13. bölüm · Deniz

Bölüm 13

Enes Bey

Ertesi sabah Deniz erkenden uyandı. Masasının üzerinde duran eski pusula ve harita gece boyunca aklından çıkmamıştı. Okula gitmeden önce haritayı bir kez daha açtı. Kırmızı işaret, şehrin dışında, yıllardır kullanılmayan eski bir deniz fenerini gösteriyordu. Okulda dersleri dinlemekte zorlandı. Zil çalar çalmaz yaşlı adamın evine gitti. Kapıyı açan yaşlı adam sanki onu bekliyormuş gibi gülümsedi.
— Hazır mısın?
— Neye?
— Yıllardır ertelediğim yolculuğa.
Bir süre sonra otobüse binip Antalya’ ya doğru yola çıktılar. Gökyüzü bulutluydu ama yağmur yağmıyordu. Yol boyunca yaşlı adam fazla konuşmadı. Sadece elindeki eski fotoğrafa bakıyordu. Deniz sonunda dayanamadı.
— O deniz fenerinde ne var?
Yaşlı adam derin bir nefes aldı.
— Arkadaşım Deniz’le verdiğimiz bir söz.
Saatler sonra Antalya’daki deniz fenerine ulaştılar. Bina harap olmuştu. Camları kırılmış, duvarları yosun tutmuştu. Deniz haritadaki işarete bakarak fenerin arkasına geçti. Orada taşlarla çevrili küçük bir alan vardı.
— Burası! diye seslendi.
Yaşlı adam yavaş adımlarla yanına geldi. Toprağın üzerinde paslanmış küçük bir metal kutu görünüyordu. Deniz ve yaşlı adam birlikte kutuyu çıkardılar. Kutunun içinden birkaç fotoğraf, eski bir not defteri ve mühürlü bir mektup çıktı. Mektubun üzerinde şu yazıyordu:“Eğer bir gün buraya gelirsen, bil ki korkularını yenmişsin demektir.” Yaşlı adamın elleri titriyordu. Zarfı dikkatlice açtı ve okumaya başladı. Mektup eski arkadaşı Deniz tarafından yazılmıştı. “Hayat bizi farklı yerlere götürebilir. Ama eğer bir gün bu kutuyu açıyorsan, insanların iyiliğe hâlâ inandığını görmüşsün demektir. Çünkü bu kutuya asla yalnız ulaşamazsın. ”Yaşlı adamın gözleri doldu.
— Yıllarca buraya gelmeye cesaret edemedim, dedi. Çünkü yalnızdım.
Deniz sessizce ona baktı.
— Artık yalnız değilsiniz.
Tam o sırada not defterinin arasından küçük bir anahtar daha düştü. Bu anahtar, Deniz’in cebindeki anahtarın neredeyse aynısıydı. Not defterinin son sayfasında ise tek bir cümle yazıyordu:“İkinci anahtar, hikâyenin devamını açar.” Deniz şaşkınlıkla yaşlı adama döndü.
— İkinci anahtar neyi açıyor?
Yaşlı adam ufka doğru baktı. Uzakta, denizin kenarında terk edilmiş küçük bir kulübe görünüyordu.
— Yıllardır kimsenin girmediği eski bir kulübeyi…
Ve o anda Deniz, asıl sırrın henüz başlamadığını anladı. Çünkü iki anahtar, iki isim ve yıllar önce verilmiş bir söz onları yeni bir kapının önüne götürüyordu.