çıktı şimdi bu?
— Bilmem, öyle bakıyorsun ki… sanki sadece onu görüyorsun.
Cevap vermedim.
Çünkü doğruydu belki de.
Ama bunu Emir’e söyleyemezdim.
Sena arkasını döndü,
— Aşk kuşları, yavaş mısınız siz ya?
Ben – Kim aşk kuşuymuş?
Sena – Bilmem Melisa, yüzün biraz fazla kırmızı gibi.
Egemen gülümserken bana baktı,
— Haklı galiba.
O an içimden “yeter artık kalbim bu kadar atma” diye geçirdim.
Emir hiçbir şey demedi.
Sadece yürümeye devam etti, ama yüzü düşmüştü.
O gün okul çıkışı kahveye gittik, ama hava ne kadar soğuksa içim o kadar karışıktı.
Egemen gülüyor, Sena konuşuyor, Emir sessizdi.
Ben de hepsinin ortasında ne yapacağımı bilemiyordum.
Bir yandan içim kıpır kıpırdı, bir yandan garip bir ağırlık çökmüştü üstüme.
Sanki biri gelmiş, diğerini uzaklaştırmış gibiydi.
O anda fark ettim.
Her şey yeni başlıyordu.
Ama hiçbir şey kolay olmayacaktı.
Egemen arabayı park ettiğinde hava iyice soğumuştu, ama içeriden gelen kahve kokusu o soğuğu bastıracak kadar sıcaktı. Kafenin camlarından sarı ışık sızıyordu, içerisi kalabalık değildi. Sessiz, rahat bir havası vardı.
Sena önden içeri daldı.
— Ben şu köşe masayı kapıyorum!
Egemen peşinden gitti, ben biraz arkada kaldım. Emir kapıyı tutup bana baktı.
— Üşüdün mü hâlâ?
— Azıcık, dedim.
— O hırka yetmez sana, dedi ama sesinde hem kızgınlık hem de bir şeyleri söyleyememenin ağırlığı vardı.
Masaya oturduk. Egemen hemen yanımda, Sena onun karşısında, Emir de benim yan tarafımda. Garson geldi, herkes siparişini verdi. Egemen latte söyledi, Sena caramel macchiato, Emir sade kahve, ben de sıcak çikolata istedim.
Egemen hemen lafa girdi:
— Demek sıcak çikolata seviyorsun ha?
— Evet, klasik, dedim gülerek.
— Tatlı şeyleri seviyorsun yani, dedi ve o sırada gözlerimi tuttuğu an var ya… nefesim bir saniyeliğine durdu sanki.
Sena hemen araya atladı,
— Aman diyim Egemen, Melisa’nın tatlıya düşkünlüğü efsanedir. Sırf brownie için okuldan kaçtığımız olmuştu.
— Sena sus! diye fısıldadım ama çok geçti, Egemen çoktan gülmeye başlamıştı.
— Brownie için okuldan mı kaçtınız? Güzelmiş, seninle takılmak eğlenceli olur galiba.
Sena kahkahaya boğuldu, Emir’in yüzü ise taş kesilmişti.
— Eğlenceli evet, ama fazla eğlence bazen yoruyor, dedi Emir sakin bir sesle.
Emir’e dönüp aşk olsun bakışı attım.Egemen kaşını kaldırdı, gülümseyip,
— Bence tam tersi. Hayat kısa, sıkıcı olmanın anlamı yok, dedi.
İkisi birbirine bakarken ben arada kaldım. Gerilim ince bir ip gibi havadaydı.
Sena hâlâ gülüyordu, durumu yumuşatmak için,
— Neyse ya, ben tatlı söylüyorum kendime, isteyen var mı?
— Ben alırım, dedim.
— Ben de, dedi Egemen hemen.
Emir sandalyesini biraz geriye itti, dirseklerini masaya dayadı.
— Tatlı yiyin siz, belki tatlı konuşursunuz, dedi hafif alaycı bir tonda.
Egemen hafifçe gülüp,
— Boşver Emir, kıskanma hemen, dedi.
O an Emir’in yüzü gerildi. Gözleri karardı.
Benim de içim karıştı; hem korktum hem de bir şekilde kalbim hızlandı.Emir’i anlıyordum onun yapısı böyleydi ve kırgınlığı vardı Egemen’e karşı haklıydı da.Çünkü bir insan 1 günde ancak bu kadar değişebilirdi.
Sena konuyu değiştirmek için hemen lafa girdi.
— Ee Egemen, eski sınıfında da böyleydin galiba, herkesin gözü üstünde?
— Bilmem, belki biraz, dedi gülümseyerek. Ama gözleri bana dönmüştü, sanki “şu an da öyle” der gibiydi.
Sıcak çikolatam geldiğinde ellerimi bardağa sardım, biraz ısınayım dedim ama aslında elim titriyordu.
Egemen hafif eğildi.
— Üşüyorsan montumu verebilirim, dedi.
— Yok yok, gerek yok, dedim hemen.
— Israr ediyorum, dedi ve gülümseyerek ceketini çıkardı.
O an Emir’in bardaktaki kahveyi sertçe bırakışını duydum.
Bardağın tabağa çarpma sesi o kadar netti ki… herkes bir saniye sustu.
Ben Egemen’e teşekkür ettim, ceketini giymedim ama kucağımda tuttum.
Sena konuyu toparlamaya çalıştı:
— Melisa sen neler yapıyorsun aşkımm buluşsak mı bir ara
— Olur buluşalım
Egemen eğildi,
— O zaman birlikte bir şey yaparız, dedi.
— Yani?
— Mesela hafta sonu bir yerlerde gezmek gibi, dedi.
Ben cevap vermeden Emir ayağa kalktı.
— Benim gitmem gerek, dedi kısa ve keskin bir sesle.
Sena şaşkınlıkla,
— Nereye gidiyorsun daha tatlılar gelmedi! dedi ama Emir cevap vermedi.
Sadece “Melisa, çıkınca mesaj atarsın,” deyip çıktı.
Egemen arkasından bakıp iç çekti.
— Eskiden böyle değildik şuan pek hoşlanmıyor sanırım benden dedi.
— Bilmem, belki zamanla eski halinize dönersiniz dedim.
Ama içim hiç öyle demiyordu.
O an dışarıdaki rüzgâr camdan içeri süzülürken kalbim sanki iki yöne birden çekiliyordu.
Bir yanda Emir’in sessizliği, bir yanda Egemen’in gülüşü…
Ve ben ilk defa gerçekten ne istediğimi ve ne yapacağımı bilmediğimi fark ettim.
Bölüm etkileşimi
