3-Sorgu

Vaveyla Yazarı: Olivia E.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: 3-Sorgu

Gözlerimi açtığımda odanın tavanındaki floresan ışıklar zihnime bir bıçak gibi saplandı. Ne kadar süredir buradaydım bilmiyorum; sorgu odalarının zamanı kesip biçen bir yanı vardır. Uzak bir uğultu, betonun içinden sızıyormuş gibi kulağımda geziniyordu. Hâlâ elim titriyordu. Ne kadar saklamaya çalışırsam çalışayım, korku soğuk bir ter gibi avuçlarımın arasından sızıyordu.

Soruşturma odasının kapısı açıldı. Başhekim Dr. Merett'in yüzündeki çizgiler daha derin, bakışları daha karanlıktı. Onun arkasından Güvenlik Amiri Keene içeri girdi; iri yapılı, yüzü sert ve sabırsız bir adamdı. Kapı sertçe kapandı.

“Lina Corvin.”
Adımı bir suçlama gibi söylediler.

Başhekim masanın karşısına oturdu, dosyaları önüne çekti. Keene ayakta kaldı, kollarını göğsünde birleştirdi; sanki kıpırdarsam boğazıma çullanacak bir yaratıkmış gibi.

“Dün gece olanları anlatın.”

Soru nötrdü, ton sakindi ama altında görünmez bir tehdit yatıyordu.
Bir an düşünmek için zaman kazanmaya çalıştım. Dilim damağıma yapışmıştı.

“Ben… ofisimdeydim,” dedim. Sesim titrediğini belli etmeyecek kadar düşük tuttum. “Çalışıyordum. Evraklar… çok birikmişti.”

Başhekim başını hafifçe salladı. “Anlıyorum. Ve sonra?”

Derin bir nefes aldım ama nefes bile sanki ciğerlerime batıyordu.
“Sonra… bir ses duydum. Kapıdan. Gardiyan üniforması giymiş biri vardı.”

Keene kaşlarını çattı. “Gardiyan mı? Kayıtlarda gardiyan geçişi yok.”

“Evet,” dedim. “Ben de onu görünce zaten… şaşırdım.”

Şaşırmak.
Bu kelime o gece yaşadığımı karşılamıyordu.
Korku kemiklerime işlemişti. Ama bunu söylemeyecektim.

Başhekim parmaklarını birbirine kenetledi.
“Gardiyanı tanıdınız mı?”

“Hayır.”
Yalan değildi — çünkü karşımdaki Arden’di, ama gardiyan değildi.
Bu gerçeğin sorgu odasında bir ağırlığı vardı; bir şey söyleyip söylememek arasında geriliyordum.

“Sonra ne oldu?” diye sordu Merett.

Gözlerimi kapattım. O geceyi düşününce kalp atışlarım hızlandı. Arden karanlığın içinden çıkmıştı… siyah gözleriyle bana bakarak. Öldürmesiyle ünlü bir adamın bu kadar sessizce ofisime girmiş olması bile mantıksızdı. Kelepçeleri hâlâ kırık hâlde bile aklımdan çıkmıyordu.

Ama bunu bu adamlara söylesem?
“Psikiyatrist değil, hasta oldum,” diye düşünürlerdi.

“Gardiyan bana doğru yürüdü,” dedim sonunda. “Çok yaklaştı. İzin almadan…”

“İzin almadan?” diye tekrarladı Keene.

“Evet,” dedim. “Korktum. Bu yüzden… masamın üstündeki acil durum sakinleştiricisini aldım. Kendimi savundum.”

Keene’nin bakışı buz gibiydi.
“Savundunuz. 180 santimlik, 90 kiloluk bir adamı? Siz? Tek vuruşla? Ve adam hâlâ baygın?”

Sorusunu mantıklı bulduğumu söyleyemezdim.

“İğnenin dozu yüksekti,” dedim. “Ve… panik anıydı.”

Keene masaya eğildi.
“Panik anında bir kadın bir katili bile öldürebilir, evet. Ama bizim kayıtlarımızda o sırada tüm gardiyanların yerinde olduğu görünüyor. İçeride böyle bir geçiş yok.”

Başhekim Merett bir dosyayı açtı.
“Corvin. Lütfen şu gerçeği kabul edin: Ofisinizde bulduğumuz kişi… Arden Vale’di.”

Yutkundum.
“Evet,” dedim fısıltıyla.

Kelime odanın duvarlarına çarpıp geri döndü; Arden’in adı bile burayı kirletiyor gibiydi.

“Bir mahkûm,” dedi Merett. “Hapishanenin en tehlikelisi. 27 kişiyi öldüren bir adam. Sıkı güvenlik altında tutuluyor. Gardiyanların izni, kelepçeleri, kamera kontrolü olmadan hareket etmesi imkânsız. Peki sizce Arden Vale sizin odanıza nasıl girdi?”

Bu sorunun cevabını ben de bilmiyordum.

Ama bilmem gereken bir şey vardı: O gece Arden beni gerçekten korkutmuştu.
İlk kez bir hastadan değil… bir insandan değil… bir şeyden korkmuştum.

“Ben… bilmiyorum,” dedim. “Gerçekten bilmiyorum.”

Başhekim gözlerini kısmıştı.
“Kapıyı kilitlemiş miydiniz?”

“Evet.”

“Pencereler kapalıydı.”

“Evet.”

“Kamera kaydında ofisinize giriş görünmüyor.”

Bu sonuncusu beni bile irkiltti.
Bunu zaten biliyordum ama bunu bir başkasının ağzından duymak zihnimi bıçak gibi kesti.

Keene alaycı bir nefes verdi.
“Pekâlâ. O zaman şöyle mi diyelim? Arden bir hayalet, duvarların içinden geçip ofisinize geldi?”

Sesimdeki kırılmayı gizleyemedim.
“Ben onu orada buldum. Yemin ederim.”

Başhekim elini kaldırdı.
“Kimse sizi suçlamıyor, Lina. Ama güvenliği riske attığınız açık. Arden Vale’nin bilincinin hâlâ açılmaması ise… başka bir sorun.”

“Uyanmadı mı?” diye sordum. Sesim istemeden yükseldi.

Merett başını iki yana salladı.
“Hayır. Nabzı stabil ama… derin bir bilinç kapalılığı var. Bu kadar düşük dozla böyle bir durum olmaması gerekirdi. Bu yüzden olay yeniden değerlendirilecek.”

Sinirlerim gerildi.
Ben ne yaptım?
Hayır, bu benim hatam olamaz… Arden normal değil. Bedeni bile normal değil.

Keene dosyaları kapattı.
“Corvin, dürüst olun. Arden’la aranızda… daha önce yaşanmış bir şey var mı? Bir tehdit? Bir iletişim? Bir anlaşma?”

Başımı hızla kaldırdım.
“Hayır! Onu ilk defa dün gördüm!”

Keene bana doğru eğildi, nefesi yüzümdeydi.
“Peki neden sizin odanıza geldi? Neden size? Cevap verin.”

Ellerimi yumruk yaptım.
“Bilmiyorum.”

Bu cevabım onlara yetmedi.
Onların istediği şey mantıktı.
Ama Arden Vale mantık dışı bir adamdı.

Başhekim hafifçe öne eğildi.
“Corvin, size bir şey göstermek istiyorum.”

Masadan ince bir kağıt aldı.
Üzerinde tek bir kelime yazıyordu.

Doktor.

El yazısı düzgün değildi, daha çok hızlıca karalanmış gibiydi.
Kağıdı görünce boğazım düğümlendi.

“Bu,” dedi Merett, “sizin ofisinizde Arden’in hemen yanında bulundu.”

“Ben yazmadım,” dedim hemen. “Bunu ben yazmadım.”

“Biliyoruz,” dedi Başhekim. “Zaten sizin el yazınıza benzemiyor. Ama… bu not neden sizin odanızda?”

Cevap veremedim.
Çünkü bilmiyordum.
Eğer Arden bunu yazmışsa… neden yazmıştı? Ne demek istiyordu?

Keene hışımla konuştu:
“Bence Vale’nin ilk hedefi sizdiniz. Belki de sizi izliyordu. Belki sizi seçti.”

Kanım çekildi.

“Hayır,” dedim titreyerek. “Benimle… bir ilgisi olamaz.”

Keene soğuk bir kahkaha attı.
“Arden Vale ile çalışmayı siz seçtiniz.”

Durdum.
“Hayır,” dedim. “Ben Crow dosyasını seçmiştim. Sistem bir hata yaptı.”

Başhekim yüzünde hiçbir duygu olmadan konuştu.
“Sistemde hata yoktu, Lina.”

Gözlerimi kırptım.
“Nasıl yani?”

Merett dosyaları çevirdi ve önüme itti.

Hastayı seçen imza… benimdi.
Yazı şeklim, imzam… her şey benimdi.
Ben imzalamadığımı biliyordum.
Eminim.
Ama kağıttaki yazı benim yazımdı.

Elim titredi.
“Ben… Ben bunu yapmadım.”

Başhekim sakin bir tonla sordu:
“Son iki haftadır uyku düzeniniz nasıl?”

Bu soru mideme taş gibi oturdu.
“Normal,” dedim ama sesim güvensiz çıkmıştı.

“Geceleri uyandığınız oluyor mu? İşinizle ilgili stres nedeniyle bilinç kaymaları yaşadığınız?”

“Hayır.”

Keene mırıldandı:
“Belki de kendisi bile farkında değildir.”

Sanki aklımı sorguluyorlardı.
Odanın duvarları üzerime doğru geliyordu.

Başhekim gözlerimi yakaladı.
“Lina. Gerçeği söyleyin. Arden Vale’yi seçtiğinizi hatırlamıyor olmanız mümkün mü?”

Beynimin içinde bir uğultu yükseldi.

Ben Arden’i seçmedim… seçmedim… seçmedim…

Ama kağıt masa üstündeydi.
İmzam oradaydı.
Ve ben artık kendimden bile emin değildim.

“Bilmiyorum,” dedim sonunda fısıltıyla.
Bu kelime, aklımın çatladığı tek andı.
Ve onların yüzündeki ifade değişti.

Başhekim not aldı.
“Tamam. Şimdilik bu kadar.”

Keene kapıya yöneldi ama çıkmadan önce bana döndü.

“Arden uyanırsa ilk konuşacağı kişi siz olacaksınız. Bu sizin sorumluluğunuz.”

Derin bir nefes aldı.

“Ve umarım… sizin için iyi olur.”

Kapı kapandığında odada tek başıma kaldım.
Dizlerim titredi, soğuk ter enseden sırtıma kadar aktı.
Başımı ellerimin arasına aldım.

Ben Arden’i seçmedim.
Ama imzam oradaydı.
Peki o zaman kim yaptı?

Kağıttaki tek kelime gözümün önünde yanıp sönüyordu:

Doktor.

O an ilk kez ürperdim.

Çünkü içimde soğuk bir ses fısıldadı:

Belki de Arden hiç yanlış odada değildi… Belki olması gereken yer orasıydı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

3okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18